FANDOM


Bakınız

D. RNK. SÖZLER: BİRİNCİ SÖZ . 1 Açıklamalar ve yorumlar 2 Ey kardeş 3 “Bismillah her hayrın başıdır”. 4 Birinci Söz - ÇOCUKLARA RİSALE 5 Azerice Birinci söz

Bakınız

D . RNK: SÖZLER WORDS: BİRİNCİ SÖZ الكلمة الاولى Birinci Söz/Arapça Birinci Söz Besmele hakkında İkinci Söz Üçüncü Söz (ibadet) Dördüncü Söz (namaz namazsız) Beşinci Söz Altıncı Söz Yedinci Söz Sekizinci Söz Dokuzuncu Söz Onuncu Söz On Birinci Söz On İkinci Söz On Üçüncü Söz On Dördüncü Söz gafil kafaya tokmak ve Zelzele On Beşinci Söz On Altıncı Söz On Yedinci Söz On Sekizinci Söz On Dokuzuncu Söz Yirminci Söz Yirmi Birinci Söz Yirmi İkinci Söz Yirmi Üçüncü Söz Yirmi Dördüncü Söz Yirmi Beşinci Söz Yirmi Altıncı Söz Yirmi Yedinci Söz Yirmi Sekizinci Söz Yirmi Dokuzuncu Söz Otuzuncu Söz Otuz Birinci Söz Otuz İkinci Söz Otuz Üçüncü Söz Lemeât Konferans Sözler (Fihrist)


Sözler/Sorular; Bediüzzaman Said Nursi neden en önemli kitabına "Sözler" adını vermiştir?

Bakınız.

D - Drive dan word olarak indirme linki http://www.hizmetvakfi.org/risaleinur/Portal:RNK . RNK . BSN . Risale-i Nur Külliyatı: RNK/Tercümeleri. RNK/English . RNK/Arabi .RNK/Azerice
TARİHÇE-İ HAYAT. SÖZLER . MEKTUBAT . LEM'ALAR . ŞUALAR . ASÂ-YI MUSA - HUTBE-İ ŞAMİYE . İŞARATÜ’L-İ’CAZ - SÜNUHAT - TULÛAT - MÜNAZARAT .MESNEVÎ-İ NURİYE .MEYVE RİSALESİ . GENÇLİK REHBERİ .HANIMLAR REHBERİ. HİZMET REHBERİ. SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBÎ . ZÜLFİKAR . İMAN VE KÜFÜR MUVAZENELERİ
Lahikalar: Kastamonu Lâhikası .BARLA LÂHİKASI . Denizli lahikası . Emirdağ Lahikası-I . Emirdağ Lahikası-II
Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat; İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi Yahut Divan-ı Harb-i Örfi ve Said Nursi; Nutuk; Münazarat; Hutbe-i Şamiye; Deva’ül-Yeis Zeylinin Zeyli; Nokta; Hutuvat-ı Sitte; Sünuhat; Rumuz; Şuaat-ı Marifetü’n-Nebi; Tuluat; İşarat; Hakikat Çekirdekleri I ve II; Lemaat) RNK/Fihrist . Fihriste-i Mektubat Sözler/Fihrist
RNK/MüddeiUmum/İddianamesi/Hata-Sevap Cetveli
WORDS. THE FIRST WORD/English&Turkish for students Nur Külliyatı Okuma Konu fihristli: http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/ Risale-i Nur Cep/Web indir: http://www.nurunsozu.com/ Risale-i Nur Dersi Videoları (Altyazılı): http://www.youtube.com/user/nurvideosu Risale-i Nur Kütüphanesi: https://play.google.com/store/apps/details?id=org.feyyaz.risale_inur Risale-i Nur Enstitüsü: http://www.risaleinurenstitusu.org/ Köprü Dergisi (Risale-i Nur Eksenli Akademik Çalışmalar): http://www.koprudergisi.com/ Risale-i Nur Videoları Archive.org dinleme/indirme sayfası: https://archive.org/bookmarks/nurvideolari Risale-i Nur Külliyatı'nı mp3 formatında Archive.org dinleme/indirme sayfası: https://archive.org/details/sesli-risale-i-nur-kulliyati-mp3 RNK/Ekolleri RNK/Ansiklopedik bilgiler Necmettin Şahiner BSN/Matematik

(Dış link) • Birinci Söz/Audio • İng ve Turkce karşılıklı sayfa • PDF:Dosya:First-Word-11x18.pdf • (Dış link) • Birinci Söz/Almanca AUDİO Türkçe

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَبِهِ نَسْـتَعِينُ - اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعٰالَمِينَ وَالصَّلٰوةُ وَالسَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

1.söz
The Power Of Words BISMILLAH ALLAH HU AKBAR تأثير إسم الله 'Besmele'nin gücü!

