FANDOM


devletin mahkum maliyetlerinden illallah demesi sonucu ortaya çıkan yeni yasal düzenleme. bir de ilk suçta kişi hemen sosyal çevresinden koparılmasın, ailesi ekmeksiz kalmasın saiki vardır tabi.. 18.04.2006

2005 yılında tck da yapılan değişiklikler ve çıkartılan denetimli serbestlik kanunu ile uygulanmaya başlanan yeni bir infaz yöntemi. devletin suç ve suçun oluşması sürecine yeni bir bakış açısıyla yaklaşması bu sistemin ülkemizde uygulanmaya başlanmasında etkilidir. avrupanın belli başlı ülkelerinde 100 yılı aşkın bir süreden beri var olan bu sistem temel amacı suçlu davranışın nedenlerine inmek ve bu nedenleri ortadan kaldırmaktır. basitçe, işlenen suça kanunda belirlenen cezanın verilmesinin(bkz: mal gibi yatıp çıkmak) ötesinde suçlu davranışın arkasında yatan kişisel ve toplumsal faktörlerin tespit edilmesi, bu faktörlerin -mümkünse- ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. bu yolla kişinin tekrar suç işlemesinin önüne geçilerek hem kişinin, hem olası mağdurların hem de toplumun zarar görmesinin engellenmesi amaçlanmaktadır. bu amaçla kişi hürriyetinden yoksun bırakılmadan, toplumdan dışlanmadan ve etiketlenmeden toplum içinde bazı tedbirlere, denetimlere ve gerekliyse rehberliğe tabi tutulur. suç işleyen kişinin mal gibi yatıp çıkmasının ne kişiye ne de topluma bir faydasının bulunmadığı düşünülürse konunun anlaşılması daha kolay olacaktır. devlet büyüklerimizin bu kararında sistemin toplumsal faydalarına ek olarak mahkum maliyetlerinin yüksekliğinin, cezaevlerinin dolup taşmasının ve cezaevlerinin (eskisi kadar olmasa da) suç fakültesi olarak çalışmalarının, dur bi de şöyle bişey var bunu da deneyelim hem ab de destekliyor gibi düşüncelerin de etkisi vardır herhalde :) 05.11.2007 14:22 ~ 08.11.2007 14:40 zoltan9 daha ayrıntılı bilgi için

http://www.cte-ds.adalet.gov.tr/

14.12.2007 09:25 ~ 16.04.2015 21:11

daha önceden sabıkanız yoksa ve görece hafif bir suç işlediyseniz, hakim sizi içeri atmıyor ve hafif de bir ceza veriyor dışarda çekebileceğiniz.

hafif suçlar; hani öyle ummadık bi anda, ummadık bi sebepten gelen mal bildiriminde bulunma yazısını ciddiye almamak, kamu malına zarar vermek, uyuştucu kullanımı vs.

hafif cezalar; bir yazıyı okumadın o zaman bilmem ne kütüphanesinden on kitap oku, özetini mahkemeye sun. kamu malına zarar verdiysen, bir kamu kuruluşunu temizlersen ödeşiriz; misal park, misal huzurevi.

uyuşturucu kullananları kontrol ediyorlar sürekli, onlara komik bir ceza yok korkarım. habire terapi.

çok süslü, şuh bi hanımefendi komşusuyla kavga ettiği için sanırım; üç ay kuaföre gitmeme cezası bile almıştı. değişik.

02.03.2008 22:35


denetimli serbestlik müessesesinin en güzel yanı da, hani şeytana uydunuz bi suç işlediniz. suç sabit görüldü, ceza aldınız, sicilinize işlendi vs.

