FANDOM


Şablon:Azericesafahatbakınız

  • Azerice Safahat projesi Mersin Yenişehir FEM dershanelerince görevlendiren Azeri öğretmenler tarafından hazırlanmaktadır.
  • Bu projede Akif'in safahatının tamamı azerice kıyaslanabilmesi için aslı ve azerice mukayesesi yan yana tablolar halinde konacaktır.
  • Örnek çalışma: Safahat şiiri nin azeri lehçesinde örnek sunumu aşağıdadır. Sizde Normal Safahat sumundan alarak aşağıdaki azerice safahat sayfalarının içerisine kopyalayıp yapıştırabilirsiniz.


Safahat dışı şiirleri Edit

I. KitapEdit

Safahat şiiri/Azerice - Fatih Camii Şiiri/Azerice - Hasta/Azerice - Tevhid Yâhud Feryâd/Azerice -Küfe/Azerice - Durmayalım/Azerice - Hasır/Azerice - Geçinme Belâsı/Azerice - Meyhane/Azerice - Mezarlık/Azerice - Bayram/Azerice - Hasbihâl/Azerice - Selma/Azerice - Merhum İbrahim Bey/Azerice - Azim/Azerice - Seyfi Baba/Azerice - İnsan Şiiri/Azerice - Kör Neyzen/Azerice - Acem Şahı/Azerice - İstibdâd/Azerice - Hürriyet Şiiri/Azerice - Kocakarı ile Ömer/Azerice - Ezanlar/Azerice - Cânan Yurdu /Azerice - Bir Mersiye/Azerice - Dirvâs/Azerice - Mahalle Kahvesi/Azerice- Köse İmam/Azerice - Ressam Haklı/Azerice - Bir Mezar Taşına Yazılmış İdi/Azerice - Bir Resmin Akasına Yazılmış İdi/Azerice - Şair Huzurunda Münekkid/Azerice - Bu Da Bir Mezar Taşı İçin Yazılmış İdi/Azerice - Gül,Bülbül/Azerice - Tercümedir/Azerice - tercümedir1 (İkinci tercümedir)/Azerice - Hüsran-ı Mübin/Azerice - Âhiret Yolu/Azerice - İstiğrak/Azerice - Âmin Alayı/Azerice - Hasbihal/Azerice - Bebek Yahud Hakk-ı Karar/Azerice - Yemişçi İhtiyar/Azerice - İ'tiraf/Azerice

II.KitapEdit

Süleymaniye Kürsüsünde/Azerice adlı tek bir şiirden oluşmaktadır.(Süleymaniye Kürsüsünde 32 kb.büyük olduğu için 10 bölüme ayrılmıştır.) Süleymaniye Kürsüsünde 2/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 3/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 4/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 5/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 6/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 7/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 8/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 9/Azerice - Süleymaniye Kürsüsünde 10/Azerice


III.Kitap Edit

Hakkın Sesleri/Azerice: Hakkın Sesleri (Mehmet akif Ersoy)/Azerice . Hakkın Sesleri (Mehmet akif Ersoy)/Azerice-İlahi, emrinin avare bir mahkûmudur âlem/Azerice-Geçenler varsa İslâm'ın şu çiğnenmiş diyarından/Azerice-Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk/Azerice-Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/Azerice-Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı/Azerice-Olmaz ya... tabii... biri insan, biri hayvan/Azerice-Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz/Azerice-Bir yığın kundakçıdan yangın görenler milleti/Azerice-Çık da bir seyret baharın cuş-i rengârengini/Azerice-Pek hazin bir mevlid gecesi/Azerice

IV. KitapEdit

Fatih Kürsüsünde/Azerice: İki Arkadaş Fatih Yolunda/Azerice - Vaiz Kürsüde/Azerice

V. KitapEdit

Hatıralar/Azerice:Ey bunca zamandır bizi te'dib eden Allah/Azerice-UYAN/Azerice-Ne irfandır veren ahlâka yükseklik. Ne vicdandır/Azerice-Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile/Azerice-Nihayet neyse idrak ettiğin şey ömr-i fânîden/Azerice-Biz ki yarmıştık şu unun büyük ummanını/Azerice-Şehamet dini, gayret dini ancak Müslümanlıktır/Azerice-El-Uksur'da/Azerice-Berlin Hatıraları/Azerice-Necid Çöllerinden Medine'ye/Azerice

VI.KitapEdit

Asım/Azerice şiiri olup uzunca bir şiirdir Çanakkale şehitlerine/Azerice şiiri de bu şiir içinde yer alır: Asım/Azerice(I.Bölüm)- Asım II.Bölüm/Azerice - Asım III.Bölüm/Azerice - Asım IV.Bölüm/Azerice - Asım V.Bölüm/Azerice - Asım VI.Bölüm/Azerice - Asım VII.Bölüm/Azerice (Çanakkale şehitlerine/Azerice şiirini içerir) - Asım VIII.Bölüm/Azerice

