FANDOM


Ne Eser,Ne De Semer Gölgeler Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Said Paşa İmamı



3'lü Tablo Sunumu Edit

Derviş Ahmed
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
"Bir ömürdür içiyorsun, bırak artık şunu!" der;

Derviş Ahmed bu hidâyetle hemen tövbe eder.

"Bir ömürdür içiyorsun, bırak artık şunu!" der;

Derviş Ahmed içindeki doğruya yönelten bu sesle tövbe eder.

“For a human’s life, you are frinking, give it up!” it says;

Ahmed The Dervish repents to this voice in his head.

Ama bir tövbe ki: Binlikleri çarpar duvara;

Tas, çanak, testi perîşan, serilir tahtalara.

Ama bir tövbe ki: Binlikleri çarpar duvara;

Tas, çanak, testi, perişan, serilir tahtalara

But it is a rependance, can crush thousands to the wall;

Bowl, pot, jug will poorly sprawl to the floor

Rakı tûfânı, su girdâbı alırken odayı;

Anaforlarla dönerken mezeler fırdolayı;

Rakı tûfânı, su girdabı alırken odayı:

Anaforlarla dönerken mezeler fırdolayı;

A flood of rakı and a wortex of water will fill the room;

When snacks around with swirls;

Bir kerâmetle dedem postu oturtup sedire,

Oradan, mest-i zafer, bakmaya başlar seyire.

Bir kerametle dedem postu oturtup sedire,

Oradan, zafer sarhoşu, bakmaya başlar seyire.

With a blessing, my grandfather sits to the cedar,

Then, he begans staring around, victory drunk,

Başlar amma, pek uzun boylu seyirden bıkılır...

Derviş Ahmed de bizim, öğleye varmaz, sıkılır.

Başlar ama, pek uzun boylu seyirden bıkılır...

Derviş Ahmed de bizim öyleye varmaz, sıkılır.

He starts but, long time watching will bore people,
Ahmed The Dervish doesn’t like that, to him, he finds it extremely boring...
Kalkar, olmaz, yatar, olmaz, döner, olmaz dediği;

Neyle doldursa o bir türlü kapanmaz gediği?

Kalkar, olmaz, yatar, olmaz, döner, olmaz dediği;

Neyle doldursa o bir türlü kapanmaz gediği?

He stands up, lies down, turns around, but it won’t happen;
How can he fill that unfillable hole?
Zikreder, vahdete girsem diye zorlar, giremez;

Hû çeker, sîne döver, hiçbiri eğlendiremez.

Zikreder, hücrede inzivaya çekilsem diye zorlar kendini, ama yapamaz;

Hû çeker, bağrını döver, hiç biri eğlendiremez.

He mentions, he pushes himself to seclude in a cell, but he can’t;
He hits himself in the chest but it won’t entertain him.
Sâ’atin ömrü soluktan da kısayken hani, dün,

O, ne yıllar devirir; sâniye geçtikçe bugün!

Saatin ömrü soluktan da kısayken, hani, dün,

O, ne yıllar devirir, saniye geçtikçe bugün!

When hours’ lifetime was shorter than the breathe, yesterday,

It overthrows years when seconds pass today.

Devrilen devriledursun, dedem "illâllah!" der;

Camı sarsar, damı sarsar, tepinirken ter ter!

Devrilen devriledursun, dedem "illallah" der;

Camı sarsar, damı sarsar, tepinirken ter ter!

Let the overthrown be knocked down, mygrandfather says “nuts”;
He shakes the Windows and building when he stomps around!
Bu kadar velvele oynatsa yerinden ya biraz,

Ne harın şey ki "zaman" hiç yürümez, hiç tınmaz!

Bu kadar yaygara, oynatsa yerinden ya biraz,

Ne inatçı şey ki "zaman" hiç yürümez, hiç tınmaz!

All this fuss, can’t even move a thing,

What a stubborn this “time” does not walk, does not even consider!

Derviş Ahmed, bu sefer, "ben yürürüm!" der mi sana!

"Aman Ahmed'im, bana baksana!

Derviş Ahmed, bu sefer, "ben yürürüm!" der mi sana!

"Aman Ahmed'im, bana baksana!

Darwish Ahmed, this time, “I take a walk” I say

“Please Ahmed, look at me!

Bozacak mısın yine tövbeni?

Kıracak mısın, yeniden beni?

Bozacak mısın yine tövbeni?

Kıracak mısın, yeniden beni?

Will you break your swear again?

Are you gonna break me again?

Sakın Ahmed'im, gideyim deme. "


Cezbe kuvvetlice gelmiş ki dışardan dedeme,

Sakın Ahmed'im, gideyim deme"

Cezbe kuvvetlice gelmiş ki dışardan dedeme,

Ahmed beware, let me say”

Cezbe came strongly from the out side that my Grand father

Bu, içinden kabaran sesle hiç irkilmiyerek,

Hakerenler yola bir düşme düşer.Yelyepelek!

