FANDOM


Wikipedia-logo-tr
Vikipedi'den Dara ile ilgili bir şeyler var
Bakınız

Şablon:Dara - d


Dârâ. Dara, Dârayavahuş (Darius) adı­nın Arapçalaştırılmış şeklidir; Dârayuş İran yazılışında Dârâb ve Dârâv
Keyaniyan devleti DARA; eski İran krallarından Keyaniyan Süla­lesinin dokuzuncu ve son hükümdarı. Darab'ın oğludur. Babasının ölümünden sonra İran tahtına çıktı. On iki yıl hüküm sürdü. Makedonya Kralı İs­kender, Anadolu, Suriye ve Mısır bölgelerini ele geçirdikten sonra Dara'nın sulh ve anlaşma tek­liflerini kabul etmeyerek İran üzerine yürüdü. Erbil'de meydana gelen büyük muharebede Dara mağlub oldu. Kaçacağı sırada yakalanıp öldürül­dü (M.Ö. 330). Dara'nın vefatıyla birlikte Keya­niyan Devleti de yıkıldı. İran bölgesi bir müddet Makedonyalıların idaresi altında kaldıktan sonra Eskaniyan ile bazı küçük devletçiklerin idaresine geçti. Daha sonra ise Sasanî Devletinin kurulma­sıyla İran Devleti yeniden dirilmiş oldu.
I. Darius -II. Darius - III. Darius
Derius muhtemelen deyyus da buradan türkçeye girmiş
İsfendiyar'in oğlu Bahman'in oğlu Dara
Dara'nın oğlu Darâ
Bahman, mecusî dinînin ahkâmına uyarak, Humây veya Humâya adındaki kendi öz kızı ile evlenmişti. Bahman, kızını hâmile bıraka­rak, öldü; kızı hükümdarlık etmeğe başladı; fakat çocuğu dünyaya geldiği zaman, kendi yerine tahta geçirirler korkusu ile, onu bir sandu­ka içinde, Belh (Dehas) nehrine attırdı. Çocuğu bîr değirmenci bularak büyüttü ve ona Dârab adını koydu. Dârâb 20 yaşına gelince, Humây kendisini tanıdı ve tahtını ona bıraktı. Anne­sinin ölümünden sonra, Dârâb İran'da yerleş­mek üzere, Belh'ten çıktı. İran'da Dârâb şeh­rini kurdu, ve sonra Babilon'da oturdu. Salta­nat süresi 18 senedir. Oğlu Dara, 14. sene hükümdarlık ettikten sonra, İskender tarafından mağlûp edilip, öldürül­müştür. Makedonyalı Philîpp gerek kendisine ve gerek babasına vergi verdi. Fakat Philîpp'in ölümünden sonra, Dârâ vergiyi İskender'den istediği zaman, İskender: — "Ben, altın yu­murtlayan tavuğu öldürdüm ve yedim"— di­yerek, red etti. Mes'udi'ye göre, İskender'i Dârâ'ya karşı muharebeye teşvik ve tahrik eden Aristo olmuştur, İskender, Dârâ'nın mabeyin­cilerinden ikisine para vererek, onu harp mey­danında vurdurttu; Dârâ'nın ölüm derecesinde yaralandığını görünce, kendisine yaklaşarak, son vasiyetlerini istedi; bilâhare kızı ile evlendi. Yunanca İskender menkıbelerinde ad­ları Bessus ve Ariobarzanes olarak geçen bu iki mabeyincinin tarihte de adları Bessus ve Nabarzanes'tir; Dârâ hakkındaki farsça malû­mat yunanca İskender menkıbelerinden alın­mıştır. Genç Dârâ Fars eyâletinde bulunan Sâbur'da bir âteşkede inşa ettirmişti (Mes'udi Murüc, IV, 78). Dârâ'nın ölüm günü, tarihî çağ­lar hesabı için, bir başlangıç noktasıdır. Bu hükümdar Sâsânîlerin ceddi telâkki edilir Firdevsi'de her iki Dârâ 'ya birer uzun fa­sıl tahsis edilmiştir. Humây'in oğlu olan ilk Dârâ'ya Dârab der ve bu zâtın Dârâbgird şehri ile bu şehirdeki âteşkedeyi bina ettiğini söyler. Şâire nazaran Dârâ Makedonya hüküm­darının (Makedonyalı Philipp) Nâhid adındaki kızı ile evlenmiş ve kızı gebe olarak, babasına iade etmiştir ki, İskender işte bu kadından doğmuştur Bu suretle İskender genç Dârâ'nm ağabeyi o!muş oluyor (Şâhnâma, trc J. Mohl, V, fasıl XVIII. XIX) Dârâ veya Daras-Anastasiopolis, Mardin ile Nusaybin arasında bir kale olup, Husrav Anüşirvan tarafından, 540 seferinde Bizanslılardan alınmıştır (Nöldeke, göst. ger., s. 239), — Dârâ-i Taht, Efganistan'dadır.

