FANDOM


Wikipedia-logo-tr
'den Bakara buzağı mı, yoksa inek mi? ile ilgili bir şeyler var
Bakınız

Şablon:Bakarabakınız - d {{Bakarabakınız}}


Bakara Bakar Baqara
İcl buzağı
Bakara/HAT Bakara/VİDEO Bakara/Audio Bakara/MEAL Bakara Suresi/MEAL [1]
Bakara Suresi
Bakara/TEFSİRLER Bakara/Fîzılâl'il Kur'an Bakara/HDKD HDKD/Bakara Bakara/HDKD/Aslı Bakara/HDKD/Sadeleştirilmiş Bakara Suresi/HDKD/Sadeleştirilmiş Bakara Suresi/Elmalı
Bakara Suresi Test
Sadeleştirilme Bakara Suresi/HDKD/1-96 Bakara Suresi/HDKD/97-196 Bakara Suresi/HDKD/197-286 Bakara Suresi/HDKD/Sadeleştirilmiş - HDKD/Sadeleştirilmiş Bakara Suresi/HDKD/Sadeleştirilmiş/1-7
Rüku bölümlerine göre tablolu meal ve tefsiri Bakara/EO/1-7 Bakara Suresi/1-7 Bakara Suresi/8-20 Bakara Suresi/21-39 Bakara Suresi/40-46 Bakara Suresi/183-188
HDKD/Bakara Bakara Suresi/Elmalı Bakara Suresi/Elmalı Orijinal Bakara EO<
Bakara Suresi/Elmalı/8-20 Bakara Suresi/Elmalı/21-39 Bakara Suresi/Elmalı/60-61 Bakara Suresi/Elmalı/61-71 Bakara Suresi/Elmalı/72
Bakara buzağı mı, yoksa inek mi?
En'am Sekiz çift 6/143 Koyundan iki za'n Keçiden iki ma'az Deveden iki İbil Sığırdan iki bakar
İnek -Tosun / Davar (Küçük baş hayvan)- Sığır (Büyük baş hayvan)/ - Buzağı (Sığır yavrusu) / Dana - (Düve / Mal - Malcılık
Cow - Cowboy ABD cowboyların kurduğu bir medeniyet
Ox - Cattle - bull - Calf
Tarihte ineklerin ve inekçi değerlerinin kutsallaştırılması
Golden calf[2] - Altın buzağı Samiri (Islamic figure) [3] -Samiri - Apis (god) [4] - Apis veya Hapis -Apis resimleri - Nandi (bull) [5] - Sacred bull [6] - Bull worship - Bugonia Bucranium Camahueto Red heifer Taurobolium Cattle in religion Deer (mythology) Awal Kamadhenu Aurochs[7] Bull (mythology)[] Chillingham Cattle Ur (rune) Wisent Gaur Banteng
*Vazife: Tefsir içerisinde geçen Arabi harflerin ne aslı ne de okunuşu ne de tercümesi mevcut değildir. Bu hiç bir sitede yoktur. Biz surelerin tamamında hem de özel de bu sûrede bu çalışma ile ilk kez
1. Arabi harf eksiğini tamamlayacağız
2. Arabi hurufla yazılı metinlere Latin harflerle okunuşunu koyacağız.
3. Arabi hurufla yazılı metinlere tercümesini ekleyeceğiz. Bunu HDKD/Sadeleşirilmiş bölümünün tamamında , hem de HDKD/Bakara - Bakara Suresi/HDKD - Bakara Suresi/HDKD/Sadeleştirilmiş sayfalarında yapacağız. Böylece Elmalı Tefsiri ilk kez adam gibi webe aktarımış olacaktır.
*Alıntı yeri: http://www.kuranikerim.com/telmalili/b_index.htm (Arabi huruf yok - meal yok - okunuş yok - Yalandan copy past yapılmış... Biz bunu yapmayacağız...)
Medenîdir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem Efendimizin Medineye hicretlerinden sonra ilk nazil olan suredir. Bununla beraber bütün kur'anın en son nazil olan « وَاﺗَّﻘُﻮا ﻳَﻮْﻣًﺎ ﺗُﺮْﺟَﻌُﻮنَ ﻓٖﻴﻪِ اِﻟَﻰ اﻟﻠّٰﻪِ ﺛُﻢَّ ﺗُﻮَﻓّٰﻰ ﻛُﻞُّ ﻧَﻔْﺲٍ ﻣَﺎ ﻛَﺴَﺒَﺖْ وَﻫُﻢْ ﻟَﺎ ﻳُﻈْﻠَﻤُﻮنَ » ayeti de bundadır. Demek ki Medinede ilk nüzule başlıyan ve en sonra tamam olan bir surei celiledir. Fatiha mazamini kur'anı icmalen müştemil olduğu gibi bu da ekseri ahkâmını tafsıl cihetinden öyledir. Bu iki haysiyetledir ki « اَﻓْﻀَﻞُ اﻟْﻘُﺮْاٰنِ اﻟْﻔَﺎﺗِﺤَﺔِ » ve « اَﻓْﻀَﻞُ اﻟْﻘُﺮْاٰنِ ﺳُﻮرَةُ اﻟْﺒَﻘَﺮَةِ » hadîsi şerifleri varit olmuştur. Kezalik Resulullah Efendimize bir gün bir melek geldiği sırada «müjde, sana iki nur verildi ki senden evvel hiç bir Peygambere verilmemişti: Fatihatülkitab ve havatimi suret-il-bakara» diye tebşir ettiği rivayati sabitedendir. Bu surei celilenin lisanımızda umumiyetle en meşhur ilmi «baş elif lâm mim» yahut «büyük elif lâm mim»dir. Asıl ismi hassı ikidir. Suretülbakare, süretülkürsî. Elif lâm ile elbakare, Beniisrailin bakaresi demek olduğundan sade «bakare» kelimesinde bu manaya işaret kalmıyor. Beniisrailin işbu bakare kıssası yalnız bu surede zikredilmiş olduğundan bu tesmiyeye sebep olmuştur ki bu tesmiyede bakare kıssasının ehemmiyetine hususî bir tenbih vardır. «Elkürsî» kürsiyyi ilâhî demektir. Bu isim de âzamı ayat olan ayetülkürsînin bu surede bulunmasındandır. Bunlardan başka bu surenin biri has biri müşterek iki de lâkabı vardır. Evvelkisi Senamül kur'an, ikincisi Ezzehradır. « اِنَّ ﻟِﻜُﻞِّ ﺷَﻰْءٍ ﺳَﻨَﺎﻣًﺎ وَﺳَﻨَﺎمُ اﻟْﻘُﺮْاٰنِ اﻟْﺒَﻘَﺮَةُ = her şeyin bir senamı -bir hörkücü bir zirvesi- vardır. Kur'anın senamı da elbakare suresidir» hadîsi ve « اِﻗْﺮَؤُا اﻟﺰَّﻫْﺮَاوَﻳْﻦِ اﻟْﺒَﻘَﺮَةَ وَاٰلَ ﻋِﻤْﺮَانَ = iki Zehrayı, elbakare ile âli İmran surelerini okumağa devam ediniz» hadîsi ile ifade buyrulmuştur.

