FANDOM


Bediüzzaman’ın, 1935’te 120 talebesiyle beraber haksız ithamlarla tutuklu olarak yargılandığı Eskişehir mahkemesindeki müdafaasında verdiği çok önemli ders ve mesajlardan biri de adliyenin tarafsızlığı.

Adliyenin tarafsızlığıEdit

“Hükümetin daireleri içinde en ziyade hürriyetini muhafaza etmeye ve tesirat-ı hariciyeden (dış etkilerden) en ziyade bîtarafane (tarafsız), hissiyatsız bakmakla mükellef olan, elbette mahkemedir” sözü, bunun ifadelerinden biri.

Devamındaki şu tesbitleri de:

“Her yerde adliyede mal ve can meseleleri var. Eğer hâkim şahsî hiddet edip bir katili katletse, o hâkim katil olur. Demek adliye memurları hissiyattan ve tesirat-ı hariciyeden bütün bütün azade ve serbest olmazsa, sureten adalet içinde müthiş günahlara girmek ihtimali var.

“Hem canilerin, kimsesizlerin ve muhaliflerin dahi bir hakkı var. Ve hakkını aramak için, gayet bîtarafane bir merci isterler. (…)

Hâkim ve mahkeme tarafgirlik şaibesinden müberra (arınmış) ve gayet bîtarafane bakması birinci şart-ı adalet olduğuna dair binler vukuat-ı tarihiyeden, Hz. Ali’nin (ra) hilâfeti zamanında bir Yahudi ile mahkemede beraber oturmaları ve çok padişahların adi adamlar ile mahkeme-i adalette görülmesi gibi çok hadisat-ı tarihiye var.” (Tarihçe-i Hayat s. 355-6)

Bu müdafaalar, tepelerden verilen “Ne yapıp edin, idamına hükmedin” talimatına rağmen mahkeme üzerinde etkili oldu; heyet, Said Nursî’yi ve talebelerini mahkûm etmek için kanunî bir dayanak bulamadı; ama cezasız da bırakmamak için, Tesettür Risalesi’ndeki bir cümleyi gerekçe gösterip “kanaat-i vicdaniye” ile Bediüzzaman’ı 11, birkaç talebesini 6’şar ay hapse mahkûm etti, diğerlerini de beraat ettirdi.

Said Nursî’nin, müdafaalarında bu kabil temel hukuk derslerini tekrarlayıp ikazlarda bulunduğu 1943’teki Denizli ve 1948’deki Afyon mahkemeleri de beraat kararlarıyla sonuçlandı.

O ders, mesaj ve ikazlar her zaman geçerli.

KONU İLE İLGİLİ BENZER MAKALELER

Kanun hakimiyetiEdit

Kanun hakimiyeti, Said Nursî’nin üzerinde ısrarla durduğu mühim bir konudur. Yapılan her iş ve oluş kanuna uygun olmalıdır. Ve kanunun dışına çıkmamalıdır. Ve bu kanun herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Bu konuda Cumhuriyet yönetimine atıfta b...

Bediüzzaman’a Göre Hukuk ve AdaletEdit

Bilimsel çevrelerde en fazla kabul gören plüralist (çoğulcu) hukuk anlayışına göre hukuk; sosyal hayatı, ahlaki kıymetlere göre düzenlemeyi hedefleyen, maddi müeyyideyle teçhize elverişli davranış kuralları arasındaki ilişkiler kompleksidir. Bu tanım...

[Peygamberimiz (asm) ve adalet]]Edit

Adalet: Hakk’a riayetkârlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk, zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muameleyi yapmak. Haksızları terbiye etmek. Cenâb-ı Hakk’ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah’ın emrini icra etmek...

Said Nursî der ki! Önce hukukEdit

Son yüzyılın kelam dâhisi Said Nursi; Kur’an ilimlerine vakıf olduğu kadar, aynı zamanda, ferdin ve toplumun önünü açan, büyük bir İslam hukukçusudur. "İslamiyetin pek çok kanun-u esasisinden birisi 'Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez’ ... Yoksa bu zulümler Allah’ın adaletinin yansımaları ...

Müslüman olmayan “İran’ın âdil padişahlarından Nuşirevân-ı Âdil”in adaleti dillere destandı. “Hz. Ömer’in ve Sa’d İbni Vakkas (ra) Hazretlerinin deve ve mallarını gasp eden oğlunu ve oğlunun gasp ettiğini söylemeyen tercümanını astırdı!”1 * Hz...

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.