FANDOM


Bakınız

D. Dabbet-ül arz Dabbe.

Bakınız

D. DABBE .داب . دابة العرض DABBETÜL ARZ.دابة [genel] canlı Dert. Bela. Musibet. Afet

Bakınız

D. Musibet. Musîbet. مسيبة Savb kökünden yani midem bastıran yağmur kelimesinden türemiştir. Musibetler. MUSÎBET. Musibet-i âmme. Musibetlerin dili. Musibetlere BSN/Musibet. Bir musibet bin nasihatten yeğdir. İnna lillah ve inna ileyhi raciun İstirca Yakın kavramlar Dert. Bela. Afet. Dabbet-ül arz. DABBETÜL ARZ. DABBE. Dabbe Dabbetü’l Arz Dabbetutü'l–arz. Dabbetü'l–arz Zelzele risalesi Deprem risalesi 13.Söz. 14.Söz. 3/152 Sonra Allah sizi müptela kılmak için onlardan çevirdi

Bakınız

[ D]. Bela. Musibet

Nasıl ki kavm-i Firavuna çekirge âfâtı ve bit belâsı ve Kâbe tahribine çalışan kavm-i Ebrehe’ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar.

Öyle de, Süfyanın ve deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allahu a’lem, o dâbbe bir nevidir.

Çünkü,ayet büyük bir tek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki (“Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu.” Sebe’ Sûresi, [[34/14<<.) âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü’l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.(Beşinci Şua)

دابّة الأرض

Ebced hesabı: 2020Edit

DABBETÜL ARZ: Dal, elif, be (şeddeli), te, elif, lam, elif, re, dat....ebced sayı değerleri:

Dal=4; Elif=1; be,(şedde olduğu için) 2+2=4; Te: 400, Elif=1; Lam=30; Elif=1; re=200 dat=800. TOPLAM:1441 (Miladi 2020)

KURAN'DA BİLDİRİLEN "DABBE"NİN ÇIKIŞI KIYAMET ALAMETLERİNDEN BİRİDİREdit

O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler. (Neml Suresi, 82)

Kuran'da "dabbe"den bahsedilen Neml Suresi'nin 82. ayetinde "o sözün insanların başına geldiği" bir döneme işaret edilmektedir. Bu ayeti ve dabbe kelimesi ile neyin kastedildiğini tam olarak anlayabilmek için "o söz" kelimesinin Kuran'da ne şekilde kullanıldığının üzerinde düşünmek gerekmektedir.

"O söz" kelimesinin Arapçadaki karşılığı "kavl"dir ve Kuran'da "anlaşma ve söz" anlamlarında kullanılmaktadır. Bu iki anlamın dışında aynı kelimenin "görüş, inanç, düşünce ve akide" gibi anlamları da bulunmaktadır.

Kavl kelimesi bazı ayetlerde müminlerin güzel ve maruf sözleri, insanlara yaptıkları tebliğ ve konuşmalar anlamında kullanılmaktadır. Örneğin Allah müminlere "Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır..." (Bakara Suresi, 263) şeklinde buyurmaktadır. Bir diğer ayette ise yetimlere ve yoksullara "...güzel (maruf) söz..." (Nisa Suresi, 8) söylenilmesini emretmektedir.

Bu anlamının yanı sıra, "kavl" kelimesi ayetlerde doğrudan Kuran anlamında da kullanılmaktadır. Allah'ın Hz. Muhammed aracılığıyla insanlara indirdiği hikmetli sözleri birçok ayette "söz" kelimesiyle ifade edilmektedir. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:

Şüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür. (Tarık Suresi, 13)

Şüphesiz o (Kur'an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür. (Tekvir Suresi, 19)

O (Kur'an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir. (Tekvir Suresi, 25)

Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (Müminun Suresi, 68)

Hiç şüphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür. O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz? Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz? (Hakka Suresi, 40-42)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi "kavl" kelimesi bazı ayetlerde Kuran'ı -Allah'ın sözünü- tanımlamak için kullanılmaktadır.

"Kavl" kelimesi Secde Suresi'nin 13. ayetinde Allah'ın sözünün -vaadinin- gerçekleşmesi olarak kullanılmaktadır:

Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım." (Secde Suresi, 13)

Saffat Suresi'nin 31. ayetinde ise söz kelimesi Allah'ın yıkımı ve azabı olarak ifade edilmiştir:

“Böylece Rabbimizin sözü (yıkım ve azab va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız.” (Saffat Suresi, 31)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi Allah'ın vaat ettiği sözü, cehennemin inkar eden insan ve cinlerle tamamen doldurulması, azabın insanlar üzerine hak olmasıdır. "O söz" gerçekleştiğinde inkar edenler sonsuz cehennem azabıyla karşılaşacaklardır. "Söz" kelimesinin vaat anlamında kullanıldığı diğer ayetler ise şu şekildedir:

Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz. (İsra Suresi, 16)