Kk1

For the convenience of those who wish to read all the surahs of this great book over a fixed period, the Glorious Qur'an is divided into 30 equal parts, each called one juz' (plural, ajza' meaning parts), or into seven equal segments, each called a manzil. Each juz' is subdivided into two hizbs (sections) which are further divided in four rubs (quarters). Therefore, if one reads one rub every night, the entire Qur'an will be read in about eight months. Similarly, if one wishes to read the complete Qur'an in one week, one must read one manzil a day. Large surahs of the Glorious Qur'an are also divided into rukuc according to the meaning of the passage. The Noble Qur'an has been well preserved in its original form through­out fourteen centuries in two ways: 1) in writing, and 2) by memorising and passing the words from the heart of one generation into that of another. Two copies of the original standard Qur'an still exist today, one in Istanbul [3] (Turkey) and one in Tashkent [4] (Uzbekistan). The Glorious Qur'an is considered to be so Holy that Muslims treat it with enormous respect. While It is being read:
• You must not speak
• You must not eat or drink
• You must concentrate quietly.
It is not to be touched unnecessarily. Before reading it or touching it: • You must wash thoroughly • You must be in the right frame of mind and have good intentions • You must seek refuge in God from satan's wicked intentions • Women should be clear from menstruation. Upon completion of its recitation one should conclude the session with certain phrases, at least stating that the Exalted God speaks the Truth, His Blessings be upon Muhammad (SA) and his kinsfolk. But normally, a longer prayer is recited. When not being recited, it should be: • Placed high up, so that nothing is put on top of it • Kept covered with a light cloth to shield it from dust. I shall refrain from describing this unique Book of Divine Guidance in my own humble words and examine how the Great Qur'an Itself defines Its own aspects.

Coat of arms of Moldavia.svg

Coat of arms of Moldavia - Bakara veya mal veya cow insanlık için her zaman en önemli figür olmuştur.

İkisi de değildir.

  • Elmalı dana demektedir.( Icl kelimesi için.)
  • Buzağı yeni doğmuş yavrudur.
  • Dana, ise yeni sütten kesilmiş güçlü kuvvetli buzağıdır.
  • İnek ise, danadan büyük ve yavrulayan sığırdır.
  • Sığır ise, bu türlerin hepsidir.


وَاتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَى مِن بَعْدِهِ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلاً جَسَدًا لَّهُ خُوَارٌ أَلَمْ يَرَوْاْ أَنَّهُ لاَ يُكَلِّمُهُمْ وَلاَ يَهْدِيهِمْ سَبِيلاً اتَّخَذُوهُ وَكَانُواْ ظَالِمِينَ

Vettehaze kavmu mûsâ min ba’dihî min huliyyihim iclen ceseden lehu huvâr(huvârun), e lem yerev ennehu lâ yukellimuhum ve lâ yehdîhim sebîlen ittehazûhu ve kânû zâlimîn(zâlimîne).


1. vettehaze (ve ittehaze) : ve edindiler
2. kavmu mûsâ : Musa'nın kavmi
3. min ba'di-hî : ondan sonra
4. min huliyyi-him : kendilerinin süs ve ziynet eşyaların dan
5. iclen : bir buzağı
6. ceseden : cansız cisim, heykel, ceset
7. lehu : onun var
8. huvârun : böğüren, böğürme sesi
9. e lem yerev : görmüyorlar mı
10. enne-hu : muhakkak o, onun, ...... olduğunu
11. ve lâ yehdî-him : ve onları hidayet etmiyor
12. sebîlen : yol
13. ittehazû-hu : onu edindiler
14. ve kânû : ve oldular
15. zâlimîne : zalimler, zulmedenler


