FANDOM


Çocuklara Gölgeler Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Bir Gece



4'lü Tablo Sunumu Edit

Bir Ariza
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
Ey bâd-ı sabâ uğrayacaksın ya şimâle?

Bilmem, bir işim var, sana etsem mi havâle?

Ey sabâ rüzgarı, uğrayacaksın ya kuzeye?

Bilmem, bir işim var, sana etsem mi havale?

O Saba wind, or come around to the north?

I do not know, I working, am I send it you

Osmanlıca
Vaktâ ki sekiz yüz milli bir nefhada geçtin;

Vaktâ ki bizim yerleri rü'yâ gibi seçtin;

Sekiz yüz mili bir solukta geçtiğinde;

Bizim yerleri hayal gibi seçtiğinde;

Eight hundred miles when a breath;


Selects locations, such as our imagination;

Osmanlıca
Dikkatle bakın: Marmara'nın göğsüne yatmış,

Sırtındaki örtüyse bütün zümrüde batmış,

Dikkatle bakın: Marmara'nın göğsünde yatmış,

Sırtındaki örtüsü ise bütün zümrüde batmış,

, Look carefully: the Marmara lying on his chest,


In the back cover all emerald sank

Osmanlıca
Bir, Heybeli, derler - bileceksin - ada vardır.

Etrâfı da az çok ona benzer adalardır...

Bir, Heybeli derler - bileceksin - ada vardır.

Çevresi de az çok ona benzer adalardır...

One, they say Heybeli - will know - there are islands.

Around him, more or less similar to the islands .

Osmanlıca
Gördün ya? Evet. Şimdi bu sâhilde biraz dur:

Herkes gibi Abbas Paşa'nın köşküne başvur.

Gördün ya? Evet. Şimdi bu sahilde biraz dur;

Herkes gibi Abbas Paşa'nın köşküne başvur.

You see?. Yes. Now this is a bit on the beach;


Apply for Abbas Pasha's mansion like everyone else.

Osmanlıca
Sen yolcu adamsın, bakan olmaz ki kusûra...

Arz ettirerek ismini, çıktın mı huzura

Sen yolcu adamsın, bakan olmaz ki kusura...

Paşa'ya arz ettirip adını, çıktın mı huzura,

You man of passengers, the minister would not be sorry ...


To say name supply of Pasha, is halfway out the peace

Osmanlıca
Hilvanlılann hepsinin ihlâsını, ilkin,

Bir bir sayıver. Bitti mi defter, de ki:

“Lâkin,

Hilvanlıların hepsinin içten sevgisini, ilkin

Bir bir söyleyiver. Bitti mi defter, de ki:

" Fakat,

from Hilvan sincere love for all of them, at first


You are say Finished the book, say: However,

Osmanlıca
Mevzun düşürür saçmayı bir saçma adam var.

Manzûm sayıklar gibi manzûme sayıklar!

Vezne denk düşürür saçmayı bir saçma adam var,

Şiir adını verdiği bir sürü vezinli, kafiyeli söz sayıklar!

There is a silly silly man lowers the equivalent Teller,


Metrical a lot of poetry called, he say rhyme!

Osmanlıca
Zannım, mütekîid şuarâdan olacak ki:

Hiçbir yenilik yok herifin her şeyi eski.

Sanırım, emekliye ayrılmış şairlerden olacak ki:

Hiç bir yenilik yok, adamın her şeyi eski.

I think that will be retired from poets:


I do not have an innovation, the old man's everything.

Osmanlıca
Hâlâ ne sakaldan geçebilmiş, ne bıyıktan;

Âsârı da memnun görünür köhne kılıktan.

Hâlâ ne sakaldan geçebilmiş, ne bıyıktan;

Eserleri de memnun görünür eski kılıktan.

What it canabonden still beorf what mustache


His works appear in the old appearence satisfied.

Osmanlıca
Hicrî, kamerî aylan ezber sayar amma,

Yirminci asır zihnine sığmaz ne muamma!

Hicrî, kamerî ayları ezber sayar, fakat,

Yirminci yüzyıl aklına sığmaz, ne kadar karışık!