VII. Kitap Edit

Hüsran/Azerice - Şark/Azerice - Alınlar Terlemeli/Azerice - Umar Mıydın?/Azerice - Mehmed Ali'ye/Azerice - Hala Mı Boğuşmak?/Azerice - Yeis Yok!/Azerice - Azimden Sonra Tevekkül/Azerice - Süleyman Nazif'e/Azerice - Bülbül/Azerice - Leyla (Mehmet Akif Ersoy)/Azerice - Firavun İle Yüzyüze/Azerice - Şehitler Abidesi İçin/Azerice - Vahdet/Azerice - Gece/Azerice - Hicran/Azerice - Secde/Azerice - Hüsam Efendi Hoca/Azerice - Kıssadan Hisse/Azerice - Resmim İçin/Azerice (Üç Kıta) - Tebrik/Azerice - Safahat İçin/Azerice - Sadi'den Tercüme/Azerice - Mevlid-i Nebi/Azerice - Çocuklara/Azerice - Bir Ariza/Azerice - Bir Gece/Azerice - Ne Eser,Ne De Semer/Azerice - Derviş Ahmed/Azerice - Said Paşa İmamı/Azerice - Resim İçin/Azerice - Nefs-i Nefis/Azerice - Yaş Altmış/Azerice - Nevruz'a/Azerice - Nerdesin?/Azerice - Tek Hakikat/Azerice - Hayat Arkadaşıma/Azerice - San'atkâr/Azerice


Safahat Safahat Bayrak
Bu proje Yenişehir Kaymakamlığına aittir.
Mehmet Akif Ersoy
Fatih Camii Şiiri
Safahat,safha kelimesinin çoğulu olup safhalar demektir. Daha çok safahat-ı hayat (hayatın safahatı) terkibiyle kullanılır. Hadisenin safahatı nedir? diye sual edilir. Olayın safahatını anlat! "konu dışına çıkma" denir. Safahat şiirinde şair sanatkarlık yapmak için şiir yazmadığını, şiirinde acizliğinden kaynaklanan göz yaşlarının ve samimiyetin sergilediğini anlatmaktadır ve şiirine Kur'anın ilk nazil olan kelimesi "ikra' emrini"nin kökünden gelen ve okuyucu anlamına gelen kaari sözüyle yani Sevgili kaari ile başlıyor ve Oku şayet sana bir hisli yürek lazım ise diyerek de şiirini bağlıyor.

İkili tablo sunumuEdit

Safahat şiiri
Azeri Türkçesi
Bana sor sevgili kaari, sana ben söyliyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım
Mene sor sevgili qari, sana men söyliyeyim,
Ne hüviyette şu karşında duran eşarım.
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım.
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne sanatkarlık bilirim, çünkü, ne san’atkârım.
Şii’r için “göz yaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Şiir için “göz yaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Acizliğimin gözyaşıdır mence bütün esarım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyliyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar dertliyim!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.
Oqu, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oqu, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.
Safahat şiiri - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan

Safahat şiiri - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan

safahat şiiri - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan

Safahat şiiri - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan

Safahat şiiri - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan

safahat şiiri - mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan

Azerice Safahat


DURMAYALIM
DURMAYAQ - DAYANMAYAQ

Sa'dî diyor ki:

-Bir gece biz kârbân ile


Âheste-seyr iken yolumuz düştü bir çöle.

Sadi deyir ki:

-Bir gecə biz karvan ilə


Aheste seyretmekte ikən yolumuz düşdü bir səhraya.

Sür'atle tayy için o beyâbân-ı vahşeti,

Hep yolcular fedâ ederek istirâhati

Suratlı yaratmaq üçün o vəhşi səhrası,

Bütün sərnişinlər fəda edərək istirahəti

Gitmektelerdi. Bir aralık bende meyşe tâb,
Gitmektelerdi. Bir dəfə məndə getməyə güc
Hiç kalmamış ki düşmüşüm artık zebûn-i hâb.
Heç qalmamış ki düşmüşüm artıq yuxuya məğlub.
Avâre bir piyâdeyi bekler mi kâfile ?

Nâçâr şedd-i rahl edecek tâ be-merhale.

Avara bir sərnişini gözləyər bilərmi karvan? '

Çarəsiz yola davam edəcək çatana qədər konak yerinə.

Durmuş, diyordu, bir de uyandım ki,sârban:

"Kalk ey zavallı yolcu, uzaklaştı kârban!

Bir də oyandım ki, başımın yanına tikilmiş bir deveci bunları söyləməkdə: '

"Qalx ey zavallı sərnişin, uzaqlaşdı karvan!

Uykum benim de yok değil amma bu deşt-zâr,

Arâmgâh olur mu ki bin türlü korku var?

Yuxum mənim də yox deyil, amma bu səhra, '

İstirahət yeri olarmı ki, min cür qorxu var?

Ser-menzil-i merâma varır durmayıp giden;

Yoktur necât ümîdi bu çöller geçilmeden.

Çatmaq istədiyi yerə çatar durmayıp gedən;

Yoxdur qurtuluş ümidi bu çöllər keçilməyə.

Heyhât,yolda böyle düşen uyku derdine,

Hep yolcular gider de kalır kendi kendine!"

Təəssüf ki, yolda belə düşən yuxu dərdinə,

Həmişə sərnişinlər gedər də qalar öz-özünə! "

Vak'a hiç birşey değildir; haklısın, lâkin düşün.

Başka bir düstûr -i hikmet var mı, insâf et, bugün?

Hərçənd hadisənin özünün faydası azdır, bunda haqlısan, ancaq fikirləş

Insaflı ol, bundan başqa hikmət dolu bir prinsip varmı bu gün?

Varmak istersen -diyor Sa'dî- eğer bir maksada,

Tuttuğun yollar tükenmekten muarrâ olsa da;

Çatmaq istəsən-deyir Sad əgər məqsədə,

Tuttuğun yollar heç bitməyəcək kimi olsa da;

Şedd-i rahl et,durmayıp git, yolda kalmaktan sakın!

