FANDOM


Asım II.Bölüm Asım Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Asım IV.Bölüm
Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder. Âsım, Mehmet Âkif’in sanatının önemli eseridir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Mehmet Âkif’i temsil eden Hocazade’nin Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’ndeki evinde dostu ve babasının öğrencisi Köse İmam’la karşılıklı konuşmalarından meydana gelen manzum bir diyalogdur. Eser aynı zamanda Âsım’ın neslinin Çanakkale’de gösterdiği direnişin destanıdır. Bu eserinden dolayı Cenap Şahabettin’in “yalnız asrımızın değil, hatta tarihimizin en büyük destanî şairi” olarak nitelediği Mehmet Âkif’in bu eseri, Türkçenin büyük söz ustası Süleyman Nazif’i de kendisine hayran bırakmıştır. Nazif Âsım için şöyle der: “Yarabbi!.. Şair bu mısraları senin arş-ı ilhâmından birer birer yeryüzüne indirirken, ruhu, kimbilir, heyecandan ne kadar sarsılmış; dimağı, kalbi, a’sâbı ne kadar yıpranmış… ve ne kadar harâb olmuş!.. Onun yazdıklarını biz yalnız okurken, bu kadar titredik ve sarardık.”

(Safahat kitapları: Birinci Kitap Safahat , İkinci Kitap Süleymaniye Kürsüsünde(1912) - Üçüncü Kitap Hakkın Sesleri(1913) - Dördüncü KitapFatih Kürsüsünde (1913) -Beşinci Kitap Hatıralar (1917) -Altıncı Kitap Asım (1924)Yedinci Kitap Gölgeler (1933) - Safahat Dışında kalmış Şiirler)


Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
'-Söyledik ya kuzum,'İşitmedin mi demin?

-Haklısın, devâm et: "Rum Cemâ´atinden" efendim ?filânenin? yazıver.

-Yazıldı.


-"Üstüne etmek"

-Edeydi keşke!

-"Diler

Ve böyle mâlini beyhûde yolda imhâya Kıyâm eder"

-Yavaş ol! Koş diyen de olmadı ya!

- "Ver arz edildiği vech üzre emr-i infâkı"

Ne i´tinâ bu! Yesârî misin, nesin?

-Tıpkı!

-Yazındı: "Kendine mahsus ve münhasır bulunan"

Adam, cızıktırıver, bakma hüsn-i hatta, filân.

"Küçük, büyük bütün evlâdlarıyle zevcesini"

Yazıldı bitti ya?

-Sabret, düzelteyim şu sini...Düzledi.

-Yaz bakalım "Her cihetce pek mahrûm

-Evet, oğlum, yazıldı, bekliyorum.

-"İçinde ölmeye mahkûm" *

'-Fenâ mı yoksa?

-Hayır;

Fena olur mu ya?

- "Mumâileyhin"

-İşte bu çok!

-Ne çâre! "Şer´-i Şerîf cânibinden" oldu mu?

- Yok...

-Biraz yavaşça.

-Peki... Haydi, şimdi bağlayıver:

"Lüzûm-i hacrine dâir" yaz... ?

İşbu ilmühaber?;"Mahallemizce" mi dersin?Dedinse "bi´t-tanzîm

Huzûr-i hâkim-i şer´îye" sec´i bas: "Takdîm Kılındı. "

Âferin, oğlum, imam da böyle yazar:

-Onu bilmem, şu bitirdik ya nihâyet zor zar:

Acabâ hacri muvâfık görecekler mi ki?

-Ey...

Hâkimin re´yine, vicdânına kalmış bir şey

Sen de gör kendini bir kerre.

-Peki, evlâdım,

Göreyim... Başka ne yapsam ki, şaşırdım kaldım.

Bittim artık bilemezsin ne kadar bittiğimi;

Âh görsem şu cihandan yıkılıp gittiğimi!

Ne gebermez, ne kütük bünye ki, hiç kağşamamıç!

Bunu Rabbim, bana sağlık diye nerden yamamış?

İstemem, kendinin olsun!


-Ne diyorsun? Hele bak!

-Bırak flğlum, azıcık derdini döksün şu bunak.

Bana dünyâda ne yer kaldı, emîn ol, ne de yâr;

Aranma göçmek için başka zemin, başka diyâr,

Bunalan rûhuma ister bir uzun boylu sefer;

Yaşamaktan ne çıkar günlerim oldukça heder?

Bir güler çehre sezip güldüğü yoktur yüzümün;

Geceden farkını görmüş değilim gündüzümün.

Seneler var ki harâb olmadığım gün bilmem;

Gezerim abdala çıkmış gibi sersem sersem.

Dikilir karşıma hep görmediğim bilmediğim;

Soranm kendime: Gurbette mi, hayrette miyim?

Yoklarım taşları, toprakları: İzler kan izi;

Yurdumun kan kusuyor mosmor uzanmış denizi!

Tüter üç baca kalmış... O da seyrek seyrek...

Âşinâ bir yuva olsun seçebilsem, diyerek...

Bakınırken duyarım gözlerimin yandığını;

Sarar âfâkımı binlerle sıcak kül yığını.

Ne o gömgök dereler var, ne o zümrüt dağlar;

Ne o çıldırmış ekinler, ne o coşkun bağlar.

Şimdi kızgın günün altında pinekler, bekler,

Sâde yalçın kayalar, sâde ıpıssız çöller.

Yurdu baştanbaşa vîrâneye dönmüş Türk´ün;

Dünkü şen, şâtır ocaklar yatıyor yerde bugün.

Gündüz insan sesi duymaz, gece görmez bir ışık

Yolcu haykırsa da baykuş gibi, çığlık çığlık.

"Bu diyârın hani sâhipleri?" dersin; cinler,

"Hani sâhipleri?.. " der, karşıki dağdan bu sefer!

Nerde Ertuğrul´u koynunda büyütmüş obalar?

Hani Osman gibi, Orhan gibi gürbüz babalar?

Hani bir şanlı Süleyman Paşa? Bir kanlı Selîm?

Âh, bir Yıldırım olsun göremezsin, ne elîm!

Hani, cündîleri, şâhin gibi, ceylân kovalar,

Köpürür, dalgalanır, yemyeşil engin ovalar?

Hani târîhi soruldukça, mefâhir söyler,

Kahramanlar yetişen toprağı zengin köyler?

Hani onnan gibi âfâkı deşen mızraklar?

Hani atlargibi sahrâyı eşen kısraklar?

Hani ay parçası kızlar ki koşar oynardı?

Hani dağ parçası milyonla bahâdır vardı?

Bugün artık biri yok... Hepsi masal, hepsi yalan!

Bir onulmaz yaradır, varsa yüreklerde kalan.


-Sorma, Kartal´da idim ben de bu çarşamba günü.

Dediler: "Kurna´da dünden beri var köy düğünü;

Hoşlanırsan, hadi, olmaz mı?... " "Pekâla, gideriz;

Hem biraz kır görürüz, hem de güreş seyrederiz. "

Keşke, gitmem demiş olsaydım.. İlâhî, o ne hâl,

O nasıl maskara demekti ki ta´rîfı muhâl.

Topu kırk elli kadar köylü serilmiş bayıra,

Bakıyor harmanın altındaki otsuz çayıra.

Bet beniz sapsan bîçârelerin hepsinde;

Ne olur bir kişi olsun görebilsem zinde!

Şiş karın sıksa çocuklar gibi, kollar sarkık;

Arka yusyumnı, göğüs çökmüş, omuzlar kalkık.

Gözlerin busbulanık rengi, kapaklar şiş şiş;

Yüz buruşmuş, uzamış, cebhe darâlmış, gitmiş.

Gezecek yerde o âvâre nazarlar dalıyor

Serilip düştü mü bir noktaya, kaldırması zor! *

'Sıtmadan boynu bükülmüş de o dimdik Türk´ün,

Düşünüp durmada öksüz gibi küskün küskün.

Gövde teşrihlere dönmüş, o bacaklar değnek;

Daha yaş yirmi iken eller, ayaklar titrek.

Öyle seksenlik adamlar aramak pek yanlış;

Kırk onun ömrüne son merhale olmuş kalmış.

Değişik sanki o arslan gibi ırkın torunu!


Bense İslâm´ın o gürbüz, o civan unsurunu,

Kocamaz, derdim, asırlarca, sorulsaydı eğer,

Ne çabuk elden ayaktan düşecekmiş o meğer...


Neyse, değnekçi gelip: "Meydan açılsın, savulun!"

Der demez, başladı kalbî sesi yırtık davulun.

Güm güm ötmek ne gezer! Tık nefes olmuş kasnak:

Göğsü tokmak gibi küt! küt! vuruyor hışlıyarak.

Zurna hımhım mı nedir, söylemiyor bir türlü;

Üfleyen çingenenin rengi mezar, kendi ölü.

Güneç oldukça kızışmış, beni yormuştu sıcak;

Hele birgölge bulup altıma çektim çabucak.

Tam demiştim: Azıcık yaslanayım, dinleneyim...

