FANDOM



Olacak O Kadar ( Boşanma davası ) Hakim ve Mahkeme duruşma salonu espirileri-0

Olacak O Kadar ( Boşanma davası ) Hakim ve Mahkeme duruşma salonu espirileri-0

A D A L E T (Çığlığı)

A D A L E T (Çığlığı)

Ağlanacak halimize gülüp sonra birden öfkelenip ardından ani bir tebessümle derin düşüncelere dalarken gözyaşınıza hakim olamayacağınız bu video, ADELET'e susamış tüm masum ve onurlu insanlara ithafen hazırlanmıştır. (Videoda rahmetli Sadri Alışık'ın oynadığı Şaka ile Karışık nam-ı diğer Ofsayt Osman filminden görüntüler ve Bora Ayanoğlu'na ait Çöpçüler Kralı film müziği kullanılmıştır. Video ticari bir amaçla hazırlanmamıştır. Yayınlarımı beğeniyor ve desteklemek istiyorsanız; https://www.patreon.com/MustafaSaritas Diğer sosyal mecralardan da takip etmek isterseniz; www.facebook.com/MMustafasaritas https://www.twitter.com/MMustafaSaritas https://www.instagram.com/mmustafasaritas

Hakim hakim

Hakîm: Hikmetle muttasıf olan ve mevcudatın hakikatına vâkıf olan. Hikmet mütehasssı. İlm-i hikmette mütebahhir ve mütehassıs olan. İş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan.

Tabib, doktor.

Hâkim: Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden, Allah (C.C.)

Memleketi idare eden.

Mahkeme reisi. (Hâkim-i Hakikî, Hâkim-i Ezelî, Hâkim-i Mutlak, Hâkim-i Zülcelâl, Hâkim-i Lemyezel... gibi isimlerle, Cenab-ı Hakk'a âit olan Hâkim sıfatı Kur'ân-ı Kerim'de 86 def'a zikredilir.)

Hâkimiyyet

Hâkim oluş. Hükmediş. Âmirlik. Üstünlük. Müdahale ve rakibi kabul etmemek hali. (... Evet, bu kâinata geniş bir dikkat ile bakan; kâinatı gayet haşmetli ve gayet faaliyetli bir memleket, belki idâresi gayet hikmetli ve hâkimiyyeti gayet kuvvetli bir şehir hükmünde görür, her şeyi ve her nev'i birer vazife ile musahharâne meşgul bulur. $ âyetinin askerlik mânasını ihsas eden temsiline göre; zerrat ordusundan ve nebatat fırkalarından ve hayvanat taburlarından, ta yıldızlar ordusuna kadar olan cünud-u Rabbaniyeden, o küçük me'murlarda ve bu pek büyük askerlerde, hâkimâne tekvinî emirlerin, âmirâne hükümlerin, şâhâne kanunların cereyanları, bedahetle bir hâkimiyyet-i mutlakanın ve bir âmiriyyet-i külliyenin vücuduna delâlet ederler. Ş.)

HÂKİM (Hakîm, Hakem, Hayru'l-Hâkimîn, Ahkemü'l-Hâkimîn)

Hükmetmek, hâkim olmak, hikmetli olmak, yönetmek, men etmek, dönmek ve sağlam yapmak anlamındaki "h-k-m" kökünden türeyen hâkim hükmeden, karar veren, yargıç; hakem" (çoğulu hakeme), uzman, hâkim; hakîm (çoğulu hukemâ'), hikmet sahibi, âlim, hâkim, filozof, doktor; hayru'l-hâkimîn, hâkimlerin en hayırlısı; ahkemü'l-hâkimîn, hâkimler hâkimi demektir.

Dört kelime de Kur'ân'da Allah'ın sıfatı olarak kullanılmıştır. Hâkim kelimesi Kur'ân'da tekil olarak değil; "hayru'l-hâkimîn" ve "ahkemü'l-hâkimîn" terkipleriyle geçmiştir.

Herhangi bir konuda insan da hüküm, karar verir, taraflar arasında ihtilaflı konuları çözümler. İnsanların hüküm ve kararlarında yanılma ihtimali vardır. Allah'ın hükmünde ise yanılma, hata ve zulüm asla yoktur. Çünkü O, hâkimler hâkimi, hüküm verenlerin en hayırlısıdır:

Hayru'l-hâkimîn terkibi üç âyette geçmiştir: "(Şuayb, kavmine) eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene îman etmiş, bir kısmı da îman etmemiş ise Allah, aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır." (A'râf, 7/87); "(Ey peygamberim!) Sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır." (Hûd, 11/109; bk. Yûsuf, 12/80)

Ahkemü'l-hâkimîn terkibi iki âyette geçmiştir: "Nuh Rabbine şöyle seslendi: Rabbim! Oğlum ailemdendir. Senin sözün elbette haktır ve sen hâkimler hâkimisin." (Hûd, 11/45); "Allah, hâkimler hâkimi değil mi?" (Tûr, 95/8).

Allah, dünyada peygamber ve kavmi arasında hüküm verip uyguladığı gibi âhirette de (Hac, 22/56) toplumlar ve insanlar arasında adaletle hükmedecektir.

Allah'ın Kur'ân'da bildirdiği emir ve yasakları, helal ve haramları, öğüt ve tavsiyeleri de birer hükümdür (Mümtehine, 60/10). Gerçek hükmü veren Allah'tır. Kur'ân, Allah'ın bir hükmüdür (Ra'd, 13/37). Kur'ân ölçülerine uymayan hükümler "cahiliyye hükmüdür." (Mâide, 5/50).

Allah'ın hüküm verdiği daha çok "hakeme - yahkümü" fiili ile ifade edilmiştir. "...Hükmü Allah verir. O'nun hükmünün arkasına düşüp onu geri çevirecek yoktur..." (Ra'd, 13/41); "...Allah istediği hükmü verir." (Mâide, 5/1); "O gün mülk Allah'ındır. O, onların aralarında hükmeder..." (Hac, 22/56); "Allah kıyamet günü aranızda hüküm verecektir..." (Nisâ, 4/141) ve benzeri âyetler; Allah'ın hâkim vasfını ifade etmektedir. Kur'ân'a uygun bir şekilde (Mâide, 5/48, 49) adaletle hükmetmeyi emreden (Nisâ, 4/58, Mâide, 5/42) Allah, her hükmünde âdildir, en güzel hükmü verendir. "... İyice bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?" (Mâide, 5/50).

