FANDOM


Da'vet: Çağırma. Ziyafet. Duâ.

Da'vet Davet davet

İrşat İrşad İrşâd

DAVET

Sözlükte "birini çağırmak, ölüye ağlamak, birinden yardım istemek, dua ve beddua etmek, alıkoymak, iddia etmek, propaganda yapmak" gibi anlamlara gelen davet, din literatüründe, insanları dine ve sâlih ameller işlemeye, Allâh ve Peygamberine itaat etmeye, iyilikler yapmaya, kötülüklerden sakındırmaya çağırmak; İslâm'ı tanıtmak demektir. Kur'ân'da çağırmak (Bakara, 2/23), Allah'a yalvarmak, dua etmek, ibadet ve itaat etmek (Bakara,2/186) manalarında kullanılmıştır.

İslâm'a davet konusunda Hz.Muhammed'in koyduğu temel prensip ve metodlar vardır. Bunların başında Kur'ân ve Sünneti rehber edinme gelir. Hz. Peygamber devlet başkanlarına mektup yazarak onları İslâm'a davet etmiş, yakın kabilelere ise öğretici ve mürşitler göndermiştir. (F.K.)

Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.

  • Doğru yolu göstermek. Akli ve kalbi, mukni ve te'sirli eserler veya sözlerle gafletten uyandırıp hidâyet yolunu göstermek. Cadde-i kürba-yı Kur'aniye yolunda selâmetle devam ettirmek. Allah'a ibadet ve itaata kavuşturmak. Veli bir zâtın, bir kimsenin hidâyete ermesine vesile olması.
  • Ist: Hak ve hakikatı arayan kimselere bir mürşid-i ekmelin Kur'ânî ve İslâmî eserleriyle veya sözüyle Sırat-ı Müstakim olan İslâmiyet yolunu tanıtması ve tarif etmesi. İmanı kuvvetlendiren ve inkişaf ettiren tahkikî ve yakînî delillerle hak ve hakikatı talim ve tedris etmesi. (Bak: Mürşid)

İrşad Doğru yolu göstermek. Akli ve kalbi, mukni ve te'sirli eserler veya sözlerle gafletten uyandırıp hidâyet yolunu göstermek. Cadde-i kürba-yı Kur'aniye yolunda selâmetle devam ettirmek. Allah'a ibadet ve itaata kavuşturmak. Veli bir zâtın, bir kimsenin hidâyete ermesine vesile olması.

Ist: Hak ve hakikatı arayan kimselere bir mürşid-i ekmelin Kur'ânî ve İslâmî eserleriyle veya sözüyle Sırat-ı Müstakim olan İslâmiyet yolunu tanıtması ve tarif etmesi. İmanı kuvvetlendiren ve inkişaf ettiren tahkikî ve yakînî delillerle hak ve hakikatı talim ve tedris etmesi.

İRŞAD Doğru yolu göstermek. Akli ve kalbi, mukni ve te'sirli eserler veya sözlerle gafletten uyandırıp hidâyet yolunu göstermek. Cadde-i kürba-yı Kur'aniye yolunda selâmetle devam ettirmek. Allah'a ibadet ve itaata kavuşturmak. Veli bir zâtın, bir kimsenin hidâyete ermesine vesile olması. * Ist: Hak ve hakikatı arayan kimselere bir mürşid-i ekmelin Kur'ânî ve İslâmî eserleriyle veya sözüyle Sırat-ı Müstakim olan İslâmiyet yolunu tanıtması ve tarif etmesi. İmanı kuvvetlendiren ve inkişaf ettiren tahkikî ve yakînî delillerle hak ve hakikatı talim ve tedris etmesi. (Bak: Mürşid)

İRŞADAT (İrşad. C.) İrşadlar. Hak ve hakikatı ve doğru yolu bildirmeler. İkazlar. (Bak: İrşad)

İRŞAD

Sözlükte "doğru yolu göstermek" anlamına gelen irşat, dinî bir kavram olarak, mü'minleri dinî görevlerini yerine getirmeye çağırmak demektir. Hidâyet ile eş anlamlı olan irşad, Allah'ın kulunun fiilini kendi rızasına uygun şekilde yaratması anlamına gelen tevfik kelimesi ile anlam yakınlığı bulunmaktadır. Ancak irşad, hem mü'min hem de kâfire yönelik olduğu halde, tevfik sadece mü'minler için söz konusudur. İrşad eden kimseye mürşid denir. Bir âyette "...Allah kime yol gösterirse doğru yolu bulan odur ve kimi de sapıklık içinde bırakırsa, artık onun için doğru yolu gösteren (mürşid) bir dost, bir koruyucu bulamazsın" (Kehf, 18/17) buyrulmak suretiyle gerçek irşad edicinin Allah olduğu belirtilmektedir. Hadislerde Reşîd (râşid) (bütün işleri isabetli ve hedefe ulaşıcı) kelimesi esmâ-i hüsnâdan biri olarak Allah'a nispet olunmuştur (İbn Mâce, dua, 10; Tirmizî, Deavat, 82). Hz. Ali'ye "Senin aracılığınla tek bir kişinin müslüman olması sana en değerli malların (kızıl develerin) verilmesinden daha hayırlıdır" (Buhârî, Cihâd, 102) demesi İslâm'da irşad faaliyetinin önemini ortaya koymaktadır. İrşad faaliyetinde bulunan kimsenin samimi ve iyi niyet sahibi olması, insanları Allah yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağırması yapılan irşadın etkili olması için zaruridir (Nahl, 16/125). Ayrıca irşad faaliyetinde, fiilî irşad (yaşayarak gösterme) yöntemi de önemlidir. İslâm'ın, doğuşundan itibaren insanların gönlünde yer etmesi ve oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmasında, başta Hz. Peygamber olmak üzere mensuplarının dinin gereklerini yerine getirmesi, sözleriyle fiillerinin birbirine uymasının rolü büyüktür. (M.C.)