Biri tıksırdı ta ensemde.. Acâib, bu da kim?

Ne göreydim: Kelebek tarlası olmuş da içi,

Soluyup sümkürüyor sırtıma bir yaşlı keçi!

?Ama bak, aklıma gelmezse de hürmet talebi;

O kadar fazla samîmiyyeti sevmem, çelebi;

Sakalından çekerim, sonra, kanşmam... Hadi git!?

Nerde!Aldırnıadı... Sordum, baş ödülmüş bu yiğit!.. *

'Hele sen geç yiğidim, geç bakalım, başka ne var?

Bir çelimsiz sopa, boynunda üç arşın astar.


Pehlivanlar hani? derken, söküvermez mi, Hocam,

Birbirinden daha bîçâre sekiz çıplak adam?

Âh o soygunluğu rü´yâda gören korkardı:

Çünkü gömlek gibi etten de soyunmuşlardı!

Bir delik torbaya girnıiş kimi, kıspet yerine;

Çekivernıiş kimi, bir lîme çuval dizlerine.

Kiminin, giydiği çakşır, kiminin bez şalvar;

Kiminin, uçkunı boynundan asılmı donu var.

Acabâ yağ sürünürler mi desem, yağ nerede?

Bereket versin onun ma´deni varmış derede:

Sağ omuzlarda birer başları kertikli ağaç,

Kadın, erkek suyu aktarmada bakraç bakraç.

Sonra, nerdense gelip ?Yağlanınız haydi!? sesi,

Çöktü meydanda duran kaplara artık hepsi.

Palaz ördek gibi, bandıkça avuçlar bandı;

Meşin ıslar gibi, kavruk deriler ıslandı.

Bu merasim de bitip, başlıyacak dendi güreş,

Çarpınıp çırpınarak çıktı nihâyet iki eş.

Daha ilk elde boşansın mı alınlarından ter,

O göğüsler sana ötsün mü körükten de beter?

Baktım: Altından o bir çifte perîşan bağrın,

Soluganlar gibi kalkıp iniyor çifte karın!

Sonradan dizlere bir titremedir çökmüştü;

Hele çok sürmiyerek dördü de cansız düştü.


İki bîçâre serilmiş, yatıyorken yerde,

"Kalkın artık!" dediler, lâkin o derman nerde!

Güreşin böylesi hiç görnıediğim bir şeydi;

Orta, baş, hepsi de bunlargibi âvâreydi.

·
o

Karşıdan tentesinin nısfı hasır, nısfı aba,

Bir tekerlekleri alçak yana yatmış araba;

Yerliden az kaba, Maltız keçisinden çok ufak

İki mahzûn öküzün seyrine münkâd olarak;

Ne yanık mersiyeler söyletiyor dingiline!

Bunu gördüm, acımak geldi içimdem geline:

Sana baksın da kızım, bahtın utansın... Ne deyim?

O, senin, kimdi, bugün nerde yatar, bilmediğim,

Ninenin rûhuna âgûş açıyorken melekût,

Tertemiz na´şını gufran gibi örten tâbût,

Şu gelinlik arabandan daha şâhâneydi.

Geçti rü yâ gibi, Allâh´ım, o günler neydi!

Şu bayırlarda - ki vaktiyle bütün bağlardı -

Sesi dünyâyı tutan bir bereket çağlardı.

Ya şu vâdi ki çırılçıplak uzanmış, bîtâb,

Hiç yazın böyle fezâsında tüter miydi serâb?

Şimdi âfâka alev püskürüyor her çatlak

Yarılıp hasta dudaklar gibi, yer yer toprak.

- Deşme, oğlum, yaradır, hem de yürekler yarası...

- Neyde, yâ Rabbi, otuz kırk sene evvel burası?

Dağlar onnan, tepeler bağ, ovalar hep tarla;

Koca mer´â dolu baştan başa sağmallarla.

İğne atsan yere düşmez: O ekin bir tûfan:

Atlı girsen gömülür buğdayın altında kafan.

Köylünün kırlan tutmuş, yayılırken davan,

Sökemezsin, sarar âfâkını yün dalgalan!

Dolaşır sal gibi göllerde hesabsız manda,

Fil sanırsın, hani, bir çıksa da görsen karada.

Geniş alnıyle yarar otlan binlerce öküz,

Besiden her birinin sırtı, bakarsın, dümdüz.

Ne de ıslak patı bunıundaki mosmor meneviş!

Hadi gelsin bakalım damlann altında geviş.

Diz çöker buldu mu yaslanmaya kâfi meydan;

Sürünür toprağın üstünde o kat kat gerdan.

Çifte gözler süzülür, tek çene durmaz çiğner;

İki yandan yere şeffâf iki ipliktir iner.

Bunların ağdalanır, maç maç öterken sakızı,

Öteden bir sürü gürbüz, demevî köylü kızı,

Tarayıp hepsini evlâd gibi, bir bir kınalar.

Tepeden kuyruğu dikiş, ine dursun danalar,

Dalar etrâfa köyün damgalı yüzlerce tayı;

İnletir at sesi, kısrak sesi gömgök ovayı.

Gündüzün kimse görünmez: Kadın erkek çalışır;

Varsa meydanda gezen tostopaç oğlanlardır.

Akşam olmaz mı, fakat, toplar ahâliyi ezan,

Son cemâ´at yeri, hattâ, adam almaz ba´zan.

Güneş âfâka henüz an-ı vedâ etmişken,

Yükselir Kâ´be´ye doğrulmuş alınlar yerden.

Önce bir dalgalanır, sonra eder hepsi karar;

Örülür enli omuzlarla birer canlı hisar.

Bu yaman safların âhengi hakîkat müdhiş:

Sanki yalçın kayalar yanyana perçinlenmiş,

Öyle bir cebhe kesilmiş ki: Müselsel îmân;

Hangi îmâna dokunsan taşacak itmînân.

Âh o yekpârelik eyyâmı hayâl oldu bugün;

Milletin hâlini gör, sonra da mâzîyi düşün.

Kim bu yalçın kayalar sarsılacaktır derdi?

Öyle sarsıldı ki edvâra tezelzül verdi!

·
o

Köylünün bir şeyi yok sıhhati, ahlâkı bitik;

Bak o sırtındaki mintan bile tiftik tiftik.

Bir kemik bir deridir ölmedi kaldıysa diri;

Nerde evvelki refâhın acabâ onda biri?

Dam çökük, arsa rehin, bahçeyi "icrâ" ister;

Bir kalem borca bedel fâizi defter defter!

Hiç bakım görmediğinden mi nedendir, toprak

Verilen tohmu da inkâr edecek öyle çorak

Bire dört aldığı yıl köylü, emin ol, kudurur.

Har vurur bitmiyecekmiş gibi, harman savurur.

Uğramaz, gün kavuşur, çiftine yâhud evine;

Sabah iskambil atar kahvede, akşam domine.

Muhtasar gayr-ı müfid ilmi kadrdır dini;

Ne evamir, ne nevâhî, seçemez hiçbirini.

Namazın semtine bayramları uğrar sade;

Hiç şu görmez yüzünün düşmanıdır seccâde.

Hani, üç beş kişiden fazla musallî arama;

Mescid ambarlık eder, başka ne yapsın, imama!

Okumak bahsini geç... Çünkü o defter kapalı,

Bir redif zâbiti mektepleri debboy yapalı.

Sıtma, fuhş, içki, kumar türlü fecâyi´ salgın...

Sonra söylenmiyecek şekli de var hastalığın.

Bir taraftan bulanır levse hesapsız nâmûs;

Bir taraftan serilir toprağa milyonla nüfûs.

Hadi aldırmıyalım yükseledursun vefiyât,

Nerde noksânı telâfı edecek tâze hayât?

Evlenip âile teşkîli bugün zorgeliyor,

Görüyorsun ya nikâhlar ne kadar seyreliyor!

·
o

Eskiden zurnalar öttükçe feza inlerdi;

O ne dehşetli düğünler, o ne derneklerdi!

Kurulur meydana harman gibi kırk elli sini,

Tablalar yığmaya başlar koyunun beslisini

Ense kat kat taşıp etrafa dökülmüş yakadan;

Göğsün ed?adı kabardıkça gerilmiş camadan;

Başta abani sarık tende hilali gömlek;

Belde Lahur şalı, üstünde o som sırma yelek;

Dizde kaytan çevrilmiş çuhadan sıkma potur;

Amcalar lök gibi bağdaş kurarak halka olur

Sofranın halesi şeklinde duran kutru geniş,

Boyu çepçevre kılaptanla zarif işlenmiş

Eni az peşkiri herkes götürür dizlerine.

Çorbadan sonra etin türlüsü kalkıp yerine,

Hamurun türlüsü devlet gibi kondukça konar.

Sekiz on yerde güğümler mütemadi kaynar.

