FANDOM


Bakınız

D. Delil. İstidlal الاستدلالات Çıkarımlar inference: {n} استنتاج, استدلال, ما يستدل عليه, ما يستنتج منه inference: {n} ما يستدل عليه inference: {n} ما يستنتج منه Farsça: inference: استنتاج

Alice's Adventures Under Ground - Lewis Carroll - British Library Add MS 46700 f45v

Şimdi delil dedi, Kral;Hayır dedi Kraliçe; ilkönce hüküm, sonra delil, dedi. "Mantıksızlık", dedi Alice, bağırarak, herkes zıpladı,"ilk önce hüküm ideası". Kes sesini, dedi Kraliçe. Kesmeyeceğim, dedi Alice, SİZ HİÇ BİR ŞEYSİNİZ, SADECE BİR PAKET KARTSINIZ. KİM TAKAR SİZİ? Bu başkaldırıya karşı bütün kart paketi ayağa kalktı ve Alice korkudan küçük bir çığlık attı ve onları yenmeyi denedi ve kendini yerde uzanmış buldu....

Bakınız

Şablon:Deli - d


Deli Delu
Deli/Asker
Delil eskiden askeri bir birlikti. Sonradan deli denmeye baslandi. Halbuki delil arapçaa yol gösteren demektir.
Deliden Allah'a mektup Deli Mehmet
Deli Gönül İnil İnil İnleme
Delikanlı

Delirme Delilik
Deli bu Romalılar!
Mecnun
Halid Refik Karay ın
Halid Refik Karay/Deli adlı Atatürk konulu eseri üzerine 150 liklerden çıkarıldığı söylenir.
-
MECNUN Deli. Çılgın. İnsanlara çok hususta uymayan. Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. MECNUNANE f. Delice, divanece. Mecnunlara ve delilere yakışır surette. MECNUNİYET Delilik. Mecnunluk. deli Aklını yitirmiş olan, akli dengesi… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Deli Profesör ve Deli Profesör ve Deli - Elif Şafak Hangi dilde olursa olsun bir sözlük hazırlamak başlı başına bir serüven. İnsanın ana diline yapabileceği… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Profesör_ve_Deli Kızıl deli Kızıl -Al -Kırmızı Kızıldeli - Kızıl deli Kızıldeli tekkesi Kızıl deli tekkesi Kızıl dereli - Kızıldereli… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Kızıl_deli Deli/Asker Konu başlıkları[göster] Deli (soldier) [1][2]Deli Sinan (left) in 1526 fighting a Hungarian knight. Detail of a miniature from SüleymannameDeli… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Deli/Asker Deli Mehmet Kadının 114 kişiyle galibiyetinde şehit olan Veli ve Abdal olduğuna inanılan Deli Mehmet'in başını vermemesi üzerine Kuru Kadı tarafından yazılan Hikâye-i… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Deli_Mehmet Deli bu Romalılar! Şablon:Ahmet Altan ils sont fous ces romains - ekşi sözlük obelix'in en ünlü lafı. fransizca "bu romalilar deli" anlamina gelen bu kalıbı, obelix… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Deli_bu_Romalılar! Taştın Yine Deli Gönül Taştın Yine Deli Gönül Taştın yine deli gönül Sular gibi çağlar mısın? Aktın yine kanlı yaşım Yollarımı bağlar mısın Nidem elim ermez yâre Bulunmaz… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Taştın_Yine_Deli_Gönül Kızıl deli tekkesi http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Kızıl_deli_tekkesi Yastadır Ey Deli Gönül Yastadır ey deli gönül yastadır Gelir diye kulaklarım sestedir Yağmur yağar zülüflerin ıslatır Var git duman şu yaylanın üstünden Duman senin çürük… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Yastadır_Ey_Deli_Gönül Taştın yine deli gönül Taştın Yine Deli Gönül Taştın yine deli gönül Sular gibi çağlar mısın Aktın yine kanlı yaşım Yollarımı bağlar mısın Nidem elim ermez yâre Bulunmaz… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Taştın_yine_deli_gönül Deli Gönül İnil İnil İnleme Deli gönül inil inil inleme Kadir Mevlam hasretime sal beni Viranlıkta görsen baykuş sanırsın Bir hüma kuşuyum sene de bil beni Ulu bezirganım kumaş… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Deli_Gönül_İnil_İnil_İnleme Şarkı (Sinemi deldi bugün bir âfeti çâr-pâreli) Şarkı (Sinemi deldi bugün bir âfeti çâr-pâreli… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Şarkı_(Sinemi_deldi_bugün_bir_âfeti_çâr-pâreli) Gözsüzden gözlü doğar, dilsizden dilli doğar, ille deli soy kovar Türkçe Atasözü Gözsüzden gözlü doğar, dilsizden dilli doğar, ille deli soy kovar Anlamlar [1] Kişideki beden sakatlıkları çocuklarına geçmez… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Gözsüzden_gözlü_doğar,_dilsizden_dilli_doğar,_... Mecnun Mecnun Deli. Çılgın. İnsanlara çok hususta uymayan. Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. Osmanlıca Sıfat Anlamlar [1] delice seven. [2] cinli… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Mecnun Delilik Deli MECNUN Deli. Çılgın. İnsanlara çok hususta uymayan. Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. MECNUNANE f. Delice, divanece. Mecnunlara… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Delilik
Hacet baba Kızıldeli için kullanılır. Bakınız Kızıl - Kızıl dereli - Kızıl deli Kızıldereli - Kızıldeli Kızılcık Kızılköy Kızıl kominist Kızılbağ… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Hacet_baba
Kızıl dereli Kızıldeli tekkesi EÇS/10/280 ve Depiden kalelerine... Kapoşvardan arkadaşlar alıp doğuya meyillice giderek bir mezarlığa geldik. Garajgal kalesi şehîdliği: Evvelâ (Şehîd Deli-Mehmed… http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/EÇS/10/280 Cinnet MECNUN MECNUNANE Delirme Pir Sultan'ım Şu Dünyaya Yeşil