İmam İskender Ali Mihr : Musa (A.S)'nın kavmi, ondan sonra (Musa A.S'ın Tur dağına gitmesinden sonra) ziynet eşyalarından, böğüren (ses çıkaran) bir buzağı heykeli (yapıp) onu (ilâh) edindiler. Onun, onlarla konuşmadığını ve onları yola hidayet etmediğini (hidayete erdirmediğini) görmüyorlar mı? Onu (ilâh) edindiler ve zalimler oldular.
Diyanet İşleri : Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular.
Abdulbaki Gölpınarlı : Mûsâ'nın kavmi, o gittikten sonra ziynet eşyasından bir buzağı yaptılar. O buzağı, böğürüyordu da. O buzağının kendileriyle konuşmayacağını, onlara doğru yolu göstermeyeceğini görüp anlamadılar mı da ona sarıldılar ve kendilerine kıydılar, yazık ettiler.
Adem Uğur : (Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zalimler oldular.
Ahmed Hulusi : Musa'nın halkı ondan sonra (yani Musa'nın Tur'a çıkışından sonra), kendilerinin değerli süs eşyalarından meydana gelen, (buzağı gibi) böğürebilen buzağı heykeli edindiler. . . Fark edemediler mi ki o (heykel) onlarla ne kelâm edebiliyor ne de bir yola hidâyet edebiliyor? Onu (ilâh) edindiler ve zâlimler oldular (nefslerine zulmettiler)!
Ahmet Tekin : Mûsâ’nın arkasından kavmi, süs takılarından yapılmış, böğüren bir buzağı heykelini put haline getirmişlerdi. O buzağının kendileriyle konuşamayacağını, kendilerine bir yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı, düşünemiyorlar mıydı? Yine de onu put haline getirdiler, şirke girdiler, zâlim oldular.
Ahmet Varol : Musa'nın kavmi, onun ardından [9] süs eşyalarından yapılmış, buzağı görünümde ve böğürmesi olan bir heykeli (ilah olarak) benimsediler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve kendilerini bir yola iletmediğini görmediler mi? Onu benimsediler ve zalim kimseler oldular.
Ali Bulaç : (Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.
Ali Fikri Yavuz : Tûr’a çıkan Mûsa’nın arkasından, geride kalan kavmi, süs eşyalarından bir buzağı heykeli yapıp onu tanrı edindiler, ki onun bir böğürmesi de vardı. Buzağının kendileriyle konuşamayacağını, onlara bir yol gösteremiyeceğini görmediler mi de onu tanrı edindiler? Böylece zâlimlerden oldular.
Bekir Sadak : Musa'nin ardindan milleti, ziynet takimlarindan, canliymis gibi boguren bir buzagi heykeli yaparak onu tanri edindiler. O buzaginin kendileriyle konusmadigini ve yol da gostermedigini gormediler mi? Onu tanri olarak benimseyip kendilerine yazik ettiler.
Celal Yıldırım : Musa'nın (belirlenen vakitte Tûr Dağı'na çıkması) ardından kavmi, kendi zînetlerinden üç boyutlu böğüren bir buzağı heykeli yapıp (tanrı) edindiler. O buzağının kendileriyle konuşamıyacağını ve bir yol da gösteremiyeceğini görmediler mi ?! Onu kendilerine ilâh edindiler; zaten onlar zâlimler idiler.
Diyanet İşleri (eski) : Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.
Diyanet Vakfi : (Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zalimler oldular.
Edip Yüksel : Musa'nın halkı kendisinden sonra, süs eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli yapıp putlaştırdılar. Onun, konuşmaktan ve kendilerine yol göstermekten aciz olduğunu görmediler mi? Onu benimseyerek zalimlerden oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır : Musânın arkasından ise kavmi tutmuşlar huliyyatlarından bir dana: böğüren bir heykel idinmişlerdi, görmemişler miydi ki o, onlara bir söz de söyliyemezdi, bir yol da gösteremezdi, fakat onu idindiler ve zalim idiler
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Musa'nın arkasından kavmi tutmuş takılarından bir dana, böğüren bir heykel edinmişlerdi. Onun kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol göstermediğini görmemişler miydi? Fakat onu tanrı edindiler ve zalimdiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Musa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.
Fizilal-il Kuran : Soydaşları, Musa'nın ardından, ziynet eşyalarından yapılmış, böğürme sesi verebilen bir buzağı heykelini ilâh edindiler. Oysa görmüyorlar mıydı ki, O onlarla ne konuşabiliyor ve ne de kendilerine bir yol gösterebiliyor? Onlar bu heykeli ilâh edinerek, zalimlerden oldular.
Gültekin Onan : (Tur'a gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapacak Tanrı) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (Tanrı) edindiler de zulmedenler oldular.
Hasan Basri Çantay : («Tuur» a giden) Musânın arkasından kavmi zînet takımlarından bir buzağı heykel (i yapıb onu Tanrı) edindiler ki onun (inek gibi) bir böğürmesi de vardı. Onun kendileriyle konuşmayacağını, onlara bir yol da gösteremeyeceğini görmediler mi ki ona tutundular, kendilerine yazık ediciler oldular?
Hayrat Neşriyat : Ve kendisinin (Tûr dağına gitmesinin) ardından Mûsâ’nın kavmi, ziynet eşyâlarından (yapılmış) böğürmesi olan bir buzağı heykelini (ilâh) edindiler; görmediler mi ki gerçekten o, ne onlarla konuşuyor, ne de onlara bir yol gösteriyor! Onu (ilâh) edindiler ve zâlimler oldular.
İbni Kesir : Musa'nın kavmi; onun ardından, zinet takımlarından canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve bir yol da göstermediğini görmediler mi ki, tanrı edindiler de zalimlerden oldular?
Muhammed Esed : Ve Musa'nın halkı, onun yokluğunda, süs eşyalarından (yaptıkları), içinden boğuk bir ses çıkaran bir buzağı heykeline tapmaya başladılar. Bunun kendileriyle ne konuşabileceğini ne de onlara hiçbir biçimde yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki? (Öyleyken yine de) ona tapmaya devam ettiler, çünkü zalim kimselerdi onlar:
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Mûsa'nın kavmi, O'ndan sonra ziynet takımlarından bir buzağı böğürmesi olan bir heykel edindiler. Onlar görmediler mi ki, o kendileriyle konuşamaz ve onlara bir yol gösteremezdi. Onu (ilâh) edindiler ve zalimler oluverdiler.
Ömer Öngüt : Musa'nın kavmi; onun ardından kendi ziynetlerinden canlıymış gibi böğüren buzağı heykeli yaparak onu ilâh edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu ilâh olarak benimsediler ve zâlimler oldular.
Şaban Piriş : Musa’nın kavmi, onun ardından süs eşyalarından (yapılmış) böğüren bir buzağı heykelini ilah edindiler. onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol göstermediğini görmüyorlar mı? Ona bağlandılar, tapındılar ve kendilerine yazık ettiler.
Suat Yıldırım : Mûsâ Tevrat’ı almak için ayrıldıktan sonra ümmeti, zinet takımlarından, böğürür gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yapıp tanrı edindiler. Görmemişler miydi ki o heykel onlara hitap edemiyordu, kendilerine yol da gösteremiyordu. Fakat buna rağmen onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.
Süleyman Ateş : Mûsâ kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mülâkâta gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Görmediler mi ki o, ne kendilerine söz söylüyor, ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zâlimler(den) oldular.
Tefhim-ul Kuran : (Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi, süsleme eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.
Ümit Şimşek : Musa'nın arkasından, onun kavmi, ziynet eşyalarından böğüren bir buzağı heykeli yapıp onu tanrı edindi. Görmüyorlar mıydı ki, o heykel ne kendileriyle konuşur, ne de onlara bir yol gösterebilirdi. Onu tanrı edinmekle zalimlerden oldular.
Yaşar Nuri Öztürk : Musa'nın kavmi, onun Allah'la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.