FANDOM


Cumhuriyet
180PX
200px
14 Şubat 2007 tarihli kapak
Tür
FormatBerliner

SahibiCumhuriyet Vakfı
Kuruluş tarihi7 Mayıs 1924
Siyasi yönelimiAtatürkçülük,Merkez Sol,
DilTürkçe
Fiyat1,00 TL [1]
Merkez büroProf. Nurettin Mazhar Öktel Sokak, No. 2
34381 Şişli, İstanbul
Bakınız

Şablon:Bayrak - d


Bayrak - Batrak - Flag

Liva, bayraktır ; Rayet, sancak'tır. Cevdet Paşa
Bayraktarların piri : Ebu Mirsed veya Mirsad dır.
Alem - Flama

Yıldız - Ildız -
Hilal - Hilâl -İlal
İlkay - Dolunay - Bedr - Yarımay
Hilalin özel ve derin anlamı
Hilal/VP
Hilal/Resim

Sancak -
Al sancak- Ertuğrul Gazi sancağı [2]
Ak sancak
Yeşil sancak

Rayet -Ra'yet
Ra'yete meyle ederiz, kamet-i dil-cu yerine
liva
livâ -
Tuğ -Tüy

Türk Bayrağı - Türk
Türk bayrakları

Türk Bayrağının Doğuşu
Türk bayrağının doğuşu ve ortaya çıkışı
I. Murad - Hüdavendiğar - Hüdavendigâr - Hüdavendigâr Gazi - Mestan GaziKosova
Türk Bayrağının derin anlamı
Mevzuat
Bayrak Kanunu
Bayrak Tüzüğü
Milli Eğitim Bakanlığı Bayrak Törenleri Yönergesi
Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun


Moldavia's coat of Arms of 1481

Moldavia's coat of Arms in 1481 under the rule of Stephen the Great and Holy--Ştefan cel Mare şi Sfân

Coat of arms of Moldavia.svg

Moldova arması

Stamp Moldavian Cap de bour 1858

The first Romanian post stamp in Moldavia issued in 1847, representing the head of the "zimbru"-- a rare species of bison now extinct from the Carpathian forests that is also depicted on the Coat of Arms of ancient Romania's province of Moldavia; the writing at the top of the stamp with cyrillic letters reads: "Porto scrisori"--Letter stamp.

Türkiye
Tirajalign="center" style="background: #ffeeee"|zLoss 53.539[2]

Web sitesi: [http://www.cumhuriyet.com.tr www.cumhuriyet.com.tr]

Cumhuriyet, 7 Mayıs 1924 tarihinden beri Türkiye'de yayımlanan günlük gazete. Haftalık ortalama 50.000 civarinda tiraji ile 20. sıralardadır.


Tarihçe

Cumhuriyet gazetesinin isim babası Atatürk'tür. O sıralarda Yeni Gün 'ü yayımlamakta olan Yunus Nadi (Abalıoğlu), 7 Mayıs Cumhuriyet i iki ortağı Nebizade Hamdi ve Zekeriya Sertel ile birlikte 1924'te İstanbul'da kurdu ve gazeteyi yönetmesi için Zekeriya Sertel'i görevlendirdi. Hüseyin Cahit (Yalçın)'in Tanin 'i, Velid Ebüzziya'nın Tasvir-i Efkârı ve Ahmet Emin (Yalman)'ın Vatanına karşı yayına başlayan gazete, o dönem için 1 milyona yakın nüfuslu şehirde 7 bin adet satıyordu. Gazetenin adının altında Türkçe yevmi gazete, idare yeri İstanbul, Cağaloğlu yazıyordu. İlk sayıda Yunus Nadi'nin sunuşu ve Mustafa Kemal ile yaptığı röportaj vardı.

Baskı, elle dizilip rotatiflenirdi. İlk defa 1930'da linotip baskıyla beraber resimlerle yayınlandı. Gazetenin başlığının yazı tipi günümüze değin çok az değişti; sadece u harfiyle t harfinde küçük değişiklikler yapıldı. Reklamlara Latin alfabesine geçişle 1928'de çağdaşlaşma hakim oldu. 1930'da küçük ilan yayınlarına başladı. Aynı yıl ilk renkli ilanı aldı ve ilk renkli fotoğrafı yayınladı. Fotoğrafçılar Namık Görgüç, Selahattin Giz idi.