DELİL

Kamusa göre delilEdit

"yol gösteren, kılavuz, alamet, rehber, işaret, iz" gibi anlamlara gelir.

Kelam ilmine göre delilEdit

Delil, kelamda, herhangi bir konuda gerçeğe veya kanıtlanması istenen hususa ulaştıran şey;

Fıkıh usulündeEdit

Fıkıh usulünde üzerinde düşünüldüğünde şer'î ve amelî bir hükme götüren şey;

Muamelat hukukundaEdit

muamelât ve özellikle muhakeme hukukunda, sözlük anlamıyla bağıntılı olarak bir şeyi bilmeye yarayan alamet ve karine manasına gelir.

Mhakeme usulünde delilEdit

Yargılama usulü hukukunda ispat vasıtalarına genel olarak delil denilmektedir.

Kur'ân-ı Kerim'de delil kelimesi bir âyette sözlük anlamında geçmektedir. (Furkân, 25/45 ).

Kaynaklarına göre delillerEdit

Deliller, bilginin kaynağı bakımından aklî delil ve naklî delil şeklinde ikiye ayrılır. Naklî delil, kelamcılara göre, bütün öncülleri nakle dayanan delildir. Fıkıhçılara göre ise, oluşumunda müçtehidin katkısı olmayan, Şâri'den nakledilen şer'î asıllardır. Bunlar da Kitap ve sünnetten ibarettir. Aklî delil, kelamcılara göre, bütün öncülleri akla dayanan delildir. Fıkıhçılara göre ise, naklî delil ile bağlantılı olmakla birlikte, aklî muhakeme ve beşerî yorumun ağırlıkta olduğu, oluşmasında müçtehidin katkısının bulunduğu delillerdir.