Böylelikle biz ona: "Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azab gerekmiş) onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır" diye vahyettik. (Müminun Suresi, 27)

Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık... (Kasas Suresi, 63)

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar. (Yasin Suresi, 7)

(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir). (Yasin Suresi, 70)

... Cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip-geçmiş ümmetlerde (yürürlükte tutulan azab) sözü onların üzerine hak oldu. Çünkü onlar, hüsrana uğrayan kimselerdi. (Fussilet Suresi, 25)

İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır. (Ahkaf Suresi, 18)

Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar. (Neml Suresi, 85)

Ayetlerde de görüldüğü Allah'ın sözü tüm inkar edenler için "büyük bir helak ve sonsuz bir azap"tır. Üzerine "söz hak olmuş" olan kimseler için bir kurtuluş, çıkış ya da kaçış yolu yoktur. Onlar hem dünyada hem de ahirette büyük bir azaba uğrayacak, bu azaptan hiçbir şekilde uzaklaşamayacaklardır. Çünkü bu, Allah'ın vaadidir ve Allah vaadinden dönmez.

Buraya kadar incelediklerimizden Allah'ın sözünün sonsuz azabın başlayışına, dolayısıyla kıyamet gününe baktığı anlaşılmaktadır. O gün Allah'ın sözü inkar edenler üzerine hak olacak ve onlar büyük bir helak ile azaba uğrayacaklardır.

Kıyametin gelişi ise pek çok alametle anlaşılacaktır. İşte ahir zamanda meydana gelecek olan bu alametlerden biri de Neml Suresi'nde bildirilen "dabbe"nin çıkışıdır

İnsanları öldürdüklerini, öldürdükleri insanların etlerini yediklerini, bahar günlerinde bütün yemişi yiyip bitirdiklerini ve ekin ve sebzeleri yediklerini söylemişlerdir. İşte Ye'cüc ve Me'cüc'ün bu hareketlerinden, bahsi geçen kavim bıkmış, usanmıştı. Karşılarında Zülkarneyn'i görünce ondan yardım istediler. Hatta "Bize yardım edersen, sana vergi, yani para da veririz."

Bütün mahlûkat, mevcudat fânîdir, Allah Celle Celâluhu'ndan başka. Fânî olan her şeyin takdir edilmiş vadesi, ömrü vardır. İnsandan hayvana, bitkilerden dağlara, taşlara, denizlere, göklere ve göklerde bulunanlara varıncaya kadar bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün yaratıkların takdir edilmiş bir eceli bulunmaktadır. Bunun yanında içinde bulunduğumuz dünya ve dünyanın da içinde bulunduğu bu evrenin de bir eceli ömrü ve vadesi bulunmakta olup; bunun adı "kıyamet"tir.

İnsanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar, "dünyanın ömrünün sona ereceği bir gün"den sürekli bahsedile gelmiştir. Dünyanın sonunun gelmesinin yani kıyametin kopmasının sonrasında büyük bir hesap gününün varlığından bahsedilmekte, o güne hazırlık yapılması gerektiği anlatılmaktadır.

Kıyamet ile ilgili haberlerin en sağlamı hiç şüphesiz Kur'an–ı Kerîm'de geçmektedir. Kur'an–ı Kerîm'de birçok âyet–i kerîmede kıyametten bahsedilirken, sadece birkaç âyet, kıyamet kopmadan önce meydana gelecek alâmetlerden ve olaylardan bahsetmektedir.

Kur'an–ı Kerîmde bahsi geçen kıyametin söz konusu habercisi olaylar şunlardır:

1–Ye'cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması,

2–Dabbetü'l–arz'ın çıkışı,

3–Duman'ın çıkışı,

3–İsa Aleyhisselâm'ın zuhuru.

Ye'cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması:Edit

Zülkarneyn Aleyhisselâm batıda yapacağı icraatı yaptıktan sonra doğuya hareket eder. Orada da birçok icraatlarda bulunur. Bize bunları Kur'an–ı Kerîm haber vermektedir. Netice itibariyle yerküre üzerinde birçok icraat yaptıktan sonra:

"Sonra yine bir yol tuttu." (1) Ve öyle bir yere gelip dayandı ki:

"Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu." (2)

Buranın neresi olduğu konusunda ciddî bir bilgi yoktur. Değişik onlarca yorum ve tahminler bulunmaktadır. Asya'nın en doğusu diyenler olmuş, Orta Asya diyenler olmuş, Türkistan diyenler olmuş, Sibirya diyenler olmuş, Kafkaslar diyenler olmuş; daha birçok değişik yer ismi verenler olmuştur. Her şeyin en doğrusunu Allah Celle Celâluhu bilir. Bu kavim karşılarında bir peygamber görünce:

"Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cüc ve Me'cüc bozgunculuk yapmaktadır. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?" (3)

Bu kavmin şikayeti, Ye'cüc ve Me'cüc'ün bozgunculuk yapmasıydı. Nasıl bir bozgunculuk olduğuna gelince İslâm âlimleri bunda da değişik görüşler ortaya atmışlardır. Çoğunluk; onların insanları öldürdüklerini, öldürdükleri insanların etlerini yediklerini, bahar günlerinde bütün yemişi yiyip bitirdiklerini ve ekin ve sebzeleri yediklerini söylemişlerdir. İşte Ye'cüc ve Me'cüc'ün bu hareketlerinden, bahsi geçen kavim bıkmış, usanmıştı. Karşılarında Zülkarneyn'i görünce ondan yardım istediler. Hatta "Bize yardım edersen, sana vergi (yani para) da veririz." dediler.

