FANDOM


Selanik’te Hürriyete hitap

Saidi Kürdi Hürriyete Hitap (Selanik Konusmasi) Mücahit Bilici

Saidi Kürdi Hürriyete Hitap (Selanik Konusmasi) Mücahit Bilici

Bediuzzaman Saidi Kürdi'nin ilk doneminde, hürriyetin ilani dolayisiyla Istanbul ve Selanik'te yaptigi meydan konusmasi: "Hürriyete Hitap." Giris bolumu okunup tartisiliyor. Ictimai Dersler. Sohbet. Mucahit Bilici.

Bakınız.

D - Drive dan word olarak indirme linki http://www.hizmetvakfi.org/risaleinur/Portal:RNK . RNK . BSN . Risale-i Nur Külliyatı: RNK/Tercümeleri. RNK/English . RNK/Arabi .RNK/Azerice
TARİHÇE-İ HAYAT. SÖZLER . Küçük Sözler. MEKTUBAT . LEM'ALAR . ŞUALAR . ASÂ-YI MUSA - HUTBE-İ ŞAMİYE . İŞARATÜ’L-İ’CAZ - SÜNUHAT - TULÛAT - MÜNAZARAT .MESNEVÎ-İ NURİYE .MEYVE RİSALESİ . GENÇLİK REHBERİ .HANIMLAR REHBERİ. HİZMET REHBERİ. SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBÎ . ZÜLFİKAR . İMAN VE KÜFÜR MUVAZENELERİ
Lahikalar: Kastamonu Lâhikası .BARLA LÂHİKASI . Emirdağ Lahikası-I . Emirdağ Lahikası-II
Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat; İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi Yahut Divan-ı Harb-i Örfi ve Said Nursi; Nutuk; Bediüzzamanın Selanik'de Hürriyete Hitabı. Münazarat; Münazarat/İlk Baskı Hutbe-i Şamiye; Deva’ül-Yeis Zeylinin Zeyli; Nokta; Hutuvat-ı Sitte; Sünuhat; Rumuz; Şuaat-ı Marifetü’n-Nebi; Tuluat; İşarat; Hakikat Çekirdekleri I ve II; Lemaat)
RNK/Fihrist .
Fihriste-i Mektubat . Sözler/Fihrist.
RNK/MüddeiUmum/İddianamesi/Hata-Sevap Cetveli
WORDS. THE FIRST WORD/English&Turkish for students Nur Külliyatı Okuma Konu fihristli: http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/ Risale-i Nur Cep/Web indir: http://www.nurunsozu.com/ Risale-i Nur Dersi Videoları (Altyazılı): http://www.youtube.com/user/nurvideosu Risale-i Nur Kütüphanesi: https://play.google.com/store/apps/details?id=org.feyyaz.risale_inur Risale-i Nur Enstitüsü: http://www.risaleinurenstitusu.org/ Köprü Dergisi (Risale-i Nur Eksenli Akademik Çalışmalar): http://www.koprudergisi.com/ Risale-i Nur Videoları Archive.org dinleme/indirme sayfası: https://archive.org/bookmarks/nurvideolari Risale-i Nur Külliyatı'nı mp3 formatında Archive.org dinleme/indirme sayfası: https://archive.org/details/sesli-risale-i-nur-kulliyati-mp3 RNK/Ekolleri RNK/Ansiklopedik bilgiler Necmettin Şahiner BSN/Matematik

SELANİK'TEN HÜRRİYET MANİFESTOSU Edit

Hürriyet ateşinin kontrolsüz yakıldığı Selanik 2. Meşrûtiyetin ilân edildiği 23 Temmuz 1908 tarihinden üç gün sonra oldukça hareketli günler yaşar. 26 Temmuz 1908 günü Selanik’in Hürriyet meydanı olarak adlandırılacak Drahodr boyunda üç katlı kargir idadi mektebi beyaz kışla ile kırmızı kışla arasındaki alanda hatipler halka meşrûtiyeti anlatmaya çıktıklarında başında sarığı, belinde kaması ayaklarında çizmesi ile biri çıkar. Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıları ve bundan kurtuluş çarelerini her mecliste ve makamda cesaretle dile getiren Bediüzzaman o gün Selanik ve İstanbul gazetelerinde de yer alan tarihî hürriyet nutkunu söyler.