Merd-i sâhibMerd-i sâhib-azm için neymiş uzak, neymiş yakın?

Yola davam et, durmayıp get, yolda qalmaqdan çəkin! '

Əzim sahibi insan üçün nəymiş uzaq, nəymiş yaxın?

Hangi müşküldir ki himmet olsun, âsân olmasın?

Hangi dehşettir ki insandan olmasın?

Hansı güçlüktür ki səyə gəlincə kolaylaşmasın?

Hansı qorxunc şey var ki insandan qorxmanız

İbret al erbâb-ı ikdâmın bakıp âsârına:

Dağ dayanmaz erlerin dağlar söken ısrârına.

Ibrət al səy sahiblərinin baxıb əsərlərinə:

Dağ dayanmaz ərlərin dağlar sökən əzmini.

Bir münevvim ses değil yer yer hurûşan velvele:

Fevc fevc akmakta insanlar bütün müstakbele.

Sakinleştirip uyuşturan bir səs deyil bu zaman-zaman coşan səs-küylər:

Axın-axın getməkdə gələcəyə bütün insanlar.

Nehr-i feyzâ feyz-i insâniyyetin âhengine,

Uymadan,kâbil değildir düşmemek bir engine.

Bərəkətli insanlıq çayının ahənginə uyğun gəlməyən insanın,

Bir Enginde itib getməməsi mümkündürmü?

Menzîl-i maksûda varmazsın uyanmazsan eğer..

Var mı bak, yollarda hiç bîdâr olanlardan eser?

Məqsəd qoyduğu yerə çatmaz uyanmazsan əgər ...

Var mı bax, yollarda heç oyaq olanlardan əsər?

İşte âtîdir o ser-menzil denen ârâmgâh;

Kârbân akvâm; çöl mâzî; atâlet sedd-i râh.

Məhz gələcək, ən son çatıb rahatlığa qovuşacağı yer deməkdir;

Karvan qövmlər, çöl keçmiş, tənbəllik də yoldakı maneədir.

Durma,mâzî bir mugaylanzâr-ı dehşetnâktir;

Git ki, âtî korkusuzdur, hem de kudsî hâktir.

Durma, keçmiş bir qorxulu dikenliktir;

Keçid ki, gələcək qorxusuzdur, həm də müqəddəs torpaqdır!

Çok şedâid iktihâm etmek gerektir, doğrudur...

Vehleten âvâre bir seyyâhı yollar korkutur;

Çox çətinliklərə dözmək lazımdır, doğrudur ...

Başıboş bir sərnişini yollar ilk baxışda qorxudaraq;

Korku, lâkin, azmi te'yîd eylemek îcâb eder:

Kurtulursun şedd-i rahl etmiş de gitmişsen eğer:

Qorxu, amma yenə də əzmi qüvvətləndirmək lazım olar: '

Kurtulursun, yükünü bağlayıb da ilerlemişsen əgər.

Çünkü düşmüşsün hâyatın -ezkazâ-feyfâsına,

Gitmen îcâb eyliyor tâ menzil-i aksâsına.

Çünki düşmüşsün Allahın təqdiriylə həyat çölünə,

Getməkdən başqa çarə yoxdur onun ta ən son nöqtəsinə.

Düşmemek mâdem elinden gelmemiş evvel senin,

Ölmeden olsun mu, ey miskin, bu çöller medfenin?

Madam ki düşməmək əlindən gəlməmiş ilkin sənin, '

Ölmədən olsun mu, ey miskin, bu çöllər məzarın?

İntihâr etmek değilse yolda durmak,gitmemek,

Âsumandan refref indirsin demektir bir melek!

Intihar etmək deyilsə yolda dayanmaq, getməmək,

Səmadan Refref göndərər deməkdir bir mələk!

Leyseli'l-insâni illâ mâ seâ derken Hudâ;

Anlamam hiç meskenetten sen ne beklersin daha?

"İnsan ancaq cəhd etdiyinə çatar" deyərkən Huda;

Anlamam heç miskinlikten sən nə gözləyərsən daha?

Davran artık kârbânın arkasından durma, koş!

Mahvolursun bir dakîkan geçse hattâ böyle boş.

Davran artıq karvanın arxasından dayanma, qoş!

Mahv olarsan bir dəqiqə keçsə hətta belə boş.

Menzil almışlar da yorgun, belki senden bîmecâl!

Belki yok, elbette öyle! Sen ne etmiştin hayâl?

İlerleyenler də yorğun bəlkə səndən mecalsiz

Bəlkə deyil, əlbəttə elə, sən nə xəyal etmisən

Şöyle gözden geçse birhilkattemâşâ-hânesi:

Çıkmıyor bir zerre fa'âliyyetin bîgânesi.

Belə gözdən keçsə bir yaradılış müşahidə xanası

Çıxmır 'bir zərrə' fəaliyyətdən biganesi

Âsumânî, hâkdânî cümle mevcûdât için

Kurtuluş yok sa'y-i dâimden, terakkîden bugün.

Göydə və yerdəki bütün aktivlər üçün

Qurtuluş yox davamlı çalışmaqdan, irəliləməkdən bu gün.

Yer çalışsın, gök çalışsın, sen sıkılmazsan otur!

Bunların hakkında bilmem bir bahânen var mı?

Yer toxunmasın, göy toxunmasın, sən sıkılmazsan otur! '

Bunların haqqında bilməm bir bəhanən varmı?