Taze şerbet sunulur taze kesilmiş karla;


Buzlu ayransa döner ortada bakraçlarla

Öğle olmaz mı, cema?.atle kılarlar namazı

Güreşin, gümler o esnada mehib incesazı

Oturur besli davullar yere, şişman şişman,

Perde göstermeye başlar kabalardan o zaman

Öyle inler ki zemin: Kalb i feza ?Küt! Küt!? atar;

Zurnanın tizleri dersen, yedi iklimi tutar

Şimdi hayvanlı, yayan kız kadı oğlan erkek;

Kuşatır ip çekilen meydanı yüzlerce öbek.

Bir taraftan da iner nâ-mütenâhî araba...

İner amma o kadar süslü ki dersin: ?Acaba

Şu beyaz tenteler altında birer hacle mi var?


Çekilir derken ödüller. Sekiz on seçme davar;

Iki baş manda, birer tay, dana, top top dokuma...

Hele peşkir gibi peşkeşleri artık sorma.

Yağ kazanlarla durur, tartısı yok ölçüsü hiç;

Hani ister süıün, ister dökün, istersen iç!


Bunların hepsi biter, bir heyecandır belirir

Ne temâşâdır o, titrer durur insan tir tir.

Birbirinden daha mevzun iki üç çift endâm,

Atılıp sahneye şâhin gibi etmez mi hırâm;

Ses, soluk çıkmaz olur, herkesi ürperme alır;

O geniş yer de nefeslerle beraber daralır.

Çünkü meydanda değil seyre bakanlarda bile,

Asım´ın dengi heyâkil seçilir yüzlerle.

Şimdi, sağ kolda, gümüş kaplı birer bâzû-bend,

Boynu mıskayla donanmış, o yarım deste levend,

Önce peşrev yaparak sonra tutuşmazlar mı,

Güreş artık kızışır, hasmını tartar hasmı.

Uzanırşimdi göğüsler, kavuşur; şimdi, yine

Dalga çarpar gibi çarpar gerilip birbirine.

Kimi tek çapraza girmiş, mütemâdî sürüyor.

Kimi şîrâzeyi tartıp alıvermiş, yürüyor.

Kimi sarmayla çevirsem diye sardıkça sarar;

Kimi kılçık düşünür, atmak için fırsat arar

-Söyledik ya kuzum, İşitmedin mi biraz önce?

-Haklısın, devam et:

"Rum Cemâtinden" efendim "filan kadının" yazıver.

-Yazıldı.


-"Üstüne etmek"

-Edeydi keşke!

-"Diler

Ve bu suretle, malını gereksiz yere sarfedip tüketmeye Kalkışır"

-Yavaş ol! Koş diyen de olmadı ya!

-"Ve yukarıda arzedildiği gibi bakımı"

Ne özenme bu! Yesârî misin, nesin?

-Tıpkı!

-Yaz bakalım: "Başka kimseleri olmayıp sadece kendine ait bulunan"

Adam, cızıktırıver, bakma yazının güzelliğine filân.

"Küçük, büyük bütün çocuklarıyla karısını"

Yazıldı bitti ya!

-Sabret, düzelteyim sin harfini... Düzledi.

-Yaz bakalım: "Her yönden çok yoksun Ve ihtiyâç"

-Evet, oğlum, yazıldı, bekliyorum.

-"İçinde ölmeye mahkûm"

-Eder mi?

-Yok "bırakır"

-Yazıldı.

-"Olmakla"

-Çok güzel!

-Fena mı yoksa!

-Hayır,

Fena olur mu ya?

- "Adı geçen kişinin"

-İşte bu çok!

-Ne çâre! "Yüce şeriat hükümleri uyarınca" oldu mu?

-Yok...

Biraz yavaşça.

-Peki... Haydi, şimdi bağlayıver:

"Malını kullanmasına yasak konmasının gerekli olduğuna dair" yaz...

"İşte ilmühaber mahallemizce" mi dersin? Dedinse "düzenlendi

Ve Şeriat hakiminin makamına "kafiye koy: "Arz edildi."

-Aferin, oğlum, imam da böyle yazar.

-Onu bilmem, şunu bitirdik ya sonunda zar zor.

-Acaba yasaklamayı uygun görecekler mi ki?

-Ey...

Hâkimin fikrine vicdanına kalmış bir şey.

Sen de gör kendini bir kere.

-Peki, evlâdım.

Göreyim... Başka ne yapsam ki, şaşırdım kaldım.

Bittim artık, bilemezsin ne kadar bittiğimi;

Ah görsem şu dünyadan yıkılıp gittiğimi!

Ne gebermez, ne kütük bünye ki, hiç kağşamamış!

Bunu Allah'ım, bana sağlık diye nerden yamamış?

İstemem, kendinin olsun!


-Ne diyorsun? Hele bak!

-Bırak oğlum, azıcık derdini döksün şu bunak.

Bana dünyada ne yer kaldı, emin ol, ne de yâr;

Ararım göçmek için başka yer, başka diyar

Bunalan ruhum artık o uzun sefere çıkmak ister;

Günlerim boşuna geçtikçe, yaşamaktan ne çıkar?

Bir güler çehre sezip güldüğü yoktur yüzümün;

Geceden farkını görmüş değilim gündüzümün.

Seneler var ki harab olmadığım gün bilmem;

Gezerim, ortaoyunundaki abdal gibi sersem sersem.

Dikilir karşıma hep görmediğim bilmediğim;

Sorarım kendine: Gurbette mi, hayrette miyim?

Yoklarım taşları, toprakları: İzler kan izi;

Yurdumun kan kusuyor mosmor uzanmış denizi!

Tüter üç beş baca kalmış... O da seyrek seyrek...

Tanıdık bir yuva olsun seçebilsem, diyerek...

Bakmırken duyarım gözlerimin yandığını:

Sarar ufuklarımı binlerce sıcak kül yığını.

Ne o gömgök dereler var, ne o zümrüt dağlar;

Ne o çıldırmış ekinler, ne o coşkun bağlar.

Şimdi kızgın günün altında pinekler, bekler,

Sade yalçın kayalar, sade ıpıssız çöller.

Yurdu baştanbaşa harabeye dönmüş Türk'ün;

Dünkü şen, neşeli ocaklar yatıyor yerde bugün.

Gündüz insan sesi duymaz, gece görmez bir ışık,

Yolcu haykırsa da baykuş gibi, çığlık çığlık.

"Bu diyarın hani sahipleri?" dersin; cinler,

"Hani sahipleri?.." der, karşıki dağdan bu sefer!

Nerde Ertuğrul'u koynunda büyütmüş obalar?

Hani Osman gibi, Orhan gibi gürbüz babalar?

Hani bir şanlı Süleyman Paşa? Bir kanlı Selim?

Âh, bir Yıldırım olsun göremezsin, ne acı verici!

Hani süvarileri şahin gibi ceylan kovalar,

Köpürür, dalgalanır, yemyeşil engin ovalar?

Hani tarihi soruldukça, kıvanç veren olaylar anlatır,

Kahramanlar yetişen toprağı zengin köyler?

Hani orman gibi ufukları deşen mızraklar?

Hani atlar gibi sahrayı eşen kısraklar?

Hani ay parçası kızlar ki koşar oynardı?

Hani dağ parçası milyonla yiğit vardı?

Bugün artık biri yok... Hepsi masal, hepsi yalan!

Bir onulmaz yaradır, varsa yüreklerde kalan.


-Sorma, Kartal'da idim ben de bu çarşamba günü.

Dediler: "Kurna"da (1) dünden beri var köy düğünü;

Hoşlanırsan, hadi, olmaz mı?.." "Pekâla, gideriz;

Hem biraz kır görürüz, hem de güreş seyrederiz."

Keşke, gitmem demiş olsaydım... İlâhî, o ne hâl,

O nasıl maskara dernekti ki tarifi mümkün değil.

Topu kırk elli kadar köylü serilmiş bayıra,

Bakıyor harmanın altındaki otsuz çayıra.

Bet beniz sapsarı zavallıların hepsinde;

Ne olur bir kişi olsun görebilsem zinde!

Şiş karın sıksa çocuklar gibi, kollar sarkık;

Arka yusyumru, göğüs çökmüş, omuzlar kalkık.

Gözlerin busbulanık rengi, kapaklar şiş şiş;

Yüz buruşmuş, uzamış, alın daralmış, gitmiş.

Gezecek yerde o şaşkın bakışlar dalıyor;

Serilip düştü mü bir noktaya, kaldırması zor!


(1) Kurna: İstanbul'un Kartal ilçesine bağlı bir köy.


Sıtmadan boynu bükülmüş de o dimdik Türk'ün,

Düşünüp durmada öksüz gibi küskün küskün.

Gövde kadavraya dönmüş, o bacaklar değnek;

Daha yaş yirmi iken eller, ayaklar titrek.

Öyle seksenlik adamlar aramak pek yanlış;

Kırk onun ömrüne son durak olmuş kalmış.

Değişik sanki o arslan gibi ırkın torunu!


Bense İslam'ın o gürbüz, o genç unsurunu,

Kocamaz derdim yüzyıllarca, sorulsaydı eğer,

Ne çabuk elden, ayaktan düşecekmiş o meğer!..