Hegiare counts the number of lunar months of memorization, but


The twentieth century will not fit on your mind, no matter how complicated!

Osmanlıca
Ma'mûre-i dünyâyı dolaştıysa da, yer yer,

Son son, "Hadi sen, kumda biraz oyna!" demişler.

Dünyanın mamur yerlerini dolaştıysa da, yer yer,

En sonunda "Hadi sen, kumda biraz oyna!" demişler.

İf visit prosperous places in the world, in places,


In the end, "Come on, you, a little play in the sand!" demişler. they said.

Osmanlıca
Yâhu! Sorunuz bir. Bakalım tâkati var mı?

Kaynarken adam oynamak ister mi? Sarar mı?

Yahu! Sorunuz bir: Bakalım gücü var mı?

Adam güneşin altında kaynarken oynamak ister mi? Sarar mı?

Jewish! You ask it, Let's Do you have power?


The man under the boiling sun, like to play? Sarar mı? Is wraps?

Osmanlıca
Ey Heybeli iklîmine kıştan çekilenler,

Ey Afrika temmûzunu efsâne bilenler.

Ey Heybeli iklimine kıştan çekilenler,

Ey Afrika temmuzunu masal zannedenler!

O Heybeli drawn to the climate of the winter,

O you suppose tale july of Africa

Osmanlıca
Ey yağ gibi üç çifte kayıklarla kayanlar,

Ey Maltepe'den Pendik'i bir hamle sayanlar!

Ey yağ gibi üç çifte kayıklarla kayanlar,

Ey Maltepe'den Pendik'i bir hamle sayanlar!

Three double boats floating oil, such as O,

O you supppose Maltepe to Pendik of one step

Osmanlıca
Ey çamların altında serilmiş, uzananlar!

Ey her nefes aldıkça ömürler kazananlar!

Ey çamların altında serilmiş, uzananlar!

Ey her nefes aldıkça ömürler kazananlar!

Laid under the pines Oh, uzananlar!
O lives every breath As you receive the winners! ;
Osmanlıca
Siz, camları örter, sakınırken cereyandan;

Biz, bodruma sarkar da kaçarken galeyandan!

Siz camlan örter, korunurken cereyandan;

Biz, bodruma inip da kaçarken güneşin kaynamasından!

You cover with glass, while maintaining from cold;

we ran from the basement up and down in the heat of the sun

Osmanlıca
Siz, mercanın a'lâsını attıkça şişerken;

Biz, kumda çirozlar gibi piştikçe pişerken!

Siz, mercan balığının en iyisini yuttukça şişerken

Biz, kumda çirozlar gibi piştikçe pişerken!

you are the best eating fish coral


Like the sand çirozs matures cooking!

Osmanlıca
Siz, Marmara âfâkını dürbünle süzerken;

Biz, poyrazı görsek diye, damlarda gezerken!

Siz, Marmara ufuklarını dürbünle süzerken;

Biz, poyrazı görsek diye, damlarda gezerken!

Binoculars looking at the outlook of our marmara


When we stalk the rooftops to see the northeast wind!

Osmanlıca
Siz, yelkeni açmış, suyun üstünden akarken;

Biz küplere binmiş, size hasretle bakarken!

Siz, yelkeni açmış, suyun üstünde akarken;

Biz küplere binmiş, size hasretle bakarken!

When you set sail and glide on the water;


When we flare, and look at you!
Osmanlıca
İnsâf ediniz: Kopmayacak, şey mi kıyâmet?

Elbette kopar. Dinle Paşam, ceddine rahmet:

İnsaf ediniz: Kopmayacak şey mi kıyamet?

Elbette kopar. Dinle paşam, atana rahmet:

Pity a little: Won’t the doomsday come?
It will, for sure. Listen sire,
The Lord’s compassion be upon your ancestors:
Osmanlıca
Ben Heybeli'den vazgeçerim şimdilik, ancak,

Üç beş gün pek hoş olur Remle'de kalmak.

Ben Heybeli'den vazgeçerim şimdilik, ancak,

Üç beş gün için pek hoş olur Remle'de kalmak.

I abandon Heybeli, but, It can be pleasant to dwell in Remle for couple of days.
Osmanlıca


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.