Dur!Masiva bir şey midir, boş durmuyor Hâlik bile:

Bak tecellî eyliyor bin şe'n-i gûnâgûn ile.

Dur! Yaradılmışları da bir şey mi?

Boş dayanmır Yaradan belə:

Bax təcəlli edir cür cür min hadisə ilə.

Ey, bütün dünya ve mâfihâ ayaktayken; yatan!

Leş misin, davranmıyorsun?

Bâri Allah'tan utan.

Ey, bütün dünya və dünyadakılar, ayaq üstə yatan!

Leş bilərsənmi, davranmırsan?

Bari Allahdan utan!




FATİH CAMİİ
Azerice

Yatarken yerde ilhadiyle haşr olmuş

sefil efkar,

Yarıp edvarı yükselmiş bu müthiş heykel-i ikrar

Yatarkәn yerdә dinsizlikle hәşr olmuş sәfil

әfkar

Yarıb divarları yüksәlmiş bu möhtәşәm inam heykәli

Siyah-reng-i dalalet bir bulut şeklinde maziler,

Civarından kaçar,bulmaksızın bir lahza istikrar;

Qap qara rәngli pozulmuşluq buludu kimi keçmiş qәdim dövrlәr

Bu mәbәdin hәndәvәrindәn qaçar, bir vaxt bilә saxlana bilmәzlәr

Ziya-rız-i hakikat bir seher tavrında müstakbel;

Gelir fevkınden eyler sermedi binlerce nur ısar.

İstiqbal hәqiqәt işığıyla dolu bir sәhәr kimi;

Gәlir üstündәn eylәr sәrmәdi minlәrlә nur dolu.

Derağuş etmek ister nazenin-i bezm-i lahutu:

Kol açmış her menarı sanki bir ümmid-i cür'etkar!

Gucağlamak istәr ilahi alәmin gözәlliyini

Cәsarәtlә ümidlә qol açmış minarәlәr

O revzenler,nazarlardan nihan didarı müstağrak

Birer gözdür ki sıyrılmış önünden perde-i esrar.
O pencәrәlәr, nәzәrlәrdәn uzağ ilahi gözәlliyә dalmış

Hәrәsi bir gözdür ki açılmış önündәn sirlәr pәrdәsi

Bu kudsi ma'bedin üstünde taban fecv fecv ervah,

Bu ulvikubbenin altında çüşan mevcmevc envar.

Bu qüdsi mәbәdin üstündә tәz tәz ruhlar parlayır

Bu ülvi qübbәnin altında dalğa dalğa işıqlar çoşur

Tecessüdeylemiş guya ki subhun ruh-i mahmuru;

Semadan yahut inmiş hake,Sina-reng olup,Didar!

Sabahın bayğın ruhu elә bil sübutlaşıb

Yaxud da ilahi gözәllik Sina’daki kimi yәrә düşmüş!

Tabiat perde-puş-i zulmet olmuş,habe dalmışken,

O,guya kalb-i cuşacuş-i aşıktır,

Tәbiet qaranlığın örtüsü altında yuxuya dalmışkәn

O elә bil ışıxlı qәlbi gәcәnin yuxusuz gözlәr

Ki cevfinden demadem yükselir bin nale-i ezkar.

Nümayan cephesinden Sadr-ı İslamın mealisi:

Ki,içindәn çıxıb qalxar hәr vaxt inlәyәn zikirlәr

İslam’ın cәphәsindә sinәsindәki ülvi mәna görsәnir:

O sadrın feyz-i enfasiyle guya bir yığın ahcar,

Kıyam etmiş de,yükselmiş ve bir timsal-i nur olmuş,

O sinenin feyzli nәfәslәriylә elә bil bir çox daş

Çıxıb qalxıb aydınlığın nümunәsi olmuş

Nasıl timsal-i nur olmaz?Şu pek sakin duran divar,

Asırlar geçti hala batılın pış-i hücumunda,

Nә tәhәr ola bilmәz ki bu, lap sakit duran divar

Əsrlәrdәn bәri batilin hücumlarına qarşı

Göğüs germektedir,bir kere olsun olmadan bızar.

Bu bir ma'bed değil,Ma'bud'a yükselmiş ibadettir;

Bu bir manzar değil,dıdara vasıl mevkib-i enzar.

Bircә dәfә dahi bezmәdәn, usanmadan sinә gәrәr

Bu bir mәbәd deyil, Allah’a qalxmış ibadәtdir

Bu bir şәkil deyil, elә bil Haqqa varan nәzәrlәrdir

Semadan inmiştir,şüphesiz,lakin semavidir:

Zemini olmayan bir cilve-i feyyazı havidir.

Sәmadan inmәmişdir şübhesiz, ancaq sәmavidir

Yәr ilә әlaqәsiz, işıqlı bir quruluşu tutur.

Bir infilak-ı safadır ki yar-ı canımdır,

Sabahı pek severim,en güzel zamanımdır.

Xoş bir parlayışdı ki canımın yarıdır

Sәhәri çox sevirәm, o, әn gözәl zamanımdır

Rida-yi leyli henüz açmamıştı dest-i sema,

Saba da hab-ı sükundan ayılmamıştı daha,

Feza-yı ruhda aksetti,es-sela-perdaz

Göyün әli gecәnin örpәyini hәlә açmamışdı

Sәhәr rüzgarı da sakit yuxusundan daha ayılmamışdı.