Neyse, değnekçi gelip: "Meydan açılsın, savulun!"

Der demez, başladı yürekten gelen sesi yırtık davulun.

Güm güm ötmek ne gezer! Tık nefes olmuş kasnak:

Göğsü tokmak gibi küt! küt! Vuruyor hışlıyarak.

Zurna hımhım mı nedir, söylemiyor bir türlü;

Üfleyen çingenenin rengi mezar, kendi ölü.

Güneş oldukça kızışmış, beni yormuştu sıcak;

Hele bir gölge bulup altıma çektim çabucak.

Tam demiştim: Azıcık yaslanayım, dinleneyim...

Biri aksırdı ta ensemde... Acâip, bu da kim?

Ne göreydim: Kelebek (1) tarlası olmuş da içi,

Soluyup sümkürüyor sırtıma bir yaşlı keçi!

"Ama bak, aklıma gelmezse de saygı isteği;

O kadar fazla samimiyeti sevmem, çelebi;

Sakalından çekerim sonra, karışmam... Hadi git!"

Nerde! Aldırmadı... Sordum, baş ödülmüş bu yiğit!..


(1)Kelebek: Bir hayvan hastalığının adı.


Hele sen geç yiğidim, geç bakalım, başka ne var?

Bir çelimsiz sopa, boynunda üç arşın astar.


Pehlivanlar hani? derken, söküvermez mi, Hocam.

Birbirinden daha zavallı sekiz çıplak adam?

Onların o soyunuk halini rüyada gören korkardı:

Çünkü gömlek gibi etten de soyunmuşlardı!

Bir delik torbaya girmiş kimi, kispet yerine;

Çekivermiş kimi, bir eski çuval dizlerine.

Kiminin, giydiği çakşır, kiminin bez şalvar;

Kiminin, uçkuru boynundan asılmış, donu var.

Acaba yağ sürünürler mi desem, yağ nerede?

Bereket versin onun kaynağı varmış derede:

Sağ omuzlarda birer başları kertikli ağaç

Kadın, erkek, suyu aktarmada bakraç bakraç.

Sonra, nerdense gelip "yağlanınız haydi!" sesi,

Çöktü meydanda duran kaplara artık hepsi.

Palaz ördek gibi, bandıkça avuçlar bandı;

Meşin ıslar gibi, kavruk deriler ıslandı.

Bu törende bitip, başlayacak dendi güreş,

Çarpınıp çırpınarak çıktı sonunda iki eş.

Daha ilk elde boşansın mı alınlardan ter,

O göğüsler sana ötsün mü körükten de beter?

Baktım: Altından o bir çifte perişan bağrın,

Soluğanlar (1) gibi kalkıp iniyor çifte karın!

Sonradan dizlere bir titremedir çökmüştü:

Hele çok sürmeyerek dördü de cansız düştü.


İki zavallı serilmiş, yatıyorken yerde,

"Kalkın artık!" dediler, fakat o kuvvet nerde!

Güreşin böylesi hiç görmediğim bir şeydi;

Orta, baş, hepsi de bunlar gibi cansız ve şaşkındı.


(1)Soluğanlar: Nefes darlığı hastalığı çeken kişiler.

Karşıdan tentesinin yarısı hasır, yarısı aba,

Bir tekerlekleri alçak, yana yatmış araba;

Yerliden az kaba, Maltız keçisinden çok ufak,

İki üzgün öküzün yürüyüşüne uyarak

Ne yanık ağıtlar söyletiyor dingiline!

Bunu gördüm, acımak geldi içimdem geline:

Sana baksın da kızım, bahtın utansın... Ne diyeyim?

O, senin, kimdi, bugün nerde yatar, bilmediğim,

Ninenin ruhuna kucak açıyorken melekler,

Tertemiz cenazesini Allah'ın affı gibi örten tâbut

Şu gelinlik arabandan daha mükemmeldi,

Geçti rüya gibi, Allah'ım, o günler neydi!

Şu bayırlarda - ki bir zamanlar bütün bağlardı -

Sesi dünyayı tutan bir bereket çağlardı.

Ya şu vadi ki çırılçıplak uzanmış, bitkin,

Hiç yazın böyle fezasında tüter miydi serâb?

Şimdi ufuklara alev püskürüyor her çatlak,

Yarılıp hasta dudaklar gibi, yer yer, toprak.

- Deşme, oğlum, yaradır, hem de yürekler yarası...

- Neydi, ya Rabbi, otuz kırk sene evvel burası?

Dağlar orman, tepeler bağ, ovalar hep tarla;

Koca otlak, dolu baştan başa sağmallarla.

İğne atsan yere düşmez: O ekin bir tufan:

Atlı girsen gömülür buğdayın altında kafan.

Köylünün kırları tutmuş, yayılırken davarı,

Sökemezsin, sarar ufuklarını yün dalgaları!

Dolaşır sal gibi göllerde sayısız manda,

Fil sanırsın, hani, bir çıksa da görsen karada.

Geniş alnıyla yarar otları binlerce öküz,

Besiden her birinin sırtı, bakarsın, dümdüz.

Ne de ıslak patı burnundaki mosmor meneviş!

Hadi gelsin bakalım damların altında geviş.

Diz çöker buldu mu yaslanmaya yetecek meydan;

Sürünür toprağın üstünde o kat kat gerdan.

Çifte gözler süzülür, tek çene durmaz çiğner;

İki yancfan yere şeffaf iki iplik iner.

Bunların ağdalanır, maç maç öterken sakızı,

Öteden bir sürü gürbüz, kanlı canlı köylü kızı,

Tarayıp hepsini çocuk gibi, bir bir kınalar.

Tepeden kuyruğu dikmiş, inedursun danalar,

Dalar etrafa köyün damgalı yüzlerce tayı;

İnletir at sesi, kısrak sesi gömgök ovayı.

Gündüzün kimse görünmez: Kadın erkek çalışır;

Varsa meydanda gezen tostopaç oğlanlardır.

Akşam olmaz mı, fakat, toplar halkı ezan,

Son cemaat yeri, hatta, adam almaz bazan.

Güneş ufuklara henüz veda etmişken,

Yükselir Kâ'be'ye doğrulmuş alınlar yerden.

Önce bir dalgalanır, sonra eder hepsi karar;

Örülür enli omuzlarla birer canlı hisar.

Bu yaman safların uyumu gerçekten müdhiş:

Sanki yalçın kayalar yanyana perçinlenmiş,

Öyle bir cebhe kesilmiş ki: zincirleme îmân;

Hangi îmâna dokunsan taşacak huzur

Âh o birlik-bütünlük günleri hayâl oldu bugün;

Milletin hâlini gör, sonra da geçmişi düşün.

Kim bu yalçın kayalar sarsılacaktır derdi?

Öyle sarsıldı ki devirleri depreme verdi.

·
o

Köylünün bir şeyi yok, sağlığı, ahlâkı bitik;

Bak o sırtındaki gömlek bile tiftik tiftik.

Bir kemik, bir deridir ölmedi kaldıysa diri;

Nerde evvelki refahın acaba onda biri?

Dam çökük, arsa rehin, bahçeyi "icra" ister;

Bir kalem borca karşılık faizi defter defter!

Hiç bakım görmediğinden mi nedendir, toprak,

Verilen tohumu da inkâr edecek, öyle çorak,

Bire dört aldığı yıl köylü, emin ol, kudurur:

Har vurur bitmeyecekmiş gibi, harman savurur.

Uğramaz, gün kavuşur, çiftine veya evine;

Sabah iskambil atar kahvede, akşam domine.

Kısıtlı ve yararı olmayan bilgisi ölçüsündedir dini;

Ne Allah'ın emirleri ne de yasakları, seçemez hiçbirini.

Namazın semtine bayramları uğrar sadece;

Hiç su görmez yüzünün düşmanıdır seccade.

Hani, üç beş kişiden fazla namaz kılan arama;

Mescid ambarlık eder, başka ne yapsın, imama!

Okumak konusunu geç... Çünkü o defter kapalı,

Bir yedeksubay okulları depo yapalı

Sıtma, fuhuş, içki, kumar türlü feci şeyler salgın...

Sonra söylenmeyecek şekli de var hastalığın.

Bir taraftan bulanır pisliğe sayısız nâmûs;

Bir taraftan serilir toprağa milyonla nüfûs.

Hadi aldırmayalım yükseledursun ölümler,

Nerde eksikliği kapatacak taze hayat?

Evlenip aile kurmak bugün zor geliyor;

Görüyorsun ya nikâhlar ne kadar seyreliyor!

·
o

Eskiden zurnalar öttükçe feza inlerdi;

O ne dehşetli düğünler, o ne derneklerdi!

Kurulur meydana harman gibi kırk elli tepsi,

Tablalar yığmaya başlar koyunun besilisini.

Ense yakadan kat kat taşıp çevreye dökülmüş;

Göğüsler kabarıp genişledikçe gömlekler gerilmiş;

Başta nakışlı beyaz sarık, tende hilâl biçiminde gömlek;

Belde Lahor şalı, üstünde o som sırma yelek;

Dizde kaytan çevirilmiş çuhadan sıkma potur;

Amcalar lök gibi bağdaş kurarak halka olur.