Ayrıca Kelamcılar delilleri, ortaya koydukları sonuçların değerine göre kat'î delil ve zannî delil kısımlarına ayırmışlardır. Kat'î delili, kanıtlamayı amaçladığı konuya ilişkin karşı ihtimalleri tamamen ortadan kaldıran delil şeklinde tanımlamışlardır. Buna yakînî delil de denir. Zannî delil ise, kanıtlamayı amaçladığı konuya ilişkin karşı ihtimallerin tamamını ortadan kaldıramayan delildir. Bu tür delillere iltizamî delil veya iknâî delil de denir.

FıkıhEdit

Fıkıhçılar ise, delilleri sübut ve delalet yönünden ayrım ve derecelendirmeye gitmişlerdir. Kur'ân-ı Kerim'in Hz. Peygamber'den bizlere kadar intikal ettirilmesinde hiçbir şüphe ve kesinti olmadığından, bütün âyetler sübut yönünden kat'îdir. Allâh'tan peygamberi vasıtasıyla bize kadar geldiğinde şüphe yoktur. Hadisler ise, mütevatir ve bir görüşe göre de meşhur olanlar hariç sübut yönünden zannîdir. Buna göre naklî deliller, sübutu ve delâleti kat'î deliller; sübutu kat'î delâleti zannî deliller; sübutu zannî delâleti kat'î deliller ile sübutu ve delâleti zannî deliller olmak üzere dörtlü bir ayrım ve derecelendirmeye tabi tutulmuştur.

Fakihler, Kitap ve Sünnetin şer'î delil olduğunda görüş birliği içindedirler. İcma' ve kıyas ise, âlimlerin çoğunluğuna göre şer'î delildir. (İ.P.)

Bürhan Delil, hüccet, isbat vasıtası.Edit

Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas.

Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet. (Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez." diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır. Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir. Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür. Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır. M.N.)

BurhanEdit

Beyazlaşmak, hastalıktan kurtulup iyileşmek, delil getirmek, galip gelmek anlamlarındaki "b-r-h" kökünden türeyen burhan sözlükte, kesin delil, kanıt hüccet anlamlarına gelir.

Kur'ân'da isim şeklinde 8 âyette geçmiş ve hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayıran bütün şüpheleri gideren kesin delil anlamında kullanılmıştır:

  • "Ey İnsanlar! Size Rabbinizden bir delil (burhan) geldi ve size apaçık bir nur indirdik." (Nisâ, 4/174) âyetindeki; buradaki delil/burhan,

Hz. Muhammed'dir (a.s.) "Allâh ile birlikte başka bir ilâh mı var? De ki: Eğer doğru iseniz delilinizi (burhaneküm) getirin" (Neml, 27/64; Enbiyâ, 21/24; Bakara, 2/11; Mü'minûn, 23/117).

Hz. Musa'nın asası ve elinin bembeyaz olması mucizesine de burhan denilmiştir (Kasas, 28/32).

Gazzalî burhanı, "doğruluğu devamlı olan, değişikliğe uğraması imkânsız olan ve kesin bilgi meydana getiren delildir" diye tanımlamıştır.

Fıkıh usulûnde, fıkhî kıyas ve kesin delile; Kelam ilminde Allah'ın varlığını ispat etmede kullanılan delillere burhan denilmiştir.

Burhan, kesin öncüllerden oluştuğu doğru bilgiye dayandığı ve bütün bilgiler için güvenilir delil sayıldığı için mu'temed diye de isimlendirilmiştir. Ayrıca tecrübî verilere dayanan burhanlara, burhan-ı tecrübî, hem akıl hem tecrübî verilere dayanan burhana ise, burhan-ı mahlut; zarûrî ve bedihî öncüllere dayanan burhana burhan-ı vicdâni; zarûrî ve bedihî öncüllerden çıkarılmış bilgilere dayanan burhana, burhan-ı nazarî adı verilmiştir.