sonra görüşmelere gittiniz, efendi oldunuz, verilen cezayı çektiniz ve beş yıl içinde bi vukuatınız olmadı. bu beş yılın sonunda sabıka kaydınız temize çekiliyor. devlet sizin için elinden geleni yapıyor. sistemin ağır aksak yönleri var ama sütten çıkmış ak kaşık oluyorsunuz gerçekten efendi olursanız. 03.03.2008 09:43


adı üstünde bir tedbirdir efenim. kişi cezası 3 yıla kadar olan bir suç işlemişse ve ilk suçuysa (bu genellikle gözardı edilir, bir kişi birden çok suç işlemişse veya birden çok denetimli serbestlik dosyası varsa da veriliyor maalesef) kişi hakim nazarında yeniden suç işlemeyeceğine kanaat oluşturabiliyorsa verilir. adli kontrol, yetişkin denetimli serbestlik, çocuk denetimli serbestlik, koruma kurulları ve mağdurlarla çalışma şeklinde tezahür etmektedir. ayrıca her denetimli serbestlik tedbiri başarıyla infaz edilmiş kişinin, 5 yıl sonunda işlemiş olduğu suçun sicil kaydından düşürülmesi sözkonusu değildir. bu daha teknik bir hadisedir. genel olarak anlatmak gerekirse; hüküm kesinleşmişse sicil kaydından silinmesi mümkün olmuyor ama eğer cezanın ertelenmesi hususu varsa ve kararda buna işaret edebilecek hükümler yer alıyorsa, kişinin vereceği dilekçe neticesinde sicil kaydından düşürülmesi mümkün olabiliyor.. yine de sistem yeni olduğundan bildiğimiz kadarıyla henüz tedbir, infaz tamamlama ve üstüne 5 yıl geçmişliği yoktur.. henüz emsal yok yani. 04.05.2008 19:06 kanjii köklerini 17. yy. ingiltere'sideki benefit of clergy isimli müessesede bulabileceğimiz tedbir. hukuki niteliği konusunda net konuşmanın ve hakkında güvenlik tedbiri, ceza veya infaz rejimi demenin kolay olmadığı ortadadır ancak hakkıyla uygulandığında topluma çok şey katacağı açıktır. özellikle küçük yaştaki suçluların cezaevi koşullarında suç makinasına dönüşmelerini engelleyici bir şekilde uygulanması durumunda sosyal faydası çok daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. 02.03.2009 17:35 ~ 17.11.2013 02:13 dagdaninme çok yaratıcı cezalara neden olabilen yasal düzenleme. eşini dövüp kilitleyen adama eşimi dövdüğüm için özür dilerim yazan el ilanlarını dağıtılması cezası verilmiş. (bkz: http://www.ntvmsnbc.com/id/24975677/)

14.06.2009 14:40


şubelerinde, müdür, infaz koruma memuru dışında bir de uzman kadroları vardır. sosyal hizmet uzmanı, öğretmen ve psikologtan oluşan uzman kadro mahkemenin verdiği denetim üzerine kişilere rehber olarak atanır. örneğin uyuşturucu kullanımı nedeniyle hüküm almış bir kişiye tedavi planı hazırlamak ve aylık görüşmeler yapmak bu uzmanın görevidir. bu görüşmelerde uyuşturucu kullanımı ile ilgili farkındalık kazandırmak amaçlanmaktadır. mahkemenin verdiği tedavi ve denetim hizmetlerini uygulamak dışında bir de, koruma kurulları adı verilen bir mekanizmaları vardır. her şubenin (ilçe ilçe şubeler) ayrı bir koruma kurulu bulunmaktadır. görevi, eski hükümlülere ve suçtan zarar görenlere yardım etmek olan bu kurullara, kamunun çeşitli organlarından temsilciler üyedir. (denetimli serbestlik şubesi müdürü ve uzman personeli, shçek temsilcisi, milli eğitim müdürü, başsavcı, il ve ilçe idarecileri, ceza infaz kurumu müdürleri, devlet bankası müdürleri, belediye başkanı, meslek odaları başkanları vs.)

eski hükümlülere; a) meslek sahibi olmalarında (sertifikalı kurslara yönlendirme) b)iş taleplerinin karşılanmasında c)iş kurma amacıyla kredi sağlanmasında d)iş yeri açma konusunda yardım taleplerinde e) öğrenime devam etmeleri yönünde yardımda bulunur.