Hakem kelimesi iki âyette geçmiştir. Bunlardan biri Allah ile ilgilidir: "O size kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken ben Allah'tan başka bir hakem mi isteyeyim?..." (En'âm, 6/114).

Dilciler, "hakem" ile "hâkim" kelimelerinin aynı anlamda olduğunu söylemişlerdir. Hâkim ve hakem, haklı ile haksızı, suçlu ile suçsuzu ayırt eder, ihtilaflı konuları çözümler.

Kur'ân'da en çok hakîm ismi zikredilmiş, 97 âyette geçmiştir. Bunlardan 92'si Allah'ın vasfı ile ilgilidir. Allah'ın sıfatı olarak hakîm; her işi, her hükmü, her emir ve yasağı, hikmetli, doğru, isabetli ve bir amaca yönelik olan, yaratıkları mükemmel ve sağlam bir şekilde vâr eden, onları iyi bilen anlamlarına gelir.

Hakîm ismi; "habîr", "alî", "hamîd", "azîz", "alîm", "vâsi'" ve "tevvâb" isimleriyle birlikte zikredilmiştir: "Şüphesiz Allah, azîzdir, hakîmdir." (Bakara, 2/220); "Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdir." (Tevbe, 9/28); "O, hakîmdir, habîrdir." (En'âm, 6/18); "Şüphesiz Allah, tevvâbdır, hakîmdir." (Nûr, 24/10); "Şüphesiz O, yücedir (alî) hâkimdir." (Şûrâ, 42/51); "Allah, (nimeti) geniş olandır, (vâsi') hakîmdir." (Nisâ, 4/130); "...(Kur'ân) hakîm, hamîd (Allah') tan indirilmiştir." (Fussilet, 41/42).

Hakîm kelimesi 4 âyette Kur'ân'ın (Âl-i İmrân, 3/58) ve bir âyette Allah'ın işinin (Duhân, 44/4) sıfatı olarak da kullanılmıştır. (İ.K.)

HAKÎM

Sözlükte "hikmet sahibi, âlim, hâkim, filozof, doktor" anlamına gelen hakîm (çoğulu hukemâ'), Allâh'ın sıfatı olarak haklı ile haksızı, suçlu ile suçsuzu ayırt eden, ihtilaflı konuları çözümleyen ve her işi hikmetli olan demektir. (bk. Hâkim) (İ.K.)

Hadis ilminde hakîm, bu ilimle uğraşanların en üst mertebesinde bulunan kimse olarak, rivâyet edilen bütün hadisleri metin ve senet, cerh- ta'dil ve târihi ile bilen kimseye denir.. (A.G.)

HAKEM

Allâh'ın sıfatlarından biri olup, hükmeden, karar veren, hakîm anlamlarına gelir.(bk. Hâkim) (İ.K.)

HAKEM (El-Hakem)

Resûlullah efendimiz otuz beş yaşındayken yağmur ve seller Kâbe'nin duvarlarını iyice yıpratmıştı. Bu sebeble Kureyş kabîlesi Kâbe'yi yeniden inşâ eyledi. Ancak kabîleler, Hacer-ül-Esved'i yerine koymak husûsunda anlaşamadılar. Aralarında neredeyse savaş çıkacaktı. Bunun üzerine yaşlı bir zât; "Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek üzere, şu kapıdan ilk girecek zâtı aranızda hakem yapın" diyerek, Benî Şeybe kapısını gösterdi. Orada bulunanlar teklifi kabûl ettiler. Nihâyet kapıdan; doğruluğunu, üstün ahlâkını her zaman taktîr ettikleri ve el-Emîn (Güvenilir, itimada layık) dedikleri Muhammed aleyhisselâmın geldiğini gördüler ve O'na durumu anlattılar. Peygamber efendimiz yere bir örtü serip Hacer-ül-Esved'i üzerine koydu. Sonra her kabîleden bir kişiye bir ucundan tutturup taşı konulacağı yere kadar kaldırttı ve kucaklayıp yerine koydu. Böylece çıkmak üzere olan çarpışmanın önüne geçerek herkesi memnun etti. (İbn-i Hişâm)

2. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından; hükmedici, hak ile bâtılı ayırıcı.

ESMÂ-İ HÜSNÂ (el-Esmaü'l-Hüsnâ)

En güzel isimler demektir. Bu tabir âyet ve hadislerde geçmiştir: "En güzel isimler Allah'ındır. O halde, O'na bu güzel isimlerle dua edin ve O'nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın...." (A'râf, 7/180; bk. Tâ-hâ, 20/8; Haşr, 59/24); "Allah'ın 99 ismi vardır. Bu isimleri ezberleyen (hıfz) kimse cennete girer." (Buhârî, Deavat, 68. VII, 169); "Allâh'ın 99 ismi vardır. Bu isimleri sayan (ihsâ) kimse cennete girer."(Müslim, Zikr, 6. III, 2062)

Âyet ve hadislerde zikredilen "el-esmâü'l-hüsnâ"; Allah'ın nasıl bir varlık olduğunun, O'nun niteliklerini, özelliklerini ve hangi vasıflara sahip olup olmadığını beyan eden isim ve sıfatlardır.

Allah'ı güzel isimleriyle tanımak ve anmak, O'na layık olmayan nitelikler isnat etmemek insanın başta gelen görevidir. Allah'ın isimleri hakkında Allah'a layık olmayan isimler isnat etmek, Allah'a "baba" demek gibi veya "cebbar", "mütekebbir", "zû intikam" gibi azamet ve kudret ifade eden isimleri kabul etmemek veya Allah'a özgü isimleri Allah'tan başka varlıklara vermek Kur'ân'da ilhad kavramıyla ifade edilmiştir. İlhad, doğru olandan, haktan sapmak demektir. Arapların Lat ismini el-ilâh, Menat ismini el-mennân, Uzza ismini el-Azîz isminden türetmeleri ilhaddır. Allâh'a, cisim, cevher, akıl ve illet gibi isimler vermek ilhaddır.

