FANDOM


Bakınız

Şablon:Hüdavendiğar - d {{Hüdavendiğar}}


Hüda (Kur'an) - Xuda (Tanrı)
Attan inmeyesüz
Sultan Murad
Sultan Murad I
(Hüdavendigâr)
Hüdavendigar - Hüdavendiğar

Murad-ı Hüdavendigar
Sultan Murad bin Orhan
Sultan Murad Gazi
Hüdavendigâr Gazi

Sultan Murad/Vecizeler
Sultan Murad Duası

Hüdavendiğar vilayeti - Bursa
Hüdavendigâr camii Dünyanın ilk ve tek saray camii birarada. Minaresi 6 kat yukardan başlar...

Hüdavendigâr türbesi
Hüdavendigâr türbesi/Bursa
Hüdavendigâr türbesi/Kosova

Hüdavendigâr külliyesi
Kosova
Kosova - Mehmet Akif Ersoy - Safahat
Kosova Muharebesi
Kosova Sahrası
Kosova Savaşı ve Murad-ı Hüdavendigâr'ın Şehadeti

Türk bayrağının doğuşu Gazi Sultan Murad'ın kanı üzerine doğmuştur.

Sultan Murad II - Muradiye
Sultan Murad III
Sultan Murad VI
Sultan Murad V

Osmanlının Hz Hamzası Murad Hüdavendigar da Oratoryo da anılmalı. Açıklama aşağıdadır Edit

Kosovada Arnavutlar tarafından mezarı hala evlıya makamı gibi ziyaret edilir. Kosovada Arnavutları bize hala bağlı tutan Muradımız olan Sultan Murad. *"Bre uğlum, miürid olma murad ol." der . Sultan Orhan (veya Orhan Gazi )dir.
*Sultan Muradı fehetmeyip ecel /Cihanı fethetmeliydi, der. Ezan-ı Muhammedi de Yahya Kemal
Yahya Kemal ismi oratoryoda olmasada konuyla alakalı msıraı anılmalı Özellikle Kosava bahrinde..
Muradın şehit edildiğinde ölmeden önceki son sözüde oratoryoya eklenmeli...: "Attan inmeyesüz" Evet İstiklal Marşı Oratoryosunda bu söz söylenlenmeli, mutlaka .....
HUDÂVENDİGÂR (خداوندگار) Hükümdar anlamında bir tabir, Osmanlı padişahlarından I. Murad’ın unvanı. Etimolojisi Farsça hudâ خدا(Tanrı) kelimesine mülkiyet ve benzerlik ifade eden -vend ile yine benzerlik, nisbet ve mübalağa ifade eden -gâr eklerinin getirilmesiyle oluşturulan hudâvendigâr “Tanrı, hâkim, hükümdar, âmir, efendi, sahip, bey” gibi mânalara gelmektedir. Hudâvend de bu anlamları ifade etmekte olup bazılarına göre “gâr” eki zâittir. Eski ve Orta Farsça’da rastlanmayan bu kelimenin Gazneliler tarafından “hudâvend-i cihân” şeklinde “efendi, hükümdar” anlamlarında kullanıldığı bilinmektedir. Selçuklu ve Hârizmşahlar’a ait belge ve mektuplarda ise “hudâyegân-ı âlem” (dünyanın sahibi) tabiri geçer. Daha çok hükümdarlar için kullanılan kelime, sivil ve askerî memurların yanı sıra ilim ve sanat koruyucuları için de “veliyy-i niam” sıfatıyla birlikte yer almıştır. Celâyirli, Akkoyunlu ve Karakoyunlular’da bu tabire “hudâvend-i a‘zam, hudâyegân-ı âlem” şeklinde rastlanır. Osmanlılar’da ise “padişah” karşılığı olarak hudâvendigâr şekli kullanılmıştır. Fakat hudâvendigâr denince genellikle I. Murad akla gelir. Bu Osmanlı padişahı için hudâvendigâr unvanı bazı sancak tahrir defterlerinde yer alan kayıtlarda XV. yüzyılda görülürken (Sûret-i Defter-i Sancak-i Arvanid, s. 16, 24, 89, 112) kroniklerde daha ziyade XVI. yüzyıldan itibaren kullanılmıştır.
Hudâvendigâr unvanının diğer Osmanlı padişahlarından özellikle Yıldırım Bayezid ve Yavuz Sultan Selim için kullanıldığı da bilinmektedir. İlk Osmanlı hükümdarlarından Orhan Bey 1348 tarihli bir mülknâmedehundgâr” olarak tavsif edilmiş, muhtemelen bu kelime sonradan “hünkâr” şeklinde söylenerek yaygınlık kazanmıştır. Bu arada hudâvendigâr kelimesinin kullanılışı da sürmüştür. Bütün padişahlar için geçerli olan hünkâr unvanı Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî gibi bazı tasavvuf büyüklerinin sıfatları olarak da kullanılmıştır (bk. HÜNKÂR).
BİBLİYOGRAFYA:
*Ferheng-i Fârsî, I, 1401; III, 3163; IV, 5061; *Beyhakī, Târîħ (nşr. Ali Ekber Feyyâz), Meşhed 1971, s. 23, 435, ayrıca bk. tür.yer.; *Cüveynî, ǾAtebetü’l-ketebe (nşr. Muhammed-i Kazvînî - Abbâs İkbâl), Tahran 1950, s. 4; *Eflâkî, Menâķıbü’l-Ǿârifîn, I, 369, 608; *Sûret-i Defter-i Sancak-i Arvanid: Hicri 835 Tarihli (nşr. Halil İnalcık), Ankara 1954, s. 16, 24, 59, 89, 96, 109, 112, 114; *E. Quatremère, Histoire des sultans mamlouks de l’Egypte, Paris 1837-45, I, 64 vd.; *Muhammed b. Müeyyed el-Bağdâdî, et-Tevessül ile’t-teressül (nşr. Ahmed Behmenyâr), Tahran 1937, s. 139, 341; *Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi Kılavuzu, İstanbul 1938, I, lv. 1; *Uzunçarşılı, Medhal, s. 158, 159, 160; *Barkan, Kanunlar, s. 27, 71, 180; *Muhammed b. Abdülhâlik el-Meyhenî, Destûr-i Debîrî (nşr. Adnan Sadık Erzi), Ankara 1962, s. 13, 15; *J. H. Kramers, “Hüdâvendigâr”, İA, V/2, s. 578; *Dihhûda, Luġatnâme, XII, 328-333; *Cengiz Orhonlu, “Khudāwendigār ”, EI² (Fr.), V, 45-46; *A. K. S. Lambton, “Khudāwand”, EI² (İng.), V, 44.