VAAZVaaz

İyiliğe sevk için söylenen söz, nasihat, öğüt, bir kimseye, kalbini yumuşatacak surette sevap ve ikaba dair söz söylemek, nasihat etmek, bu yolda söylenilen söz.

İnsanların dinî yönden aydınlatılması, onların ibadetlerini eksiksiz ve yanlışsız yapabilmelerini sağlayacak ilmihâl bilgilerinin verilmesini de amaçlayan vaaz'ın, insanlık kadar eski bir geçmişe sahip olduğu söylenebilir. Halen mensup ve müntesibi bulunan dinleri (ilâhî, muharref, bâtıl) hayatiyetlerini sürdürme vasıtalarından biri de hiç şüphesiz vaaz yoludur. Yahudiliğin vaaz görevini haham, Hristiyanlığın papaz, İslâm'ın da vâiz yerine getirir. İslâm açısından batıl olmakla beraber, günümüzde varlığını sürdüren Budizm, Sıkh, Şintoizm vb. dinleri râhipleri vasıtasıyla, kendilerine has mâbedlerinde vaaz yoluyla telkin etmektedirler.

Vaaz, hutbe gibi zorunlu olmamakla birlikte son derece önemlidir ve Müslümanlar için bir görevdir. Çünkü insanları iyiliğe davet edip, kötülükten sakındırmak Müslümanlara farz-ı kifayedir. Allah (c.c) bir âyet-i kerîmede: "Sizden, hayra davet eden, iyiyi emreden, kötülükden sakındıran bir bir ümmet olsun, işte kurtuluşa erenler bunlardır" buyurmaktadır (Âlu İmran, 3/104). Bir başka âyetin meali de şöyledir: "Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin doğru yoldan sapanı da. Hidayette olanları da çok iyi bilir" (Nahl, 16/125) buyurmuştur. Peygamber efendimiz de bir hadîsinde peşi peşine üç defa: "Din nasîhattir..." (Buharî, Ahkâm, 43; Müslim, İman, 22) buyurmuştur. İşte bu âyetler ve hadîsi şerif vaaz ve irşadın Müslüman hayatındaki önemini en güzel şekilde ortaya koymaktadır.

Vaaz aslında bir şeyi öğretmek maksadıyla değil, telkîn gayesiyle yapılır. Genellikle, cemaatın bildiği şeyleri tesirli bir üslupta anlatıp onları doğru yola çekmeyi, kötülüklerden uzaklaştırmayı hedef alır.

İslâmiyet, irşad ve tebliğ görevini bütün Müslümanlara yüklediği için, eskiden kendisine ilmî yetenek görenler halka vaa'z ederler ve İslâmı anlatırlardı. Ancak, zamanla insanların dînî ilimlere fazla ilgi göstermemeleri yüzünden irşad görevini yürütebilecekler azalmış veya eksik bilgileriyle cemaatın karşısına çıkıp onlara yanlış bilgiler verenler görülmüştür.

Nüfusun nerede ise tamamı Müslüman olan Türkiye'de vaaz görevi Diyanet İşleri Başkanlığı'nca özellikle cami ve mescidlerde yerine getirilmektedir. Başkanlık 2.7.1965 tarihinde kabul edilen 633 sayılı Kuruluş ve Görevleri Kanunu ile bu görevi üstlenmiş bulunmaktadır. Adı geçen kanunun 17. maddesi vaaz ve irşad konusuna ayrılmıştır. Yine Başkanlığın, Merkez ve Taşra Teşkilâtı Çalışma Yönergesi, 4. Bölümü camilerde yapılacak vaaz ve irşad görevini düzenlemiş bulunmaktadır. Bu Yönerge'nin 26. maddesi Vaaz ve İrşad Kurulu'nun teşekkülünü 29. maddesi Vaaz ve İrşad ekiplerinin kurulmasını, 31. maddesi Vaazın hazırlanmasında uyulacak şartları, 32. maddesi de Vaaz Edilirken Uyulacak Şartları tesbit etmiş bulunmaktadır. Yapılan bu düzenlemeler ile vaazların devletin resmî ideolojisi çerçevesinde hareket etmeleri ve insanlara İslâm'ın gerçek boyutlarıyla anlatılmasının engellenmesi hedeflenmiştir.

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Irşat

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Doğru yolu göstermek.

Write Yazılışlar

Eski Yazı:إرشاد

Nuvola apps bookcase Köken

Nuvola apps bookcase Köken

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] irşat

ku:irşad

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1]Çağırma. Ziyafet. Duâ. * Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.