Hadislerde geçen "ihsâ" (saymak) ve "hıfz" (ezberlemek) kelimeleri ile maksat; Allah'ı güzel isimleriyle tanımak, O'na O'nun istediği şekilde ibadet ve itaat etmektir. Yoksa bu isimleri anlamadan ezberlemek ve tekrarlamak değildir. Mesela bir insan yaptığı bir işte Allah'ın kendisini gördüğünü, yaptıklarını bildiğini, ameline göre ödül veya ceza vereceğini düşünmesi ve ona göre hareket etmesi Allah'ın isimlerini hıfz ve ihsâdır. Tirmizî (ö. 279) esmâü'l-hüsna ile ilgili Ebû Hüreyre'den yaptığı bir rivâyette, Allâh'ın 99 isimini zikretmiş ve bu hadis için garîb demiştir (Deavat, 83. No: 3506). Tirmizî, Ebû Hüreyre'den aynı anlamda iki hadis daha rivâyet etmiş ancak bu rivâyetlerde isimler sayılmamıştır. İbn Ebî Ömer- Sufyan b. Uyeyne - Ebû'z-Zinad - el-A'rac tarikıyla gelen hadise "hasen-sahih" demiştir. Buhârî ve Müslim'in rivâyetlerinde de isimler yoktur.

İbn Mâce, el-esmâü'l-hüsnâ ile ilgili rivâyetinde 101 isim zikretmiştir (Dua, 10, 11. No: 1269-1270). Tirmizî'nin rivâyetinde el-esmâü'l-hüsnâ, "hüvallahüllezî lâilâhe illâ hû" ile başlarken, İbn Mâce'nin rivâyetinde "Allah" lafzı ile başlamaktadır.

Tirmizî ve İbn Mâce'nin el-esmâü'l-hüsnâ ile ilgili rivâyetlerinin dışında başka hadislerde de Allah'ı tanıtan isim ve sıfatlar geçmektedir. Hadislerde geçen kâbid, bâsıt, hâfid, râfi', mu'ızz, müzill, sabûr, muhsî, mübdi', mümît, vâcid, reşîd, mukaddim, muahhir, muğnî, mâni', dârr, nâfi' ve mâcid gibi bazı sıfatlar, isim şeklinde Kur'ân'da geçmemektedir. Ancak bu sıfatların ifade ettiği manalar fiilller ile ifade edilmiştir. Allah'ın isimleri / sıfatları 99 adetten ibaret değildir. 99 rakamı çokluktan kinayedir. Nitekim, el-esmâü'l-hüsnâ ile ilgili hadisler, Allah'ın isimlerinin 99'dan ibaret olduğunu da belirtmemekte, sadece bu isimleri sayanların cennete gireceklerini bildirmektedir. Ayrıca hadislerde geçmeyen ancak Kur'ân'da geçen Allah'ın güzel isim ve sıfatları vardır. Bu isim ve sıfatların sayısı iki yüzü geçmektedir. Aşağıda zikrettiğimiz isim ve sıfatların önündeki KK, Kur'ân-ı Kerîm'i; İC, İbn Mâce'yi; TR,Tirmizî'yi, HK, Hâkim Neysabûrî'yi; İH, İbn Hıbban'ı; BY, Beyhakî'yi; NS, Nesâî'yi ifade etmektedir. Diğer hadislerde geçenlerin kaynakları verilmiştir.

Ayet ve hadislerde geçen Allah'ın isim ve sıfatlarının kısaca anlamları:

el-A'lâ ; en yüce, en şerefli. (KK, NS,)

A'lem ; her şeyi en iyi bilen (KK)

el-Adl ; âdil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan (TR, BK, İH)

Adüvvün li'l-kâfirîn; ; kâfirlerin düşmanı (KK)

el-Afüvv ; çok affedici, çok bağışlayan (KK, TR, İC, NS, İH, BK)

el-Âhir ; varlığının sonu olmayan, ölümsüz, ebedî ve bâkî olan (KK, TR, İC, NS, HK)

Âhizü'n bi nâsiyetih ; suçluları cezalandıran (KK, NS)

Ahkemü'l-hâkimîn ; hüküm verenlerin en iyisi, hâkimler hâkimi (KK, )

Ahsenü'l-hâlikîn ; yaratanların, takdir ve tasvir edenlerin en iyisi (KK)

Akrab ; bilmesi, görmesi, duyması, haberdâr olması ve yardım etmesi açısından insanlara en yakın olan (KK)

el-Alî ; şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan (KK, İC, TR, NS, HK, İH, BK)

el-Alîm ; her şeyi çok iyi bilen (KK, İC, HK, İH, BH)

el-Âlim ; bilen, anlayan, tanıyan (KK,TR, ,İC, İH, BK)

Âlimü'l-ğaybi ; gaybı bilen (KK)

Âlimü ğaybi's-semâvâti ve'l-ard ; yerin ve göklerin gaybını bilen (KK)

Âlimü'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti ; görünen ve görünmeyen âlemi bilen (KK, NS)

el-Allâm ; çok bilen, bilgisi çok olan, her şeyi bilen (HK)

Allâmü'l-ğuyûb ; görünmeyenleri çok iyi bilen (KK)

el- Azîm ; zatı, isim, sıfat ve fiileri itibariyle pek ulu, büyük, yüce (KK,TR, İC, NS, HK, İH, BK)

el- Azîz ; üstün, güçlü, kuvvetli, galip, şerefli, değerli, melik (KK,TR, İC, NS, HK, İH, BK)

el- Bâ'ıs ; kıyamet kopunca ölüleri dirilten, mahşer yerine sevk eden, uyarıcı ve müjdeci olarak peygamber gönderen, kıyamette şahitler getiren (TR, İC, HK, İH, BK)

el- Bâkî ; sonlu ve ölümlü olmayan, varlığı sürekli olan, ebedî (TR, İC, HK, İH, BK)

Bâli'ğu emrih ; emri, hükmü hedefine ulaşan, kararını infaz eden (KK)

el- Bâri' ; yaratan, örneği olmadan varlıkları îcat eden (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

el- Berr ; iyilik eden, çok lütüfkâr, çok merhametli, çok şefkatli (KK, TR, İH, BK)

el- Bârr ; iyilik eden, çok lütufkâr, çok merhametli, çok şefkatli (İC)

el- Bâsıt ; dilediğine rızkı bol veren (TR, İC, İH, BK)

el- Basîr ; aydınlık ve karanlıkta küçük ve büyük her şeyi gören (KK, TR, İC, NS, HK, İH, BK)

el- Bâtın ; mâhiyeti akıl ile idrâk olunamayan, haya ile tahayyül edilemeyen, her şeyin iç yüzünü, sırlarını bilen (KK,TR,İC, NS, HK, İH, BK)

el- Bedî' ; bir şeyi nümûnesi olmadan yaratan , vâr eden, îcât eden (TR, HK, İH, BK)