HUDÂVENDİGÂR SANCAĞIEdit


Osmanlının Hz Hamzası Murad Hüdavendigar da Oratoryo da anılmalı. Açıklama aşağıdadır Edit

Kosovada Arnavutlar tarafından mezarı hala evlıya makamı gibi ziyaret edilir.

Kosovada Arnavutları bize hala bağlı tutan Muradımız olan Sultan Murad.

Yahya Kemal ismi oratoryoda olmasada konuyla alakalı msıraı anılmalı Özellikle Kosava bahrinde..

Muradınşehit edildiğinde ölmeden önceki son sözüde oratoryoya eklenmeli...:

"Attan inmeyesüz" Evet İstiklal Marşı Oratoryosunda bu söz söylenlenmeli, mutlaka .....

Peace Kartal  (Talk) 05:29, Şubat 19, 2011 (UTC)

Kosova Savaşı ve Murad-ı Hüdavendigâr'ın ŞehadetiEdit

{C}Daha şehzade iken Rumeli'de birçok akın ve sefere katılarak, bu topraklan yakından tanıyan I. Murad , babası Orhan Gazi'den sonra tahta geçince (1362), yapacağı fütuhat için harekat merkezini Bursa'dan Edirne 'ye nakletti. O sıralarda Akıncılar kuzeyde Tuna , batıda Dalmaçya kıyılarına kadar tüm Balkanlarda faaliyet halindedir. Sultan Murad'ın Balkanlardaki başarıları ve geniş mikyastaki muvaffakiyeti, Avrupa'da hayret ve korku uyandırmıştı. Türkler bu ilk hareketlerinde Batı Avrupa milletleriyle bir hadise çıkarmamağa dikkat etmişler ve bu suretle onların Balkan devletleriyle beraber kendi aleyhlerinde hareket etmeleri ihtimalini önlemişlerdir. Bundan dolayı Batılı tarihçilerin de söyledikleri gibi, Osmanlı fetih plânları pek hesaplı ve muvaffakiyetli olarak tatbik edilmektedir. (1)