Mantık ilminde burhan; Edit

Bir kıyasta sonucun ispat edilmesini sağlayan orta terimdir. Orta terim öncüller ile sonucu birbirine bağlar. Mesela; "Her şeyi yaratan Allah'tır", "su da bir şeydir", "öyle ise suyu da yaratan Allah'tır" kıyasında "yaratma" orta terimdir. Birinci cümle büyük öncül, ikinci cümle küçük öncül, üçüncü cümle sonuçtur.

İslâm mantıkçıları, burhan'ı delilden daha özel bir anlamda kullanmışlardır. Bunlara göre burhanda orta terim; büyük öncül ile küçük öncül arasındaki ilginin yani sonuçtaki hükmün illeti olur. Orta terimin, bu ilginin hem zihindeki hem de realitedeki illeti olursa buna burhan-ı limmî, sadece zihindeki illeti olursa burhan-ı innî adını alır. Mesela, "her öksüren hastadır", "Ali öksürüyor", "öyleyse Ali de hastadır" kıyasında "öksürme" orta terimi hem zihnî hem haricî illettir. Yani öksürme, hem zihnen Ali'nin hasta olduğu hükmüne varılmasını sağlıyor, hem de hastalığın fiilen vuku bulduğuna delalet ediyor.

"Her veremli öksürür", "Ali veremlidir", "öyleyse Ali de öksürür" kıyası sadece burhan-ı innîdir. Çünkü veremli olma orta terimi, öksürüğe zihinde delalet ediyor, realitede ise Ali'nin öksürüp öksürmediği bilinmiyor.

Fıkıh usulünde burhan-ı limmîye kıyas-ı illet, burhan-ı innîye ise kıyas-ı delalet denir. Bazı mantıkçılar sebepten sonuca götüren kıyasa burhan-ı limmî (argument apriori), sonuçtan sebebe götüren kıyasa burhan-ı innî (argument aposteriori) demişlerdir. Genel ve küllî hükümlerden cüz'î ve hususî hükümler elde etmeye ta'lil (tümden gelim, dedüksüyon), özel hükümlerden genel hükümlere geçmeye, cüziden küllîye gitmeye istikrâ (tüme varımBağlantı başlığı, endüksiyan) denir.

İlk ve orta çağ felsefesinde sadece aklın verilerine dayanan delillere burhan denilirken modern felsefede hem aklî, hem de tecrübî delillere burhan denilmektedir. Sonuçlardan hükümlere gidilerek yapılan delile burhan-ı tahlîli hükümlerden sonuçlara gidilerek yapılan delile burhan-ı terkîbi denir. Bu iki delili çağdaş felsefeciler burhan-ı riyazi olarak adlandırmışlar ve bunun en mükemmel delil olduğunu kabul etmişlerdir.

Bir fikrin doğruluğunu, zıddının yanlışlığını ispat ederek ortaya çıkarmaya [[burhan-ı hulfi /burhan-ı nakz denir. (İ.K.)]]

HÜCCETEdit

Sözlükte hüccetEdit

"Delil, burhan, senet" anlamına gelen hüccet,

Istılahta hüccetEdit

Bir hükmün doğruluğunu kanıtlamak ve muarıza karşı galip gelmek amacıyla ileri sürülen delil; mahkemede düzenlenen hukukî belge demektir.

Kur'an-ı Kerimde hüccetEdit

Hüccet kelimesi türevleriyle birlikte Kur'ân-ı Kerim'de, tartışma, muhaseme, çekişme (Bakara, 2/139, 2/258; Âl-i İmrân, 3/20, 61, 65, 66; En'âm, 6/80); delil ve delil getirmek anlamlarında kullanılmıştır. Herhangi bir sıfat bulunmaksızın yalın halinde geçtiği âyetlerde, doğru ve kesin delil için kullanıldığı gibi batıl ve zannî delil için de kullanılmıştır (Bakara, 2/76, 150; Âl-i İmrân, 3/73; Nisâ, 4/165; En'âm, 6/83). Hedefe ulaşan, sonuca götüren kesin delilin Allâh'a mahsus olduğunu belirten âyette (En'âm, 6/149), kesinliği belirtmek için bâliğa sıfatı ile birlikte geçmiştir.