ancak iş bulma konusunda verimi git gide düşmektedir. daha önce işyerlerinin eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu varken bile iş yeri sahipleri, cezasını ödemeye razı gelerek eski hükümlü çalıştırmazken, şimdi kanunun değişimiyle bu zorunluluk tamamen kaldırılmıştır.

koruma kurulun pek bilinmeyen diğer göreviyse, suçtan zarar gören mağdurların sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunlarının çözülmesi konusunda yardımdır. ancak mağdurların genelde yeterli bilgisi olmadığı için bu konuda çoğu şubede hiç başvuru yoktur. 16.10.2009 15:16 ~ 20.09.2013 15:59 red g ...denetliyor ve serbest olduğunu anlatıyor üstüne. ya da çalışıyor buna. anlattıkça anlatıyor. öğütler, vaatler... -bak kızım, bi golden shut, yani ne demek altın vuruş tak gidersin alimallah, para bulamaz orospu olursun -abi yok valla billa denetledikçe denetliyor. bakıyor sağına soluna, kıçına, sevmediğin göğüslerini beğeniyor. alıcı gözüyle bakıyor. aynada gördüğün gibi değil elbet. yatakta karısına kayarken eli:gözü yummuş; altındasın işte kapağın... -bi derdin olursa bana gel -peki abi sağol, eyvallah (sağ el sol göğse erkeksi tavırla giderek) yemiyor tabi. kırmızı ruju siliyosun çaktırmadan. üstünü ince(!) arayan kadın, memelerini anlatıyor amirine. tüylerin az mı çok mu falan. e soruyor puşt. denetleyecek işte, işi bu. -bi sigara içebilir miyim ses yok. -abi bi sigara… ses yok. oturduğun sandalyeden bile kalkmak yasak. değil ki sigara içesin. azıcık değse adam sana, şöyle bi dokundursa; orgazm sigarası yakacak üstüne. bilmiyor, ağır kanamalı hastasın. serbestsin ama denetimli. bilmiyor kimse,üstünü başını çıkarıp atsan sokağa kendini, binlerce yıl öteden geçersin ancak. kaldıramadığın göz kapakların ancak konstantinopolis sınırlarına aşikar. beyoğlu ilçe emniyet müdürlüğü ozaman şimdiki yerinde değil. o içerdeki pis suratın dedesi,portakal değil daha ağaçta. daha anlamlı gelmiyor hiç birşey harikaların diyarında gezinmekten başka. o zaman alis bile yok. senin anlayacağın teksin. yumurtalar var. kutu kutu nutellalar. bi adam var pis suratlı da; azıcık daha inse gözlerin gidecek, yok olacak. daha neler neler. -adın -gratel -belli burası kazan oluyor işte arkadaşım. cadıyı içine teptiğin. kardeşin ayık tarafın. öğreniyosun işte artık annenin kardeşini neden daha çok sevdiğini. annen nerden bilsin, cadıyı sen tepmişsin. baban ne anlasın o pasta keşfedilmiş senin tarafından. kardeşin bi haber, suçlarının toplamından. denetleniyor ama serbest. sigara bile içmiyor korkusundan, kaldı ki, yara açsın bileklerinde kendinin. her türlü sosyal sorumluluğunu yerine getirmişsin. kendince. cenazeler, grevler, konserler, afişler, anmalar, yürüyüşler. gitmişsin, bağırmışsın, karşı çıkmışsın. belli muhalifsin, kendi yağında bi gratelsin. e kardeşin peki. o da mı seninle gelmiş. bunu bilmiyor işte kimse. -abi bi sigara içsem ben velhasıl kelam, balık tutmayı öğrenemedin henüz. biz öğretmekten yanayız. tutup vermişiz sana, ne fayda.


özet: öğrenci işleri, öğrenci olduğum sırada bu bilgiyi askeriyeye vermediği için mezun olduktan sonra askerlik başvurusu için gittiğim şubede "yoklama kaçağı" olduğumu ve hakkımda dava açılacağını öğrendim. aralık celbinde askere gidecektim ve daha bir ay vardı.