Osmanlılar kafi suretle Balkanlarda yerleşme siyaseti takip ettiklerinden Sultan Murad, çok mühim miktarda Türk göçmenini, Anadolu'dan Rumeli'ye nakletti. Türk fütuhat plânı ve istikametinin belli olması, Papa'yı harekete geçirdi. Papanın teşvikiyle Macar, Arnavut, Çek, Leh (Polonyalı), Sırp, Bosna kuvvetleri, Balkanlarda Osmanlı varlığına karşı harekete geçtiler. Düşman ordusuna Sup kralı Lazar komuta ediyordu. Müttefikler 100.000, Türkler 60.000 askerle harbe girmişİerdi. Harp meydanı olan "Kosova Sahrası " Mitroviçe ile Üsküp arasında ve Priştine 'nin batısındadır. I. Murad burada şehid olduğu için sonradan bu ovaya "Meşhed'i Hüdavendigâr " denilmiştir. (2)

Osmanlı öncü kuvvetlerinin başında, Balkanları karış karış tanıyan akına komutanlarından Evrenos Bey olup, ileri harekatın da düşman askerini görmüş ve Hünkara haber vermişti. Hünkar ise "hemen tanışmak gerek" dedi. Evrenuz Bey eytdi "Sultanım... Şimdi gün kızgun-dur ve "leşker yorgundur ve adüv azgundur. Bugün ârâm idelim (dinlenelim.) İrte gün Allah'a tevekkül idüp, tekbir getürüp can ve başoynadırız"dedi.(3)

Bundan sonra Hünkar , oğlu Bayezid le düşmanı kontrol için bir tepeye çıktı. "Gördüler ki ruy-ı zemin güya bir demir deryası olmuş." (4) Sultan Murad : "Bu melun ne çok leşker cerri-eylemiş. Biz ki bu vehide leşker cem'itdük, hiç bunun fevkinde leşker cem' olunmaz sanurdum,(5) diye hayretini izhar etti. Murad, düşman çokluğundan kendi için değil, teb'asına, halkına bir zarar gelir endişesiyle hüzünlüydü.(6) ' Sonra ellerini açtı: “İlahi. Nur-ı Muhammed hürmeti içün bu müminlere sen inayet kıl. Beni müminlerin helakine sebep kılma." dedi.

Toplanan harp meclisinde, takip edilecek plan belirlendikten sonra Murad, komutanlarına şöyle hitap etti: "Tûl-ı ömrümde bunca gazalar itdüm. Gayem bu gazada şehid olup, iyü adla âlemden göçem. Ve her dirliğin ahiri ölmek olduktan sonra ne teşviş çekmek gerek.."

Gece karanlığı basıp, askerler yattıktan sonra İki rekat namaz kılıp, yüzünü toprak üzerine koyup" ol karanlık gicenün içinde naliş ve tazarru idüp eytdi; ilahi..Mülk ve kul senündür. Sen kime istersen virirsin. Ben dahi naçiz bir kulunam. Mülk ve mal benim maksudum değildir. Buraya kul karavaş içün gelmedüm. Heman halis ve muhlis senün rızanı isterem Yarab..Beni bu müslümanlara kurban eyle. Tek bu müminleri küffar elinde mağlub idüp helak eyleme. .Bunları mansur ve muzaffer eyle. Asakir-i İslam içün teslim-i ruha razıyım. Tek bu müminlerin ölümin bana gösterme. Evvel beni gazi kıldun, ahir şehadet nasip et" dedi.(7)

Onun bu isteği ile ilgili olarak Namık Kemal şöyle der: "Murad Gazi, şehid olmak istedi. Fakat aciz insanlar gibi, dünyanın elemlerinden kurtulmak, ahiretin emellerine nail olmak için istemedi. Milletinin şanını, ikbalini ve arşı alaya haysiyet ve şerefi ile yükselmek istedi. Büyük kalp ve ruhların bir hali ve bir zamanı vardır ki her türlü ilgilerinden sıyrılıp yüksek temayülleri ile tenha kalınca, yüksele yüksele, gerçekten Allah'a yaklaşır. İşte, insan vicdanının gaybın inayetlerine mazhar olduğu zamanlar, bu zamanlardır.