Sofranın hâlesi şeklinde duran, çapı geniş,

Boyu çepeçevre sırma iplikle zarif işlenmiş,

Eni az peşkiri herkes götürür dizlerine.

Çorbadan sonra etin türlüsü kalkıp, yerine,

Hamurun türlüsü devlet gibi kondukça konar.

Sekiz on yerde güğümler devamlı kaynar.

Taze şerbet sunulur taze kesilmiş karla;


Buzlu ayransa döner ortada bakraçlarla.

Öğle olmaz mı, cemaatle kılarlar namazı.

Güreşin gümler o sırada heybetli incesazı:

Oturur beşli davullar yere, şişman şişman,

Perde göstermeye başlar kabalardan, o zaman,

Öyle inler ki yer: Fezanın kalbi "küt! küt!" atar;

Zurnanın tizleri, dersen, yedi iklimi tutar!

Şimdi, hayvanlı, yayan, kız, kadın, oğlan, erkek;

Kuşatır ip çekilen meydanı yüzlerce öbek.

Bir taraftan da iner sayısız araba...

İner ama o kadar süslü ki dersin: "Acaba,

Şu beyaz tenteler altında birer gelin odası mı var?"


Çekilir derken ödüller: Sekiz on seçme davar;

İki baş manda, birer tay, dana, top top dokuma...

Hele peşkir gibi armağanları artık sorma.

Yağ kazanlarla durur, tartısı yok, ölçüsü hiç;

Hani ister sürün, ister dökün, istersen iç!


Bunların hepsi biter, bir heyecandır belirir;

Ne seyirdir o, titrer durur insan tir tir.

Birbirinden daha biçimli iki üç çift beden,

Atılıp sahneye şahin gibi salınmaya başlayınca,

Ses, soluk çıkmaz olur, herkesi ürperme alır;

O geniş yer de nefeslerle beraber daralır.

Çünkü meydanda değil, seyre bakanlarda bile,

Âsim benzeri heykel vücutlar seçilir yüzlerle.

Şimdi, sağ kolda, gümüş kaplı birer kol bağı,

Boynu muskayla donanmış, o yarım deste levend,

Önce peşrev (1) yaparak, sonra tutuşmazlar mı,

Güreş artık kızışır, rakibini tartar rakibi.

Uzanır şimdi göğüsler, kavuşur; şimdi, yine

Dalga çarpar gibi çarpar gerilip birbirine.

Kimi tek çapraza girmiş, devamlı sürüyor:

Kimi şirâzeyi (2) tartıp alıvermiş, yürüyor.

Kimi sarmayla çevirsem diye sardıkça sarar;

Kimi kılçık düşünür, atmak için fırsat arar.


(1) Peşrev: Güreşçilerin tutuşmadan önce

kısbetlerine vururak yaptıkları gösteri.

(2) Şirâze: Kısbetin paçası

'-We said my lamb, haven’t you heard before?'-You are right, continue


“Rum congregation” sir “such a such woman’s” write.


- It has written.


-“Make on”


-I wish she made on!


-“Wish


And this thus, her goods unnecessary


Attempts”


-Be slow! Nobody said to run!


-“And maintenance such as the above been propound”


What this emulation! Are you Yesari?


-Just as!


-Write: “Not only those to other in its own”


A man, draw, you don’t look beautiful of your tick blah blah.


“His all children and wife”


It has written it is finish!


-Patience, I fix ‘sin’ letter... He smoothed


-Write: “Very lacking in every way and need”


-Yes, son, written, I’m waiting.


-“Sentenced to die in”


-Will?


-No, “leaves”


- It has written.


- “But”


-Very good!


-Is it bad?


-No,


Does it bad either?


-“Mentioned person”


This is very!


-What resort in accordance! With the provision of the Sharia the supreme!


-No...


Slowly a little


-Well...Come on, you are linking now:


“To evaluate the ban on the use of property is necessary.


That the certificate neighbour” do you say? You were say” fixed


And Sharia judge’s authority and “Put rhyme: propounded


Well done, son, I like them Hodge authority.


-I don’t know it see barely finished at the end of


- You will see they are eligible to block I wonder?


-hey...


Something’s up judge’s idea and conscience






-Well, son.


I see what can I do? I was surprised.


Oh I see I go down in this world.


What not die what wood body never scratched!


This, my God where got patch me healthy?


I don’t want, get yourself!






What are you saying? Look at me!


To leave son, , I worry a little bit of these doddering pour.

What remained in place in the world to me, rest assured, nor the half;


I call to immigrate to another place, another realm


Want to go for a long time now that my soul is overwhelmed;


My days passed in vain, to live by what comes out?


There is a smiling face felt laughed in my face;


My daytime not seen the difference in the night.

There are days I do not know the years that I was not wasted;


I go about, such as Abdal in the play dreamily.


I always knew I have seen before me sewn;


Ask yourself: Is it abroad Hayrettin Can me?


I grope stones, soil: Traces of blood trail;

Vomiting of blood lying on the sea of homeland livid!


It reek up to three to five chimney ... He rarely sparsely ...

Familiar choose get a home, saying ...

I don’t look be burning my eyes:



What he got sky streams, what it emerald mountains;

What crops that crazy, how he connects the wild.

Now, under the day angry, sleep wait,

Simple rugged rocks, deserts, plain within the dark confines.

Dormitory in ruins across the Turks;

Yesterday merry, cheerful hearths where lies today.


Day does not hear the human voice, does not see a light at night,

Passenger scream such as the owl scream, scream.

"You know the owners of this realm?" Course, the jinn,

Behold the owners? .." He says, across the mountain this time!


Where clans Ertuğrul enlarged bosom?

where Osman, such as robust as Orhan fathers?


Where Suleiman Pasha, a glorious?


A bloody Selina?


Ohh you dont get a Lightning, how painful!

Behold the cavalry like a falcon chases a gazelle,


Foams, waves, vast green plains?

Born Behold questions proud to tell of events that


Heroes of the soil grows richer villages?


Behold the pattern of forest horizons, such as spears?


Behold, like horses mares excavation field?


Behold month that runs part of the girls would play?


Behold, the mountain was part of the valiant million?

. Today, it does not exist ... All fairy tales, it's all a lie!


A fatal wound, if any, remaining hearts.


Ask, Do I have this on Wednesday I was in Kartal.

They said: "marble basin" in of yesterday have been in the village wedding;

likes, come on, is not it? .. "" It 's okay, go;

And we see a little bit country, as well as look at a wrestling. "

. I wish I could, If I had said to go ...


Divine, that what is Permanent,

That description of how the mascara that is not possible association.

, Peasant laid the ball up to forty or fifty slope

. Viewing blend grassless meadow below.

Yellow color of the face in all of the poor;

What happens to a person I could get fit!


Needle abdominal squeeze


like children, arms drooping;

Rear rotund, sunken chest, shoulders raised.

very bullered color of eyes, swollen lids swollen;


Face wrinkled, elongated, forehead, narrowed, is gone.

Where he will tour the dive looks puzzled;

Have you dropped a point, lay, lift hard!


(1)marble basin: a village in Istanbul's Kartal district.



Malaria in the neck that bent tall Turkishs’s,


Stop thinking like an orphan resentful resentful.

Body corpse returned, she staffs the legs;


It was twenty years hands, feet trembling.


Octogenarian men look so much wrong;

. Forty of his life had been the last stop.

Different race as if it is a lion's grandson!



I simply that Islam is robust, it is the young element,

,not old is wrong for centuries, if ask,

.. How fast hand, it seems that outpatient falldown .

Anyway,officer came and said: "Let the square, beware!"

. Der not say from the heart was torn from the sound of the drum.

What travels in authority thud thud! Has been breath-Click pulley:


Such as chest bump hammer! Bump!


Very ambition shoots.

What Do Zurna ahem, say a kind;


The color of gypsy graves blows his own dead.

The sun is very intense during recent years, tired me warm;


Especially under me took to find a shadow quickly.

Full said: I recline a little, rest a ...

? Someone in sneeze down my neck ... strange, this is who?

What saw :Butterfly within the field has been,

Breathe and blows “an old goat on my back!

"But look, my mind does not respect the request;

I do not like so much sincerity, Celeste;

Then pull his beard, interfere ... " Let's Go! "

Where!


Did not mind ...

I asked the head of this valiant award..

(1). Butterfly: name of an animal disease.


Especially you pass to valiant’s, pass to's see, what else is there?

. A frail stick his neck lining three cubits.


Wrestlers you know?

. saying,shed Sir.

Poor naked man, eight people from each other?

Their offspring become a dream, who would be afraid of it:

Because the flesh, such as the stripped shirt!

Who entered a hole in the bag, instead of dress;

Draw some, an old sack his knees.

Who, wore old dress who baggy cloth;

Who, neck hung, there is frost.

Could say that smuggle oil, oil where?