Dağıtımı 1934'e kadar Artin Efendi yaptı. Ayrıca posta yoluyla abone sistemi vardı. O yıllarda basın İstanbul'da toplanmıştı. Dağıtım ulusal çapta olmadığından bir günün gazetesi Eskişehir'den sonra ertesi gün elde olurdu. Ankara'dan sonra ise bir haftalık gazete okunurdu.

Yunus Nadi 1924'ten 1945'e kadar başyazardı; bazen Zekeriya Sertel, Yakup Kadri, Abidin Daver, M. Nermi, Şükrü Kaya da başyazı yazdı. Yunus Nadi'den sonra 1991'e kadar gazetenin başyazarı oğlu Nadir Nadi Abalıoğlu oldu, diğer oğlu Doğan Nadi Abalıoğlu ise fıkra yazıyordu.

İlk sayılarda yazarlar; Ziya Gökalp, Aka Gündüz, Hasan Bedreddin, Reşat Ekrem Koçu, Ahmet Rasim, Peyami Safa, Ahmet Refik, İsmail Habip, Abidin Daver, Cenap Şahabettin, Vedat Nedim, Halit Ziya, Cevat Fehmi Başkut, Mümtaz Faik, Fuad Köprülü, Halit Fahri idi.

1928'den sonra ilk sayfada Ramiz karikatürü yer aldı. İkinci sayfa bilim adamlarının yazılarına ayrılmıştı ve bu gelenek sürdü.

8 sayfalık gazete, 1940'larda 4 sayfaya indi. On yıl sonra tirajı 25 bine, 1939'da 62 bine çıktı.

İlk kapatılma 29 Ekim 1934'de 10 gün süreyledir. 1940'da hükümetin yayın politikasına aykırılıktan 90 gün kapalı kaldı.

Özel sayfaları içinde çocuk, kadın, moda, sinema, iktisadiyat, tayyarecilik, askeri bahisler, tarih, spor, ilmî musahabe, mizah, röportaj sayfaları vardı. 1933'te 10. Yıl, 1938'de 15. Yıl ekleri verdi. 1936'da Mimar Sinan, Çanakkale özel sayıları. Haftanın filmleri sayfası 1930'da başladı. Latin harfli gazeteye geçişte promosyon da başladı, ucuzluk kuponları verildi. Güzellik ve müzik yarışmaları düzenledi. 1932'de Keriman Halis'in dünya güzeli seçilmesiyle satış arttı.

En etkin kampanya Menemen'de şehit edilen Kubilay içindi. (23 Aralık 1930). 1925'de gazetenin Fransızca baskısı Le Republique adıyla çıktı ve 1952'ye dek yayınlandı. Cumhuriyet yayına başlarken kapatılan Yeni Gün 1931'de tekrar çıkarıldı. 1935'te gazete yanında kitap da yayımlandı.

Kuruluşundan II. Dünya Savaşı'na kadar CHP'yi destekledi, Yunus Nadi 1939 seçimleriyle meclise girdi ve 6 dönem İzmir, Menteşe, Muğla milletvekillikleri yaptı. II. Dünya Savaşı'ndaki tutum sebebiyle Yunus Nadi ve gazete CHP'den DP'yi desteklemeye yönelince, Abidin Daver ile Yunus Nadi 1943 seçimlerinde aday gösterilmediler. 28 Haziran 1945'de Yunus Nadi vefat etti. Mirası Cumhuriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.'ye geçti.

Çok partili döneme geçişte Demokrat Parti'yi destekledi; başyazarı Nadir Nadi de 1950'de DP listesinden bağımsız milletvekili seçildi. Ancak 1954'ten sonra DP iktidarına karşı sert bir muhalefet yürüttü. 27 Mayıs 1960'tan 12 Mart 1971 dönemine değin genelde asker-sivil aydın kesimin ilerici görüşlerini dile getiren etkili bir yayın organıydı. 12 Mart döneminde bir ara yönetimin el değiştirmesi sonucu tutucu bir gazete görünümü aldı. 1973'te yeniden eski çizgisine döndü.