Ki, bu hәzin bir sәs idi, ruhuma әks etdi.

Müezzinin dem-i mahmuru,bir hazin avaz.

İçimde cuş ederek lücce lücce istiğrak,

Tәzә yuxudan oyanmış müәzzinin sәsi,

İçimi dalğa dalğa sardı bu coşqunluq

Ezanı beklemez oldum;açılmadan afak,

Zalamı sineye çekmiş yatan sokaklardan

Əzanı gözlәyenmәdim, açılmadan üfuq

Qaranlığa bürünmüş yatan küçәlәrdә

Kemal-i vecd ile geçtim.Önümde bir meydan
Göründü;Fatih'e gelmiştim anladım,azıcık
Coşqu içinde keçdim önümdә bir meydan

Göründü, Fatihә gәlmişdim, anladım bir az

Gidince,ma'bede baktım ki bekliyor uyanık.

Sokuldum artık onun sine-i münevverine,

Oturdum öndeki maksureciklerin birine.

Gedincә mәbәdә, gördüm ki gözlәyir oyaq

Soxuldum artıq onun aydınlıq qucağına

Oturdum öndәki kiçik oturacaqlardan birinә

Feza-yi ma'bedin encüm-nüma meşailini,

O lem'alem'a dizilmiş ziya kavafilini.

Qübbәnin boşluğundaki ulduz kimi işıqları

O par-par düzülmüş işıqlar qәfilesini

Görünce geldi çocukluk zamanların yaada...

Neler düşüdüm o saatte bilseniz orada!

Görüncә uşaqlıq günlәrimi xatırladım

Nәlәr fikirlәşdim o anda bilseydiniz orada

Sekiz yaşında kadardım.

Babam gelir :

Bu gece,

Sizinle camie gitsek çocuklar erkence.

Sәkkiz yaşındaydım.

Atam gәlir:

Bu gәcә,

Sizinlә mesçidә gәdәk deyirem uşaqlar tezdәncә

Giderseniz gelin amma namazda uslu durun;

Meramınız yaramazlıkta işte ev,oturun!

Gәdirsinizse gәlin lakin namazda sәssiz olun.

Dәcәllik edәcәksәnizsә, bura ev, oturun !

Deyip alırdı benimle kardeşimi.

Namaza durdu mu,haliyle koyverir peşimi,

Deyib aparırdı mәnim ilә qardaşımı

Namaza duran kimi izlәmirdi mәni,

Dalar giderdi.Ben artık kalınca azade,

Ne aşıkaane koşardım hasırlar üstünde!

Dalıb gedәrdi, mәn artıq başıboş qalardım

Kilimlәr üstündә mәn neçә de qaçardım

Hayal otuz sene evvel ki hali pışimden

Geçirdi,başladım artık yanımda görmeye ben:

Xeyalı otuz il qabaqki halı ilә gözümün önündәn

Kәçәrdi.

Başladım artıq yanımda görmәyә mәn

Beyaz sarıklı,temiz,yaşca elli beş ancak;

Vücudu zinde,fakat saç,sakal ziyadece ak;

Ağ sarıqlı, tәmiz, yaşı ancaq әlli beş olardı

Vücudca dinc, fәqәt saçı, saqqalı әmәlli ağ

Mehıb yüzlü bir adem:Kılar edeble namaz;

Yanında bir küçücük kızcağızla pek yaramaz

Heybәtli bir adam idi ki qılardı әdәb ile namaz

Yanında bie bapbalaca qızcığazla çox dәcәl

Yeşil sarıklı bir oğlan ki,başta püskül yok.

İmamesinde fesin bağlı sade bir boncuk!

Yaşıl sarıqlı bir oğlan idi, başında qotazı yox

Papağın әmәmәsinde bağlı sadә bir muncuq

Sarık hemen bozulur,sonra şöyle bir dolanır;

Biraz geçer,yine rayet misali dalgalanır!

Sarıq o anda pozulur, sonra bir belә dolanır

Biraz kәçir yenә bayraq kimi dalgalanır.

Koşar koşar duramaz...Akıbet denir “Amin”

Namaz biter.O zaman kalkarak o pır-i güzin,

Qaçar qaçar duranmaz, axırda dәyilir “Amin”

Namaz kurtarır. O vaxt yaşlı kişi qalxır.

Alır çocukları,oğlan fener çeker önde.

Gelir düşer eve yorgun,dalar pek asude

Derin bir uykuya...

Aparır uşaqları, oğlan işıq salır qabaqda

Gәlәr düşәr eve yorğun, dalar evdә

Şirin bir yuxuya.

Derken bu hatırat-ı latif

Çekildi aslına,artık hakikatin o kesif

Deyәrkәn bu şirin xatirәlәr

Çekildi yerinә , artıq hәqiqәtin o rәnglәşmiş

Likaası başladı karşımda cilve eylemeye;

Zaman da kalmadı zaten hayali dinlemeye.

Çöhrәsi başladı qarşımda şәkildәn şәkilә girmәyә

Onsuz da vaxt qalmadı ki xәyalı dinlәnsin

Sağım,solum,önüm,arkam huşua müstağrak
Zılal-i adem iken,bir sada bülend olarak,
Sağım, solum, önüm, arxam tәvazöyә basdırılmış

İnsan kölgәlәri ikәn, bir sәs yüksәlәrәk,

O kainat-ı huzuu yerinden oynattı;

Feza-yi mahşere döndürdü gitti eb'adı!