Fortunately the creek had its source:

The heads of the right shoulder by one notch tree

Women, men, water transferring Bakrac Bakrac.

Then, come where in greasy come on!" tone,

Now it all collapsed in the square standing container.


Poult like a duck, tape eveytime you dip palms;

Leather gets wet, such as the broken skins wet.

This ends the ceremony, was said to begin wrestling,

, Do you get the very first let sweat pour from forehead,

Did you break breasts herbaceous He also worse?

I looked: a double gold that wretched bosom,

Swell (1) up and coming down like a double belly!

Subsequently a flickering knees had collapsed:

. Especially at four very not a little life fell lifeless.


Two poor laid out, lie down anywhere,


"Get up now!" They said, but where is the force!


Wrestling had never seen such a thing;


Central, head, all of them like they are lifeless and confused.


(1) swell: disease, people with shortness of breath.

Download awning half mesh, half of the coat


A low wheels, car lopsided;

, Less than natives overall, a very small Maltese goat,

Two sad march following the ox

What burns söyletiyor hinge wails!


I've seen it, came to feel sorry for the bride inside

.. Baksi you the girl, baht conspiracy theories ...

What do I say?

, He is yours, who was, where lies today, I do not know,

embrace the spirit of the angels,


God's mercy that covers the coffin as the funeral of clean

On your car than the perfect wedding dress,


Passed like a dream, God, it was the days!

But brave Toro on - which was once all wore -

Çağlardı an abundance of sound that holds the world.

, Or that this valley stretched out naked, exhausted,

Did you ever write such smoke in the sky mirage?

, Now, every crack in sprays flame heights,

. cracks patient lips, as in some places, soil.

- wounds of my heart to harm my son...



- Lord, how this place was a place thirty or forty years ago?



Mountains, forests, hills and vineyards, all field plains;



Husband grassland, completely full of cows.



should throw the needle does not fall down: crops, such as flood:



Mounted you enter the head buried under wheat.



Sheep farmer is spreading through the countryside,



surrounding the horizon, waves assignment



raft-like buffalo wander countless lakes.,



Elephant you think, you know, to convince her husband could see the land.



Wide alnıyla ox benefit thousands of herbs,



Beside each of the ridge, look, straight.



What the nose of wet paste tempering livid!



Come on, come let's look under the roofs cud.



Does the aging kneels found enough challenge;



Layers of soil above the chin that creeps.



Double filtered through the eyes, one-stop breaks jaw;



Two yancfan two transparent thread goes somewhere.



Their boasts the match instantly match crowing gum,



All along a lot of robust, red-blooded peasant girl,



By scanning all of them as a child, a one henna.



The tail of the hill erected inedursun calves,



Stamped hundreds of dives around the village ration;



will echo at the tone, lush sound mare plain



One day is invisible: women and men work;



If any square in the boys tostopaç browsing.



Would not it be the evening, but the people collect call to prayer,



The final public place, or even, sometimes he does not.



Speaking horizons farewell to the sun yet,



Doğrulmuş Kâ'be'ye rises from foreheads.



First, the waves, and then they decide that;



Live to knit a fortress broad shoulders.



This is really a great harmony of the ranks of egregious



It rocks rugged riveted together,


The way you cut cebhe said: chained faith;



Which faith touched overflow peace



Ah those days of unity-unity was the dream of today;



On state of the nation, and then think about the past.



Who would say this will shake the rugged rocks



Earthquake has shaken so that the transfers.



Villagers do not have a thing, health, morals wan;



Look, even if that shirt on the back of angora mohair.



One bone, were in the middle of a living skin 'did not die;



I wonder where my previous one-tenth of prosperity?



Dam collapsed, land mortgage, the garden, "executive" or;



Collateral interest in a book carrying the pen!



Sees no reason to care, soil,



Given the seed will be denied, so barren,



One-on-year, four from the peasant, be sure, kudurur:



Har hits the ends, such as threshing savurur.



Not expected to be, the day is earned, or a pair of home;



Score in the morning playing in the coffee, the evening dominated.



Restricted and benefit information at the level of non-religious



What is God's orders, nor prohibitions, you can not choose any.



Prayer district suffers holidays only;



No water will not see the enemy face rug.


Behold, three more than five people who pray in the search;


Please note that the Masjid warehouse, only that another mosque teacher



Read the latest issue of ... Because he closed the book,



A Reserve Officer warehouse yapalı schools



Malaria, prostitution, alcohol, gambling epidemic kinds of disastrous things ...



Then there are the shape of the disease will not be sung.



On the one hand numerous honor bulanır filth;



Million population is spread out on the one hand the ground.



Come on, let not think deaths continue to rise,



Where the lack of fresh life cover?



Marry and to found a family is difficult today;



You see how much seyreliyor marriages! I used to play the world listened to zurnalar


What's that dread weddings, feasts that what


Set in the blend, such as forty or fifty tray,



Tables start to put the best sheep


Neck collar environment taşıp poured in layers;



Expands shirts stretched and swollen breasts;


Especially embroidered white turban, in the form of crescent Tende shirt;



District Lahore shawl, vest on those solid gold or silver;



Tightening of the knee lace çuhadan Potur translated;



Lok uncles would ring, such as by establishing cross-legged.


Hales, plant and equipment in the form of dinner table, large diameter,


Elegant-manufactured gold or silver thread throughout the round,



Everyone takes less than a width knees napkins.


Then got up kind of meat soup, instead of


Rather like the kind of perched at the dough state.


Eight-ten place güğümler continuous boiling.


Fresh juice of fresh-cut snow is presented;


Frosted ayransa bakraçlarla returns in the middle.


Lunch is not it, renders the prayers in congregation.


Thumper wrestling at that time imposing incesaz:



It sits somewhere five drums, fat is fat,



Kabalardan Curtain begins to show, then,


Ins so that at the heart of Feza "bump! Bump!" atar; throws;



Zurna treble, say, the amount of seven climate!


Now, with animals, on foot, girl, woman, boy, male;


Rope surrounds the phrase captured hundreds of square.



On the one hand the number of cars goes down ...


Goes down but not so fancy that the course is: "I wonder,


" Do you have a bride's room under white awnings on? "



Prizes drawn saying: Eight sheep on selection;



Two buffalo head, a colt, calf, top gun woven ...


Especially now asking gifts such as towel.


Oil boilers stops, no weight, no dimension;



Behold or crawl, or pour, if you want inside!



All of these ends, the excitement appears;



When at sea, he was trembling stops is human.



Three pairs of two people from each other shaped body,



Thrown on stage began to extremes like a falcon,



Sound, breath is dead, everyone is chill;



With a wide space that narrows the breathing.



Because the square, not even the course of the ministers,


Asim elected bodies, faces similar sculpture.


Now, right arm, one arm covered with silver tie,


Muskayla neck equipped with half a deck that levend,


First overture (1) by doing, then do tutuşmazlar,


Wrestling is now kızışır, tartar rival opponent.


Now extends breasts, regains, now, again


Wave multiplies multiplies as each other stretched.


Some one entered çapraza, continuous progress:


Some şirâzeyi (2) weigh alıvermiş, walking.


Some sarmayla çevirsem sardıkça he wraps;


Some thinks awn, looks for opportunitles to throw.


(1)Peşrev: The demonstration that wresters hit their pants before begin wrestling.

(2)Şiraze: The trotter of pant.

—سويادك يا قوزوم،

—ايشيتمدكمى دمين؟

—حقليسين،دوام ايت: ’ روم

جماعتندن‘افندم’فلاننين‘يازيوير.

—يازيلدى.

’—اوستن ايتمك‘

—ايدهيدى كشكه!

’—ديلر

و بويله مالنى بيهوده يولده امحايه

قيام ايدر‘

—ياواش اول!قوش ديينده اولمادىيا!

’—و عرز يدلديكى وجر يوزر امر انفاقى‘

—نه عتنا نه! يسارى ميسين، نهسين؟

—طبقى!

—يازيكدى: ’كندينه محصوص و مونهصر بولنان‘

آدام،جيزيقديريوير، ياقمه حسن خطه،فلان.

’ كوچوك، بويوك بوتون اولادلريله زوجسن.

يازيلدى بيتدى يا؟

—صبر ايت دوز لتهيم شو سينى...

دوزلدى.

ياز باقالم: ’ هر جهتج پك مهروم

و ايحتيياچ‘

—أوت، يوغلم، يازيلدى،بكليورم.

’—يچينده أولميهماكرم‘

—ايدرمى؟

—يوق’ بيراقير‘

—يازيلدي.




’—اولمغين‘

—اعلا!

—فنامى يوقسه؟

—خايير،

فنا اولورمىيا؟

’—مومىاليهك‘

—ايشته بو چوق!

—نه چاره! ’شرعشريف جانيبندنا‘ ولديمى؟

—يوق…

بيراز ياواشچه.

—پكى...هايدى،شيمدى ياغلاييوير:

’ لززم هجرينه داىر‘ياز... ’ يشبو علموخبر‘

’ محلمزجه‘مى ديرسين؟ديدكسه’بالتنظيم

حضرى حاكم شرعىيه‘سجعى باص: ’ تقديم

قيلندى ‘ .