Balkonda Enver Paşa’nın hemen ardından nutkunu söyleyen Bediüzzaman özetle bu nutku burada almak istiyorum:

“Ey Hürriyet-i şer’i. Öyle müthiş ve fakat güzel ve müjdeli bir sada ile bağırıyorsun. Benim gibi bir Şarklıyı tabakât-ı gaflet (gaflet tabakaları) altında yatmışken uyandırıyorsun. Sen olmasa idin, ben, umum millet, zindan-ı esarette kalacaktık. Seni ömr-ü ebedî ile tebşir ediyorum (müjdeliyorum.) Eğer aynü’l hayat (hayat kaynağı) Şeriatı menba-ı hayat yapsan ve o Cennette neşv-ü nemâ bulsan, bu millet-i mazlûmenin de eski zamana nisbeten bin derece terakki edeceğini müjde veriyorum” diye başlıyordu.

Bu harika nutuktan bazı bölümleri önemine binâen buraya alalım:

“Ey mazlûm ihvan-ı vatan! Gidelim, dahil olalım. Birinci kapısı, Şeriat dairesinde ittihad-ı kulub; ikincisi muhabbet-i milliye; üçüncüsü, maarif; dördüncüsü sa’y-i insanî; beşincisi terk-i sefahettir. Ötekileri sizin zihninize havale ediyorum...”

Bu satırları okuyunca, dün orada savunulanlarla bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu meseleler arasında pek fark olmadığını görüyoruz. Bugünkü ifadeyle bunlar:

1. Birlik ve beraberliğin temeli olan gönül ve duygu birliği.

2. Millet fertlerinin birbirlerini sevmesi.

3. Eğitim.

4. Çalışma imkânı bulma ve emeğin değerlendirilmesi.

5. Sefahetin terki.

Zaman zaman dış düşmanların da tahrikiyle meydana gelen kutuplaşmaların nelere mal olduğunu yaşayarak bugünlere geldik. Düşmanlarımız bizi her zaman bu ince karnımızdan vurmaya çalıştılar, hâlâ da vurmak istemektedirler. Öyleyse oyunlara gelmemek, birlik ve bütünlüğü bozmamakla mükellefiz. Bu da millet fertlerinin birbirini sevmesiyle olur.

Eğitimi henüz emeklemekten kurtarıp istenilen ufka ulaştıramadık. Dün olduğu gibi bugün de gerçek mânâda çağdaş ülkelerin seviyelerine ulaştıramadık. Ciddî bir revizyon gerekli.

Milyonlarca insanın işsiz kaldığı ülkemizde yeni iş sahaları açma, insanımıza iş, aş imkânı bulma yolunda da önemli adımlar atmak zorundayız.

Sefahet ise bedeni, aklı, zihni yıpratmakla kalmamakta, iş gücüne de darbe indirmektedir. Sefahete düşkün milletlerin gelişmeleri de mümkün değildir.

Nutku bugün de okumak ve orada ele alınan meselelere yeni baştan eğilmekle baş başayız. Bediüzzaman’ın İstanbul ile Selanik şehirlerini seçmesinin ardında müthiş bir öngörü vardır. Başka şehir yerine Selanik tercihi çok anlamlıdır. Zira Selanik, Cumhuriyetin kurucu kadrosu olan İttihadçıların o gün Hürriyet meydanında hazır olduğunu unutmayalım. Bediüzzaman adeta bir farzı kifayeyi yerine getirirken, tarihi bir görevi de yerine getirmekte.

Bediüzzaman’ın Selanik’teki nutkunu o gün o meydanda bulunan İsmet İnönü, Celal Bayar, Salih Omurtak (Türk Silâhlı Kuvvetlerinin 4. Genelkurmay başkanı) dinlemişlerdir.

Bediüzzaman’ın bu konuşması oldukça tesirli olmuş.

İttihad ve Terakki’nin önde gelen isimleri Bediüzzaman’a İttihad ve Terakki cemiyetinde birlikte çalışma teklifi yapmışlardı.


HÜRRİYETE HİTAB: Tam metin Edit

Bediüzzaman Said Nursî'nin îlân-ı hürriyetin üçüncü gününde irticalen söylediği ve sonra Selanik'te Hürriyet Meydanında tekrar ettiği ve o zamanın gazetelerinin neşrettikleri nutkunun sûretidir.