The Power Of Words BISMILLAH ALLAH HU AKBAR تأثير إسم الله 'Besmele'nin gücü!.flv-0

Çiftlik sahibi bakın koyunlarını nasıl sakinleştiriyor!

Fatih KOCA - Birinci Söz Bismillah (Official Video - Video Klip)

Fatih KOCA - Birinci Söz Bismillah (Official Video - Video Klip)

Birinci Söz Dervişane

Birinci Söz Dervişane

Bizmillah zikri

Şener dilek birinci söz

Şener dilek birinci söz

Nazar-ı sathi zulümdür.

Risale-i Nur Dersleri 1

Risale-i Nur Dersleri 1. Söz 1 - Bismillah her hayrın başıdır - Besmele ve b harfi Emine Eroğlu

- Kur’ân-ı Kerim’in b harfi ile başlamasından dolayı pek çok önemli eser de Bismillahirrahmanirrahim ile veya b harfi ile başlatılmıştır. Hz. Mevlânâ Mesnevi’yi “Bişnev (Dinle)” diyerek başlatırken Bediüzzaman hazretleri ise “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlamış ve “biz dahi başta ona başlarız” ifadeleri ile b harfi ile bir ses rezonansı da oluşturmuştur. - Bir dönem, mektup ve yazışmaların başında b harfi ve yanına konulan nokta ile Besmele ifade edilirdi. - b harfi üzerine tasavvufi anlamlar da yüklenmiştir. Tasavvufta Allah’ın (celle celâluhu) ‘remzi’ olan elif harfi sonsuzluğa da işaret eder. b harfini yatay bir elif harfinin altındaki bir gölge şeklinde düşünmek mümkündür. Bütün bir mevcûdât (varlıklar), adeta o elif harfinin altındaki gölge gibi bir noktadan ibarettir. - Risale-i Nur hakikatleri tedristen öte tedarüstür; herkes hem öğretici hem talebe hükmündedir. Üstad hazretleri Risale-i Nurların müellifi (yazarı) olmasına rağmen kendisini eserlerin talebesi olarak görmüş ve sık sık “Bil ey nefsim!” diyerek bu hakikate vurgu yapmıştır. Okuyucunun kendi nefsini muhatap kabul etmesi, Bu eserlerden istifade adına çok önemli olduğu gibi hakikatlerin kalblerde mâkes bulmasına da vesile olmaktadır. - Kâinat da tekvîni (yaradılış ile ilişkili) ayetlerden oluşan ve okunmayı bekleyen bir kitaptır. Ayetleri Cenab-ı Hakk’ın Kelam sıfatından gelen Kur’ân-ı Kerim ve ‘kâinat kitabı’ sürekli birbirlerini tefsir ve şerh etmektedir. - Allah (celle celâluhu) ‘küll’leri (bütünleri) ‘cüz’lerde cem etmekte, toplamaktadır. Tohum, çekirdek, DNA buna birkaç örnektir. Bir çekirdekte ağacın bütün hakikatinin toplanması gibi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de varlık ağacının hem ‘çekirdeği’ hem de ‘meyvesi’ hükmündedir. Aynı husus, Kur’ân-ı Kerim için düşünüldüğünde içerdiği hakikatlerin sure, ayet ve cümlelerde toplandığını hatta harflerde kelimelerin toplandığını görmek mümkündür. - Bütün Kur’ân-ı Kerim’in Fatiha-ı Şerîf’te cem olduğunu (toplandığını), Fatiha-ı Şerîf’in Besmele de, Besmele’nin ise b harfinde toplandığını görüyoruz; kâinatın ağaçta, ağacın meyvede, meyvenin ise çekirdekte toplanması gibi. Üstad hazretleri de Risale-i Nur’un te’lifinde Kur’ânî bir usül takip ettiğinden Birinci Söz bir bakıma bütün risalelerin özeti, çekirdeği gibidir. Kur’ân-ı Kerim’e Fatiha ‘kapı’sından girildiği gibi Risale-i Nur’a da Besmele-i Şerîf ve Birinci Söz’ün kapısından girilir. - Besmele-i Şerîf ve Birinci Söz hem Risale-i Nur’un genelinin hem de kainatın hal dilinin anlaşılması adına da birer anahtar hükmündedir. - Üstad hazretlerinin dört esas olarak ifade ettiği kavramlar arasında olan acz ve fakr kavramları da Birinci Söz’de ele alınmıştır. Mütalaa edilmesini istediğiniz bahisleri yorum kısmından iletebilirsiniz. "BİSMİLLÂH her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil, ey nefsim, şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisan-ı hâl ile vird-i zebânıdır." Tamamen gönüllülük esasına dayanarak hazırlanan bu videoyu beğendi iseniz, daha geniş izleyici kitlesine ulaşması adına çevreniz ile paylaşarak, beğenerek (like) ve yorum bırakarak destek olabilirsiniz. Teşekkürler, https://YouTube.com/Kardelen