"Dedi ki: Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım." (4)

Zülkarneyn Aleyhisselâm, o kavimden maddî yardım yerine bilfiil güçleri ile yardımda bulunmalarını ister. Bu engel yani sed konusunda birçok ilahî sır ve hikmetler bulunmaktadır. Niçin savaş değil de sed? Bütün peygamberler cihad etmişler ve tebliğde bulunmuşlardır. Niçin Zülkarneyn Aleyhisselâm'a savaşmak yerine sed yapması teklif edilmiştir? İşte burada çok büyük incelikler bulunmaktadır. Netice itibariyle Zülkarneyn Aleyhisselâm sed yapmaya karar verir ve onlara der ki:

"Bana demir kütleleri getirin. Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): Üfleyin (körükleyin)! dedi. Artık onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim." dedi." (5)

Burada çok büyük işaretler bulunmaktadır. Bir defa bu öyle bir teknoloji ki, dağ gibi sed yapılıyor, demirler kızdırılıp kor hâline getiriliyor, sonra da üzerlerine erimiş bakır dökülüyor. Bunu bugünün teknolojisiyle dahi yapmak mümkün değildir. Hangi insan o erimiş bakırın yanına yanaşabilir. Bir yanda bu büyük bir mucize, diğer yanda da peygamberlere verilen bilgi, ilim ve sanayinin çok açık bir belirtisi var. Süleyman Aleyhisselâm'a verildiği gibi.

Bir diğer konu da bu Ye'cüc ve Me'cüc taifesinin ne kadar tehlikeli yaratıklar olduğudur. Bu öyle bir taifedir ki, onlardan kurtulmak için önce demir kütleleri ile bir duvar, sed yapılıyor, sonra yapılan bu sed sayesinde Ye'cüc ve Me'cüc'ün önüne engel çekilmiş oluyor. Ancak bu da yetmiyor; bu seddin üzerine erimiş kor bakır dökülüyor. Aklımıza şöyle bir şey gelmiyor değil. Bundan birkaç yıl önce Rusya'da meydana gelen Çernobil faciasını hatırlıyoruz. O Çernobil'den dünyaya yayılan zehirli radyasyon maddesinin bulaştığı her şey, yerin altına gömüldü. Gömülmekle kalınmadı; üzerlerine kireç karışımı asitler ve tonlarca beton dökülerek örtülmeye çalışıldı. Bunların birkaç yüz sene tesirlerini devam ettirebilecekleri söyleniyor.

Bu yapılan sed o kadar sağlam ve muhkem olmuştur ki,

"Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular, ne de onu delebildiler." (6)

Seti aşamadılar ve o bahsi geçen kavim de Ye'cüc ve Me'cüc taifesinin bozgunculuk ve fesadından kurtuldu. Sonra,

"Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vadi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vadi haktır dedi." (7)

Yeryüzünde neler yıkılıp aşılmadı, neler geçilmedi ki, bu sed geçilmesin. Fakat bu sed geçilmedi. Demek ki, bu sedde farklılık var; bu sed başka manilere benzemiyor. İşte bu yapılan iş, Rabbimizin bir rahmetidir.

"O gün (kıyamet gününde bakarsın ki,) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir hâlde bırakmışızdır. Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir." (8)

O gün hangi gün? Ye'cüc ve Me'cüc'ün birbirine çarparak, çalkalanarak, serbest bırakıldıkları gün… Yeryüzüne akın edecekler, Zülkarneyn Aleyhisselâm'dan önce olduğu gibi hatta daha şiddetle bozgunculuğa, fesada ve saldırıya başlayacaklar.

"Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman" (9)

Bu zaman kıyametin çok yakın olduğu bir zamandır. İşte nedenledir ki, Ye'cüc ve Me'cüc'ün sedlerini aşarak dünyayı felakete sürükleyecekleri zaman kıyamet alâmetlerindendir. An be an o günü beklemekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır der ki: Edit

"Bahsi geçen kavim, tefsir bilginlerinin naklettikleri üzere Türkler idiyse, burada, Zülkarneyn'e kuvvetle yardım eden Türklerin, geçmişte yeryüzünü bozgunculuktan kurtarmak için yaptıkları hizmetin önemi anlatılmış olmaktadır. Böylece yüce Peygamberimizin peygamber olarak gönderilmesinden sonra da İslâm'a yapacakları hizmete işaret edilmiş olunmaktadır. Ve şu hâlde Türklerin yok olması; Ye'cüc ve Me'cüc seddinin yıkılıp, yeryüzü düzenini bozulması demek olacaktır ki, bu kıyametin alâmetlerindendir. (10)

Bir hadis–i şerif ile Ye'cüc ve Me'cüc bahsini kapatalım.