Ey hürriyet-i şer'î!

Öyle müthiş ve fakat güzel ve müjdeli bir sada ile çağırıyorsun ki, benim gibi bir bedevîyi tabakât-ı gaflet altında yatmışken uyandırıyorsun.

Sen olmasaydın, ben ve ûmum millet zindan-ı esarette kalacaktık.

Seni ömr-ü ebedî ile tebşîr ediyorum.

Eğer aynelhayat Şeriatı menba-ı hayat yapsan ve o cennette neşv ü nema bulsan, bu millet-i mazlûmenin de eski zamana nisbeten bin derece terakkî edeceğini müjde veriyorum.

Eğer hakkıyla seni rehber etse, ağraz-ı şahsî ve fikr-i intikam ile sizi lekedar etmezse...

Ya Rab! Ne saadetli bir kıyamet ve ne güzel bir haşir ki, -1- hakîkatinin küçük bir misalini bu zaman bize tasvir ediyor. Şöyle ki:

Asya'nın ve Rumeli'nin köşelerinde medfun olan medeniyet-i kadîme hayata başlamış ve menfaatini mazarrat-ı umûmiyede arayan ve istibdadı arzu edenler -2- demeye başladılar.

Yeni hükûmet-i meşrûtamız mu'cize gibi doğduğu için, inşaallah, bir seneye kadar -3- sırrına mazhar olacağız.

Mütevekkilane, sabûrane tuttuğumuz otuz sene Ramazan-ı sükûtun sevabıdır ki; azapsız, cennet-i terakkî ve medeniyet kapılarını bize açmıştır.

Hakimiyet-i milliyenin beraat-i istihlali olan kânun-u Şer'î, hazin-i Cennet gibi, bizi duhûle davet ediyor.

Ey mazlum ihvan-ı vatan!

Gidelim dahil olalım.

Birinci kapısı Şeriat dairesinde ittihad-ı kulub,

ikincisi muhabbet-i milliye,

üçüncüsü maarif,

dördüncüsü sa'y-i insanî,

beşincisi terk-i sefahettir;

ötekilerini sizin zihninize havale ediyorum...

Sakın ey ihvan-ı vatan!

Sefahetlerle ve dinde laubaliliklerle tekrar öldürmeyiniz.

Ve bütün efkar-ı fasideye ve ahlak-ı rezîleye ve desais-i şeytaniyeye ve tabasbusata karşı, Şeriat-ı Garra üzerine müesses olan kanun-u esasî Azrail hükmüne geçti; onları susturdu.

Sakın ey ihvan-ı vatan!

İsrafat ve hilaf-ı Şeriat ve lezaiz-i nameşrua ile tekrar ihya etmeyiniz.

Demek şimdiye kadar mezarda idik, çürüyorduk.

Şimdi bu ittihad-ı millet ve meşrûtiyet ile, rahm-ı madere geçtik; neşv ü nema bulacağız.

Yüz bu kadar sene geri kaldığımız mesafe-i terakkîden, inşaallah, mu'cize-i Peygamberî ile şimendifer-i kanun-u şer'iye-i esasiyeye amelen ve burak-ı meşveret-i şer'iyeye fikren bineceğiz; bu vahşetengiz sahra-i kebîri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.

Zîra, onlar kah öküz arabasına binmişler, yola gitmişler.

Biz, birdenbire şimendifer ve balon gibi mebadiye bineceğiz; geçeceğiz.

Belki, camî-i ahlak-ı hasene olan hakîkat-i İslamiyenin ve istidad-ı fıtrînin ve feyz-i îmanın ve şiddet-i açlığın hazma verdiği teshîl yardımı ile fersah fersah geçeceğiz-nasıl ki vaktiyle geçmiştik.

Talebeliğin bana verdiği vazife ve hürriyetin ferman-ı mezuniyetiyle ihtar ediyorum ki:

Ey ebna-i vatan!

Hürriyeti sû-i tefsir etmeyiniz;

ta elimizden kaçmasın ve müteaffin olan eski esareti başka kapta bize içirmekle bizi boğmasın. Haşiye

Zira, hürriyet, müraat-ı ahkam ve adab-ı Şeriat ve ahlak-ı hasene ile tahakkuk eder ve neşv ü nema bulur.