O tәvazö alәmini yerindәn oynatdı;

Sanki mәhşәr yerinә çevirdi ortalığı

Sufuf ayakta müselsel cibal-i velveledar gibiydi.
Her birisinde duyuldu sıne-fikar,
Ard – arda düzülmüş çәrgәlәr vәlvәlәli sıra dağlar

hәr birindәn çәrgәlәrin eşidildi ürәk yaxan

Birer enın-i tazarru',birer niyaz-ı hazin,

Ki kalb-i rahmeti sızlattı şüphesiz o enin!

İniltili yalvarışlar, hüznlü yalvarışlar.

Rәhmәtin qәlbini sızlatdı şübhәsiz bu inlәyişlәr !

Eğildi sonra o dağlar huzur-u izzete;


Göründü sonra o dağlar zemin-i haşyette

Eyildi sonra dağlar hüzurunda Allahın;

Qapandı sәcdәye sonra qorxusuyla Allahın

İnayetiyle Huda kaldırınca her birini,


Semaya doğru o dağlar da açtı ellerini.

Kömәğiyle Allah qaldırınca hәr birini,

Sәmaya doğru o dağlarda açdı әllәrini

O anda koptu yüreklerden öyle bir feryad,

Ki ruhum eyliyecek ta ebed o dehşeti yaad.

O anda qopdu ürәklәrdәn elә bir dәhşәtli fәryad,

Ki ruhum sonsuza dәk xatırlayacaq.

Kesildi bir aralık inleyen o hazin avaz...

Ne oldu arşa kadar yükselen o suz ü güdaz?

O çuş içindeki iman?

Kәsildi bir müddәt inlәyәn hüznlü sәsler.

Ne oldu әrşә qәdәr yüksәlәn o yanıb yaxılmalar ?

O coşqu içindә iman ?

Evet,huruş ederek işte rahmet-i Sübbuh,

Bütün yüreklere serpildi kubbeden bir ruh:

Ruh-i itmi'nan.

Bәli , cağlayaraq bu da rәhmәti Allahın

Bütün ürәklәrә serpildi qübbәdәn bir ruh

Әtimadın, hüzurun ruhu.



HastaVak’a Halkalı Zıraat Mektebi’nde Geçmişti
XәstәHәdisә Halkalı Zirәәt Mәktәbindә kәçdi
- Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz;

Hastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz.

Mәncә, hәkim, onu siz bir soyunduraraq dinlәyin;

Xәstәlik çünki deyil o qeder önәmsiz

Sade bir nezle-i sadriyyemi illet? Nerede?

Çocuğun hali fenalaştı son günlerde,

Sadә bir sine qripi mi xәstәlik ? Harda ?

Uşağın halı pislәşdi bu son günlәrdә.

Ameliyata çıkarken sınıf on gün evvel,

Bu da gelmez mi? Dedim 'Kim dedi, oğlum sana gel?

Praktiya çıxarkәn sinif on gün әvvәl,

Bu da gәlmәz mi, dәdim:”Oğlum kim dәdi sәnә gәl?”

Nöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan; un

Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan.'

Qızdırması çıktığı zaman insan qaçmalı yorğunluqdan

Haydi balam, haydi söz dinlә sonra bir azca uzan

O zamandan beridir za'fi terakki ediyor;

Görünen: bir daha kalkınması artık pek zor;

O zamandan bәridir getdikce arıqlayır.

Görünür ki,artıq yaxşılaşmağı çox çetin.

Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin

Oluyormuş biraz dindiği

Yuxu yuxmuş, gecә hәmişe öksürürmüş, gızdırmanın

Olmurmuş olmadığı zamanlar

- Ben zaten işin,

Bir ay evvel biliyordum ne vahim olduğunu

Mәn onsuz da işin,

Bir ay әvvәl bilirdim nә qeder pis olduğunu

Bana ihtara ne hacet, a beyim. Simdi bunu?

Maamafih yeniden bakalım dikkatle:

Mәnә xatırlatmağa ehtiyac yoxdur, ay beyim, indi bunu!

Amma yәnә dә tәkrar bir baxaq diqqәtle:

Hükmü kat' i verelim, etmeye gelmez acele.

- Çağırın hastayı gelsin. - Kapının perdesini,

Dәqiq bir qәrara varaq, etmәyә gәlmәz tәcili

– Çağırın xәstәni gәlsin. - Qapının pәrdәsini

Açarak girdi o esnada düzeltip fesini,

Bir uzun boylu çocuk.. Lakin o bir levha idi..!

Açaraq girdi o әsnada düzeldib papağını

Bir uzun boylu uşaq …Fәgat o bir cәdvәl idi !

Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi,

Rengi uçmuş yüzünün, gözleri çökmüş içeri.

Elә bir toxunaqlı cәdvәl idi ki yadımdan gәtmir әbәdi.

Rengi uçmuş özünün, gözlәri çökmüş içәriye

Elmacıklar iki baştan çıkıvermiş ileri

O şakaklar göçerek cepheyi yandan sıkmış;

Almacıqlar iki başdan çıkmış irәli.

O alın boşlukları köçәrek çöhreyi yandan sıxmış;

Fırlamış alnı, damarlarla beraber çıkmış,

Bet-beniz kül gibi olmuş uçarak nur-i şebâb;

Fırlanmış alnı damarlar da bir yәrdә çıxmış !

Uçunca gәnclik işığı kül kimi olmuş bәr bәniz,

O yanaklar iki solgun güle dönmüş,bitâb!