"aylardan kasım, günlerden cuma, saat dokuzda çıktı çatışma!"

askere gittim, geldim ve iki hafta içerisinde neden askerden kaçtığıma dair sulh cezaya bir kez daha ifade verdim. iki ay sonra karar açıklandı: beş ay hapis cezam, iyi halden dolayı elli gün boyunca kahvehanelere gitmemeye çevrildi ve beş liralık tebligat giderini benim ödemem istendi. tüm kurumlar arasında pinpon topu gibi sekip, mal müdürlüğüne parayı yatırmayı başardım ve makbuzu aldım. yaklaşık bir sene geçmişti ve davanın kapandığını düşünmüştüm.

"indik mevziye, mevzi karanlık; mevzi değil bu, sanki mezarlık!"

aylar geçti, işe başladım, üç maaş aldım, cumartesi çalıştığım için kainata hakaret ettim ve hayatımı yoluna koymaya çalıştım. martın ilk haftasıyla birlikte serüven kaldığı yerden devam ediyor. şampiyonlar ligi gibiyim, beni de star yayınlamıyor ve heyecan son dakikaya kadar bitmiyor.

şimdi de, antalya'nın öteki ucundaki adliyeye gidip "suça meyilli" olmadığıma dair denetimli serbestlik ofisine ifade vermem gerekiyor. işten bir günlüğüne izin alıp, jack kerouac gibi yollara düşeceğim yine. hep yolda olmayı istemiştim biliyorsun amanda, sonunda dileklerim her zamanki gibi bir yaklaşık gerçekleşti. hayır sicil kaydım da bu vesileyle yarrağı yedi, buradan en uzak bucaklara duble yol oldu. cumartesi çalışmamak için memur olma hayalim de sekteye uğradı. belki, evrensel kaideler benim kendi ofisimi açmamı ve akdeniz bölgesinin gördüğü en iyi mimarın benim olmamı istiyor, emin değilim.

perşembe günü gidip yavru kediler gibi masumca bakacağım, eğer onları iyi bir insan olmadığıma ikna edemezsem de muhtemelen tutuklanırım. bari silivri'ye falan gönderseler, içerideyken bir sürü şey öğrenirim. malum, içerdekilerin mutlak değeri, ülkenin geri kalanından daha fazla olmak üzere; gidip de seviyeyi düşürürüm biraz.

"şehit olmadan alma canımı; azrail ile ettim pazarlık!" devamını okuyayım... 08.03.2011 09:17 ~ 12:15 mies bir düzeltme; denetimli serbestlik şube müdürlüklerinde yer alan kadrolar şube müdürü, infaz koruma memuru değil, denetleme memuru, uzman değil denetim görevlisi şeklindedir. denetim görevlileri sosyal çalışmacı, psikolog, öğretmen ve sosyolog ünvanlı kişilerden oluşur. 18.07.2011 15:14 kanjii dün akşam itibarıyla 9500, önümüzdeki günlerde 6500 kişi serbest kalacak diyor bakan nurullah, "bunlar başıboş bırakılmayacak" diyor. ne yapacaksınız, iş olarak ne vereceksiniz sn. ergin. bu binlerce denetimli serbest bırakılan insanın, mağdur ettiği insanların ailenize sizi var edip, böyle güzel işler yaptığınız için şükran dileklerini mi sesli ifade ettiğini düşünüyorsunuz acaba? 14.04.2012 18:12 digger vicdani retçi halil savda da bu şekilde serbest bırakılmıştır. dolayısıyla, hayırlı sonuçları da olan serbestlik. 14.04.2012 19:28 canim benim bu müdürlüklere personel alımı için bugün adalet bakanlığına başvurular başlıyor: http://ilan.memurlar.net/ilan/19859 rekor sayıda sosyolog alımı mevcut 03.09.2012 06:28 blueme insanlar ana dilde savunma hakkı kısmı üzerine odaklanırken yaralama ve cinsel şiddetten içeri giren binin üzerinde psikopatın dışarı çıkmasını sağlayan yasadır. önümüzdeki günlerde yaşanacak kadın cinayetlerinde hükümetin, milletvekillerinin, cumhurbaşkanının da elinin kana bulanacağının habercisidir. dünyanın en güzel romanı suç ve ceza'dır. suçun cezası olmazsa bu devran dönmez. siz 3 kuruşluk dünyevi hesaplarınız için suçu affederseniz bir sürü insanın vebalini de cebinize koyarsınız, topluma da aklından yaralı suçluları geri kabul edersiniz. 31.01.2013 08:25 icimdengelsekeske genelde denetim serbestliği alarak çıkan mahkumlar 1-2 ay gibi bir süreyi de cezaevi bünyesinde geçirirler. cezaevi'nde birtakım işleri yaparlar mesai saatleri içerisinde. sonra imza atıp giderler. 03.02.2013 16:32 oylum bir de denetimli serbestlikten yararlanan erkekler tarafından mağdur edilmiş kadınlar gözünden bakmak için: http://www.radikal.com.tr/…inar-ogunc&categoryid=97 08.02.2013 14:41 kurabiye dansi özünde iyi olan ancak uygulamada eksiklikleri bulunan infaz çeşidi.