—آفرين،اوغلم،امامده بويله يازار.

—عجبا حجرى موافق كورهجكلرمى كه؟

—اىى...

حاكمك رأينه،وجداننه قالمش بر شى.

سنده كور كندينى بر كره.

—پكى،اولادم،

كورهيم...باشقه نه ياپسهمكه،شاشيردم قلدم.

بيتدم آرتيق،بيلهمز سين نه قادار بيتديكمى؛

آهكورسهم شو جهاندن ييقيلوب كيتديكمى!

نه كبرمز، ن كوتوك بنيه كه هيچ قاغشامامش!

بونى ربم بكا صاغلق دييه بردن يامامش؟

ايسته، كندينك اولون!




نه دييورسين؟هله باق! —

بيراق اوغلم، آزيجق دردينى دوكسون شو بوناق.—

بكا دنياده نه يرقالدى،امين اول،نه ده يار؛

آرارم كوچمك ايچون ياشقه زمين، ياشقه ديار؛

بو كالان روهمه ايستر بر اوزون بويلو سفر؛

ياشامقدن نه چيقار كونلرم اولدقجه هدر؟

بر كولر چهره سزوب كولديكى يوقدر يوزيمك؛

كيجهدن فرقنى كورمش دكلم كوندوزيمك

سنهلر وار كه خراب اولماديغم كون بيلمم؛

كزرم آبداله چيقمش كبى سرسم سرسم * .

ديكيلير قارشيمه هپ كورمديكم، بيلمديكم؛

صرارم كنديمه:غربتدهمى،حيرتدهمىيم؟

يوقلارم طاشلرى،طوپراقلرى:ايزلر قان ايزى؛

يورديمك قان قوصويور موسمور اوزانمش دهكيزى!

توتر اوچ بش باجا قالمش...اوده سيرك سيرك...

آشنا بر يوا اولسون سچه بيلسه،دييهرك...

باقينير كن طويارم كوزلرميك يانديغنى:

صارا افاقمى بيكالرله صيجاق كول ييغينى.

نه او كوم كوك درهلر وار،نه اوزمند طاغلر؛

نه او چيلديرمش اكينلر،نه او جوشقون باغلر.

شيمدى قيزغين كونك آلتنده پينكلر،بكلر،

ساده يالچين قايالر،ساده ايپ ايصز چوللر.

يوردو باشدن باشه ويرانه دونمش يوركك؛

دونكى شن،شاطر اوجاقلر ايرده بو كون.

كوندوز انسن سى طويماز،كيجه كورمز برايشيق،

يولجى هايقيرسهده بايقوش كبى،چيغليق چيغليق.

’بوديارك هانى صاحنلرى؟‘ديرسين؛جنلر،

’هانى صاحنلرى؟.‘.دير،قارشيكى طاغدن بوسفر:

نرده ارطغرلى قويننده بويوتمش اوبالر؟




’*آبداله چيقمق‘ اورته اويوننده آبدال اويوننى اوينامقدر.

صيمته دن بو ينى بو كو لمش ده اوديم ديك تور كك،

دو شو نوب طور ما ده او كسوز كې سكون كو سكون.

گو گده تشر عحلره دو نمش، اوباجاقلر د كنك؛

دها ياش يكرمىايكن اللر، آياقلر تيتره ك.

اويله سكس نلك آدا ملر آرامق پك يا كليش ؛

قير قاو بك عمر ينه صوك من حله اولمش قالمش.

ن كيشيك صا نكه او آ رسلان كې عم قك طورونى!

بنسه اسلا مك او كوربو، اوجو ان انص ې،

قو جاماز، ديردم، اصر لر جه، صورو لسه يدي ا كر،

به .ابوق الدن، آياقدن دوشه جكمش اومكر!...




نه يسه ، د كنكحې كلوب: ميدان آ چليسين، صا و لك!

د يرد عمز، باشلادى قلې سى يير تيق داولك.

گوم گوم ا و تمك نه كزر! طيق نفس اولمش قاصناق:

گوم كسى طو قما ق كې كو ت! كوت! اورو يور ضيشلا يه رق.

زور نا ضيم ضيم مى نه در ، سويله ميور برتور لو ؛

اوفله ين چنكا نه نك رنكى من ار، كندى أو لو.

كو نشاو لد قجه قيز يشمش، بى يورمشدى صيجاق؛

هله بر كو لكه بو لوب آلتمه چكدم چابوجاق.

تام دميشدم: آز حبق يا صلا نه يم ، ديكله نه يم...

برى طيقسيردى تا ا كسه مده... عجا ﺌب، بو ده كيم؟

نهكورهيدم:كله بك تارلا سى اولمش ده ايحپى،

صو لو يو ب سو مكو رو يو ر صير تمه بر يا شلى كچى!

آما باق، عقلمه كلمز سه ده حر مت طلې ؛

او قا دار فضله سميميتي سو معم، چلې ؛

صا قا لكدن چكرم ، صو كره، قار يشما م.. هل دى كيت!

نر ده! آ لد ير ما دى.. صوردم، باش أودولمش بوييكيت! *

------------------------------------------------------

(*)أودول - كولشلر ده، يا ر شار ده غا لب طر فه وير يلن مكا فا ت.

ا ملا ى قد يمى: او كدول.

هله سن كچ ييكيد م ، كچ باقا ليم، با شقه وار ؟

بر چايمسز صو پا، بو يتدهاو چ آ دام ؟




پملوانلر هانى ؟ دير كن ، سوكو وير من مى ، خو اجه م،

بربر ندن داها بيچاره سكز چيپلاق آدام ؟

آه او صو يغو ناغى رؤ يا ده كورن قور قا ردى:

چو نكه كو ملك كې أتدن ده صو يو نمشلردى!

بردليك طوربا يه كير مش كيميى ، قيسپت ير ينه ؛

چكيو ير مش كيمى، بر ليمه چوال د يز لر ينه.

كيمنك ، كيد يكى .ا قشير ، كيمنك بز شالو ار ؛

كيمنك ، اوچقورى بو يتدن آصيا مش ، طو نى وار .

عجبا يا غ سو رونور لر مى ديسه م ، ياغ نره ده ؟

بر كت وير سين او بك معد نى وار مش در ه ده:

صاغ او مو زلر د ه برر، با شار ى كر تيكلى ، آغاچ،

قادين، ار كك، صويى آ قطار مه د ه با قر اچ با قراچ.

صو كره ، نرد نسه كلو ب - يا غلانيكز ها يد ى! - سسو

چو كد ى ميد انده طوران قا باره آ رتيق هپسى.

پالاز اوردك كې ، با ند قجه آو و جار با ندى ؛

مسين ا يصلا ر كې ، قا وروق در يلر ايصلاندى.

بو مرا سم ده بيتوب، با شلا يه جق ديند ى كو لش ،

چار پينوب چير پينه رق چيقدى نما يت ايكى آش.

دا ها ايلك الده بو شا نسين مى آ ليبلر دن تر،

او گوگسلر سكا اوتسو ن مىكورو كد ن ده بتر ؟

با قدم: آ لتند ن او بر چيفته پر يشان با غر ك ،

صو او غا نار كې قا لقو ب ا ينيور چيفته قر ين!

صو كر ه د ن د يز لر ه بر تيتر ه مه در چو كمشدى ؛

هلم چوق سو ر ميه رك دردىده جا نسز دوشدى.

ايكى بيچاره سر يلمش ، ياتيور كن ير ده،

- قا لقيك آ ر تيق! - دت-يد يار، لكن اودو مان نر ده!

كولشك بويله سى هيچ كورمديكم برشيدى؛

اورته، باش، هپسىده بونلر كبى آواره يدى.

قارشيدن تنته سنك نصفى حصير، نصفى عبا،

برتكرلكلرى آلچاق، يانه ياتمش آرابه؛

يرليرن آز قابا، مالطيز كچيسندن چوق اوفاق،

ايكى محزون اوكوزك سيرينه منقاد اوله رق؛

نه يانيق مرثيه لر سويله دييور دينكيلنه!

بونى كوردم، آجيمق كلدى ايچمدن كلينه:

سكا باقسين ده قيزم، بحتيك اوتانسين... نه ديييم

او، سنك، كيمدى، بوكون نرده ياتار، بيلمديكم

نينه ڭك روحنه آغوش آچييوركن ملكوت،

ترتميز نعشنى غفران كبى اورتن تابوت،

شو كلينلك آراباڭدن داها شاهانه يدى.

كچدى رويا كبى، اللهم، او كونلر نه يدى!

شو باييرلرده- كه وقتيله بوتون باغلردى-

سسى دنيايى طوتان بر بركت چاغلاردى.

ياشوادى كه چيريل چيپلاق اوزانمش، بىتاب،

هيچ يازين بويله فضاسنده توترميدى سراب?