Zülkarneyn Aleyhisselâm seddi yaptığı günden bu güne Ye'cüv ve Mec'cüc seddi yıkmak için uğraşmaktadır. Ta ki takdir edilen vakte kadar bu uğraşı devam edecektir.

"...Sedde açılan delikten insanların üzerine boşanırlar. Önlerine çıkan suları içip, kuruturlar. İnsanlar onlardan korkup kaçarlar. Ye'cüc ve Me'cüc göğe bir ok atar. Bu ok kana bulanmış olarak kendilerine geri döner. Şöyle derler: " 'Arzda olanları ezim ezim ezdik, semada olanları da alçaltıp alt ettik.' Allah onları enselerinden yakalayacak bir kurt gönderir. Bu kurt onları toptan helâk edip, her birini parçalanmış hâlde yere serer. Muhammed'in nefsini elinde tutan Zat'a yemin olsun ki, yeryüzündeki bütün hayvanlar, onların etinden yiyerek canlanır ve semirir." (11)

Dabbetü'l–arz'ın çıkışıEdit

"Dabbe"; "yürüyen hayvan", "mahlûk", "debelenme" mânalarında kullanılır. Daha açık ifade ile; haşereler için, hatta kurtlar için de kullanılır.

Allah Celle Celâluhu Kur'an–ı Kerîm'de hayvanlardan (canlılardan) bahsederken "Dabbe" kelimesini kullanmaktadır. Nur sûresinde "Allah, her canlıyı (her dabbeyi)... (12) buyrulmaktadır. Bir başka âyet–i kerîmede de: "Yeryüzünde yürüyen her canlının (dabbenin).." (13) buyrulmaktadır.

Bu ve benzeri âyet–i kerîmelerden anlaşıldığı üzere Allah Celle Celâluhu "Dabbe" kelimesini hayvanlar için kullanmıştır. "Dabbetü'l–arz" da "Yer hayvanı" manasına geliyor.

Kur'an–ı Kerîm'de:Edit

"O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir Dabbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler." (14)

Bu konuda da İslâm âlimleri değişik görüşlerde bulunmuşlardır. Her ne kadar Kur'an âyetlerinde "Dabbe"nin karşılığı hayvan, yürüyen, debelenen hayvan olarak gelmişse de, bu âyet–i kerîmede konuşacak olan bir "Dabbe"den bahsedilmektedir. Ne zaman çıkacağını âyet–i kerîme, kıyametin yaklaştığı zaman olarak bildirmektedir. Kıyametin yaklaştığı zaman çıkacak olan "Dabbe" şüphesiz kıyametin alâmetlerindendir. "Dabbe" ile ilgili olarak birkaç görüşü aktaralım:

Denilmiştir ki: "Bununla, cehalet ve bilgisizlikte hayvanlar gibi olan, en şerli kimseler kast olunmuştur."

Kadı Beydavî, Edit

"Dabbe"yi, "casus" olarak açıklamıştır. Ebû Suûd da "Dabbe"yi aynı şekilde "casus" olarak anlamıştır. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Açık olarak bilinen bir şey var ki, kıyamet yaklaştığı zaman yerden bir "Dabbe", mahlûk çıkacak ve iman etmemiş insanların yüzlerine karşı kâfir olduklarını söyleyecektir.

"Dabbetü'l–arz" ile ilgili bir hadis–i şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

"Dabbetü'l–arz, beraberinde Hz. Musa'nın asası ve Hz. Süleyman'ın mührü olduğu hâlde çıkar. Asa ile mü'minlerin yüzünü cilalar, mühür ile kâfirlerin burnuna damga basar. Öyle ki, sofra ehli toplanınca biri diğerine (yüzündeki parlaklıktan dolayı "Ey mü'min!" der, diğeri de (öbürüne, burnundaki mühür damgası sebebiyle "Ey kafir!" der. (15)

Dabbetutü'l–arz ile ilgili bir başka hadis–i şerifte de:

"Çıkış itibariyle kıyamet alâmetlerinin ilki, güneşin battığı yerden doğması, kuşluk vakti insanlara Dabbetü'l–arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir." (16)

Çıkacak olan bu taife–i mahlûkat, kâfirlerin ve Ye'cüc ve Me'cüc'ün bozgunculuk ve fesadına karşı büyük bir savaş verecek; gerek kâfirlerin, gerekse Ye'cüc ve Me'cüc'ün, hem yaptıkları tahrifatı düzeltecek, hem de kendilerini perişan edecektir.