20 Ağustos 1991'de Nadir Nadi'nin ölmesinden sonra bir yandan ortaya ekonomik sıkıntılar çıktı, bir yandan da yayın kurulu içinde anlaşmazlık baş gösterdi. Yayın yönetmeni Hasan Cemal'in politikasını beğenmeyen ve sermaye çevrelerine yaklaşıldığını ileri süren İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu gibi yayın kurulu üyesi köşe yazarlarıyla onları destekleyen Cüneyt Arcayürek, Ali Sirmen, Ergun Balcı, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday'ın da aralarında bulunduğu 80 kişi 5 Kasım 1991'de gazeteden ayrıldı. Olayı protesto eden bir bölüm okurun gazete almayı bırakması üzerine günlük satış ortalaması Aralık 1991'de 50 bin'lere kadar düştü. Bu durum üzerine Hasan Cemal ile yazı işleri müdürü Okay Gönensin Cumhuriyet'ten ayrıldı. Bir süre sonra ayrılanların bir bölümü geri döndü. 8 Nisan 1992'de yeni bir yayın kurulu oluşturuldu ve İlhan Selçuk vefatına kadar sürdüreceği başyazarlık görevine başladı.

Selçuk, 21 Mart 2008 tarihinde saat sabah 04:30 sıralarında Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı ve iki gün sorgulandıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

1 Temmuz 2008 sabahı, iddia edilen Ergenekon örgütü soruşturması kapsamında İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün talimatıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Terörle Mücadele Şubesi tarafından gazetenin yeni açılmış Ankara bürosu aranmış ve Ankara temsilcisi Mustafa Balbay da evinden gözaltına alınmıştır.[3] Gazetenin Ankara bürosundaki arama sona ermiş; emniyet güçleri 2 dizüstü bilgisayar, 1 bilgisayar kasası ve Mustafa Balbay'a ait bazı belgelere, savcılığa teslim etmek üzere tutanak tutarak el koymuşlardır.[4]

Gazetenin bir diğer köşe yazarı Erol Manisalı, 13 Nisan 2009 Pazartesi itibarıyle, yine Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Daha sonra mahkemeye sevk edilen Erol Manisalı üç ay tutuklu kaldı ve sağlık sorunları nedeniyle tahliyesine karar verildi.

Okuyucuları tarafından CUMOK (Cumhuriyet Okurları) adında, bir sivil toplum hareketi kurulmuştur.

