FANDOM


Mezarlık Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Hasbihâl
Adobe Post 20190604 183326

.

Bayram - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

Bayram - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

bayram - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

Bakınız

D Bayram - Bayram/VP - Bayram/WP Bayram yazıları . İ'd .İyd . بایرام Farsça WP- Bayram (Turkey)


Also many Albanian Muslims, Gorani people, Pomaks and Bosniaks, as well as Muslims from the Northern Caucasus, Azerbaijan, Crimea and other Turkic peoples refer only to Eid ul-Fitr as "Bayram", most likely because of the enduring Ottoman Turkish influence in these parts of South-Eastern Europe.
Bayram günleri
Bayram tebrikleri
Bayram tekbirleri Teşrik tekbirleri
Ramazan bayramı Iyd-ul Fıtır عيد الفطر
Kurban bayramı Iyd-ul Ezbaha - Eid al-Adha العيد الاضحى İlk kurban Habil ve Kabil'in kurbanları Hz İsmail Dinlerde kurban
Arefe - Arafe
Bayram - Şablon:Bayram üzerinden düzenlemeler eklenmeli.
Bayram - Mehmet Akif Ersoy - Safahat 2. sütun sadeleştirme devam ediyor. Aslına uymalı ve kafiye devam etmeli. 3 lü AL ve 4 lü SBL için sütunlar ekli değil. Eklenmeli
Bayram/1 Mısralar ayırılmalı
Bayram/2 Uyumlu sadeleştirme devam ediyor. Kafiyeye dikkat edilmemiş. Dikkat edilmeli.
Bayram/3 Bayram/4 Bayram/VİDEO Görsel ve işitsel sunu çalışmaları youtube ve buraya eklenmeli Bayram/Osmanlıca Taramaları aktar. ilk sayfadan Bayram/ Açıklama Bayram/İngilizce Tercüme edildi. Tablolaştırılacak. Bayram/Azerice Bayram/Arapça Bayram/Kazakça Bayram/ Farsça Bayram/ Fransızca Bayram/ Almanca Bayram/Azerice
Bayramda niçin ağladım? Bu makale üzerine Milli Şair Mehmet Akif Ersoy Umar mıydın? şiirini yazar.
Bayram/Edirnekapı şehitliğinde
Bayram/Can Yücel Bayramlar bayram ola Abdurrahim Karakoç Mevla affede; bayram. o bayram olur! - Alvarlı Efe
Bayram şiirleri
Hacı Bayram-ı Veli
Ulusal Bayram Cumhuriyet Bayramı
Resmî Bayram Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
Dini Bayram Ramazan Bayramı Kurban Bayramı
Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun Ulusal Ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 2010 Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği 1981 ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ 2012 Milli Eğitim Bakanlığı Bayrak Törenleri Yönergesi
Şablon:Arefe

Bayram şiiri - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

Bayram şiiri - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

bayram - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

Bayramlar Bayram Ola ♪♪♪ Yorum Bedirhan Gökçe(Şair Abdürrahim Karakoç)

Bayramlar Bayram Ola ♪♪♪ Yorum Bedirhan Gökçe(Şair Abdürrahim Karakoç)

Bayram 1

Mehmet Akif Ersoy'un Bayram şiiri

Bayram 2

Mehmet Akif Ersoy'un Bayram şiiri

Bayram 3

Mehmet Akif Ersoy'un Bayram şiiri

Bayram 4

Mehmet Akif Ersoy'un Bayram şiiri


Bayram

Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır;

Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!

Bayramda güler çehre-i mâ'sûm-i sabâvet,

Ümmîd çocuk sûret-i sâfında ıyandır

Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda; Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır.

Âlâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd

Feyzindeki te'sîr ile âsûde revandır.

Ferdâ-yı sükûn perveridir sâl-i cidâlin,

Nevmîd düşen kalbe ümîd-âver-i candır.

Heycâ-yi maîşetteki feryâd-ı mehîbin

Dünyâda biraz dindiği an varsa bu andır.

Subhunda bahârın şu sabâhat bulunur mu?

Bak çehre-i gabrâya: Nasıl şen, ne civandır!

Her sînede bir kalb-i meserret darabanda,

Her kalbde bir âlem-i eşvâk nihandır.