DAPPETÜL ARZEdit

DELİLLER..Siz görmediniz mi ?

Ayette geçen "dabbe" kelimesinin elif lamsız, yani belirsiz bir şekilde kullanılmış olması, bunun bilinmeyen, tanınmayan bir varlık olduğunu ifade eder. (İngilizcede kullanılan “the” takısı gibi Arapçada “el” takısı vardır. Dâbbe kelimesinde bu takının kullanılmaması onun tam bilinmediğine, yani yerden yaratılacak yeni bir canlı türü olduğuna anlaşılmaktadır.

Dâbbe kelimesi “canlı, hareket eden varlık” anlamında kullanılır. Ayrıca, "dabbe" kelimesinin Arapça'da "nekire" denilen, yani belirsiz kelime şeklinde kullanılmış olması, bunun o dönemde bilinmeyen, tanınmayan bir varlık olduğunu ifade etmektedir. Büyük müfessir Elmalılı Hamdi Yazır bu noktaya Yer hayvanı, kıyametin büyük alametlerinden biri şeklinde yorumlamasına neden olmuştur.

Debb ve debîb; hafif yürüme ve debelenme demektir. Hayvanlar ve çoğunlukla haşereler için kullanılır.

"Bu âyette "dâbbe" diye nekre (belirsiz isim) olarak geldiğinden bunun bildiğimiz dâbbelerden bambaşka bir dâbbe olması akla gelir...Bu yeryüzünde zamanı geldiğinde yeni yaratılacak bambaşka bir canlıya (varlıga) işaret ediyordu.

Üstad Bediuzzman ise Risale-i Nur’da, dabbe için bir canlı çeşidi olduğunu söylüyor. Ve tek bir şahıs olduğundan bahsetmiyor. Bediuzzaman, Dabbet-ül Arz’dan, dehşetli bir taife-i hayvaniyye olarak bahsediyor. Bediuzzaman, bir ağaç kurdu gibi biyolajik bir canlı olduğuna yakın benzetme bile yapmıştır.

İslamiyette DABBETÜL ARZ ; Edit

Kıyamet zamanı ortaya çıkacağına inanılan korkunç bir yaratık-hayvan-canavar olarak tasvir edilir. Bazı anlatımlarda, Kıyametin öncüsü olarak ortaya çıkacak bu Hayvanın, 30 metre boyunda olacağı, Arapça konuşacagı, Bir elinde Hz.Süleyman' ın mührü - diğer elinde Hz.Musa' nın asası'nın bulunacağı, Hz.Süleyman' ın mührü ile inananların alnına "Mümin" inanmıyanların alnına da "Kafir" damgasını vuracağı, Müminlerin damgasının Ak, Kafirlerin damgasının Kara olacağı anlatılır.

Tevrat' ta Edit

Ezra adıyla geçen ve Tevrat' ı derleyen kişi olarak bilinen "Üzeyr Aleyhisselam" ında, Kıyamet zamanı yer altından bir hayvanın çıkacağını ve İnsanlarla konuşacağını anlattığı rivayet edilir. Yani Kıyamet zamanı yerden canlı hayvan çıkacağı inancı ve beklentisi Musevi Toplumunda da bulunmaktadır.

AYETLERDE DABBEEdit

"Dâbbe" kelimesi Kur’anda on dört defa geçer. Bu kelimenin çoğulu olan “devâbb” ise dört defa kullanılır. Örnek olarak bunlardan bazılarına bakalım:

"Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların (her dâbbenin) rızkı ancak Allah'a aittir." (Hûd, 6) “Her canlının (dâbbenin) dizgini Allahın elindedir.” (Hud, 56)

"Allah her canlıyı (dâbbeyi) sudan yaratmıştır. Bunlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi de dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah, şüphesiz her şeye kadirdir." (Nûr, 45)

Bunun gibi pek çok ayette dappe kelimesi yeryüzündeki bütün canlılardan bahseder. Omurgalı , omurgasız , haşere , böcekler , bitkiler , hayvanlar kısacası bizim bildiğimiz tüm canlılar. Neml suresi 82. ayette geçen "dâbbetü'l- arz" ise, müfessirlerce genelde kıyamet alameti olarak açıklanır: Ancak aşagıdaki ayet farklıdır

"Tehdit edildikleri şey başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler."

Bu ayette geçen DABBE kelimesi : Canlı demektir. Orjinal kelime DABBETÜL ARZ olarak geçer. Yani "Arz'dan-Yerden-Yeryüzünden çıkacak Canlı" anlamındadır

Bu âyetten anlaşılan, dâbbenin bir hayvan-ı nâtık yâni konuşan bir canlı olduğudur (M.H. Yazır, "Hak Dini Kur'ân Dili", V, 3701 vd.).