Erstes Wort - Birinci Söz - Deutsch Untertitel - Almanca Altyazi-1

Erstes Wort - Birinci Söz - Deutsch Untertitel - Almanca Altyazi-1

1

1. Söz - Bismillah 1 - Nur Dersleri - Irmak TV

1

1. Söz - Bismillah 2 - Nur Dersleri - Irmak TV

1

1. Söz - Temsili Hikaye 1 - Nur Dersleri - Irmak TV

1

1. Söz - Temsili Hikaye 2 - Nur Dersleri - Irmak TV

1

1. Söz - Temsili Hikaye 3 - Nur Dersleri - Irmak TV

2

2. Söz - Hüdâbîn Temsili - Nur Dersleri - Irmak TV

BİRİNCİ SÖZ.

BİRİNCİ SÖZ.. MURAT DURSUN

Mehmed Kırkıncı - Besmelenin Anlam Ve Önemi... 1

Mehmed Kırkıncı - Besmelenin Anlam Ve Önemi... 1. Söz

Bitkiler ve Hayvanlar Bile Besmele Çekerken, Ya Bizler?

Bitkiler ve Hayvanlar Bile Besmele Çekerken, Ya Bizler?

Birinci Söz (Sf 5-7) "Sözler" "Risale-i Nur Külliyatı" "Bediüzzaman Said Nursi"

Birinci Söz (Sf 5-7) "Sözler" "Risale-i Nur Külliyatı" "Bediüzzaman Said Nursi"

From the Risale-i Nur Collection "THE WORDS" The First Word (Page 15-17) by Bediuzzaman Said Nursi

From the Risale-i Nur Collection "THE WORDS" The First Word (Page 15-17) by Bediuzzaman Said Nursi

Osmanlıca (Kur'an Harfleriyle) Risale-i Nur SÖZLER'den Birinci Söz (Sf 5-8)-0

Osmanlıca (Kur'an Harfleriyle) Risale-i Nur SÖZLER'den Birinci Söz (Sf 5-8)-0

(Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlar ve ancak Ondan yardım dileriz. Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Efendimiz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile âline ve ashâbına ise salât ve selâm olsun.)

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtıyla (Hacc22/73), sekiz hikâyeciklerle bir kaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim Sekiz Sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz BİSMİLLÂH her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil, ey nefsim, şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisan-ı hâl ile vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük, tükenmez bir kuvvet, ne çok, bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:

Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır. İşte, böyle bir seyahat için, iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi, diğerimağrur. Mütevazii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıu’t-tarîke rast gelse, der: “Ben filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî def olur gider, ilişemez. Bir çadıra girse o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen, o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der. Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket "etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet namına hareket eder. Bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç, Bismillah der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi "bir gıdayı takdim ediyorlar. Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur. Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a'zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der. Allah namına Allah'ın ni'etlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-yi san'at olan nimetler Ehad-ü Samed'in mu'cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir. Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imlere medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakiki'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm.