Bediüzzaman

Haşiye: Edit

Evet, daha dehşetli bir istibdat ile, pek acı ve zehirli bir esareti bize içirdiler.

1- Ölümden sonra dirîliş haktır.

2- Ne olaydı olaydı da, toprak olaydım. (Nebe' Sûresi: 40.)

3- Çocukken beşikte konuşuruz. (Meryem Sûresi: 29.)

okudum . Ama burada anlamadığım bu konuşmada ne var ki bazı kişiler ikide bir Üstada saldırmak için bu konuşmayı ısıtıp ısıtıp hainlik buradadır diyerek önümüze getirmeleri. Ve bilgimizin olmayışı yüzünden cevabımız yavan kalmakta .

AVRUPA BİRLİĞİ VE YUNANİSTANEdit

Türk Millî Eğitimi delegasyonu ile gittiğimiz Selanik’te birinci ve ikinci gün CEDEFOP’un çalışmalarına katıldık. Cedefop, Avrupa Birliği içinde üye ülkeler ve aday ülkelerin meslekî teknik eğitimlerini organize eden, Avrupa’daki meslekî eğitimin yönünü belirleyen ve uygulamaya yönelik çalışmalarla karar merciî oluşturan bir kurum. Hükümetten özerk çalışan bu yapı gelecekteki ülkelerin meslekî eğitim yapılarını tek bir çatı altında toplamayı hedeflemekte. Ülkemizde bu çalışmaların içinde yer almakta.

Avrupa Birliği’nin imtiyazlı çocuğu Yunanlılar burada da ellerini çabuk tutarak birlik içinde 1972 yılında kurulmuş ve merkezi Berlin’de olan bu kurumu 1995 yılında Selanik’e taşıyarak burayı merkez konumuna getirmişler. Ardından da 1997 yılında Avrupa Birliği içinde Selanik’in kültür başşehri olmasını sağlamışlar. 20 milyon euro gibi devasa bütçelerle çalışan kurum toplam 99 personeliyle Avrupa’nın bütün birimleriyle kontak halinde meslekî eğitimi planlamakta.

Merkezin düzenlediği toplantıya aslında Hırvat temsilciler de katılacaktı. Ancak Yunanistan’daki genel grev dolayısıyla bu ülkenin temsilcileri katılmayınca toplantı Türk delegasyonuyla gerçekleşti. Selanik’in dışında geniş bir arazi üzerine kurulu bulunan merkez iki katlı, içinde her türlü imkânları barındıran modern bir yapı. Toplantı salonunda aynı anda 9 ülkenin temsilcilerini barındıracak bir çeviri sistemi kurulmuş.

Önümüzdeki 2010 yılına kadar bütün üye ve aday ülkelerde meslekî standartların oluşturulması yönünde ciddî çalışmalar yapan kurum aynı zamanda 2010 yılında bütün Avrupa Birliği üye ülkelerin tek bir meslekî teknik sisteme dahil olması yönünde de çalışmaları hızlandırmış durumda. Buna göre yaşlanan Avrupa nüfusu gelecekte büyük bir risk olarak kurumlarında çalıştıracak eleman bulamamakla karşı karşıya. Buna çözüm arayışı içindeki Avrupa standartları yükseltilmiş, aldığı eğitim konusunda problem duymayacağı dünya standartında bir havuz oluşturma çabasında, böylelikle Türkiye gibi genç nüfusa sahip ülkelerden alacağı teknik elemanın meslekî yeterliliği konusunda tereddüt yaşamayacak ve standartları kendi ülkesinin standartları ile aynı olan elemanın geçişini sağlamış olacak.

Önümüzdeki yıl Cedefop tarafından yeni deklare edilecek bir gelişme de meslekî teknik eğitimde hareketliliği, yani ülkeler arasında kolay geçişlere imkân sağlayacak dil problemi üzerinde durulacak olması. Buna göre meslekî teknik eğitimde ikinci yabancı dili zorunlu hâle getirme çalışmaları yapmaktalar. Ülkemizdeki yetişmiş insanların bu hareketlilik içinde yer almasını sağlayabilmemiz ancak onları Avrupa standartlarına yakınlaştırmamız ile mümkün olacağını unutmadan teknik elemanları mutlaka bir yabancı dil konusunda yetiştirmemiz gerektiğini bu toplantıda çok net görebildik.