Siyasî Olaylardaki Tutum

  • 1946'dan 1954'e kadar Demokrat Parti'yi destekledi, 1954'ten sonra DP'ye cephe aldı.
  • 27 Mayıs Darbesi'ni destekledi. 27 Mayıs 1960'daki manşeti: Kahraman Türk ordusu bütün memlekette dün gece sabaha karşı idareyi ele aldı, maksat tarafsız bir idarenin nezaret ve mürakebesi altında süratle yeni seçimlere gitmek ve bu adil seçimler neticesinde hangi taraf kazanırsa idareyi onun ellerine devretmektir. Askeri idare bildiriliyor: Bütün ittifaklarımıza bağlıyız, NATO'ya ve CENTO'ya inanıyoruz ve bağlıyız. Cumhurbaşkanı, meclis başkanı ve bakanlar ordumuzun muhafazası altına alındı.
  • 1960'larda gazete Milli Demokratik Devrim çizgisindeydi. 1962'de Vatan'da yazan İlhan Selçuk gazeteye transfer edildi. Şadi Alkılıç'ın sosyalizm yazısı üzerine gazetede tasfiye başladı. Nadir Nadi çekildi. Gazete 1,5 yıl Nadir Nadi'sizdi. Önce Cevat Fehmi Başkut, ardından Ecvet Güresin gazeteyi yönlendirmeye çalıştı. 60'lı yıllar öğrenci hareketleri ve devrimler çağıydı. Cumhuriyet de bu gidişe göre kabuk değiştiriyordu. TİP haberleri başka basında yer almazken Cumhuriyet yer veriyordu.
  • 12 Mart muhtırası ile oluşan askeri darbeyi önce 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile beklediği Milli Demokratik Devrim zannedip destekledi, sonra muhalif kaldı. 13 Mart 1971 tarihli Cumhuriyet'in manşetinde 'Devrimci Ordu' ifadesi[5] ile birlikte Komutanların ültimatomu üzerine Demirel istifa etti. Ordu şartları uygulanmazsa yönetime el koymaya kararlı olduğunu bildirdi. Demirel: Muhtıra ile anayasa ve hukuk devleti anlayışını bağdaştırmak mümkün değildir. Ankara'da genel kanı: Yeni başbakan partiler dışından olacak.ifadeleri vardı.
  • 12 Mart döneminde İlhan Selçuk tutuklandı.[6] Askerler Faruk Gürler-Muhsin Batur ve Cevdet Sunay-Faik Türün kanatlarıyla yönetimde farklı yöntemleri tartışırken gazete içinde de darbe oldu. Nadir Nadi çekildi. Okurların protestosuyla gazetenin tirajı 50 binlerin altına düştü. Sıkıyönetim devrinde gazete sıkı takipteydi. İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsünü desteklediği gerekçesiyle Ziverbey köşkünde sorguya çekildi. Nadir Nadi yazarın eski yazılarını bastı. Cumhuriyet 1975'de toparlanmışken bu defa Milliyetçi Cephe'nin kışkırttığı ülkücülerle, ve gazeteyi boykot ettiren Dev-Yol'un muhalefetiyle karşılaştı. Tirajı tekrar 100 binlerden aşağı düştü. Dev-Yol daha sert çizgide Demokrat'ı çıkardı, Cumhuriyet 'in bir kısım okurunu çekti.
  • 12 Eylül darbesinde yine aynı kader. Önce askerleri destekledi, 1982 sonlarına doğru eleştiriye başladı. 12 Eylül 1980 nüshası birinci sayfa başlıkları: Parlamento ve hükümet feshedildi. Silahlı kuvvetler yönetime el koydu. Tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı kondu. Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırıldı. Bu dönemde gazetede Turgut Özal döneminin etkileriyle karışıklıklar çıktı. Nadir Nadi'nin vefatından sonra gazete iyice karıştı. Satış 30 binlere düştü.
  • 7 Kasım seçimlerinde tarafsızdı. 7 Kasım 1983'deki birinci sayfa: ANAP kazandı, tek başına iktidar çoğunluğu Özal'da, HP ikinci, MDP üçüncü parti oldu, kesinleşen milletvekilleri ANAP 204, HP 107, MDP 70.
  • 28 Şubat post modern darbesini destekledi. 90'larda SHP'yi destekledi. 1992'de yeni yönetim gazetenin başına geçti. 63 ve 71'deki sağ darbelerden sonra gazete içinde bu defa liberal bir darbe yapılmak istenmiş, bu da geri tepmişti. Cumhuriyet yine İlhan Selçuk'la eski çizgisine döndü.
  • Gazete 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçimi için birçok tepki göstermiştir. "Tehlikenin farkında mısınız?" görseliyle büyük yankı uyandırmış olan gazete "Saatler 100 yıl geri alınıyor" sloganıyla da yola çıkarak birçok reklam girişiminde bulunmuştur.

Gazete yazarlarının öldürülmeleri

Dosya:Ugur Mumcu Cumhuriyet.jpg
Dosya:Bahriye Üçok.jpg

1979 yılından bu yana, Cumhuriyet yazarlarına yönelen suikast saldırıları sonucu 7 yazar öldürüldü, 1 yazar da felç oldu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyoloji Enstitüsü Başkanı ve yazar Prof. Cavit Orhan Tütengil, 7 Aralık 1979 tarihinde Levent'te bulunan bir İETT durağında, silahlı dört kişi tarafından öldürüldü.[7] Tütengil'in cenazesinde çıkan olaylarda yaralanan TRT yapımcısı ve yazar Ümit Kaftancıoğlu, 11 Nisan 1980 günü Mecidiyeköy'de iki kişinin silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. Cinayetin sorumlusu olarak yakalanan Ülkücü militan Ahmet Mustafa Kıvılcım ömür boyu hapse mahkûm oldu. İstanbul Üniversitesi Anayasa Kürsüsü Doçenti ve yazar Server Tanilli, 7 Nisan 1974 günü evine giderken uğradığı silahlı saldırı sonucu felç oldu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski öğretim üyesi ve SHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990 tarihinde evine gönderilen bir kargo paketinin patlamasıyla öldü. Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ve yazar Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 günü Ankara'daki evine giderken öldürüldü. Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara'daki evinin önünde park ettiği otomobiline binerken patlayan bomba sonucu öldürüldü. Sinemacı ve yazar Onat Kutlar, 30 Aralık 1994'te The Marmara Oteli'nin pastanesinde meydana gelen patlama sonucu ağır yaralandı ve olaydan 12 gün sonra yaşamını yitirdi. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı, eski kültür bakanı ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü Ankara'daki evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Gazete, olayın bir gün ardından yayımlanan "Fotoğrafın üzerindeki çarpı" manşetli haberinde, "Türkiye'yi ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyen gericiler, Cumhuriyetin aydınlanmacı, ilerici yazarlarını" her zaman hedef gösterdiklerini vurguladı.[8]