Raksân oluyor cünbüş-i dûşiyle anâsır,

Gûya ki bütün sadr-ı zemin pür-galeyandır.

Eşbahı da cûşân ediyor feyz-i mübîni,

Yâ Rab bu nasıl rûh-i avâlim-sereyandır!

Bayramda gelir yâ da ne hoş hâtıralar ki:

Bin ömre verilmez, o kadar kadri girandır,

Iydin bana dâim görünür levh-i kerîmi:

Mâzî-i tufûliyyetimin yâd-ı besîmi.

Birinci gün hava bir parça nâ-müsâiddi;

İkinci gün açılıp, sonra pek güzel gitti.

Dedim ki:

'Fâtih'e çıksam yavaşça, bir yanda

Durup o âlemi seyreylesem de meydanda,

Ziyâret etsem ehibbâyı sonradan... Hoş olur.

Bütün gün evde oturmak ne olsa pek boştur. '

Bu arzû-yi tenezzüh gelince, artık ben

Durur muyum? Ne gezer! Fırladım hemen evden.

Gelin de bayramı Fâtih'te seyredin, zirâ

Hayâle, hâtıra sığmaz o herc ü merc-i safâ,

Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan

Tutun da, tâ dedemiz demlerinden arta kalan,

Asırlar ölçüsü boy boy asâli nesle kadar,

Büyük küçük bütün efrâd-i belde, hepsi de var!

Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar,

İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar,

Biraz gidin; Kocaman bir çadır...

Önünde bütün,

Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için

Nöbetle bekleşiyorlar.

Acep içinde ne var?

'Caponya'dan gelen insan suratlı bir canavar! '

Geçin: sırayla çadırlar. Önünde her birinin.

Diyor: 'Kuzum, girecek varsa durmasın girsin.' Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir îlân,

'Alın gözüm buna derler...' sadâsı her yandan.

Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele:

Gelen yapışmada bir mutlaka o saplı tele.

Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi

İnince binmede artık onun da hemşerisi:

'Hak okka çünkü bu kantar... Frenk îcâdı gıram

Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam.'

- Muhallebim ne de kaymak!

- Şifalıdır macun!

- Simit mi istedin ağa?

- Yokmuş onluğun, dursun.

O başta: Kuşkunu kopmuş eğerli düldüller,

Bu başta: Paldimi düşmüş semerli bülbüller!

Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar,

Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;

Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan

Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer...

Ferâğ-ı bâl ile birden geviş getirmedeler.

Koşan, gezen, oturan, mâniler düzüp çağıran.

Davullu zurnalı 'dans' eyliyen, coşup bağıran,

Bu kâinât-ı sürûrun içinde gezdikçe,

Çocukların tarafındaydı en çok eğlence,

Güzelce süslenerek dest-i nâz-ı mâderle;

Birer çiçek gibi nevvâr olan bebeklerle Gelirdi

safha-i mevvâc-ı ıyde başka hayât...

Bütün sürûr u şetâretti gördüğüm harekât!

Onar parayla biraz sallandırdılar...

Derken,

Dururdu 'Yandı! ' sadâsıyle türküler birden,

- Ayol, demin daha yanmıştı a! Herif sen de,

- Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de. 'Deniz dalgasız olmaz

Gönül sevdasız olmaz

Yâri güzel olanın

Başı belâsız olmaz!

Haydindi mini mini maşallah

Kavuşuruz inşallah...'

Fakat bu levha-i handâna karşı, pek yaşlı,

Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı,

Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor.

Gelen geçen 'Bu niçin ağlıyor? ' deyip soruyor.

- Yetim ayol...

Bana evlâd belâsıdır bu acı

Çocuk değil mi?

'Salıncak' diyor...

- Salıncakçı!

Kuzum, biraz da bu binsin... Ne var sevâbına say...

Yetim sevindirenin ömrü çok olur...

- Hay hay!

Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine

Katıldı ağlamayan kızların şetâretine.