شيمدى آفاقه آلو پوسكوريور هر چاتلاق،

ياريلوب خسته دوداقلر كبى ، ير ير ، طوپراق.

-دشمه، اوغلم، يارهدر، هم ده يوركلر ياره سى.

-نهيدى ، يا رابى، اوتوز قيرق سنه اول بوراسى?

طاغلر اورمان ، تپهل، باغ، او و الر هپ تارلا؛

قو جه مر عى طولو بآشدن باشه صاغمللارله.

يكنه اتسه ڭ يره دوشمز: او اكين بر توفان؛

ڭكومولور بوغدايك آلتينده قعا ڭكيرسه آتلى.

قيرلرى طوطمش ، يآيىلىر كن داوارى كويلونك ،

دالغه لرى ڭمزسين، صارار آفاقك ىيوسوكه!

صال كبى كوللر ده حسابسز ماندا طولاشير ،

ده قار ه ڭ صانيرسين، هانى ، بر چيقسه ده كورسه فيل.

آلنييله يارار اوتلار ى بيكار جه اوكوز كنيش ،

بسيدن هر برينك سيرتى ، باقارسن ، دومدوز.

نه ده ايصلاق پاتى بورننده كى موس مور منويش!

هادى كلسين باقالم طاملرك آلتنده كويش.

ديز چوكر بولديمى ياصلانمايه كافى ميدان؛

راغك اوستنده اوقات قات كردانسورونور طوپ.

طورماز چيكنر؛ ڭهچيفته كوزلر سوزولور، تك چڭه

ياندن يره شفاف ايكى ىچلىكدر اينر يكى ا.

آغده لانير، ماچ ماچ اوتركن ساقيزى ڭبونلر

دن بر سورو كوربوز، دموى كويلى قيزى اوته ،

ولاد كبى ، بر بر قىنالارا سنىهپ طارايوب.

وغى ديكمش، اينه طورسون طانالريردن قو تپه ،

طالار اطرافه كويك دامغالى يوزلرجه طايى؛

ايكلدير آت سسى، قيصراق سسى كوم كوك اوايى

كوندوزين كيمسه كورونمز: كادين، ركك چاليشير؛

وارسه ميدانده كزن طوس طوپا چ اوغلانلردر.

آقشام اولماز مى ، فقط، طوپلار اهالى يى ازان،

صوك جماعت يرى ، حتى ، آدام آلماز بعضن.

كو نش آفاقه هنوز عرزى وادع ايتشكن،

يوكسه لير كعبه يه طوغرولمش آلينلر يردن.

ونجه بر دالغه لانر ، صو كره ايدر هپسى قرار؛

أورولور أكلى اوموزلر له برر جانلى حصار.

بو يامان صفلرك آهنكى حقيقت مدهش:

صانكه يالجين قيالر يان يانه ر چينلنمش،

ويله بير جبه كسيلمش كه: مسلسل ايمان؛

هانكى ايمنه طوقونسه ك طاشه جق اطمينان.

آه او يكپار ه لك ايامى حيا ل اولدى بوكون؛

ملتك حاكنى كور، صوكر هده ماضى يى ضوشون.

كىم بو يالجين كايالر صارصيله جقدر ديردى?

اويله صارصيلدى كه ادوره تزلز ل وردى!

كويلونك بر شيى يوق صحتى ، احلآقى بىطىك؛

بآق او صير تنده كى مينتان بيله تيفتيك تيفتيك.

بر كميك بر دريدر آوللدى ق الديسه ديرى ؛

نرد ه اولكص رفا هك عجبا اوننده برى?

طام چوكوك ، عرصه رهين ، باغچه يى اجرا ايستر؛

بير قلم بپرجه بدل فا أضى دفتر دفتر!

هيچ باقيم كورمديكندن مى نه د ندر توپراق؛

ويريلن تحمى ده انكار ايد ه جك اويله چوراق.

بر ه درت الديغى يىل كويلو آمىن ول قوضورور.

حار اورور بيتميه جكمش كبى حرمن صاورور.

اوغراماز ،، كون قاوشور، چيفتينه ياحو د آوينه؛

صبا ح اسقامبيل آتار قهو ه ده ، آقشام دومينه.




محتصر، غير مفيد علمى قاداردر دينى؛

نه اوامر، نه نواهى، صچح مز هيچ برينىى

نمازك سمتنه بايراملرى اوغرار ساده؛

هيچ صو كورمز يوزينك دوشمانيدر سجاده.

هانى، اوچ بش كيشيدن فضله مصلى آرامه؛

مسجد آنبارلق ايدر، باشقه نهياپسين، امامه

وقومق نحثنى كچ... چونكه اودفتر قاپالى،

بررديف ضابطى مكتبلرى دنوى ياپپهلى.

سيطمه، فحش، ايچكى، قومار دورلو فجايع صالغين...

صوڭره سويلنميه جك شكلى ده وار خسته لغك.

بر طرفدن بولانير لوثه حسابسز ناموس؛

بر طرفدن سريلير طوپراغه ميليونله نفوس.

هادى آلديرمايه لم يوكسه له طورسون وفيات،

نرده نقصانى طلافى ايدهجك تازه حيات?

أوله نوب عاﺌله تشكيلى بوكون زوركليور؛

كورويورسين يا نكاحلر نه قادار سيره ليور!




اسكيدن زورنالر اوتدكجه فضا ايكلردى


او نه دهشتلى ضوكو نلر، آونه در نكلردى

قورولور ميدا نه خرمنكبى قيرق اللى سينى


طابلالر ييغحا يه باشلار قويونك بسليسنى





اكسه قات قات طوشوب اطرافه دوكولمش ياكه دن


كوكسك ابعدي قاباردقجه كريمش جامادان


باشده آبانى صاريق ، تند ه حلالى كوملك؛


بلد ه لا هور شا لى ، او ستند ه او صوم صيرمه يلك؛


ديز د ه قايطان چويرلش چوخه دن صيقمه پوطور


عمجه لر، لوك كبى باغدش قور ه ر ق حلقه اولور.


سوفر ه نك هالسى شكلند ه طوران قطر ى كنىش،


بويى چپ چوره قيلاپد ا نله ظريف ايشلنمش،


آكى آز پشكير ى هر كس كوتورور ديزلرينه .


چوربدن صو كره آتك تورلوسى قالقو ب ، يرينه


حمور ك تورلوسوى دولت كبى قوند قجه قونار


سكز اون يرد ه كوكوملر متام د ى قاينار.


تازه شربت صونولور تازه كسيلمش قارله


بوزلو آيرانسه دونر اورته ده باقراجلر له








اوغله اولماز مى ، جماعتله قيلارلر نمازى


كولشك گو مدر او سنا ده مهيب گاينجه ساز ى


اوطورور بسلى داوللر ير ه شيشمان شيشمان،


پرده كوسترمه يه باشلار قابالر دن ، او زمان


اويله ايكلر كه زمين: قاب فضا كوت! كوت! آتار ؛


زورنانك تيزلرى ، ديرسك يدى يكلميمى طوتار!


شيمدى، حيوانلى يايان ، قيز، قادين ، اوغلان ، اركك؛



يقوشاتير ايپ چكيلن ميدانى يوزلرجه آوبك

بر طرفدن ده اينر بامتنا هى آرابه

اينر أما او قادار سوسلو كه ، ديرسين: عجبا

شو بياض تنلر آلتند ه برر حجله مى وار







چكيلير ديركن اودوللر: سكز اون سچمه داوار

ايكى باش ماندا ، برر طاى ، طانا ، طوپ طوپ طوقوما

هله پشكير كبى پشكشلرى آرتيق صورما

ياغ قازانلر له طورور ، ط ارتيسى يوق اولچوسى هيچ

هانى ايستر سورون ا، ايستر دوكون ، ايسترسه ك ايچ!




بونلرك هپسى بيتر ، بر هيجاندر بليرير

نه تماشادر او ، تيترر طورور انسان تير تير

بربرندن داها موزون ايكى اوچ چيفت اندام

آتيلب صحنه يه شاهين كبى اتمز مى حرام

سس ا صولوق چيقماز اولور، هركسى اورپرمه آلير

او دنيش ير ده نفسلر له برابر طارالير

چونكه ميداند ه دكل ، سيره باقانلر ده بيله

عصمك دنكى هياكل سچيلير يوزلرله

شيمدى ، صاغ قولده ، كوموش قپلى برر بازو بند

بوينى ميصقه يله دونانمش ، او ياريم دسته لوند

اوكجه پشرو ياپهرق ، صو كره طوتشمازلر مى

كولش آرتيق قيزيشير، حصمى طارتار حصمى

وزانير شيمدى كوكسلر ا، قاوشو ؛ شيمدى ، ينه

طالغه چارپار كبى چارپار كريلو ب بربرينه

كيمى تك چاپرازه كيرمش، متمادى سورويور

كيمى شيراز ه يى طارتو ب آليويرمش، يورويور

كيمى صارمه يله چوىرسه م دييه صاردقجه صارار

كيمى قيلچيق دوشونور، آتمق ايچون فرصت آرار

Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.