Avrupa ülkesi olarak görülen Yunanistan aslında AB’nin gözünün içine baka baka “ben sizin standartlarınıza uymak zorunda değilim. Siz de beni fonlarla beslemek zorundasınız!” demekte. Bunun en çarpıcı örneği bizi hâlâ gıda noktasında sıkıştıran Avrupa Birliği zahmet olmazsa sokak ortalarında hiçbir hijyenik şartı gözetmeden et satan, balık satan ve zeytin satan Yunanlılara baksınlar. Üstelik trafiğin hiçbir kural tanımadığı; gürültünün normalleştiği Yunanlılara her halde Avrupa Birliği’nin bize söyleyeceğinden çok daha fazla şeyleri olsa gerek. Tabi genlerindeki Grek DNA’larına söz geçirebilirlerse…

Toplantı sonrasında artık dönüş hazırlığına girmiştik. Üç günlük oldukça hareketli geçen Yunanistan yolculuğumuzda farklı kültürleri tanımanın ya da komşumuzu daha iyi tanımanın verdiği avantajla yurda dönerken, ülkemin insanının Avrupalıdan çok daha medeni ve kültürlü olduğunu görmenin mutluluğunu yaşadım.

Bediüzzaman hürriyeti Selanik'te anlattı Edit

Said Nursi "meşru, âdil bir hürriyet"in tarifi yaptığını ve "insan fikri üzerindeki ağır zincirlerin parçalanacağını" söyledi Kaynak: Bediüzzaman hürriyeti Selanik'te anlattı

Abdullah, Bediüzzaman Said Nursi'nin "meşru, âdil bir hürriyet"in tarifi yaptığını ve "insan fikri üzerindeki ağır zincirlerin parçalanacağını" söylediğini vurguladı.

1911 yılında Hüdavendigâr'ın şehadetinden tam 522 sene sonra Haziran ayında Sultan Reşad'ın Kosova seyahatine Bediüzzaman Hazretlerinin de katıldığını belirten Abdullah, "O zaten ta 23 Temmuz 1908'de ilan edilen Meşrutiyet'in üçüncü günü irticâlen bir nutuk irad etmiş ve daha sonra bu nutku Selânikte Hürriyet Meydanı'nda tekrar etmişti. Devrin gazetelerinde de yayınlanan bu nutuk 1910 yılında İstanbul'da İkbal-i Millet Matbaası'nda basılan Nutuk isimli eserinde neşredilmiştir" dedi.

Bediüzzaman'ın nutuktaki bazı sözlerine yer veren Abdullah, şunları yazdı:

"Bu nutukta Üstad Hazretleri, meşru, âdil bir hürriyet içinde yaşadığımız ve bu hâli bozmadığımız takdirde, insan fikri üzerindeki ağır zincirlerin parçalanacağını, ilerleme ve terakki etme kabiliyetlerinin önüne konulan sedlerin yıkılacağını ve bu küçük dairenin dünya kadar genişleyeceğini ifade ettikten sonra diyor ki: "Hatta benim gibi bir köylü adam, Süreyya (Ülker takım yıldızları) kadar ulvî olan umumî daireyi nazara alacaktır. Emellerinin ve meyillerinin filizlerini oraya bağlayacaktır. Her bir fiil ve tavrının orada bir ihtizaz ile işin içine gireceğinden; himmeti Süreyya kadar yücelerek o derece mükemmel şekilde fikirler Osmanlı memleketleri kadar genişleyeceğinden; Eflâtun'ları, İbni Sina'ları ve Bismark'ları, Dekart'ları ve Taftazânì'leri inşaallah geri bırakacak. Bu kuvvetli Asya ve Rumeli tarlası çok vatan gençleri mahsulü vereceğini kesinlikle ümit ediyoruz." Kaynak: Bediüzzaman hürriyeti Selanik'te anlattı ..