Bedîu's-semâvâti ve'l-erd ; gökleri ve yeri örneği olmadan yaratan (KK)

Berîü'n mine'l-müşrikîn ; müşriklerden berî, uzak olan (KK)

el- Berr ; iyilik eden, çok lütüfkâr, çok merhametli, çok şefkatli (KK, TR, İH, BK)

el- Bürhân ; delil sahibi, kullarına delil gösteren, varlığına her şey delalet eden (İC)

Câ'ıl(ûn) ; yaratan, vâr eden, bir varlıktan başka bir varlık yapan, (KK)

el- Câmi' ; kıyamette insanları bir araya toplayan, cem eden (TR, İC, İH, BK)

Câmi'u'n-nâs ; kıyamette insanları bir araya toplayan, cem eden (KK)

el - Cebbâr ; emir ve yasaklarını, hüküm ve karalarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yaratıklarının hallerini düzelten (KK,TR, İC, NS, HK, İH, BK)

el- Celîl ; ulu, kudretli, yüce, azamet ve Kibriya sahibi (KK,TR, İC, HK, İH, BK)

el- Cemîl ; zatı, isim, sıfat, söz, fiil ve hükümleri iyi, güzel, iyilik ve ihsan sahibi (TR, İC , HK, İH, BK)

el- Cevâd ; cömert, nimet ve ihsanı bol olan (Tirmizî, Edeb, 41)

ed- Dâim ; ölümsüz, varlığı sürekli olan, bâkî ve dâim (İC, HK, İH, BK)

ed- Dârr ; zarar veren şeyleri yaratan âsileri zarar vererek cezalandıran (TR, İC)

ed- Dehr ; zamanı ve zaman içinde olup biten her şeyi vâr eden, zamanın sahibi ve yöneten (Müslim, Elfâz,1, 3. Buhârî, Edeb, 101. Tevhîd, 34)

ed- Deyyân ; hüküm veren, hesaba çeken, zelil eden, kahhâr (Buhârî, Tevhîd, 32. Ahmed, III, 495)

el- Ebed ; ölümsüz, varlığı sürekli, bâkî ve dâim (İC)

Ebkâ ; verdiği nimetler sürekli ve daha kalıcı olan (KK)

el-Ehad ; eşi, benzeri ve ikincisi bulunmayan bir tek, yegâne (KK, İC, NS, HK, İH, BK)

Ehlü'l-mağfire ; mağfiret ehli, affedici (KK)

Ehlü't-takvâ ; azabından korkup sakınmaya, korunmaya layık olan (KK)

Ekber ; zatı, isim, sıfat ve fiilleri, şana ve şerefi, nimet ve ihsanı en yüce en ulu (Müslim, Tahâre, 17;Tirmizî, Deavat, 25)

el-Ekrem ; en çok ikram eden (KK)

Erhamü'r-râhımîn ; merhamet edenlerin en merhametlisi (KK, NS)

Esdeku hadîsen ; en doğru sözlü (KK)

Esdeku Kîlen ; en doğru sözlü (KK)

Esra'u Mekren ; hile ve tuzak kuranları en sür'atli bir şekilde cezalandıran (KK)

Esra'u Ferahan ; kullarının tevbesine çok sevinen (KK)

Esra'u'l-hâsibîn ; hesap soranların, hesap görenlerin en sür'atlisi (KK)

Eşeddü Kuvveten ; çok kuvvetli, çok güçlü (KK)

Eşeddü Tenkîlen ; çok şiddetli cezalandıran (KK)

Eşeddü be'sen ; çok şiddetli cezalandıran (KK)

el-Evvel ; öncesi olmayan, yaratılmamış, ezelî ve kadîm tek varlık (KK,TR, İC, NS, HK, İH, BK)

Fa'âlün limâ yürîd ; dilediğini yapan (KK)

Fâil(ûn) ; Yapan, yaratan, vâr eden (KK)

Fâliku'l-habbi ve'n-nevâ ; çekirdek ve taneleri çatlatan, yarıp açan (KK, NS)

Fâliku'l-ısbâh ; karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran (KK)

el- Fâtır ; yaratan, îcat eden, yoktan var eden (İC, HK)

Fâtıru's-semâvâti ve'l erdı ; yeri ve gökleri yaratan(KK, NS);

el- Fâtın ; deneyen, imtihan eden (Mâlik, Kader, 5)

el-Ferd ; tek kadîm, ezelî, ebedî ve bâkî olan varlık.( Beyhakî, I, 161)

el- Fettâh ; en âdil hüküm veren iyilik kapılarını açan (KK,TR, HK, İH, BK)

Gâlib'ün `alâ emrihî ; emirinde işinde ve hükmünde galip olan, üstün gelen (KK)

el-Ğaffâr ; çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan (KK,TR, İH, BK)

Ğâfiru'z-Zenbi ; günahları bağışlayan (KK)

el-Ğafûr ; çok affeden, çok bağışlayan (KK,TR, İH, BK)

el- Ğanî ; zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan (KK,TR, HK, İH, BK)

el- Habîr ; her şeyden haberdar olan, gizli âşikâr her şeyi bilen, haber veren (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Hâdî ; hidayet eden, doğru yolu gösteren (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

el- Hâfız ; koruyup gözeten (İC, HK)

el- Hafî ; çok ikram eden, son derece iyilik ve lütuf sahibi, her şeyi bilen (Ebu Davud, Tirmizî, İC)

el- Hâfid ; şan, şeret ve itibar bakımından kâfirleri alçaltan, değersiz yapan, cezalandıran (TR, İC)

el- Hafîz ; varlıkları yok olmaktan koruyan, (KK, TR, HK, İH, BK)

el- Hakem ; hüküm veren, son kararı veren (KK, TR, İH, BK)

el- Hakîm ; hikmet sahibi, her işi, emri ve yasağı yerli yerinde olan (KK)

el- Hâkim ; hükmeden, karar veren, haklıyı haksızı ayıran (TR, İC)

el- Hakk ; varlığı, ilah ve rab oluşu hak olan, eşyayı var eden hakkı ızhar eden, mülk sahibi, yok olmayan, varlığında şüphe bulunmayan, âdil (KK, TR, İC, NS, HK, İH, BK)

el- Hâlik ; her şeyi yaratan (KK, TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Halîm ; çok sakin, hemen öfkelenmeyen, kızmayan, heyecanlanmayan, acele etmeyen hoşgörülü, teenni ile hareke eden (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Hallâk ; mükemmel yaratan, devamlı yaratan (KK, HK)

el- Hamîd ; çok övülen, övgüye layık olan (KK, TR, NS, İH, BK)

el- Hannân ; çok merhametli, çok şefkatli (HK)

el-Hâsib ; insanları sorgulayan, hesaba çeken (KK)