insanların bu olayı af gibi görmeleri sonucunda tekrar suça karışma ihtimali oldukça fazla. ülkemizde çoğu insan tarafından adı bile duyulmamış sistemdir. 15.08.2013 20:59 bi nam turkiyede adalete, hukuka dair herşeyin olduğu gibi bu tedbirin de saçma sapan bir uygulamasi oluşmuş durumda. ceza ve guvenlik tedbirlerinin infazi hakkinda kanunun 105/a maddesinin 2. ve 3. fikrasini anayasa mahkemesi iptal etti. bu maddelerde üst siniri 7 yildan az olmayan bir suçtan dolayi soruşturmasi veya kovuşturmasi devam eden hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanamayacaği düzenlenmekteydi. anayasa mahkemesinin iptal karari uzerine 2 muvekkilime gidip teslim olabileceklerini soyledim. ıkisininde infaz kanununa gore 1 yildan az bir sure hapis cezalari var ve her ikisinin de su anda devam eden ve ust siniri 7 yildan az olmayan suçlar nedeniyle yargilaniyorlar. 1. muvekkil ankara da teslim olur. ertesi gun beni arar teşekkur eder. 2. muvekkil burdur ilinde teslim olur. ertesi gun arar beni kapali cezaevine koyuyorlar avukat bey. vereceğin akli sikeyim der. denetimli serbestlikten faydalanamamsinin gerekçesi ise ceza ve guvenlik tedbirlerinin uygulanmasi yönetmeliği. bu ne biçim bir düzen arkadaş. ılden ile ceza kanunlarimizin uygulamasi farklilik gösteriyor. kafayi yememek elde değil.

yatar cezası bir yıldan az olanlar ve 1 yıldan az cezası kalmıs hukumlulerin haftada 2 ya da 4 gun baglı bulundukları karakola giderek imza atmaları, 2-3 ayda bir olan seminerlere katılmaları, ayda bir ds mudurlugune imza vermeleri seklinde cezalarının ınfaz edilmesi. suca gore ev hapsi, elektronik kelepce v.b. de uygulanabılır.. ceza suresinin 3de biri kadar sure gunde 4 saat sigortasız ! olarak kamu hizmeti de zorunludur. 1 hafta icinde sigortalı ise girmediginiz takdirde..benim gibi yurtdısında calısan yasayanlar icin ise gecici olarak mecbur aradır.. 27.06.2014 21:28 gunoladermandone (bkz: #50941065) 16.06.2015 06:28 nahil 5 yılda bir türkiye cumhuriyeti devleti tarafından istediğiniz kişiyi taciz edebilin, yaralayın, darp edin, istediğiniz gibi hırsızlık yapın diye vatandaşlara tanınan haktır. yaşasın kötülük 06.08.2015 11:57 adam degilsin devletin mahkum başına aylık gideri 1.650 lira olduğunu gözönüne alırsak sürenin yükseltilmesi gereken uygulama. denetimli serbestlik, yüzde 95 oranında başarı sağlamıştır. en azından kamu davalarında maksimum 2 ya da 3 yıla çıkarılabilir. bana göre adalet bakanlığının en basarılı uygulaması. 06.12.2015 20:08 ~ 22.08.2016 10:45 cok kara kislar gordum beş yıl uslu bir çocuk olma cezasıdır, hapse düşme derdini ortadan kaldırdığı için uzun vadede oldukça zararlı olacak. denetimli serbestlik bile cezaevlerinin durumunu kurtaramayacak daha büyük cezaevlerini inşa etmek kaçınılmaz. 11.12.2015 23:43 rarura turuncu bir yelek gibi bir şey giydirip öyle salıyorlar. kasımpaşa'da sırtında bu yelekle dolaşan bir adam gördüm. 11.12.2015 23:58 zihnibey 15 temmuz sonrası cezaevlerinde yer kalmadığından bir ohal khk'sıyla süresi 1 yıldan 2 yıla çıkartılmış olan uygulama.