Açıklamalar ve yorumlarEdit

İmanını kurtarmak isteyen müzmin hastalara şifâ, dertlilere devâ bir eser. Her ne kadar bazı nâdanlar RNK yı tefsir kategorisi içerisinde saymasa da -siz ona içtimâi bir tefsir de diyebilirsiniz- aslında o gerçek mânâsıyla “Çağımızın Kur’an tefsiri”. Özü, üsâresi, kaynağı Kur’an olan bir eser. Risâle-i Nur, bir meşrep hizmeti değildir; o bir din hizmetidir. İmanın elde tutulan bir kor haline geldiği şu asırda susamış gönüllere bir âb-ı hayat, çatlamış dudaklara bir kevserdir Risâle-i Nur. Bu değerli eser birçok evin baş köşesini süslüyor şimdi. Herkes okuyor, anlıyor ve başkalarına anlatıyor. Biz de burada elimizden geldiği kadarıyla Risâle-i Nur’daki bazı bölümleri sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Bir özet veya açıklama yapmaktan daha çok, kelimeler ve cümleler üzerinde durup, ince nükteleri göstereceğiz; seçilen kelimelere, kullanılan ifadelere vurgu yapacağız. Rabbim, bu değerli eseri derinlemesine anlamak ve anlatmak için bize istîdatlarımızın ötesinde bir idrak ufku ve zihin açıklığı versin. Amin!

=Ey kardeşEdit

“Ey kardeş” diye başlıyor Üstad Hazretleri, Sözler adlı eserine. Ardından sekiz âyetten istifade ettiği sekiz sözü açıklamaya geçiyor. Muhatap olarak bizlerin birer asker olduğunu vurguluyor. Evet bu fâni dünya hayatında hepimiz silah altına girmişiz; günde 5 defa içtimâya çağırılıyor, bir ay süren açlık ta’limine tâbi tutuluyor, itaatteki inceliği kavrayamadığımız zamanlarda da cezalara çarptırılıyoruz. Zannediyorum Üstad’ın, eserlerinde ölüm için “vazifeden terhis” tâbirini kullanması da bu meseleye ışık tutmaktadır. Üstad bize nasihat ediyor ama -yine kendisinin beyânıyla- kendisini “herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyor”.

Cenab-ı Hakk Hz. İsa’ya

“Ya İsa, önce nefsine va’z et. Eğer o kabul ederse, sonra insanlara nasihatte bulun! Yoksa (nefsinin kabullenmediği şeyleri başkalarına anlatma hususunda) benden utan!”

buyuruyor.

Hadîs-i şerifin beyânıyla “Din bir nasihattır.” Allah ve Rasûlü’nün anlatıldığı, din büyüklerine saygının aşılandığı, insanların birbirlerine ulemâya hürmeti tavsiye ettiği, inanan herkesin ihtiyaç duyduğu bir nasihat.

Üstad, bize öğüt verirken bazı temsiller kullanıyor. Buradaki temsilleri çocuk hikâyesi gibi anlamamak lazım. Onların misal âleminde ifade ettikleri mânâlar vardır. Bunlar aynı zamanda yaşanmış hikâyeler de olabilir. Farklı bir boyutta müşahede edilmiş, fasıldan ziyade asıllarıyla bize ders veren hikâyeler.

Bismillah her hayrın başıdır”.Edit

İfadeye dikkat edilirse “Her hayrın başı Bismillah” denmiyor ve “Bismillah” kelimesi öne getiriliyor. Çünkü her hayırlı iş besmeleyle başlamalı.

Efendimiz, besmele ile başlamayan herhangi bir iş veya kelâmın kesik, faydasız, ebter olduğunu ifade buyuruyor. Bununla beraber, dinin ruhuna ters bazı durumlar vardır ki buralarda besmele çekilmez. Meselâ sakal keserken besmele çekmemeli; zira, özürlü veya özürsüz tam olarak ihya edilemese de sakal bırakmak, Allah Rasûlü’nün sünnetidir. İnsan içki içerken besmele çekse kâfir olur; çünkü içki içmek haramdır ve bir harama başlarken besmele çekmek dînî eserlerde elfâz-ı küfür arasında zikredilmiştir.

Besmele, bir “İslâm nişanı”, “tükenmez bir kuvvet”, “bitmez bir bereket” ve “mübarek bir definedir”.

Besmele bir sırlar manzûmesidir.

Üstad 14. Lem’anın 2. Makamı’nın ilk cümlesi olarak şunu zikreder:

Bismillâhirrahmânirrahîm’in binler esrarından altı sırrına dairdir”. Evet, besmelede bizim idrak seviyemizin üzerinde bir güç, bir kuvvet vardır.