"Dâbbe, tanıdığımız hayvanlara benzemeyen bir hayvandır. Ortaya çıkması kıyamete yakın bir dönemde olacaktır

Müfessirler yukardaki âyette (27/82) dayanarak "Dâbbetü'l-Arz"ın kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacağını söylerler.

İbn Ömer'e göre, "dâbbe"nin çıkması hadisesi, dünyada iyiliğe emreden ve kötülükten sakındıran hiçbir fert kalmadığı zaman vuku bulacaktır.

İbn Merdûye'nin Ebu Saîd el-Hudrî'den rivayet ettiği bir hadîse göre, aynı şeyi bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kendisinden Ebu Saîd de duymuştur. Bu da, insanın başkalarını iyilik yapmaya teşvik ve kötülükten sakındırma (emr bi'lma'rûf, mehy, ani'l-münker) vazifesini terkettiği zaman Allah'ın, kıyametin hemen öncesinde son ihtar vazifesini görmek üzere bir "dâbbe" meydana çıkaracağını gösterir. Mâmafih onun tek bir hayvan mı, yoksa bütün yeryüzünü istilâ edecek bir hayvan türü mü olduğu açık değildir (Mevdûdî, "Tefhîm", IV, 128)

HADİSLERLE DELİLLEREdit

"Onun alametlerinden biri, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerine "dâbbenin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse, ötekisi onu kısa zamanda takip edecektir." (Müslim, Fiten, 118; İbn Hanbel, "Müsned", II, 201)

Yapmış olduğum araştırmalar sonucunda gerçekten dabbe nin (uf onun) (yeni canlının) en çok görüldüğü zaman kuşluk vaktidir. İkinci sırada akşam saat 21.00 sıraları yer alır.

Bu hadisden anlaşılıyor ki , kıyametin tam vuku bulacağı zamanı anlatmaktadır. Bu zamanda ya önce güneş batıdan dogacaktır yada Dabbetül arz önce çıkacaktır. Şimdi anlaşılıyor ki dabbetül arz önce çıkmıştır.


"Dâbbe, yanında Hz. Musa'nın asâsı ve Hz. Süleyman'ın mührü olduğu halde çıkar. Mü'minin yüzünü asa ile parlatacak, kâfirin burnunu da mühürle damgalayacak. O zamanda yaşayan insanlar bir araya geldiklerinde mü'min- kâfir belli olacaktır." (Ahmed b. Hanbel, "Müsned", II, 491)

açıklama

"Dâbbe, yanında Hz. Musa'nın asâsı ;

Tam 340 ı aşkın video görüntülerini ve 2000 i aşkın fotograf inceledim.dabbe mucizeler yapıyor. Farklı şekillere giriyor,hacmini büyütüyor, küçültüyor, farklı farklı renklere giriyor, bölünüyor, birleşiyor, uzay mekiği şekline dönüşüyor. Katı hale , gaz hale, akışkan hale, hamur kıvamına geliyor. Bir anda dış görünüşünü sertleştiriyor. Her renge giriyor ve bakıyorsunuz ki metalik renkte bir çanlı , sanırsınız ki uzaydan gelen canlıların aracı. ÇÜNKİ ONUN YANINDA MUSA NIN ASASI VAR. Vallahi mucizeler yapıyor.şahit oldum.

Açıklama ;

Hz. Süleyman'ın mührü olduğu halde çıkar. Mü'minin yüzünü asa ile parlatacak, kâfirin burnunu da mühürle damgalayacak.

Bu ve bunun gibi pek çok hadiste benzetme kullanılmıştır. Bunun doğruluğu için hadis ilimlerinde araştırma yapabilirsiniz Dabbe yi (yeni canlıyı) (ufoyu) gerçek olarak uzaktan bir kere gördüm.Yemin ederim ki gördüm. Sonra İç dünyamda iç çatışma başladı. Arka arkaya sorgulamalar geldi. İç dünyamda volkanlar kopuyordu. Çünki hiç görmediğim ancak net ve gerçek olarak bir şey görmüştüm. Sonra bu nedir dedim. Anlamlandıramadım. Uzaylı mı dedim. Dünya dışında çanlılar var o zaman dedim. Öyleyse evrende bizden daha akıllı canlılar var dedim. Kuran da ve dinimizde böyle şey yok dedim. Hiç haber verilmemiş, peygamberde bahsetmemiş. Dedim.’sonra bir baktım ki KÜFÜR İLE İMAN ARASINA GELMİŞTİM. YA ALLAH YOK DİYECEKTİM. YADA GÖRDÜĞÜM ŞEYİ İNKAR EDECEKTİM.Ben ikisinin arasını tercih ettim. Tam 6 aydır bu iç çatışma sürdü sonuç: Allah mutlak olarak vardır, bizden daha akıllı canlılarıda yaratabilir. Bu canlılar bizim biraz daha alışmamız için bizle irtibat kurmuyordur. Biz insanlığın böyle şeye daha hazır olmadığını düşünecek kadar zeki ve ince düşünceli varlıklar şeklinde düşünmüştüm. İŞTE HZ. SÜLEYMAN MÜHRÜ BUDUR.. varmış olduğum sonuç ta yediğim damgayı gördünüz mü. Çok sonradan dabbeyi ve mührü anladım.