Dârâ. Dara, Dârayavahuş (Darius) adı­nın Arapçalaştırılmış şeklidir;

Dârayuş İran yazılışında Dârâb ve Dârâv şekillerine de rastgelînir. M.Ö. 521 ve 486 yılları arasında hüküm sürdü. Yunanistan dan Hindistana kadar uzanan uçsuz bucaksız bir İmparatorluğu yönetti.


Dara, Pers imparatorluğunda saltanat sürmek için önce yedi Pers asilinin de yardımıyla, tahtı ele geçirmeye çalışan asi zorba Gaumata yı öldürttü. (Krallar kralı), imparatorluğunu akıllıca yönetti ve Ege denizinden İran körfezine kadar uzanan 2.000 km den fazla Kral yolunu yaptırdı. Özenle bakımı yapılan bu yolda, ulaşımı ve haberleşmeyi sağlamaya daima hazır atlar ve ulakların bulunduğu birçok konaklama yeri kurulmuştu.

Kral yolu kenarlarında, yolcuları ve tüccarları barındırmak için yapılmış birçok han vardı. Bu yolun sonundaki. Pers imparatorluğu başkenti Susa. Dara nın göz kamaştırıcı bir saray yaptırmak için seçtiği yeni şehir Persepolisi artık gölgeleyemiyordu. Dara, Yunanistana boş yere saldırdı ve orduları Marathon da yenildi Krallar kralı, Yunanlılara karşı yeni bir sefere hazırlanırken öldü.


İslâm müellifleri iki Dârâ tanırlar: Edit

1—İsfendiyar'in oğlu Bahman'in oğlu kadîm Dara ve

2— kadîm Dara'nın oğlu Darâ'dir

Dara'nın hikâyesi şöyledir: Edit

Bahman, mecusî dinînin ahkâmına uyarak, Humây veya Humâya adındaki kendi öz kızı ile evlenmişti. Bahman, kızını hâmile bıraka­rak, öldü; kızı hükümdarlık etmeğe başladı; fakat çocuğu dünyaya geldiği zaman, kendi yerine tahta geçirirler korkusu ile, onu bir sandu­ka içinde, Belh (Dehas) nehrine attırdı. Çocuğu bîr değirmenci bularak büyüttü ve ona Dârab adını koydu. Dârâb 20 yaşına gelince, Humây kendisini tanıdı ve tahtını ona bıraktı. Anne­sinin ölümünden sonra, Dârâb İran'da yerleş­mek üzere, Belh'ten çıktı. İran'da Dârâb şeh­rini kurdu, ve sonra Babilon'da oturdu. Salta­nat süresi 18 senedir.