Birkaç sene önce Sızıntı dergisinde Japon bir bilim adamının çalışması yeralmıştı.

Araştırmaya göre yanında güzel sözler konuşulan veya besmele çekilen suyun yapısının değiştiği gözlenmiş, su moleküllerinin güzel şekiller aldığı görülmüştü. İslam dininde yenilecek hayvanların besmele çekilip, Cenâb-ı Hakk’ın ismi anılarak kesilmesinin altında da böyle bir sır yatıyor olabilir. Allahu a’lem besmele çekilmezse hayvanın biyolojik yapısı bozulacak ve yendiğinde insan vücuduna zarar verecek. (Bu konuda emre uymanın taabbudî oluşu mahfuzdur.)

Besmele gizli bir hazinedir. Ne mutlu onu keşfedenlere! Besmele sığ görünen uçsuz bucaksız bir deniz, oldukça derin bir ummandır. Risâle-i Nur’da bazı konular vardır ki Üstad Hazretleri önemine binâen bunlara şerh düşmüş, herkesin bir çırpıda anlayamayacağını, anlaşılması için uzun mütâlaaların gerektiğini vurgulamıştır.

26. Söz’ün 2. Mebhası’nın başında “Ehl-i ilme mahsus ince bir tedkik-i ilmîdir” derken yine aynı mebhasın 6. vechinde “Gayet müdakkik âlimlere mahsus bir hakikattir” demektedir. İşârâtü’l-İ’câz’ın hemen başında “Gayet zekî olan kendi talebelerinin derece-i fehimlerini düşündüğünü” söylemektedir. Besmele ile alâkalı 14. Lem’anın 2. Makamı’nda “Bu ders akıldan ziyade kalbe bakar; delilden ziyâde zevke nâzırdır” diyerek de konunun nasıl okunması gerektiği hakkında ipucu vermektedir…


Birinci Söz - ÇOCUKLARA RİSALE Edit

Bismillahirrahmanirrahim,

Her güzel şey Bismillah ile başlar. Bütün güzel çocuklar uyanınca Bismillah diyerek yatağından kalkar, kıyafetini giyinirken Bismillah der, Bismillah diyerek oyuncaklarıyla oynamaya başlar. Bismillah diyerek başladığımızda yapacağımız her iş güzelleşir. Sadece güzel çocuklar değil, gökyüzünde güneş Bismillah diyerek dünyamızı aydınlatır ve ısıtır, ay Bismillah diyerek gecemize bir lamba olur. Kuşlar Bismillah diyerek uçar, balıklar Bismillah diyerek yüzer, meyveler Bismillah diyerek büyür, arılar Bismillah diyerek bal yapar, inekler Bismillah diyerek süt verirler. Her şey ve her varlık Bismillah der ama biz onların dillerini anlayamadığımızdan bunu duyamayız. Bismillah demek Allah’ın ismiyle başlarım demektir. Allah’ım senin isminle başlıyorum demektir.

Bir zamanlar büyük bir çölde yolculuk yapan iki adam varmış. Çöl çok büyükmüş, hava çok sıcakmış, yol çok uzunmuş, rüzgar çok esiyor ve her yeri toz kaplıyormuş. Yol boyunca hangi tehlikeler var, hangi kötü kimseler var bilinmiyormuş. Yolda yolculuk yapanların ihtiyaçları da çok fazlaymış, hem çok yiyecek hem de çok su lazımmış, hatta kendilerini koruyacak, yolda dinlenecek malzemeler lazımmış. Yani böyle zor bir yolculukta hem tehlikeler çokmuş, hem de ihtiyaçları fazlaymış. O çöllerin olduğu yerin bir padişahı varmış. Padişah oraların yöneticisiymiş. Pek çok askeri ve silahları varmış. Su ve yiyecekleri de çok fazlaymış. Herkes onun ismini bilirmiş, onu severmiş, kötü kimseler ondan korkar, onun sözünü dinlermiş. Çünkü padişah iyileri çok severmiş.

İşte çölde yolculuk yapan iki adam yola çıkmışlar. Bu adamlardan akıllı olanı, kendi zayıflığını, güçsüzlüğünü, ihtiyaçlarının çok olduğunu bilirmiş. Bu sebeple Padişahın isminin, imzasının olduğu bir kağıt almış. O kağıda padişah şöyle bir yazı yazmış: “Bu adamı ben seviyorum, o benim ismimle yolculuk yapıyor, onu ben görevlendirdim.”