Anlaşılan Sultan Murad da o gece öyle bir İncizap devrinde, öyle bir istiğrak zamanında idi.(8)

Başkomutan olan Sultan Murad, mutad üzere ordu merkezinde yer almıştı.

Ordunun içinde "cesetteki ruh" gibi duran hünkârın önünde yeniçeriler ve onların önünde toplar vardı.(9)

Düşman kuvvetinin çok faz¬la olması bir ara hükümdarı tereddüde düşürmüştü. Vezir-i azam Ali Paşa : "Muharebe de çokluğa bakılmaz, yardım ve zafer ancak Allah'ın tevfiki iledir. Ve Allah sabredenlerle beraberdir. Hünkarım, Allah'a şükürler olsun ki, ömrümüz boyunca mansur ve muzaffer ola-geldik. Yine zaferin bizim olması ümit olunur. (9) dedi.

20 Haziran 1389 günü, düşmanın atmış olduğu topla başlayan savaş, Türk ordusunun kahramanlığı ve harp plânının mükemmel suretle düzenlenmiş ve tatbik edilmiş olması sayesinde, üstün kuvvetlere sahip olan düşman bozulmuş ve süratle çekilmeğe başlamışlardı.

Kosova Muharebesi sekiz saat sürmüştür. Sultan Murad, bir şükrane olarak harp sahasını gezerken "ehl-i Islâmın mansur olduklarına mesrur olup, secdei şükür eyledi. Cenkten evvel dergâh-ı Hak'dan şehadet reca eylemişler idi. Bu vaki olmayınca mahzun oldular. (10) Sahrayı gezerken hep bunu düşünüyordu. (11)Bu esnada Miloş Obiliç adında yaralı bir Sırp asilzadesi, Sultan Murad'a birşey söylemek ister gibi yaklaşmış ve Gazi Hünkan hançerlemistir.

Muharebe henüz bitmediğinden ağır yaralı olmasına rağmen savaşın sonuna ve kafi zafere kadar emir ve kumandayı elinden bırakmadı. Az sonra vefat eden Hünkarın iç organları, vefat ettiği yere gömülmüş ve üzerine türbe yapılarak zamanımıza kadar "Meşhed-i Hüdavendigar " adıyla devam etmiştir. (12) 30 yıllık hükümdarlık devresi, durup dinlenmeden hep savaş, meydanlarında geçtikten sonra yine bu maksatla çok uzaklardaki bir meydan savaşında muzaffer olduktan sonra şehid edilen tam manâsıyla memleketi uğrunda ve ordusunun başında canını feda etmiş bulunan Murad Hûdavendigar'ın bu akıbeti dost, düşman herkeste derin akisler bırakmıştır.