Oğlu DaraEdit

, 14. sene hükümdarlık ettikten sonra, İskender tarafından mağlûp edilip, öldürül­müştür. Makedonyalı Philîpp gerek kendisine ve gerek babasına vergi verdi. Fakat Philîpp'in ölümünden sonra, Dârâ vergiyi İskender'den istediği zaman, İskender: — "Ben, altın yu­murtlayan tavuğu öldürdüm ve yedim"— di­yerek, red etti. Mes'udi'ye göre, İskender'i Dârâ'ya karşı muharebeye teşvik ve tahrik eden Aristo olmuştur, İskender, Dârâ'nın mabeyin­cilerinden ikisine para vererek, onu harp mey­danında vurdurttu; Dârâ'nın ölüm derecesinde yaralandığını görünce, kendisine yaklaşarak, son vasiyetlerini istedi; bilâhare kızı ile evlendi. Yunanca İskender menkıbelerinde ad­ları Bessus ve Ariobarzanes olarak geçen bu iki mabeyincinin tarihte de adları Bessus ve Nabarzanes'tir; Dârâ hakkındaki farsça malû­mat yunanca İskender menkıbelerinden alın­mıştır.

Genç Dârâ Fars eyâletinde bulunan Sâbur'da bir âteşkede inşa ettirmişti (Mes'udi Murüc, IV, 78). Dârâ'nın ölüm günü, tarihî çağ­lar hesabı için, bir başlangıç noktasıdır. Bu hükümdar Sâsânîlerin ceddi telâkki edilir Firdevsi'de her iki Dârâ 'ya birer uzun fa­sıl tahsis edilmiştir. Humây'in oğlu olan ilk Dârâ'ya Dârab der ve bu zâtın Dârâbgird şehri ile bu şehirdeki âteşkedeyi bina ettiğini söyler. Şâire nazaran Dârâ Makedonya hüküm­darının (Makedonyalı Philipp) Nâhid adındaki kızı ile evlenmiş ve kızı gebe olarak, babasına iade etmiştir ki, İskender işte bu kadından doğmuştur Bu suretle İskender genç Dârâ'nm ağabeyi o!muş oluyor (Şâhnâma, trc J. Mohl, V, fasıl XVIII. XIX)

Dârâ veya Daras-Anastasiopolis, Mardin ile Nusaybin arasında bir kale olup, Husrav Anüşirvan tarafından, 540 seferinde Bizanslılardan alınmıştır (Nöldeke, göst. ger., s. 239), — Dârâ-i Taht, Efganistan'dadır.

Edebiyatta DaraEdit

Eski Türk Edebiyatında Mitolojik ve Evsanevi Kişiler

DÂRÂ

Şehnâme'nin ünlü şahlarındandır. Rivâyetlere göre Dârâ, İskender'le yapmış oldu­ğu bir savaşta İskender tarafından öldürülmüştür, bir başka rivâyete göre ise savaş­tan kaçarken öldürülmüştür. Dârâ, Klâsik edebiyatımızda adı en çok geçen İran hükümdârlarından birisidir. Büyük bir saltanat ve şa'şaaya malik olması, İskender'le olan efsânevî savaşları, taç ve tahtıyla dillere destan olmuş bir hükümdâr olması, hem İran, hem de Türk şiirinde adından çokça bahsedilmesine sebep olmuştur. Dâ­râ, Klâsik edebiyatımızda, bir ululuk, azâmet ve şa'şaa sembolüdür. Genellikle, memdûh övülürken onun üstünlüğünü ifade için kullanılmışsa da, bazen de dünya hayatının geçiciliğini ve şâirlerin istiğna hallerini ifade etmek için zikredildiği ol­muştur. Aşağıdaki beyitte şâir, övdüğü kişinin ordusundan bahsederken, bu mü­kemmel orduyu Tanrı'nın ne Feridun'a ne de Dârâ'ya vermediğini söylemektedir.

Sana ol asker-i mansurı verdi Hak Teâlâ kim Müyesser olmamışdur ne Feridun'a ne Dârâ'ya (Aşık Çelebi)

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.