Hürriyete hitap nutku üzerine Edit

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin, ‘Hürriyete Hitap’ nutku; 1908 yılında hürriyetin ilânının üçüncü gününde, önce Sultan Ahmet Meydanı’nda, sonra Selânik’te Hürriyet Meydanı’nda tekrar ettiği, gazetelerinin yayınladığı, zamanın yaralarını teşhis edip, tedavi eden fikirler ve hakikatlerdir. Bu hitaptan anladığımız hakikatleri şöylece özetleyebiliriz:

  • Hürriyet, milleti gaflet uykusundan uyandırıp; esaret zilletinden kurtarır.
  • Eğer dayanak noktası Şeriat olan bir hürriyet neşvünema bulursa, milleti terakkiyata götürerek, medeniyet kapılarını açabilir. Medeniyet kapıları ise:

l Kalplerin birlik ve beraberliğine

l Millî muhabbete

l Maarife

l İnsanı çalışmaya ve gayrete

l Sefahatin terkine dâvet eder.

  • Ancak Şeriatla birlikte olan hürriyet, beşerin fikrini parça parça eden, kabiliyetlerin terakkisine karşı olan setleri darmadağın ederek hükümeti ölüm tehlikesinden kurtarıp, milletlerin cevherlerini ortaya çıkartır ve mükemmelliklere doğru götürür.
  • Terakkiyat, istidadların, fikirlerin birbiri arkasına gelip, birbirine eklenmesi ile oluşmaktadır
  • Şer’i kanunu esasî ve şeriatın meşveret sistemi ile terakkiyat elde edilebilir.
  • Bütün güzel ahlâkları bünyesinde toplayan İslâmî hakikatler, yaratılıştan gelen kabiliyetler ve iman feyzinin elde edilmesi, medenileşmiş milletlerin ilerisine geçebilmeyi sağlar.
  • Şeriat-ı Garra, müsavatı, adaleti ile hakikî hürriyetle bağlıdır.
  • Hürriyet, ancak hükümlere uyarak, şeriatın koyduğu edep, terbiye ve güzel ahlâk ile gerçekleşir ve gelişir. İslâmiyetin başlangıç devrindeki sahabelerin; vahşet ve baskının zorbalığı hükmettiği zamanda olduğu halde hürriyet, adalet ve eşitlikleri bunu ispatlıyor.
  • İstibdat ve zulümlerin tekrarlanmaması için hürriyet; dine, şeriata uygun olarak yapılan meşverete bağlı olarak tahakkuk ettirilmelidir.
  • Hürriyeti, sefahat, meşrû olmayan lezzetler, israflar, tecavüzler ve nefsin hevesine ittibada serbestiyet olarak yorumlamak; bir esaretten çıkıp, başka bir esaret-i rezileye girmek demek olur ki bu da milletin sefih olduğunu, hürriyete lâyık olmadığını gösterir. Zira şer’i hürriyete lâkayt davrananın millî birlik ve beraberliği bozularak fena bir hastalığa girer.
  • Medeniyetin hakim olduğu zamanda hükümran olan ilim ve marifettir. Medenileşmiş milletlerde terakkiyata yardım eden fenler ve sanayi alınmalıdır. Medeniyetin günah ve kötülükleri şeriat ve hürriyetin sınırları ile muhafaza edilmelidir. Her milletin devamlılığının temeli, mayası olan millî adetlerimiz, İslâmiyetle neşvünema bulduğundan İslâm’a sımsıkı sarılmalıyız.
  • Noksanlıklarımız tedenniyata sebep olmuştur. Bunlar:

l Şeriata müracaat edilmediğinden

l Dalkavukların gelişigüzel kötü yorumlamalarından

l Dış görünüşe önem veren cahil âlimlerin ve âlim tanımayan cahillerin gereksiz tutuculuğundan

l Kötü seçim yaparak Avrupa’nın güzelliklerini almak yerine günah ve kötülüklerini taklit etmekten dolayı geri kalınmıştır.

  • Şeriat üzerine tesis edilmiş anayasa fasid fikirleri, rezil ahlâkı, şeytanî desiseleri ve dalkavukluğu öldürecektir.
  • Eski zamanlara oranla bu zamana bakıldığında toplumu birbirine bağlayan şeyler çoğalmış durumda, geçim için gerekli olan şeylerin sayısı artmış durumda, uygarlığın meyveleri, sonuçları ilim ve san’atla değişikliğe uğramış durumda olduğundan devleti taşıyabilecek, idare edebilecek unsurlarda farklılaşmıştır.

Bunlar:

l Milletin kalbi olan meclis

l Müslümanların düşünceleri olan şer’i meşveret

l Medeniyetin kuvveti olan fikir hürriyetidir ki, ancak bu unsurlar devleti idare edebilir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.