Onun hakkında tarihçiler şöyle demektedirler:Edit

  • Mehmet NEŞRİ: "Ömrünü hasbeten lillah gazaya sarf etmişti. Ve nesl-i Osmanda bu ittüği gazayı hiç bir padişah itmedi"(14)
  • Joseph Von HAMMER: 1. Murad, Osmanlı tarihinde cihaddan yorulmaz bir muharip ve adil bir padişah olarak anılır.."
  • l.Hakkı UZUNÇARŞILI: "30 sene süren hükümdarlığı zamanında zaferden zafere koşmuş ve hepsinde muvaffak olmuş, mağlubiyet yüzü görmemiştir."
  • A.Cevdet PAŞA: "Halkı çok seven, adil bir padişahtı..."
  • DANİŞMEND: "63 yaşında şehid olan Murad-ı Hüdavendigar'a babası Orhan Gazi, Rumeli yakasında küçük bir köprübaşı bırakmış, o da bu ufak mirasa istinaden Balkan yarımadasının en büyük kısmına hakim olmuştur. Balkan yarımadasında beş asırdan fazla süren Türk hakimiyetini kurmuştur, ömrünü buna adamış ve bu uğurda canını feda etmiştir. Onun için bu büyük adam, Osmanlı tarihinde hem imparatorluğun İlk müessisi, hem Rumelinin hakiki fatihi demektir..."
  • Cepheyi ve meşakkati, rahat ve rehavete tercih eden ve bu uğurda şehid olan Murad-ı Hü-davendigar'ın ölürken söylediği şu son sözleri, aynı zamanda KADİRŞİNAS NESL-İ ATÎYE" bir vasiyet teşkil etmektedir: "ATTAN İNMEYESÜZ

BİBLİYOGRAFYA.Edit

  • 7)Neşri, a.g.e.s. 287
  • 8)Namık Kemal, Osmanlı Tarihi (Külliyat-ı Kemal) c.l, tst.

1326

s.302

  • 11)Solakzade, a.g.e. s.48
  • 12)Ulunçarşılı, a.g.e. s.190

İst. 1958,s.3

  • 14)Nesri, a.g.e. s.307

Osmanlı Devleti Tarihi, el, İst 1981, ».191

SULTAN I.MURAD'IN DU’ASI
Hz. Peygamber 63 senelik ömür sürdüğünden;
Veliler, 63 yaşından fazla yaşamaktan ar ederler.
63 yaşından sonra yaşamak istemezler.
Hatta 63'den sonra yaş sorulması edebe aykırıdır.
Veli Sultan 'da son nefes ini şehadetle diliyor.
Milletinin yerine kendisinin kurban olmasını Allah 'tan niyaz ediyor.
Kral I. Murad'ın Yakarışı

Ab-ı ruy-i Habib-î Ekrem için,

Kerbelâ'da revan olan dem için,

Ab-ı ruy-i Habib-î Ekrem için,

Kerbelâ'da revan olan dem için,

Şeb-i firkatte ağlayan göz için,

Reh-i aşkında sürünen yüz için,

Şeb-i firkatte ağlayan göz için,

Reh-i aşkında sürünen yüz için

Ehl-i derdin dil-i hazini için,

Cana tesir eden

enini için,

Ehl-i derdin dil-i hazini için,

Cana tesir eden

enini için,

Eyle yâ Rabbi lütfünu hemrah,

Hıfzını eyle bize püşt-ü pâh!

Eyle yâ Rabbi lütfünu hemrah,

Hıfzını eyle bize püşt-ü pâh!

Bakmaya Râb bizim günahımıza,

Nazar et

cân-ı dilden ânımıza'

Bakmaya Râb bizim günahımıza,

Nazar et

cân-ı dilden ânımıza

Etme yâ Râb mücahidini telef,

Tiğ-i âdâya kılma bizi hedef.

Etme yâ Râb mücahidini telef,

Tiğ-i âdâya kılma bizi hedef.

Bunca yıl sa'y-ü içtihadımızı,

Gazavat içre yahşi adımızı,

Bunca yıl sa'y-ü içtihadımızı,

Gazavat içre yahşi adımızı,

Etme yâ Râb kahrın ile tebah,

Yüzümüzü halk içinde etme siyah

Etme yâ Râb kahrın ile tebah,

Yüzümüzü halk içinde etme

siyah

Râh-ı din içre ben feda olayım,

Din yolunda beni

şehid eyle,

Râh-ı din içre ben feda olayım,

Din yolunda beni

şehid eyle,
</div>.

Ahirette beni saki eyle,

Mülk-i İslâmpâyimal etme,

Ahirette beni saki eyle,

Mülk-i İslâmpâyimal etme,

Keremin çoktur ehl-i İslâm’a,

Dilerim kim erişe itmama

Keremin çoktur ehl-i İslâm’a,

Dilerim kim erişe

itmama
Video buraya
Güncel Türkçesinin videosu buraya
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.