Kelam ilminde hüccetEdit

Hüccet kavramı özellikle kelâm literatüründe, delil ile aynı anlamda kullanılmış, hak olsun, batıl olsun herhangi bir görüşü kanıtlamak için getirilen delile denilmiştir. Hatta, tartışmalarda kullanılan şiir, safsata dahi hüccet olarak adlandırılmıştır.

Hukukta hüccetEdit

Özellikle Osmanlı hukuk sisteminde ise, şahitlik, yemin, yeminden nükul (imtina) gibi bir davayı ispata yarayan delil ve bir hüküm ihtiva etmeyen mahkeme tarafından düzenlenen bir nevi tutanak manalarına gelmektedir.

Mahkemede hâkimin huzurunda, taraflardan birinin ikrarını, diğerinin de tasdikini içeren ve bir hüküm ihtiva etmeyen belgelerdir. Belgelerin üst tarafı hâkim tarafından imzalanarak mühürlenir.

Hadis ilminde hüccetEdit

Hadis terimi olarak hüccet, hafızdan daha üst mertebede, üçyüzbin hadisi senet ve metinleriyle ezberlemiş, bu hadislerin her türlü değerlendirmesini bilen kimseye denir.

Ayrıca güvenilir olarak kabul edilip rivâyet ettikleri hadisleri delil sayılan ravîye de hüccet denir.

Hüccet olan bir râvînin rivâyet etmiş olduğu hadisler ve râviler hakkındaki değerlendirmeleri, dinî ve ilmî yönden güvenilir olması sebebiyle, başka bir desteğe ihtiyaç duyulmaksızın delil olarak kabul edilir. (İ.P.)

Hüccet

Sözlükte delil ve burhana denir. Bir hakikati açığa çıkaran gerek aklî, gerek naklî, gerek iknâ'î delile hüccet adı verilir.

Hadis Usulünde iki aynı yerde iki ayrı manaya kullanılır. Bunlardan birincisi, ta'dil lafızlarındandır. Ta'dilin, İbn Ebî Hâtim'in tasnifine göre birinci, İbn Hacer'inkine göre ikinci mertebesine delâlet eder. el-Hatibu'1-Bağdâdî, bu mertebede yer alan lafızlar içinde en yüksek lafız olarak hücceti görmüştür.

Kaide olarak bu mertebede bulunan lafızlardan birisiyle adaletine hükmedilen raviler, her bakımdan güvenilir kimselerdir. Başka suretle hataları açığa çıkmadıkça rivayetleriyle gönül rahatlığı ile amel edilir.

İkincisi, muhaddislere verilen lakablardandır. Hafızdan bir derece yüksek muhaddislere verilmiştir. Hüccet lakabiyle bilinen muhaddis, hadis ilimlerini layıkiyle bilen, herkesin otorite olarak kabul edeceği bir mertebeye yükselmiş olan alim demektir.

Bazı hadiscilere göre hüccet lakabı verilen hadis alimi üçyüz bin hadisi metin ve senetleriyle hıfzetmiş, senedlere dahil ravilerin hayat hikayelerini, cerh ve ta'dil noktasından hallerini bilen kimsedir. Ancak, işaret etmek gerekir ki bir muhaddisin ne kadar hadis bildiğini kesin rakam ölçüsü içinde kestirmeye imkan yoktur. Aynı şekilde hadis ravilerinin hayat hikayelerini, cerh ve ta'dil açısından haklarında verilmiş hükümlere ne derece muttali olduğunu kestirmek çok güçtür. Bu itibarla hüccet tabirinin delâlet ettiği manayı böyle bir rakamla değil, alimin hadis ilminde ulaştığı pek yüksek bir mertebe olarak kabul etmek daha uygun olur.

Hadis İlminde hüccet kabul edilen âlimlerden bazı isimler: Edit

Şablon:KanıtŞablon:Clue{{}}
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.