Din bir imtihandır. İmtihanda ise “akla kapı açılır, irade elinden alınmaz.” Böyle olunca, kıyamet alametlerinin herkesin görüp anlayacağı şekilde çıkmalarını beklemek yanlış olur. Mesela alnında “bu kâfir” yazan bir deccal beklemek bence çok cahilce bekleyiştir. İmtihanın ne anlamı kalır.


Hüzeyfe (ra)'dan:

"... Hiç kimse ona yetişemeyecek kaçan da kurtulamayacak." (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)

Bu ve bunun gibi pek çok hadiste benzetme kullanılmıştır. Bunun doğruluğu için hadis ilimlerinde araştırma yapabilirsiniz Bu hadiste çok hızlı hareket edeceği anlatılmaktadır.Yoksa kaçmakla ve kurtulmakla bir saldırıyla ilgili değildir. Eskiden Araplarda yakalanamayacak ve çok hızlı hareket edenler için bir deyim niteliği , bir çağrıştırım niteliği taşımaktadır. Gerçektende incelediğim videolarda bir anda kaybolması , çok büyük hızlara erişmesi, uçakların takip etmeye çalışması vs. İnternetten video görüntüleri araştırırsanız hızıyla ilgili çok görüntüler göreceksinizdir.

Şunu da söylemeliyim ki Dabbe (yeni canlı)(ufo) hiç kimseye zarar vermemiştir. Sadece kendini göstermiştir. Bazen de insanları korkutmak gibi üzerine gelmek gibi hareketler sergilemiştir. Asla kimseye zarar vermemiştir.internette çok kafa karıştıran yalanlar var.

Ebu Hureyre (ra)'dan:

"Dabbet-ül Arz’da her türlü renk mevcuttur... " (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)

Hadiste ki gibi gerçekten dabbe de (ufo)(yeni canlı ) da çok farklı renkler görüyoruz. Hareket ederken bir anda rengi mavi , metalik , ışık saçan , kızıl vs birçok videoda bunları gördüm. Siz de şahit olabilirsiniz.

Ebuz Zübeyr (ra)'dan nakletmiştir:

"... Gözü hınzır gözü gibi, kulağı fil kulağı gibi ..." (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)

Bu ve bunun gibi pek çok hadiste benzetme kullanılmıştır. Bunun doğruluğu için hadis ilimlerinde araştırma yapabilirsiniz.

Eski Araplarda hınzır gözü keskin görmeyi , çok uzaktaki küçük maddeleri bile detaylı görmeyi ifade ederdi. Yani hınzır gibi iyi görür manasındadır. Bilirsiniz ki Dünyada en büyük kulaklara fil sahiptir. Bu kulaklar en küçük frekanstaki sesleri dahi duyar. Yani dabbe en küçük sesleri dahi iyiy duyar diye bir benzetme misaliyle bildirilmiştir.

Beraberinde Hz. Musa (as)'ın asası ... olacak. Yüksek sesle şöyle bağıracak:

"İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular." Sonra mümin ile kafiri damgalayacak (iman edenlerle inkar edenlerin tanınmasına vesile olacaktır). (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)

Bu hadis de yukarda ki hadisin aynısıdır. Farklı bir sahabe tarafından nakledildiği için kelime yerleri değişiktir.Aslında dabbe nin (yeni canlının) (ufo) nun ortaya çıkış sebe bi gerçekten budur. "İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular’ nedeniyledir. İman etmekle yürekten iman etmek farklıdır. Ayrıca imanın da seviyesi derecesi vardır bunları da göz önünde bulundurmak gerek.yukardaki ayet de bu hadisi doğrulamaktadır. Neml suresi 82.

· Yüzü insan yüzüne benzer:

Yüzü insan yüzüne benzer ifadesiyle Dabbe’nin insana benzer özelliklere sahip olacağına işaret edilmektedir.beş duyusunun olacagı gözleri değil de görmesi, kulakları değilde duyacagı , burnu değil de koku alacagı, ve hatta insan gibi düşünerek hareket edecegi anlaşılmaktadır.

· "Mümine rastlayacak müminin yüzünü damgaladığında yüzü pırıl pırıl olacak. Kafiri damgalayınca simsiyah kesilecek." (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)


Elbette ki mümin böyle bir şeyden memnun olacaktır. Allah ı inkar etmediği için rahatlayacak ve inanmayanların üzerine böyle bir gerçek çıktığından dolayı sevinecek. Yüzü pırıl pırıl olacak, inancı artacaktır. Kafir de Allah ı tam olarak inkar edecek, yüzü kararacak , korkacak paniğe kapılacaktır. · “...Yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek. Peşine düşen onu yakalayamıyacak, ondan kaçarsa kurtulamayacak.... (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)

Gerçektende videolarda görüldüğü üzre atmosferde yani yeryüzünün semasında bir yıldız gibi hareket etmektedir.gece ve gündüz görüntülerinde hep ışıklı oldugu bir yıldız gibi hareket ettiği anlaşılmaktadır.