Köşe yazarları

YAZARLAR

DÜNYA

EKONOMİ

BİLİM - SİYASET

İNTERNET

MEDYA

ÇEVRE

KÜLTÜR - SANAT

SPOR

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi [9]

Çizerler

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi [10]

Ekleri

Gazete, aynı zamanda aşağıdaki ekleri de düzenli olarak vermektedir:

  • Bilim Teknoloji (Cuma günleri)
  • Hafta Sonu (Cumartesi günleri)
  • Pazar Dergi (Pazar günleri)
  • Strateji (Pazartesi günleri)
  • Spor Dergi (Salı günleri)
  • Dört Mevsim Gezi (Çarşamba günleri)
  • Kitap (Perşembe günleri)
  • Cumhuriyet Ege (Cuma günleri, Ege Bölgesine dağıtılan özel ek)
  • Tarım Hayvancılık (Her ayın ikinci salı günü)
  • Cumhuriyet Ankara (Cuma günleri, Ankara'ya dağıtılan özel ek)
  • Cumhuriyet Anadolu (Her ayın ikinci ya da üçüncü Salı günü)

Gazete Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmiş ve vakfedilmiştir. Gazetenin sahibi aynı zamanda okuyucularından meydana gelen Cumok örgütlenmeleridir.

Yunus Nadi Armağanı Yarışması

Yunus Nadi Ödülleri Cumhuriyet 1946'dan beri Yunus Nadi Armağanı Yarışması'nı düzenlemekte, her yıl belli bir bilim ya da sanat konusuna ayrılan yarışmada özgün araştırmalar desteklenmektedir.

Kaynaklar

  • Cumhuriyet koleksiyonu.
  • Aysun Köktener, Bir Gazetenin Tarihi Cumhuriyet, YKY, İstanbul 2004.
  • Emin Karaca,Cumhuriyet Olayı, Altın Kitaplar Y. İstanbul 1994.

Dış bağlantılar




Cumhuriyet Gazetesi Adem Havva ve Türk olmaları tefrikası

Âdem'le Havva Cumhuriyet gazetesi tarafından tam yetmiş üç yıl önce Türk ilân edilmiş. Hem de birinci sayfada, dört gün süren mini bir tefrikayla. Mehmet Sadık adında biri tarafından kaleme alınan bu 'öztürkçe' tefrikanın "Adam Yalvacın Uçmaktan Kovulması" başlıklı birinci bölümünün tamamını ve "Uçmakta Türk Dili" başlıklı ikinci bölümün de başlangıcını aynen sunuyorum:

"Ulu Tanrı bizim ilk babamız olan Adam yalvacı ve onun eşi Hava ninemizi yarattıktan sonra onları uçmak içinde yaşatıyordu. Bu yeşil bahçanın içinde bunların arı yaşamaları için buradaki alma ağacının yemişinden yemeği bunlara yasak etmişti. Günün birinde ak pınarın başındaki alma ağacının gölgesinde otururlarken tavgaç çıkageldi. Hava ninemize yaklaşarak onu tavladı ve bu güzel almadan yemelerini onlara tapşırdı.

Bu sırada Hava'nın karşısında yan gelip onun güzelliği ile esirik olan Adam yalvaç ipdeşi Hava'nın sunduğu almayı yemekten kendini tutamadı.