O dudaklar morarıp kavlamış artık derisi;

O yanaqlar iki solğun gülә dönmüş, halsız !

O dodaqlar saralmış qavlamış artıq dәrisi,

Uzamış saç gibi kirpiklerinin her birisi!

Kafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bağrı;

Uzanmış saç kimi kipriklәrinin hәr birisi !

Başı ağır bir yük olmuş boynuna, çökmüş bağrı,

İki değnek gibi yükselmiş omuzlar yukarı.

- Otur oğlum seni dikkatlice bir dinleyelim …

İki dәyәnәk kimi qalxmış çiyinlәri yuxarı

-Otur oğlum, sәni diqqәtlicә dinlәyәyim mәn.

Soyun evvelce, fakat

- Siz soyunuz yok halim!

Soyun әvvәlce fәqәt ....

- Siz soyundurun, yox halım !

Soydu bîçâreyi üç-beş kişi birden, o zaman

Aldı bir heykeli uryân-i sefalet meydan

O vaxt üç beş nәfәr birdәn biçarәni soyundurdu;

Ortaya çıxan çılpaq bir sәfalәt hәykәli oldu !

Bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti:

Yoktu. Zannımca tabibibin coşarak merhameti

Bu sümük yığınının istirahәt әdәcәk bir yanı

Yoxdu. Düşünürәm ki, hәkimin coşaraq mәrhәmәdi

Bakmasak hastayı nevmid ederiz belki ' diye;

Çocuğun göğsüne yaklaştım biraz dinlemeye:

“Xәstәyә baxmasaq ümidi tәmiz qırılacaq bәlkә” dәyә

Sinәsine uşaqın yaxınlaşdı biraz dinlәmәyә:

Öksür Oğlum … Nefes al…Oldu, giyin;

Bakayım nabzına... A’ la... Sana yavrum, kodein

-Öksür oğlum…Nәfәs al .......Alma nәfәs ... Yaxşı, giyin;

Baxım nәbzine, ...... Yaxşı ..... Sәnә balam Kodein

Yazayım, öksürüyorsun, O, keser, pek iyidir…

Arsenik hapları al, söylerim eczacı verir.

Yazım, öksürәndә, o kәsәr, çox yaxşıdır....

Arsәnik dәrmanları al, dәyәrәm әczaçı verәr.

Hadi git, kendine iyi bak…

- Nasıl ettin doktor?

Haydi get, özünü yaxşı bax ..

Nәcә etdin ay hәkim ?

- Edecek yok, çocuk artık yola girmiş, gidiyor!

Sol taraftan rienin zirvesi tekmil çürümüş;

Edәcәk yox, uşaq artıq yola çıqmış gedir !

Sol tәrәfdәn ağciyerin üstü әmәlli çürüyüb

Hastalık seyr-i tabiisini almış yürümüş.

Devri salisteki asarı o mel'un marazin

Xәstәlik tәbii sәyrini almış yerimiş.

Lәnәtli xәstәliyin üçücü hissәsindәki әlamәtleri

Var tamamıyle, değil hiçbir eksik arazin

Bütün a'raz, sehikiyle, zefiriyle…

Bütünlükdә var, deyildir әksik heç biri

Nәfәs alma vә vәrmәdәki bütün әlamәtlәri.

- Yeter!

Hastanın çehresi meydan da! İnsanda meğer

Bәsdi !

Xәstәnin çöhrәsi ayandır axı ! Kişidә mәgәr

Olmasın his denilen şey.. O değil, lakin biz

Bunu ' Tebdil-i hava ' derde nasıl göndeririz?

Olmasın hiss dәyilen şey ... O değil fәqәt biz

Bunu “hava dәyişimi” deyib nәcә göndәrә bilәrik ?

Surda üç-beş günü var.. Gönderelim: Yolda ölür….

Git! ' demek, hem, düşünürsek ne büyük bir zuldür!

Burda üç-beş günü qalıb, yolda ölәr onu salarsak

“Get” dәmәk hәm nә qәdәr әybdir, fikirlәşirsәk

Hadi göndermeyelim.. Var mı fakat imkanı?

Kime dert anlatırız? Bulsan a derdi anlayanı!

Haydi salmayaq …. Var mı fәqet imkanı ?

Kimә dәrd dәyәrik ? Tapsan dәrddәn başı çıxanı !

- Sözünüz doğru, Müdür bey; ne yapıp yapmalı; tek

Bu çocuk gitmelidir. Çünkü eminim, pek pek,

Sözünüz düzdür Müdür bәy, nә әdib әtmәli, bircә

Bu uşaq getmәlidir. Çünki әminәm çox, çox

Daha bir hafta yasar, sonra sirayet de olur;

Böyle bir hastayı gönderse de mektep ma'zur.

Hәlә bir hәftә yaşar, sonra yoluxur da.

Belә xәstәni salsa da mәktәb günahsızdır

- Bir mübaşir çağırın

- Buyrun efendim.

Bir mәsul şexs çağırın.

Buyurun eşidirәm.

- Bana bak:

Hastanın gitmesi herhalde muvafık olacak.

Mәnә bax :

Xәstәnin getmeyi hәrhalda uyğun olacaq.

'Sana tebdil-i hava tavsiye etmiş doktor.

Gezmiş olsan açılırsın..' diye bir fikrini sor.

“Sәnә hava dәyişimi tövsiye eylәmiş hәkim

Çöldә gәzsәn dincәlәrsәn” dәyә fikrini soruş.

