FANDOM



Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Deki vahy olundu bana hakıkat bir takım cinnin dinleyip de şöyle dedikleri: inan olsun biz acâib bir Kur'an dinledik
Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi. Şüphesiz biz, hayret verici bir Kur'ân dinledik.
Say (O Muhammad): It is revealed unto me that a company of the Jinn gave ear, and they said: Lo! it is a marvellous Qur’an,
Rüşde irdiriyor, biz de ona iyman eyledik, rabbımıza hiç kimseyi şerik koşmıyacağız
O Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.
Which guideth unto righteousness, so we believe in it and we ascribe unto our Lord no partner.
Ve doğrusu o rabbımızın şanı çok yüksek, ne bir arkadaş edinmiş ne de bir veled
Doğrusu, Rabbimizin şanı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk.
And (we believe) that He, exalted be the glory of our Lord! hath taken neither wife nor son,
Ve doğrusu bizim sefiyh, Allaha karşı saçma söylüyormuş
Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.
And that the foolish one among us used to speak concerning Allah an atrocious lie.
Ve doğrusu biz, İns ü Cinn Allaha karşı asla yalan söylemez sanmışız
Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız.
And lo! we had supposed that humankind and jinn would not speak a lie concerning Allah
Ve doğrusu İnsten ba'zî rical Cinden ba'zî ricale sığınıyorlardı da onların istiylâlarını artırıyorlardı
Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı.
And indeed (O Muhammad) individuals of humankind used to invoke the protection of individuals of the jinn so that they increased them in revolt (against Allah);
Ve doğrusu onlar sizin zann ettiğiniz gibi zann etmişlerdi ki: Allah ebedâ hiç bir kimseyi ba's etmiyecek
Doğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek.
And indeed they supposed, even as ye suppose, that Allah would not raise anyone (from the dead)
Ve doğrusu biz o Semayı yokladık da onu öyle bulduk ki şiddetli muhafızlar ve şihablarla doldurulmuş
(Cinler, dediler ki): "Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk."
And (the Jinn who had listened to the Qur’an said): We had sought the heaven but had found it filled with strong warders and meteors.
Ve doğrusu biz ondan dinlemek için ba'zî mevkı'lere otururduk, fakat şimdi her kim dinliyecek olursa onun için gözeten bir şihab buluyor
"Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."
And we used to sit on places (high) therein to listen. But he who listened now findeth a flame in wait for him;
Ve doğrusu biz bilmeyiz o Arzdaki kimselere bir şer mi irade edilmiştir, yoksa rabları onlara bir hayır mı murad etmiştir
"Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
And we know not whether harm is boded unto all who are in the earth, or whether their Lord intendeth guidance for them.
Ve doğrusu bizler: bizlerden salih olanlar da var, olmıyanlar da var dilim dilim tarikatler olmuşuz
Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.
And among us there are righteous folk and among us there are far from that. We are sects having different rules.
Ve doğrusu biz anladık ki Allahı Arzda acze düşürmemize ihtimal yok, kaçmakla da onu asla âciz bırakamayız
"Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."
And we know that we cannot escape from Allah in the earth, nor can we escape by flight.
Ve doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iyman ettik, her kim o rabbına iyman ederse artık ne hakkı yenmek ne de istiylâ olunmak korkusu kalmaz
"Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden."
And when we heard the guidance, we believed therein, and whoso believeth in his Lord, he feareth neither loss nor oppression.
Ve doğrusu bizler: bizlerden müslimler de var, haksızlar da var, müslim olanlar, işte onlar rüşd-ü savabı arıyanlardır
"Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır."
And there are among us some who have surrendered (to Allah) and there are among us some who are unjust. And whoso hath surrendered to Allah, such have taken the right path purposefully.
Amma haksızlar Cehenneme odun olmuşlardır
Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.
And as for those who are unjust, they are firewood for hell.
Ve hakıkat o tarikat üzere istikametle gitselerdi elbette kendilerini bol bir su ile suvarırdık
Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.
If they (the idolaters) tread the right path, We shall give them to drink of water in abundance
Ki onları onun içinde imtihan edelim, her kim de rabbının zikrinden yüz çevirirse o onu gittikçe yükselen bir azâba sokar
Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.
17. That We may test them thereby, and whoso turneth away from the remembrance of his Lord; He will thrust him into ever growing torment.
Ve hakıkat mescidler hep Allah içindir, o halde Allahın yanında başka birine duâ etmeyin
Mescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.
And the places of worship are only for Allah, so pray not unto anyone along with Allah.
Ve filhakıka o Allahın kulu kalkmış ona duâ ederken üzerine keçeleneyazdılar
Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.
And when the slave of Allah stood up in prayer to Him, they crowded on him, almost stifling.'
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET




|

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.