ha bundan kimler faydalanabiliyor diye bakınca önünüze şöyle muhteşem örnekler çıkıyor.

http://www.hurriyet.com.tr/…rucuye-tahliye-40318833

alkollü ve ehliyetsiz bir şekilde kaza yapıp bir arkadaşının ölümüne bir arkadaşının yaralanmasına neden olup, hakkında bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermekten 17 yıl istenen kişi 12 yıl cezaya çarptırılmasına rağmen 1 sene yatıp çıkıyor adam güzelim memlekette.

ben o kızın babasının yerinde olsam ne yapardım düşünemiyorum. allah kimseyi yüce türk yargısının güzide adaletine teslim etmesin. yemin ederim şu gündemde ülkenin her yerinde bombalar patlayan bu dönemde terörden hayatımı kaybetmekten çok, işimin mahkemeye düşmesinden korkuyorum. 28.12.2016 10:21 ~ 10:23 murdock özgürlük yani denetimli serbestlik bir hükümlü hukukudur. 03.10.2017 09:07 ibisile geçenlerde amatem'e gittim on liralık cigara ile paket olduğum için. ilk kayıt işlemi için girdiğim odada , yeni atandığı ürkek hallerinden belli , klavyedeki tuşları pirinç ayıklar gibi seçen genç, esmer kavruk bir memur vardı. artık o hızla işe nasıl alındıysa günahını almak istemem. dosyamı benimki gibi dosyaların bulunduğu dolaptan çıkaran memura bir sonraki işlemin yapılacağı, koridorun sonundaki odaya kadar eşlik ettim.

- sadece denetimli serbestlik seninki, tahlile gerek yok dedi gittiğimiz odadaki diğer memur. ilk defa duyuyorum bunu da, zira herkes farklı bir şey söylemişti.

ayşen hanımla görüşmem olduğunu ve beklememi söylediler. bir müddet kolları façalı, vücudunun görebildiğim yerlerinde, özensizce çizilmiş kalın hatlı dövmeler olan bir kaç, keş le birlikte bekledim, beklemem gerektiği söylenen kadının odasının kapısı önünde. ara ara kısa sohbetlere girdik bu arkdaşlarla. babası satıcılıktan on üç yıl hapse mahkum edilmiş, kendisi de içicilikten on ay yatıp çıkmış arkadaş, bana bu işlerden uzak durmamı tavsiye etti girdiğimiz kısa sohbetlerin birinde.

bir süre bu şekilde bekledikten sonra, içerde toplantısı biten arkadaş dışarı çıktı ve yerine ben girdim. zayıf çiroz, birinin kaşları hiç cımbız görmemiş iki tane genç kız bekliyordu beni girdiğim odada. cımbız hanım bakacakmış benim vukuatıma, oturdum karşısına, kısaca prosedürü açıkladı bir yıl boyunca her ayın bilmem kaçında gidecekmişim konuşacakmışız. bir sorum olup olmadığını sordu var dedim, siz hangi vasıfla burdasınız, ne okudunuz ne bitirdiniz ? sosyoloji dedi. isim vermeyim, pekte parlak olmayan doğu illerinin birinde tamamlamış üniversite tahsilini. sonra konuya girdi, ilk cümlesiyle beni nakavt eden yumruğu indirmiş oldu.