Diğer adam ise çok gururlu ve kibirliymiş. Kendisine çok güvenirmiş, benim kimseye ihtiyacım yok dermiş. Benim padişahın ismine ve kağıdına ihtiyacım yok, bişey olmaz demiş.

Yolda giderlerken karşılarına atların ve develerin üzerine binmiş, silahları olan hırsızlar çıkmış.

"Paralarınızı, suyunuzu ve yiyeceklerini bize verin çabuk!" demişler. Akıllı olan elindeki kağıdı göstermiş. Hırsızlar padişahın ismini görünce kağıtta, hemen korkmuşlar ve ona dokunmamışlar. Böylece kendisinin güçsüz olduğunu bilip padişahın ismini alan adam hiç korkmadan rahatça yoluna devam etmiş.

Diğeri ise tek başına olduğundan o kadar çok hırsızın karşısında hiçbir şey yapamamış. Yanındaki suyunu, yiyeceklerini, parasını hırsızlar zorla almışlar. Hatta çok korkmuş.

Evet çocuklar hepimiz dünyada yaşıyoruz ve sanki o çöldeki adamlar gibi yolculuk yapıyoruz. Hem çok güçlü değiliz, hem de hepimizin pek çok ihtiyacı var. Bazen göremediğimiz, bilemediğimiz tehlikelerle karşılaşabiliriz hayatımızda. İşte bizler her işimizde Bismillah demeliyiz, Allah’ım senin adınla başlıyorum demeliyiz. Çünkü herşeyin padişahı ve sahibi Allah’tır. Herşeyin Rabbi O’dur, O’nun herşeye gücü yeter, herkese sözü geçer. O zaman o bilemediğimiz, göremediğimiz tehlikeler bize zarar vermezler. Böylece hiçbir şeyden korkmadan hayatımıza devam ederiz.

Bir elma nasıl büyüyor biliyor musunuz çocuklar? Önce toprağa tohumu/çekirdeği atılıyor, sonra üzerine su dökülüyor, sonra güneş ışıkları gelince elma yavaş yavaş büyüyor. Ağaç oluyor önce, sonra da dallarında elmalar büyüyor. Sonra bahçenin sahibi elmaları ağaçtan koparıp markete getiriyor.

Markette insanlar bu elmaları satın alıyor ve evlerine götürüyorlar. Eve gelen bu tatlı elmaları da tatlı çocuklar tatlı tatlı yiyorlar...

Soru: Marketten alışveriş yaparken elma gibi bir meyve aldığımızda, kasada para ödüyoruz, insanlara onun ücretini ödüyoruz. Doğru mu?

Bu elma ağacı toprakta büyüyor. Gereken toprağı Allah yarattı, onun içine atılacak olan elma çekirdeğini/tohumunu Allah yarattı, tohumun beslenmesine gereken suyu Allah yarattı, elmanın büyümesine gereken ışığı veren güneşi Allah yarattı ve hepsini bir araya getirdiginde elmayı Allah büyüttü. İşte markete gelen bu elmanın asıl sahibi olan Allah, acaba ne ücret istiyor bu elma karşılığında bizlerden?

Cevap: Evet o elma gibi bütün yiyeceklerimizin asıl sahibi Allah’tır ve bu yiyecekler karşılığında istediği üç şeydir.

Birincisi yemeye başlarken Bismillah demektir. Birşey yemeden önce mutlaka Bismillah demeliyiz.

İkincisi bu yiyecekleri yerken Allah’ın onları ne kadar güzel yarattığını düşünmektir. Mesela Nar yerken şöyle düşünebiliriz: Nar meyvesi içerisinde binlerce nar tanesi var. Sanki kapalı yuvarlak bir kutu gibi olan kabuğu içinde, o binlece nar tanesini ne kadar güzel dizmişsin Allah’ım. Her bir tanesine o lezzetli suları ne güzel doldurmuşsun. Hem de ağzımıza aldığımızda dilimizin anlayabileceği tatları nara ne güzel vermişsin. Evet çocuklar, birşey yerken o nimetin, yani Allah’ın bizler için yarattığı yiyeceklerin, ne kadar güzel yaratıldığını düşünmeliyiz.