Hasbü ; yardım etmede, rızık vermede ve korumada yeten,

el-Hasîb ; insanlara yeten, insanların yaptıklarını koruyup hesaba çeken (KK,TR, İH, BK)

el-Hayî ; edep ve haya sahibi, çirkinliği bulunmayan, bağış, ihsan ve nimeti terk etmeyen (Ebû Dâvud, Hammam, 2; İbn Mâce, Dua, 13; Nesaî, Gusl, 7)

Hayr ; hayırlı, faydalı olan, iyilik eden (KK)

Hayru'l-fâsılîn ; hükmedenlerenin, haklı ile haksızı ayırt edenlerin en hayırlısı (KK)

Hayru'l-fâtihîn ; hükmedenlerin, nimet verenlerin, hayır kapılarını açanların en hayırlısı (KK)

Hayru'l-ğâfirîn ; bağışlayanların en hayırlısı (KK)

Hayru'l-hâkimîn ; hüküm ve karar verenlerin en hayırlısı (KK)

Hayru'l-mâkirîn ; hile ile kötülük yapanları bilemeyecekleri, anlayamayacakları, cihetlerden daha şiddetli cezalandıran (KK)

Hayru'l-münzilîn ; nimet verenlerin, ikram edenlerin en hayırlısı (KK)

Hayru'l-vârisîn ; varislerin en hayırlısı (KK)

Hayru'n-nâsırîn ; yardım edenlerin en hayırlısı (KK)

Hayru'r-râhımîn ; merhamet edenlerin en hayırlısı (KK)

Hayru'r-râzikîn ; rızık, nimet verenlerin en hayırlısı (KK)

Hayrun hâfizan ; en iyi koruyup gözeten (KK)

el- Hayy ; yaşayan, diri, canlı, ölümsüz, ezelî ve ebedî olan (KK, TR, İC, NS, HK, İH, BK)

Hüvallahüllezî lâilâhe illâ hû ; kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah (KK, TR, İH, BK)

el- İlâh ; ma'bûd. Tanrı (KK, HK)

İlâhü'n-nâs ; insanların ilahı (KK)

el- Kâbid ; dilediğine rızkı daraltan, ölüm zamanı gelenlerin ruhlarını kabzeden (TR, İC, İH, BK)

Kâbilü't-tevb ; tevbeleri kabul eden (KK)

el-Kâdî ; hakla hükmeden (Beyhâkî, el-Esmâ ve's-Sıfât, s. 111)

Kâdî'l-umûr ; işlere karar veren (Tirmizî)

el- Kâdîm ; evveli olmayan, ezelî olan ilk varlık ( İC, HK)

el- Kâdir ; güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

el- Kadîr ; çok güçlü, çok kuvvetli, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen (KK , HK)

el- Kâfî ; kullarına yardım eden, vekil olan, yol gösteren, yaptıklarını bilen, gören, haberdar olan ve hesaba çeken (KK, İC, HK)

el- Kahhâr ; yenilmeyen, daima galip gelen (KK,TR, NS)

el- Kâhir ; galip gelen, zelil eden, güçlü, her şeyi kuşatan, yaratıklarını dilediği gibi yöneten (KK, İC)

el- Kâim ; varlıkları görüp gözeten, koruyan, yöneten (KK, İC)

el- Kâin ; kadîm, ezelî, ebedî, bâkî, ilk varlık, varlığı sürekli olan (Ahmed, II, 539)

el-Karîb ; aff, mağfireti, rahmeti, bilmesi, görmesi ve duyması itibariyle kullarına yakın olan (KK, HK, NS, İH, BK)

el- Kâşif ; azap, sıkıntı, bela ve dertleri gideren (KK)

Kâşifü'l-azâb ; azabı, sıkıntıyı, derdi kaldıran (KK)

Kâtib(ûn) ; insanların yaptıklarını yazan (KK)

el- Kavî ; kuvvetli, kudretli, her şeye gücü yeten (KK,TR,İC, İH, BK)

el- Kayyûm ; zatı ile kaim olana, ezelî ve ebedî, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçlarını üstlenen (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Kebîr ; zatı, isim ve sıfatları, şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti, değer ve izzeti pek yüce, ulu ve büyük (KK,TR, HK, İH, BK)

el- Kefîl ; bütün canlıların rızıklarını üstlenen, bu konuda kullarına yeten, nimet veren, kullarını görüp gözeten (HK)

el- Kerîm ; değerli, şerefli, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Kuddûs ; her türlü çirkinlik (Nesefî, VI, 234), noksanlık ve ayıplardan uzak, tertemiz, bütün kemal sıfatları kendisinde toplayan, güzellik, iyilik ve faziletlerle övülen (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Latîf ; yaratıklara karşı yumuşak davranan, çok merhametli, çok lütufkâr, ihsan sahibi, insanlara hak ettiklerinden fazlasını veren her şeyin detayını, sırlarını en iyi bilen, işleri çok hassas düzenleyen, gözle görülmeyen (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el- Mâcid ; şan ve şeref sahibi, hayır ve ihsanı, kerem ve lütfu bol olan (TR, İH, BK)

Mâhid(ûn) ; yer yüzünü yaratıkları için elverişli, yarayışlı ve faydalı olarak yaratan (KK)

el- Mâlik ; bütün varlıkların sahibi (KK, HK)

Mâlikü yevmi'd-din ; din gününün, âhiretin sahibi (KK)