- bakın hakan bey hiç bir insanı, bir başkası kötü bir insan yapamaz, herkes kendisi tercih eder iyi veya kötü olmayı.

katılmıyorum dedim bu düşüncenize, şöyle bir söz vardır ' kötüler aslında acı çeken iyilerdir' ve hiç kimse doğuştan iyi yada kötü olamaz. insanlar dirsek teması halindedir birbirleriyle, birey toplumdan aldığını kendi süzgecinden geçirerek tekrar topluma sunan kişidir, işte o süzgecin deliklerini de yaşanılan hayat oymuştur sivri iğneleriyle. tercih edilebilecekler ve edilemeyeceklerin toplandığı , insanı insan yapan bütün unsurları bünyesinde barındıran.... biz buna hayat diyoruz ! ( bu kadar edebileştirmedim tabi, kısaca söyledim ve anladı )

kısa bir sessizlik oldu, kendimi övmek için söylemiyorum ama oraya benzer suç (!) lardan gelen, kolu façalı, dövmeli mahalle cankilerinden olmadığımı anladı, sesi bir volüm kısıldı ve

-‘haklısınız.’ dedi.

bir hastalığım olup olmadığını sordu, 'var' dedim. hayat beni hasta eden, şu kocaman dünyada ve sonsuz katirilyonlardan oluşan zaman denen şu boktan sıvının içinde, ne olduğumu bile anlamadan yaşamak dedim hastalığım, bazen aynaya baktığımda, kendim bir başkasıymış gibi görünüyor bana, ona kim olduğunu soruyorum 'sen kimsin ?' diyorum lakin o sadece bakıyor, ben de geçiştiriyorum nasıl olsa bir cevap alamayacağımı bildiğim için.... ( saçmalama lan demedim tabi böyle ! denir mi hiç roman mı yazıyoruz burda devlet dairesi orası, sabah sekiz akşam beş, oldu olacak iki de çay söyleyelim bari. )

evet var dedim hastalığım huzursuz bacak sendromu, esasen paket olmamla da ilişkili bir durum bunuda kısaca anlatayım. 12 saatlik bir otobüs yolculuğuna çıkacaktım ve bu hastalık ( bilen bilir ) pek rahat ettirmiyor insanı oturduğu yerde, bacak damarlarının içerisine bir tuzluk boşalmış ta bütün tuz kristalleri bir aşağı bir yukarı dolaşıyor gibi bir his uyandırıyor.tam uykuya dalacağınız zaman uyanmanıza sebep oluyor . bu yüzden bir nebze olsun rahat edeyim yolculukta düşüncesiyle, yapmaya karar vermiştim o talihsiz alışverişi. ihtiyaç molalarında birer tek, iş görür !

neyse konumuza dönelim . konuşmamıza kulak misafiri olan, odadaki diğer sosyolog, heyecanla daldı sohbetin içerisine, hastalığıma dair sorular sormaya başladı ve ekledi ;

-yanlış anlamayın burda kimse bu soruya evet cevabını vermez, çok ilginç buldum o yüzden sormak istedim, konuşmak istedim.

tabi ki dedim benim için bir mahsuru yok, saklamaya da bir gerek görmüyordum zaten. iki sosyolog, bir ben başladık koyu bir sohbete. konudan konuya atlıyorduk. birbirimizle bir çatışma haline düşmemek için itina gösteriyorduk, uzun uzun dinleyip, dikkatli yorumlar getiriyorduk, yüzlerimizde yapmacık bir tebessüm, yalan bir ifadeyle. eğer biraz güzel olsaydı bu iki sosyolog türlü fantezilere yelken açardı zihnim o atmosferde. bu yüzden devletimin kadrolaşma stratejisine bir kez daha saygı duydum !