 

Bayram
Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır;
 Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!
Bayramda güler çehre-i mâ'sûm-i sabâvet,
 Ümmîd çocuk sûret-i sâfında ıyandır.
Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda;
 Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır.
Âlâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd
 Feyzindeki te'sîr ile âsûde revandır.
Ferdâ-yı sükûn perveridir sâl-i cidâlin,
 Nevmîd düşen kalbe ümîd-âver-i candır.
Heycâ-yi maîşetteki feryâd-ı mehîb
 Dünyâda biraz dindiği an varsa bu andır.
Bahar sabahında bu güzellik bulunur mu?
 Bak şu yeryüzüne, nasıl taptaze ve şendir!
Subhunda bahârın şu sabâhat bulunur mu?
 Bak çehre-i gabrâya: Nasıl şen, ne civandır!
Raksân oluyor cünbüş-i dûşiyle anâsır, Gûya ki bütün sadr-ı zemin pür-galeyandır.
Eşbahı da cûşân ediyor feyz-i mübîni, Yâ Rab bu nasıl rûh-i avâlim-sereyandır!
Bayramda gelir yâda ne hoş hâtıralar ki: Bin ömre verilmez, o kadar kadri girandır,
Iydin bana dâim görünür levh-i kerîmi: Mâzî-i tufûliyyetimin yâd-ı besîmi.
Birinci gün hava bir parça nâ-müsâiddi; İkinci gün açılıp, sonra pek güzel gitti.
Dedim ki: "Fâtih'e çıksam yavaşça, bir yanda Durup o âlemi seyreylesem de meydanda,
Ziyâret etsem ehibbâyı sonradan... Hoş olur. Bütün gün evde oturmak ne olsa pek boştur. "
Bu arzû-yi tenezzüh gelince, artık ben Durur muyum? Ne gezer! Fırladım hemen evden.
Gelin de bayramı Fâtih'te seyredin, zirâ Hayâle, hâtıra sığmaz o herc ü merc-i safâ,
Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan Tutun da, tâ dedemiz demlerinden arta kalan,
Asırlar ölçüsü boy boy asâli nesle kadar, Büyük küçük bütün efrâd-i belde, hepsi de var!
Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar, İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar,
Biraz gidin; Kocaman bir çadır... Önünde bütün, Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için
Nöbetle bekleşiyorlar. Acep içinde ne var? "Japonya'dan gelen insan suratlı bir canavar!"
Geçin: sırayla çadırlar. Önünde her birinin. Diyor: "Kuzum, girecek varsa durmasın girsin."
Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir îlân, "Alın gözüm buna derler..." sadâsı her yandan.
Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele: Gelen yapışmada bir mutlaka o saplı tele.
Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi İnince binmede artık onun da hemşerisi:
Hak okka çünkü bu kantar... Frenk îcâdı gıram Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam."
- Muhallebim ne de kaymak!

- Şifalıdır macun! - Simit mi istedin ağa?

- Yokmuş onluğun, dursun.
O başta: Kuşkunu kopmuş eğerli düldüller, Bu başta: Paldimi düşmüş semerli bülbüller!
Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar, Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;
Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan
Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer... Ferâğ-ı bâl ile birden geviş getirmedeler.
Koşan, gezen, oturan, mâniler düzüp çağıran. Davullu zurnalı "dans" eyliyen, coşup bağıran,
Bu kâinât-ı sürûrun içinde gezdikçe, Çocukların tarafındaydı en çok eğlence,
Güzelce süslenerek dest-i nâz-ı mâderle; Birer çiçek gibi nevvâr olan bebeklerle
Gelirdi safha-i mevvâc-ı ıyde başka hayât... Bütün sürûr u şetâretti gördüğüm harekât!
Onar parayla biraz sallandırdılar... Derken, Dururdu "Yandı!" sadâsıyle türküler birden,
- Ayol, demin daha yanmıştı a! Herif sen de, - Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de.
"Deniz dalgasız olmazGönül sevdasız olmaz

Yâri güzel olanın Başı belâsız olmaz! Haydindi mini mini maşallah

Kavuşuruz inşallah..."
Fakat bu levha-i handâna karşı, pek yaşlı, Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı,
Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor. Gelen geçen "Bu niçin ağlıyor?" deyip soruyor.
- Yetim ayol...

Bana evlâd belâsıdır bu acı -Çocuk değil mi? 'Salıncak' diyor...

- Salıncakçı!
Kuzum, biraz da bu binsin...

Ne var sevâbına say... Yetim sevindirenin ömrü çok olur...

- Hay hay!
Bayram şiiri - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

Bayram şiiri - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

bayram şiiri - mehmet akif ersoy- safahat - yusuf ziya özkan

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.