·

"Çıkacak üç defa yerle gök arasında olan herkesin duyabileceği bir sesle haykıracak.

Ama bu kelime daha Kanaatimizce dâbbenin konuşmasını dil ile konuşmak şeklinde anlama zorunluluğu yoktur. Bu konuşma “lisan-ı hal” yani hal diliyle de olabilir. Mesela trafik lambaları ve işaretlerinin dili yoktur ama insanlara çok şeyler söylerler.bu hadisin Arapça kelime köklerinden benzetme yapıldığı kesinlikle anlaşılmaktadır..herkesin duyabileceği bir ses demek kendi görüntüsüdür. İnternet ,tv gibi sürekli onu görmekteyiz. Ayrıca her Ülkede her şehirde değişik zamanlarda görülmüştür.her ülkede proğram konusu olmuştur. ·

"Doğuya yönelip haykıracak, bütün Doğulular sesini duyacak. Şam'a yönelip haykıracak, bütün Yemenliler sesini duyacak." (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)

Dabbe (yeni canlı)(ufo)Her ülkeye ve her şehre hatta nice beldelere gitmiştir. Dünyanın her yerine hatta aya bile gitmiştir. Gerçekten de çok farklı şekillerde çok farklı sesler çıkarmıştır. ·

Dabbet-ül Arz yerin altına da hakim, yerin üstüne de hakim, gökyüzüne de hakimdir. Ulaşmadığı, girmediği hiçbir şehir, hiçbir ev kalmayacaktır.

İncelenen yüzlerce video bizlere şunları göstermiştir. Gerçekten topragın altına giren görüntüler, dünyanın üzerindeki görüntüler , gökyüzündeki görüntüler , suyun içine girerken ki görüntüler (uso) gerçekten onun dabbetül arz olduğunu doğruluyor. Ulaşmadığı hiçbirşehir gerçekten kalmamıştır.her şehirde görülmüştür.

Bu kadar delilin yeter olduğuna inanıyorum.

DABBE-YENİ CANLI-UFO-USOEdit

Farklı dillerde söylenen ve farklı anlamlar yüklenmiş olan bu dört şey aslında aynı şey midir. Dabbe yerden yaratılmış canlı , yeni canlı sonradan yaratılan canlı , UFO bilinmeyen cisim, USO suda görülen bilinmeyen cisim. Dünya üzerinde çok farklı şekillerde görüldüğü için canlı olarak görmemişler ve bilinmeyen cisim olarak adlandırmışlardır. Çünkü yanında musanın asası vardı ve mucizeler yapıyordu. Müslüman sanız Allaha inanıyorsanız mucizelere de inanırsınız. Ancak bütün insanlardan bunu bekleyemezsiniz.

İlk görüldüğü tarih 1910 larda Birinci Dünya Savaşı Sırasında görülmüştür. Eski tarihlerde de ufo görüldü , eski kaynaklarda da eski tabletlerde de ufonun var olduğu söylemleri yalandır. İnanmayınız. Uydurmadır. Sonra sanırım,ABD de etkin Yahudiler pek çok yalan ortaya attılar.Artık Dabbe (ufo) daha çok ortaya çıkmaya başlamıştı. Her şehre gidiyor , pek çok insan onu görüyordu.6/2

Bu yalanların nedeni dabbeyi fark etmiş olmalarıydı. Sonra yalan üzerine yalan söylediler. Sonra iri gözlü canlılar var , canlılar gördük diye yalancılar çıkardılar. ABD de bir polis memurunun ufo canlısıyla karşılaşması gibi basit ve alçakca yalanlar. ONLAR BİR GERÇEĞİ SAKLIYORLARDI. DABBETÜL ARZI. Aslında iri gözlü canlılar yoktu. Uydurmuşlardı. Yüzlerce video görüntüsü izledim. İnsana benzer bir canlı görmedim. Sadece yukarda ki senaryolar gibi oyun kurmuşlardı. Çünkü herkes DABBETÜL ARZ I gördüğü için gerçeği gizleyemiyorlardı.Gerçeği gizleyemedikleri için de kafaları karıştırmak amacıyla yada hiç birşey bulamadıklarından bu yalana düşmüş olacaklar ki bu uzay araçlarının içinde iri gözlü yaratıklar bize benzer canlılar var demişlerdir.

Kaynak: Edit

islami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler http://www.islam-tr.net/showthread.php?t=3958

Şablon:Dabbet-ül arz

Şablon:Musibet

Şablon:Beşinci Şua Şablon:Ebced{{}}

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.