Üçüncüsü de yedikten sonra Elhamdülillah demektir. Yani Allah’ım sana teşekkür ederim demektir.

Allah çocukları çok sevdiği için onlara çeşit çeşit lezzetli meyveler, sebzeler yaratmıştır. Biz de yedikten sonra bu güzel yiyecekler için Allah’a teşekkür etmeli ve O’nun bizi sevdiği gibi O’nu çok sevmeliyiz. Teşekkür ederim Allah’ım demeliyiz. Elhamdülillah demeliyiz. Böylece yiyeceklerin asıl sahibi olan Allah’a o yiyeceklerin bedelini ödemiş oluruz.

Başta Bismillah, ortada düşünmek, sonda da Elhamdülillah demektir.

Bir gün bir padişah sana hediye göndermiş olsa, hediyeyi getirsin diye de bir adam görevlendirse acaba en çok kime teşekkür etmeliyiz? Padişahın hediyesini bize getiren adama çok teşekkür edip onu gönderen, hediyenin asıl sahibi padişah da kimmiş hiç tanımam, teşekkür etmem denir mi?

Denmez tabiki. İşte bize yiyeceklerimizi marketteki insanlar satsa da, anne babamız satın alıp eve getirse de onlara teşekkür ettikten sonra, asıl hediyenin sahibi padişaha Allah’a teşekkür etmesek olur mu hiç?

Akıllı çocuklar o hediyelerin asıl sahibi Allah’a çok teşekkür ederler, Elhamdülillah derler. Hem o yiyecekleri onlar için satın alan anne babalarını severler hem de asıl sahibi Allah’ı çok severler.

Azerice Birinci söz Edit

Birinci Söz: Bəsmələ Risaləsi


"Bismillah" hər xeyrin başıdır. Biz də onunla başlayarıq. Bil, ey nəfsim, bu mübarək kəlimə İslam nişanı olduğu kimi, bütün mövcüdatın hal dili ilə etdiyi zikridir.

"Bismillah" nə böyük tükənməz bir qüvvət, nə çox bitməz bir bərəkət olduğunu anlamaq istəyirsənsə, bu hekayəciyə bax, dinlə.

Bədəvi ərəb çöllərində səyahət edən adama gərəkdir ki, bir qəbilə rəisinin ismini alsın və himayəsinə girsin. Ta ki düşmənlərin şərindən qurtulub ehtiyaclarını tədarük edə bilsin. Yoxsa təkbaşına hədsiz düşmən və ehtiyaclarına qarşı pərişan olacaqdır.

Məhz belə bir səyahət üçün iki adam səhraya çıxıb gedirlər. Onlardan biri təvazökar, digəri isə məğrur idi. Təvazökar bir rəisin ismini aldı. Məğrur almadı... Alan şəxs hər yerdə salamat gəzdi. Bir yolkəsənə rast gəlsə, deyər: "Mən filan rəisin ismiylə gəzirəm." Yolkəsən dəf olar gedər, ilişə bilməz. Bir çadıra girsə, o ad ilə hörmət görər. O biri, məğrur, bütün səyahətində elə bəlalar çəkər ki, təsəvvürə gəlməz. Daima titrəyər, daima dilənçilik edərdi. Beləcə həm zəlil, həm rəzil oldu.

Bəli, ey məğrur nəfsim! Sən o səyyahsan. Bu dünya isə bir çöldür. Acizliyin və fağırlığın hədsizdir. Düşmənin, ehtiyacların nəhayətsizdir. Madam ki elədir, bu səhranın Maliki-Əbədisi və Hakimi-Əzəlisinin ismini al. Ta ki bütün kainata qarşı dilənçilikdən və hər hadisənin qarşısında titrəməkdən qurtulasan.

Bəli, bu kəlimə elə mübarək bir xəzinədir ki, nəhayətsiz acizliyin və fağırlığın səni sonsuz qüdrətə, rəhmətə bağlayıb Qadir-i Rahimin dərgahında acizliyi, fəqirliyi ən məqbul bir şəfaətçi edər. Bəli, bu kəlmə ilə hərəkət edən o adama bənzər ki, əsgərliyə qeyd olur, dövlət naminə hərəkət edər. Heç bir kimsədən qorxusu qalmaz. "Qanun naminə, dövlət naminə" deyər, hər işi görər, hər şeyə qarşı dayanar.