Mâlikü'l-mülk ; mülkün sahibi (KK, TR, İH, BK)

el- Mâni' ; istediği şey engel olan, koruyan, kurtaran, yardım eden (TR, İC, İH, BK)

el- Mecîd ; çok şerefli, çok itibarlı (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el-Melik ; bütün varlıkları yöneten, dilediğini yapan, dilediği gibi hükmeden (KK, TR, İC, HK, NS, İH, BK)

Meliki'n-nâs ; insanların meliki (KK)

el-Melîk ; çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren (KK, HK)

el-Mennân ; kullarına bol ihsânda bulunan, sayısız nimetler veren (İbn Mace, Dua, 9. HK)

el-Metîn ; çok kuvvetli, çok dayanıklı, âcizliği, za'fiyeti ve gevşekliği olmayan (KK,TR, İC, İH, BK)

el-Mevlâ ; dost, yardımcı, görüp gözeten (KK, HK)

Mu'azzib(în) ; suç işleyenleri, zalimleri, günahkârları cezalandıran (KK)

el-Mu'ızz ; izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan (KK, İC)

el-Mu'îd ; canlı varlıkları ölümlerinden sonra dirilten, yeniden yaratan (TR, İC, HK, İH, BK)

el-Mu'tî ; nimet veren ihsanda bulunan (İC)

el-Muahhır ; geriye bırakan (TR, İH, BK)

el-Muğîs ; yağmur yağdıran (HK)

el-Muğnî ; insanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi, (TR, İH, BK )

Mûhinü keydi'l-kâfirîn ; kâfirlerin tuzağını zayıflatan, boşa çıkaran (KK)

el-Muhît ; ilim ve kudretiyle her şeyi kuşatan, her şeye muttali olan (KK)

Muhîtü'n bi'l-kâfirîn; kâfirleri kuşatan

el-Muhric ; bir şeyi açığa çıkaran, bir varlıktan başka bir varlık var eden, gizli şeyleri ortaya çıkaran (KK)

el-Muhsî ; insanların bütün yaptıklarını , olup biten her şeyi bilen ve koruyan (TR, İH, BK)

el-Muhsin ; yaptığı şeyleri iyi, güzel, sağlam ve kaliteli yapan, insanlara ikram ve in'am eden (Süyûtî, No: 1817. I, 215)

el-Muhyî ; varlıklara hayat veren, onları yaşatan, ölümlerinden sonra dirilten (TR,İC)

Muhyî'l-mevtâ ; ölüleri dirilten (KK)

Muhzî'l-kâfirîn ; kâfirleri rezil rüsvay eden (KK)

el-Mukaddim ; öne alan (TR, İH, BK)

Mukallibü'l-kulûb ; kalpleri halden hale çeviren (NS)

Musarrifu'l-kulub ; kalpleri halden hale çeviren (NS)

el-Mu'îd ; ölümlerinden sonra da tekrar diriltecek ve hayatlarını iade edecek olan

el-Mukît ; her şeye gücü yeten, , rızık veren, yapılanları bilen, koruyan, mükâfat veren (KK,TR)

el-Muksıt ; âdil, hakla hükmeden (TR, İC, İH, BK)

el-Muktedir ; güçlü, kuvvetli, istediğini istediği gibi yapan (KK, TR, İH, BK)

el-Musavvir ; yaratıklara şekil ve özellik veren (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

Mûsi'(ûn) ; gökleri genişleten (KK)

el-Muksıt ; âdil, hakla ve adaletle hükmeden, mazlumun hakkını zalimden adaletle olan demektir (TR, İH, BK)

Mutahhir ; müminleri manevî kirlerden, günahlardan temizleyen, kötülüklerden kurtaran (KK)

el-Mübdi' ; varlıkları ilk defa yaratan (TR, İC, HK, İH, BK) Beyhakî'in el-Esmâ ve's-Sıfât adlı eserinde (s. 61) bu isim el-Bâdi' olarak geçmektedir. Her iki kelime aynı anlamdadır.

el-Mübîn ; varlığı âşikâr olan, hakkı ızhar eden, gerçeği beyan eden (KK, İC, HK, İH, BK)

Mübrim (ûn) ; hile ile kötülük yapmaya karar verenleri bilir, onların bu kötülüklerini boşa çıkarır, onları kesin olarak cezalandırır (KK)

Mübtel(în) ; deneyen, imtihan eden, gizli olanları açığa çıkaran (KK)

el-Mücîb ; duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren (KK,TR, HK, İH, BK)

el-Müdebbir ; kâinatı yöneten, işleri yerli yerince düzene koyan (HK)

el-Müheymin ; insanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten (KK,TR, İC, HK, İH, BK)

Mûhinü keydi'l-kâfirîn, ; ise kâfirlerin tuzağını zayıflatan, gevşeten, boşa çıkaran,

el-Mühlik ; isyan eden, azan, günaha dalan ve zulmeden fert ve toplumları yok eden, helak eden (KK)

el-Mükevvin ; ebedî olarak vâr olan (Ahmed, II, 539; Buhârî, Tevhîd, 26)

el-Mümidd ; yardım eden (KK)

el-Mü'min ; yaratıklarına güven veren (KK,TR, İC, HK, İH, BK)

el-Mümît ; varlıkların hayatlarına son veren, canlarını alan (TR, İC, HK, İH, BK)

el-Müneccî ; sıkıntı, bela ve azaptan kurtaran (KK)

el-Münezzil ; nimet veren, su, sekînet, melek, kitap ve peygamber indiren (KK)

el-Münîr ; ışık veren, aydınlatan, (KK, İC)

Münşi(ûn) ; îcat eden, inşa eden, yapan, ilk defa yaratan (KK)

el-Müntekim ; suçluları cezalandıran (KK, TR, İH, BK)

Münzil (în) ; melek. Kitap, bu, sekînet indiren, nimet veren (KK)

Münzilü't-Tevrâti ve'l-İncîli ve'l-Fürkân ; Tevrat, İncil ve Kur'ân'ı indiren (NS)

Münzir(în) ; kullarına fayda ve zarar veren şeyleri bildiren; inkâr ve isyan edenlerin âkibetinin kötü olduğunu haber vererek onları bu davranışlardan sakındıran ve azabı ile korkutan (KK)