bir süre böyle devam etti üçlü sohbetimiz. psiko terapiden, depresif kısır döngüye, anti depresanların gereksizliğinden, cehaletin erdem olmasına kadar biraz klişe, biraz bilgi içerdi sohbetimiz. birbirimize araştırılmak üzere, konu başlıkları içeren notlar verdik yine yapmacık memnuniyet ifadelerimizle. sohbete sonradan dahil olan sosyolog beni, benden asıl sorumlu olan sosyoloğa bırakarak köşesine çekildi sonra. devletin benim için maaş ödediği sosyoloğum, bana bir sorum olup olmadığını tekrar sordu, planımızı programımızı açıkladı, kendisinin esnek bir insan olduğunu fakat suistimal edilmek istemediğini, iyi niyetim ölçüsünde her türlü yardımcı olacağını, her ayın söz konusu gününden bir iki gün esneklik olabileceğini, her konu hakkında konuşabileceğimizi söyleyerek, o günkü buluşmanın sonuna geldiğimizi bildirdi. ne konuşacağım ben senle bu şartlarda diye düşündüm bir an ve benim sosyolojiye ilgim var diğer sefere sosyoloji konuşalım dedim, başını salladı onaylar şekilde ve ekledi;

- bende dünya sinamasını çok severim ( daha önce sinema okuduğumu bildirmiştim). ' aamir khan' filmlerini çok severim .

bu yönetmeni daha önce de duymuştum. (neo, sinema öğrencisi olmana rağmen hiç bir filmini seyretmedin mi böyle önemli bir yönetmenin ? dediğinizi duyar gibiyim). evet maalesef bazen gözden kaçabiliyor böyle önemli isimler. bunda son birkaç yılın beni ziyadesiyle tembel bir adam haline getirmesinin payı büyük. diğer taraftan bağımsız sinemaya dair yeterince örnek seyrettiğimi düşünüyorum ve artık ilgimi çekmiyor, böyle gelişmemiş ülkelerden gelip , hayatın aslında bildiğimizden ne kadar farklı yönleri olabileceğini, farklı renkteki tenleri hayata dair ayrıntılarla, insanı ve onun sistem içerisinde örselenmiş varoluşsal tabiatını anlatma çabasında ( nadiren anlatabilen) , yönetmeninin cv'sine baktığında marjinal pozlarının altında aldığı bin beş yüz ödülün bulunduğu filmler. bir diğer açıdan bir sinema öğrencisi film manyağı olmak zorunda değildir. ‘ aaaaaaa bunu seyretmedin mi çok ayıp ‘ demenin bir manası yok, onun için önemli olan sinemanın estetik yönü, anlatım ve işleyiş biçimleri alt metinleri vs dir.

ben de salladım başımı peki dercesine, kısa bir sessizlikten sonra kalkmam gerektiğini düşünerek yine yapmacık bir memnuniyet ifadesiyle ayrıldım odadan, o kapıyı kapattığım an kendimi kuşlar gibi hür hissettim. gereksiz bir rahatlık - huzur hasıl oldu bünyeme. ne gerek vardı diye düşündüm sergilenen bu tek perdelik oyuna, on liralık cigara için şart mıydı bu bina, bu oda, ödenen maaşlar, yakılan kaloriler, girilen stresler ? ne olurdu bir miktar taşımak ve içmek serbest olsaydı ? insanını ne kadar düşündüğünü çok iyi bildiğimiz bu devlet mekanizması, neden bu derece hassastı bu konunu üzerine ?

acaba varlığını en kirli sokaklarda dahi hissettirmek ve aslında ne kadar ciddi olduğunu kanıtlamak için mi ? yoksa gerçek mutluluğu yakalayamamış insanların sahte mutluluğuna yapılan bir suç üstü operasyonumuydu ? kendi suçunu ört pas etmek isteyen devletin ! 28.12.2017 17:03 ~ 17:15 kabuklu pirincin ruhu polisle tartışmam sonucunda savcı bu cezayı verdi. mahkeme gününe kadar her pazartesi gideceğim bugün gittim dosyan açılmamış diyip imza almadı polis. ne yapmam gerek? bir bilen var mı

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.