' İstemem! ' der o fakat dinleme, iknaa çalış;

Kim bilir, belki de biçare çocuk anlamamış?

“İstәmirәm” deyәr o fәqәt ona qulaq asma, razı et;

Kim bilәr, bәlkә dә çarәsiz uşaq başa düşmәyib

- Şimdi tebdil-i hava var mı benim istediğim?

Bırakın halime artık beni, rahat öleyim!

İndi hava dәyişimi varmı mәnim marağım ?

Qoyun, mәn özüm rahat ölüm.

Üç buçuk yıl bana katlandı bu mektep, üç gün

Daha katlansa kıyamet mi kopar? Hem ne içün

Üç il yarım mәnә dözüb bu mәktәb, üç gün

Artıq dözsә qıyamәtmi qopar ? Hәm nәyә görә

Beni yıllarca barındırmış olan bir yerden

Öleceksin! ' diye koğmak? Bu koğulmaktır. Ben

Mәni illәrcә saxlamış olan bir yәrdәn

Ölәcәksәn” dәyә atmaq ? Bu atılmaqdır. Mәn,

Kimsesiz bir çocuğum nerde gider yer bulurum?

Etmeyin sokaklarda perişan olurum!

Yetim bir uşağam, hara gedәr yer taparam ?

Etmәyin küçәlәrdә pis hala düşәrәm.

Anam ölmüş babamın bilmiyorum hiç yüzünü;

Kardeşim var, o da lakin bana dikmiş gözünü:

Anam rәhmәtә gedib, atamın bilmirәm heç üzünü

Qardaşım var o da mәnә dikmiş gözünü:

Sanki atideki mevhum refahım giderek,

Onu çalkandığı hüsranlar, içinden çekecek!

Sanki gәlәcәk üçün qurduğum xәyal gәdәrәk

Onu tәrpәndiği yoxluq kәdәr içindәn aparacaq

Kardeşim kurduğun amali devirmekte ölüm;

Beni göm hurfe-i nisyana, ben artık öldüm!

Qadaşım qurduğu xәyalları devirir ölüm;

Mәni unutmağın çuxuruna basdır, artıq öldüm !

Hangi bir derdim için ağlıyayım, bilmiyorum.

Döktüğüm yaşları çok görmeyiniz; mağdurum!

Hansı bir dәrdim için ağlayım bilmirәm.

Tökdüğüm yaşları çox görmәyin pis vәziyәttәyәm

O kadar sa'y-i beliğin bu sefalet mi sonu?

Biri evvelce eğer söylemiş olsaydı bunu,

O qәdәr çox çalışmanın axırı bu sәfalәt mi

Biri әvvәlcә әyәr dәmiş olaydı bunu

Çalışıp ömrümü çılgınca heba etmezdim,

Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim!

Çalışıb ömrümü dәlicә boşa xәrclәmәzdim

Mәn bu gәlәcәyә keçmişimi fәda әtmәzdim.

Merhamet bilmeyen insanlara bak, Yarabbi,

Koğuyorlar beni bir sail-i avere gibi!

Mәrhәmәt bilmәyen insanlara bax

Çöle atırlar mәni bir sәfeh dilәnçi kimi

- Seni bir kerre koğan yok, bu sözün pek haksız.

'İstemem yollamayın ' dersen eğer, kal, yalnız..

Sәni bir kәrә atan yox bu sözün nahaq

“İstәmirәm salmayın” dәyәrsәn әgәr qal, amma

Hastasın..

- Hem Verem'im! Söyle, ne var saklayacak! - Yok canim, öyle değil…

Xәstәsәn !

- Hәm vәrәmәm ! De görüm nә var gizlәdәcәk ! Yox balam elә deyil.

- Öyle ya herkes ahmak,

Bırakırlar mi, eğer gitmemiş olsam acaba?

Elә, hamı axmaq

Salarlar mı әgәr getmәmiş olsam görәsәn ?

Doğrudur gitmeliyim.. Koşturunuz bir araba.

Son sınıftan iki vicdanlı refikin koluna

Düzdü. Getmәliyәm. Hazır edin bir avtomabil.

Axırıncı sinifdәn iki ürәkli nәfәrin qoluna .

Dayanıp çıktı o biçare, sefalet yoluna

Atarak arkaya bir lemba-i lebriz-i elem,

Söykәnib çıxdı o biçarә, sәfalәt yolunda

Ataraq dalınca әlәm dolu bir baxış

Onu teb'id edecek paytona yaklaştı ' Verem'!

Tuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini,

“Vәrәm” özünü aparacaq fayton yaxınlaşdı

Tutub bindirdi uşaqlar sararaq hәr yerini

Öptüler girye-i matem dökerek gözlerini;

- Çekiver doğruca istasyona ….

Öpdülәr matәm yaşları tökәrәk gözlәrini

Apar doğrudan stansiyaya

- Yok, yok, beni ta,

Götür İstanbul’a bir yerde bırak ki: Guraba,

Yox, yox mәni taa

Apar İstanbula bir yerde saxla ki: Qәriblәr

- Kimsenin onlara aldırmadığı bir sırada -

Uzanıp ölmeye bir şilte bulurlar orada!

Heç kimin onlara baxmadığı bir vaxtda

Yatıb ölmәyә bir mәlәfә taparlar orada.

Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi

Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi
Safahat 1.

Mehmet Akif Ersoy'un Safahat şiiri

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.