FANDOM


Araf Suresi/100-108- Araf Suresi/Elmalı/100-108 Araf Suresi/109-126 Araf Suresi/127-129- Araf Suresi/Elmalı/127-129
Önemli!!! düzenlenen sayfalar ayn harfli fasılalara kadar yapılması gerekmektedir. Elmalı Tefsiri (Orjinal)
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali Pickthall )
Fir'avnın kavminden o cemiyyet, bu, dedi: şüphesiz çok bilgiç bir sihirbaz
Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dediler.
The chiefs of Pharaoh's people said: Lo! this is some knowing wizard,
Sizi yerinizden çıkarmak istiyor, binaenaleyh ne emr edersiniz?
O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi.
Who would expel you from your land. Now what do ye advise?
Onu ve kardeşini dediler: eğle, ve şehirlere toplayıcılar yolla
Onlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler.
They said (unto Pharaoh): Put him off (a while) him and his brother and send into the cities summoners,
mâhir sihirbazların hepsini sana getirsinler
"Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
To bring each knowing wizard unto thee.
Bütün sihirbazlar da Fir'avna geldiler, elbette, dediler: Galib gelenler biz olursak bize mükâfat şüphesiz ya?
O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dediler.
And the wizards came to Pharaoh, saying: Surely there will be a reward for us if we are victors.
Evet, dedi: Hem o vakit siz elbette gözdelerdensiniz
"Evet" dedi (Firavun), "Üstelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız."
He answered: Yea, and surely ye shall be of those brought near (to me).
Musâ! dediler: Sen mi hünerini ortaya atacaksın, yoksa atanlar biz mi olacağız?
Sihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler.
They said: O Moses! Either throw (first) or let us be the first throwers?
Siz atın, dedi, vaktaki atacaklarını attılar, Nasın gözlerini büyülediler ve onları dehşete düşürdüler, hasılı büyük bir sihir gösterdiler
Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler.
He said: Throw! And when they threw they cast a spell upon the people's eyes, and overawed them, and produced a mighty spell.
Biz de Mûsâya «asanı bırakıver» diye vahy ettik, bir de baktılar ki o, onların bütün uydurduklarını yalayıb yutuyor
Biz de Musa'ya "Sen de asânı bırakıver." diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi.
And We inspired Moses (saying): Throw thy staff! And lo! it swallowed up their lying show.
Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti
Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.
Thus was the Truth vindicated and that which they were doing was made vain.
Artık orada mağlûb olmuşlardı, küçük düşmüşlerdi
Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.
Thus were they there defeated and brought low.
Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar
Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar.
And the wizards fell down prostrate,
İyman ettik, dediler: o rabbül'âlemîne
"Âlemlerin Rabbine iman ettik." dediler.
Crying: We believe in the Lord of the Worlds,
Musâ ve Harunun rabbına
"Musa'nın ve Harun'un Rabbine."
The Lord of Moses and Aaron.
[[قَالَ فِرْعَوْنُ ءَامَنْتُمْ بِهِ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّ هَذَا لَمَكْرٌ مَكَرْتُمُوهُ فِي الْمَدِينَةِ لِتُخْرِجُوا مِنْهَا أَهْلَهَا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ]]
Fir'avn, siz, dedi: Ona ben izin vermeden iyman ettiniz ha, bu her halde bir hud'a siz bu hud'ayı şehirde kurmuşsunuz, yerli ehaliyi ondan çıkarmak istiyorsunuz, o halde yakında anlarsınız
Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"
Pharaoh said: Ye believe in Him before I give you leave! Lo! this is the plot that ye have plotted in the city that ye may drive its people hence. But ye shall come to know!
Mutlak sizin ellerinizi, ayaklarınızı çaprazına keseceğim, mutlak sizi, hepinizi birden asacağım
"Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım."
Surely I shall have your hands and feet cut off upon alternate sides. Then I shall crucify you every one.
Biz, dediler: Şüphesiz rabbımıza, döneceğiz,
Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler.
They said: Lo! We are about to return unto our Lord!
[[وَمَا تَنْقِمُ مِنَّا إِلَّا أَنْ ءَامَنَّا بِآيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ]]
senin bize kızman da sırf rabbımızın âyetleri gelince iyman etmemizden; ey bizim rabbımız! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı iyman selâmetiyle a
"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.
Thou takest vengeance on us only forasmuch as we believed the tokens of our Lord when they came unto us. Our Lord! Vouchsafe unto us steadfastness and make us die as men who have surrendered (unto Thee).
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.