Mürsil(în) ; vahiy, peygamber, bol yağmur, aşılayıcı rüzgar, koruyucu melek âsiler için yıldırımlar ve âfetler gönderen (KK)

el-Müsa'ır ; ürünleri azaltıp çoğaltan, kıtlaştırıp bollaştıran (Tirmizî, Büyu', 73. Ebû Dâvud, Büyu', 51)

el-Müsteân ; kendisinden yardım istenen, kindisine sığınılan (KK)

Müstemi'(ûn) ; sesleri işiten,duyan (KK)

el-Müteâl ; aşkın, pek yüce, ulu, eksik ve noksanlıklardan berî olan (KK, TR, İC, İH, BK)

el-Mütekebbir ; ihtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu (KK, TR, İC, İH, BK)

el-Müteveffî ; yaratıkların canlarını alan (KK)

Mütimmü nûrihî ; nurunu, dinini tamamlayan (K)

el-Müzill ; boyun eğdiren, zelil eden, alçaltan (TR, İC, İH, BK)

en-Nâfi' ; faydalı şeyleri yaratan, bütün yaratıklara faydası olan (TR, İC, İH, BK)

en-Nâsır ; yardım eden (KK, HK)

en-Nasîr ; çok yardım eden, sürekli yardım eden (KK)

en-Nazîf ; sözleri, işleri ve hükümleri temiz, iyi ve güzel olan (Tirmizî, Edeb, 41)

en-Nûr ; aydınlatıcı, ışık verici (TR, İC, HK, NS, İH, BK)

Nûru's-semâvâti ve'l-ard ; gökleri ve yeri aydınlatan (KK )

er-Rabb ; varlıkları yaratıp yetiştiren, terbiye eden, eğiten, yetiştiren, her şeye nizamını, güzelliğini ve yeteneklerini veren, her şeyin Malikî ve sahibi (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

Rabbü'l-âlemîn ; âlemlerin rabbi (KK)

Rabbü'n-Nâs ; insanların Rabbi (KK)

Rabb'ü'l-Arş ; Arş'ın Rabbi (KK)

Rabbü'l-Felak ; sabahın Rabbi (KK)

Rabbü's-Semâvâti ; göklerin Rabbi (KK)

Rabbü'l-Ard ; yerin Rabbi (KK)

Rabbü'l-Izzeti ; kudret ve şeref sahibi (KK)

Rabbü'ş-Şi'râ ; Şi'ra yıldızının sahibi (KK)

Rabbü Külli Şey'in ; her şeyin Rabbi (KK)

er-Râfi' ; peygamber ve müminlerin itibar, şan ve şereflerini artıran, göğü yükselten (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

er-Rahîm ; çok merhametli (KK,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

er-Rahmân ; çok merhametli, pek müşfik (KK,TR, İC, HK, İH, BK)

er-Rakîb ; insanların hallerini, sözleri, yaptıklarını ve davranışlarını bilen, haber alan, murakabe edip koruyan (KK,TR, HK, İH, BK)

er-Râşid ; doğru yolu gösteren, her işi isabetli olan (İC)

er-Raûf ; çok merhametli, çok şefkatli, çok acıyan (KK,TR, İC, HK, İH, BK)

Refî'u'd-derecât ; manevî dereceleri ve gökleri tabaka tabaka yükselten (KK)

er-Refîk ; yumuşak davranışlı, merhametli (Müslim, Selam, 15, Buharî, Edeb, 35, Ebû Dâvûd, Edeb, 15)

er-Reşîd ; her işinde isabetli olan, doğru yolu en iyi gösteren (TR)

er-Rezzâk ; bol nimet, maddî ve manevî rızık veren (KK, TR, HK, NS, İH, BK)

Hayrü'r-râzikîn ; rızık verenlerin en hayırlısı (KK)

es-Sabûr ; çok sabırlı (TR)

es-Sâdık ; söz, iş, va'd ve va'îdinde doğru olan her sözünü ve va'dini yerine getiren (KK, İC, HK, İH, BK)

es-Sâil ; insanları âhirette sorgulayan, hesaba çeken (Müslim, İmâre, 45. Buhârî, Enbiyâ, 50)

es-Samed ; her şeyin kendisine muhtaç olduğu, yöneldiği, her dilek ve isteğin mercîi; hiç eksiği, kusuru ve ihtiyacı olmayan ulu, şanlı, dosdoğru, âdil ve güvenilir (KK, TR, İC, HK, NS, İH, BK)

es-Sâmi' ; sözlerini açığını da gizlisini de işiten (İ)

es-Sâni' ; varlıkları, iyi, güzel, sağlam ve muhkem yapan, fâil, halik, musavvir (Müslim, Zikr, 9)

es-Selâm ; eksiklik, âcizlik, hastalık, ölüm ve benzeri şeylerden salim olan kullarına güven ve selamet veren (KR,TR, İC, HK, NS, İH, BK)

es-Semî' ; her sözü, bütün konuşulanları en iyi işiten, duyan (KK, TR, İC, HK, NS, İH, BK)

Semî'u'd-Dü'â ; duaları duyar kabul eden (KK)

Serîu'l-hısâb ; çok süratli sorgulama yapan, hesap soran (KK)

Serî'u'l-`Ikâb, ; çok hızlı cezalandıran (KK)

es-Setîr ; kularının ayıp ve kusurlarını örten (Nesâî, Gusl, 7. Ebû Dâvûd, Hammam, 2. Ahmed, IV, 224)

es-Seyyid ; en şerefli, en yüce, kâinatın sahibi, Malikî ve yöneticisi (Ahmed, IV, 24. Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sıfât, I, 54)

es-Sübbûh ; her türlü kötülük, eksiklik, acizlik, ve noksanlıklardan uzak olan (Müslim, Salat, 223; Ebu Davut, Salat, 17; Nesai, Tatbik, 11, Ahmed, V. 35, 99,115,148)

eş-Şâfi' ; maddî ve ma'nevî hastalıklara şifa veren, sıkıntıları gideren (Buharî, Merda, 20. Tıb, 40; Müslim, Selam, 46, 47, 48; Ebû Dâvud, Tıb, 17)

eş-Şâhid ; bilen, muttali olan, tanık (KK)

eş-Şâkir ; verdiği nimetlere şükredi ve çalışan kimseyi ödüllendiren (KK, HK)

eş-Şedîd ; çok kuvvetli, cezalandırması çok şiddetli (İC)