Yalvaç, Tanrı buyruğunun ter­sine bu suçu işleyince ulu Tanrı gücendi ve bunları uçmaktan kov­mak için kurgu kurdu. Bu isteğini onlara iletmek için Uçkun'u yanlarına yolladı. Uçkun, Tanrı buyruğunu yalvaca Arapça söyledi. Adam yalvaç uçkunun söylediklerini anlamadı ve şaşkın şaşkın ona bakarak yerinden bile kımıldamadı. Uçkun bu kez Farsça söyledi. Adam ge­ne anlamadı. Bunun üzerine ne yapacağını bilmiyen Uçkun geriye döndü. Gördüklerini ulu Tanrı'ya ulaştırdı. Bu sırada gökler titredi ve şöyle bir buyruk duyuldu:

- Hey Uçkun, benim kulum olan bu Yalvaç Türkçeden başka dil bilmez, ona benim buyruğumu Türkçe anlat!

Uçkun hızlı bir uçuşla yalvacın yanına vardı ve sözüne şöyle baş­ladı:

- Hey ünlü yalvaç! Ben ulu Tanrı katından gönde­rilmiş bir yasaulum. Onun yüksek buyruğunu size iletmeğe geldim. Bu eşsiz uçmağı ulu Tan­rı size armağan etmiş ve bu urunda arı yaşamanız için bu al­ma yemişinden tatmağı size yasak etmişti. Ancak siz tavgacın tavına uyarak Tanrı buyruğunun tersine, bağışlanmaz bir suç işledi­niz. Bundan ötürü ulu Tanrı size kızmış, sizi buradan kovmamı ba­na buyurdu. Tanrı sizi sınadı. Siz onun yahşiliğini ve uçmağın değerini bilmediniz. Haydin sektiriniz buradan!

Bu sözleri dinliyen Adam yal­vaç korkusundan ürperdi ve he­men Hava'nın elinden tutarak uç­mağın penceresinden kendisini loş karanlığa fırlattı.

Tanrı'nın ilk kulu olan Atam yalvacın Türk olduğunu ve Türkçeden özge bir dil bilmediğini dünkü bitik yazıda okuyucularımıza anlatmıştık. Sözlerimi­ze tutalga olarak Tebrizli Türk ozanı Şükûhi'nin bu nes­ne için yazdıklarını anabiliriz. Bundan da anlaşılır ki Türkellerinin her bucağında yaşamış olan eski bilginler, ozanlar ve başka kimseler hep Atam yalvacın Türk olduğunu biliyorlarmış ve bu inanışla­rını da yeri geldikçe berkitiyorlarmış."

Türk Tarih Tezi de Cumhuriyet'in "Adam Yalvaç"ına benzer hikâyelerden oluşuyordu. DTCF ve Türk Tarih Kurumu bu tezi ispatlasınlar diye kurulmuştu.

Bazı okuyucularım için zaruri bir açıklama: Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 'Adam Yalvaç' hikâyesini ben sadece naklediyorum. Kendi görüşüm ve inancım değil. Aman yanlış anlaşılmasın.

[DİPNOT] 1930'LARIN ÖZTÜRKÇESİ

Yazıda bir kısmını naklettiğimiz "Adam Yalvaç" kıssasında kullanılan öztürkçe kelimelerin karşılıkları aynı tefrikada şöyle verilmiştir:

Adam: Bu kelimenin öztürkçesi atam'dır. Ata=Baba, Atam=Babam; Yalvaç: Peygamber; Uçmak: Cennet; Arı ve aru: Temiz; Tavgaç: Hilekâr, şeytan; Tavlamak: Kandırmak; Tapşırmak: Tenbih, tavsiye etmek; Esirik: Sarhoş; İpdeş: Hayat arkadaşı, dost; Kurgu: Karar (kurmaktan); Uçkun: Melek, Cebrail; Ünlü: Muhterem, meşhur; Kat: Huzur, yan; Yasaul: (Aslı yasa-kul, yani kanun adamı) memur; Urun: Makam, mevki; Tav: Hile; Sektirmek: Derhal gitmek, koşa koşa gitmek, defolmak; Özge: Ecnebi, yabancı; Tutalga: Delil, sübut; Berkitmek: Teyit etmek; Danlamak: Takdir etmek; Telesmek: Acele etmek.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.