Başda demişdik: bütün mövcudat hal dili ilə "Bismillah" deyər. Eləmi?

Bəli, görsən ki, bir tək adam gəldi, bütün şəhər əhalisini məcburən bir yerə sövq etdi və məcburi işlərdə çalışdırdı. Gərək biləsən; o adam öz adıyla, öz qüvvəsiylə hərəkət etmir. şübhəsiz, o bir əsgərdir ki, dövlət naminə hərəkət edər. Bir padşahın qüvvətinə istinad edər.

Eləcə də: Hər şey Cənabı-Haqqın naminə hərəkət edər ki: zərrəciklər kimi toxumlar, çəyirdəklər başlarında nəhəng ağacları daşıyır, dağ kimi yükləri qaldırırlar. Demək, hər bir ağac "Bismillah" deyir; Rəhmət xəzinəsi meyvələrindən əllərini doldurub, bizlərə təqdim edirlər.

Hər bir bostan "Bismillah" deyir; Allahın qüdrət mətbəxindən bir qazan olur ki, içində çeşid-çeşid, müxtəlif ləziz təamlar birlikdə bişirilir.

Hər bir inək, dəvə, qoyun, keçi kimi mübarək heyvanlar, "Bismillah" deyir; Rəhmət feyzindən bir süd çeşməsi olur. Bizlərə, Rəzzaq naminə ən lətif, ən təmiz, abi-həyat kimi bir qidanı təqdim edirlər.

Hər bir bitki, ağac və otların ipək kimi yumşaq kök və rişələri "Bismillah" deyər, sərt olan daş və torpağı dələr, keçər. "Allah naminə", Rəhman naminə" deyir, hər şey ona tabe olur.

Bəli, havada budaqların inkişafı və meyvə verməsi kimi o sərt daş və torpaqdakı köklərin asanlıqla inkişaf etməsi və yer altında məhsul verməsi, həm şiddətli hərarətə qarşı nazik, yaşıl yarpaqların aylarla yaş qalması, təbiətpərəstlərin ağzına şiddətlə sillə vurur, kor olası gözünə barmağını soxur və deyir: "Ən güvəndiyin sərtlik və hərarət də əmr altında hərəkət edir ki; o ipək kimi yumşaq rişələr Həzrəti Musanın (ə.s.) əsası kimi فَقُلْناَ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ əmrinə tabe olub, daşları parçalayır. Və o incə kağız kimi zərif, nazənin yarpaqlar, Həzrəti İbrahimin (ə.s.) vücudu kimi, şiddətli hərarətə qarşı يَا نَارُ كُونِى بَرْداً وَسَلاَماً ayətini oxuyurlar".

Madam ki, hər şey mənən "Bismillah" deyir, Allah naminə Allahın nemətlərini gətirib bizlərə verirlər. Biz də "Bismillah" deməliyik. Allah naminə verməliyik. Allah naminə almalıyıq. Elə isə Allah naminə verməyən qafil insanlardan almamalıyıq...

Sual: Vasitəçi hökmündə olan insanlara bir haqq, bir qiymət veririk. Əcaba, əsl mal sahibi olan Allah, bizdən nə qiymət istəyir?

Cavab: Bəli, Münim-i Həqiqinin bizdən o qiymətli nemətlərə, mallara qarşılıq istədiyi üç şeydir: Biri zikr, biri şükür, biri fikirdir. Başda "Bismillah" zikrdir. Axırda "Əlhəmdulillah" şükürdür. Ortada bu qiymətli və xariqə sənət olan nemətlərin Əhad, Samədin qüdrətinin möcüzəsi və rəhmətinin hədiyyəsi olduğunu düşünmək və dərk etmək fikirdir.

Bir padşahın qiymətli bir hədiyyəsini sənə gətirən miskin bir adamın ayağını öpüb hədiyyə sahibini tanımamaq nə dərəcədə qəbahətdirsə, eləcə də, zahiri nemət verənləri mədh və məhəbbət edib, Münim-i Həqiqini unutmaq ondan min dəfə daha qəbahətdir.

Ey nəfs! Belə cahil olmamaq istərsənsə Allah naminə ver... Allah naminə al... Allah naminə başla... Allah naminə işlə... Vəssalam

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.