Şedîdü'l-`azâb ; azabı çok şiddetli (KK)

Şedîdü'l-`ıkâb ; cezalandırması çok şiddetli (KK)

Şedîdü'l-mihâl ; cezası. Azabı, kuvveti çok şiddetli olan (KK)

eş-Şefî' ; müminler yâr ve yardımcısı, azap ve sıkıntılardan koruyucusu (KK)

eş-Şehîd ; her şeye muttali olan, gören, bilen, haberdâr olan, her yerde hazır nazır olan, hiçbir şey kendisinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

eş-Şekûr ; ibadet eden kullarının mükâfatlarını bolca veren, az çok her itaati ödüllendiren (KK, TR, HK, İH, BK)

Şey ; var olan, mevcut (KK)

et-Tâmm ; zat, isim, sıfat ve fiilleri, eksisiksiz, kusursuz ve mükemmel olan, acziyet ve za'fiyeti olmayan (İC)

et-Tayyib ; söz, iş ve hükümleri iyi, güzel ve faydalı olan eksiklik ve noksanlardan münezzeh olan (Tirmizî, Edeb, 41; Müslim, Zekat, 65)

et-Tevvâb ; tevbeleri çok kabul eden, sürekli tevbeleri kabul eden (KK, TR, İC, HK, İH, BK)

el-Vâcid ; zengin, hiç bir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi, her şeye gücü yeten (TR, İC, HK, İH, BK)

el-Vâhid ; zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan, tek olan (KK, TR, İC, HK, NS, İH, BK)

el-Vâkî` ; yaratıklarını tehlikelerden koruyan (İC)

el-Vâlî ; koruyup gözeten, yardım eden, işleri deruhte eden (KK, TR, İH, BK)

el-Vâris ; bütün varlıkların sahibi, bâkî, ebedî ve dâim olan her şey kendisine dönen (KK, TR, İC, İH, BK)

el-Vâsi' ; güçlü, kuvvetli, ilim ve merhameti her şeyi kuşatan, bütün yaratıklara rızık veren, nimet ve ihsanı bol olan (KK, TR, HK, İH, BK)

Vâsi'u'l-mağfire ; bağışlaması, mağfireti bol olan (KK)

el-Vedûd ; müminleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen (KK, TR, HK, İH, BK)

el-Vehhâb ; karşılıksız çok nimet veren, ikram ve ihsanda devamlı olan lütfu,, ihsanı ve rahmeti bütün kulları kuşatan (KK, TR, HK, İH, BK)

el-Vekîl ; güvenilen, koruyucu, yardım eden, görüp gözeten, her şeyin Malikî ve yöneticisi (KK, TR, İC, HK)

el-Velî ; dost, seven, görüp gözeten, yardım eden (KK, TR, İC, İH, BK)

el-Vitr ; ilah, yaratıcı ve ma'bud olmada eşi ve benzeri bulunmayan, tek (İC, HK)

ez-Zâhir ; varlığı her şeyden âşikâr olan, her şeye galip gelen her şeyden yüce olan (KK, TR, İC, HK, NS, İH, BK)

ez-Zâri' ; yetiştiren, büyüten, inşa eden (Beyhâkî, el-Esmâ ve's-Sıfât, s. 57)

Zâri'ûn ; ekinleri, bitkileri yetiştiren, büyüten (KK)

Zû'l-izzeti ; izzet, güç, kuvvet ve şeref sahibi (NS)

Zî't-tavl ; lütuf, bağış, ikram , ihsan, af ve bağış sahibi, (KK, HK)

Zû fadl ; ikram sahibi (KK),

Zü'l-fadli'l-azîm : çok ikram sahibi (KK, HK),

Zû-intikam ; intikam sahibi, âsileri, zalimleri cçezalandıran (KK)

Zü'l-`ıkâb ; suçluları, günahkârları, zalimleri cezalandıran (KK)

Zü'l-Arş ; Arşın sahibi (KK)

Zü'l-celâli ve'l-ikrâm ; azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi (KK, TR, HK, NS, İH, BK

Zü'l-kuvveti ; güç ve kuvvet sahibi (KK, İC)

Zü'l-mağfireti ; af ve bağış sahibi (KK)

Zü'l-me'âric ; bütün derecelerin sahibi (KK, HK)

Zû'l-mecd ve'l-ikrâm, ; şeref ve ikram sahibi,

Zü'r-rahmeti ; merhamet sahibi (KK)

Bu kelimelerin detaylı anlam ve açıklamaları için ilgili maddelere bakınız. (İ.K.)

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] mutlak güç ya da otoriteye sahip olmak, egemenlik

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Köken

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

ky:hâkimiyet

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Hakem
[2] hâkim

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Hakem
[2] hâkim

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Bağlı olduğu mahkemeye intikal eden davaları çözümlemek ve sonuca ulaştırmak için duruşmayı idare ederek, hukuk kanunlarına ve prensiplerine göre hüküm veren kişi
[2] doktor,
[3] filozof

Balance icon Eş Anlamlılar

[1] yargıç , kadı, hakîm, doktor, filozof

YazılışıEdit

حَاكِم


Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Diğer dillerdeki karşılıkları">Crystal Clear app internet Çeviriler
Bakınız

AF - Afv - af


AFFETMEK Affetmek
Af/Sözlük Af/WP Af/VP
Kur'an'da af Hadiste af Tefsir'de af Türk kültüründe af Oryantalistlerin eserlerinde af
Kanuni Sultan Süleyman ın oğlunun babasından affedilme talepli şiiri. Affetmekle ilgili güzel yazılar AFF-I HUSUSİ

: [1] [[regter#
20160207 071955

[ D]. 3/134- 3/133-3/135- 3/136- Af- öfkesini yutmak

Bakınız

AF - Afv - af


AFFETMEK Affetmek
Af/Sözlük Af/WP Af/VP
Kur'an'da af Hadiste af Tefsir'de af Türk kültüründe af Oryantalistlerin eserlerinde af
Kanuni Sultan Süleyman ın oğlunun babasından affedilme talepli şiiri. Affetmekle ilgili güzel yazılar AFF-I HUSUSİ

|regter]] (af)

|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

: [1] bíró (hu)

|}

|}</div></div>

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.