Bu, içinden kabaran sesle hiç irkilmeyerek,

Hak erenler yola bir düşme düşer: Yelyepelek!

This is no voice from the surging withot fear

Right set out prosper in a falling drops; hastly!

"Derviş Ahmed! Gidiyorsun ya, sakın sapma sola!

İşte bak dirseğe geldin, göreyim şimdi: Mola!

"Derviş Ahmed! Gidiyorsun ya, sakın sapma sola!

İşte bak, dirseğe geldin, göreyim şimdi: Mola!

“Darwish Ahmed! You’re going away either, do not deviate to the left!

See here, elbow come, let me see now: a break!

Bu gidiş hayır değil Ahmed'im,

Dayan Ahmed'im, dikil Ahmed'im!

Bu gidiş hayır değil Ahmed'im,

Dayan Ahmed'im, dikil Ahmed'im!

This is not blessed going Ahmed,

Ahmed endure, sewn Ahmed

Aman Ahmed'im, göreyim seni,

Dayan Ahmed'im, göreyim seni!"

Aman Ahmed'im, göreyim seni,

Dayan Ahmed'im, göreyim seni!"

Ahmed please, let me see you!”

Ahmed'im Dayan, let me see you! "

Lâkin aldırmıyor Ahmed, cereyanlar müdhiş;

Karnı irkilse, bacaklar gidecek, hem ne gidiş!

Fakat aldırmıyor Ahmed, akıntılar müthiş;

Karnı irkilse, bacaklar gidecek, hem ne gidiş!

But Ahmed does not care, great currents;

Roan abdomen, legs going, and what is going!

"Ne o? Meyhâneye geldin mi?" Sakın girme, dayan!

Aman Ahmed'im, sonu pek yaman!

"Ne o? Meyhaneye geldin mi? Sakın girme, dayan!

Aman Ahmed'im, sonu pek yaman!

“What is it? Tavern come? Do not enter, hol on!
Ahmed please very egregious end!
Kuzum Ahmed'im, gireyim deme!

Mola istemem, vereyim deme!

Kuzum Ahmed'im, gireyim deme!

Mola istemem, vereyim deme!
Ahmed lamb, let me say!

I do not want a break, Let me say!

Asıl Ahmed'im, kasıl Ahmed'im!

Bu geçid belâ, asıl Ahmed'im!

Asıl Ahmed'im, kasıl Ahmed'im!

Bu geçit belâ, asıl Ahmed'im!

Hang Ahmed, swagger Ahmed!
This passage scourge, the actual Ahmed!
O ne batmalar, ne boğulmalar!"


Asılır, boş, kasılır, boş, dedem en sonra dalar.

O ne batmalar, ne boğulmalar!"

Asılır, boş, kasılır, boş, dedem en sonra dalar.

What he sink, what drownings!”
Hung, empty, contracts, blank and then rushes in my grandfather
"Bâri meyhâneye düştün, be mübârek derviş.

İçmeden, geç ki desinler. Dede Sultan ermiş!

"Bari meyhaneye düştün, be mübarek derviş,

İçmeden geç ki desinler: Dede Sultan ermiş!

“You fall in for once tavern, to be holy darwish

Jump to say, drinking that: Dede Sultan Saint!

Hadi Ahmed, hadi yavrum, hadi son bir gayret!


Lâkin Ahmed, bu ne gayret, ne tahammül, hayret!

Hadi Ahmed, hadi yavrum, hadi son bir gayret!..."

"Fakat Ahmed, bu ne çaba, ne katlanış, hayret!

Come on, Ahmed, come on baby, come on!...” one last effort

But Ahmed, this is what effort, what endure surprise

Sen kurul lök gibi meyhâneye, ser postu, otur;

Yan, tutuş, sonra dayan: Dağ gibi dur, taş gibi dur!

Sen kurul lök gibi meyhaneye, ser postu, otur;


Yan, tutuş, sonra dayan: Dağ gibi dur, taş gibi dur!

You like the tavern clumsy board, serbase coat, sit down

Burn out, and survive: Mountain, such as stop, stop, such as Stone!

Dağ demiş, taş demişim, doğru mu lâkin?

Ne gezer! Onu bir zelzele sarsar, bunu bir dalga ezer.

Dağ demiş, taş demişim, doğru mu lâkin?

Ne gezer! Onu bir deprem sarsar, bunu bir dalga ezer.

Mountain said, Stone I said, is not that right? What travels!

An earthquake shakes it, it smashes a wave.

Seni kaç zelzeledir yokladı hiç sarsamadan;


Koca arslan, hani, övmüş de yaratmış Yaradan!

Seni kaç depremdir, yokladı hiç sarsamadan;


Koca arslan, hani, övmüş de yaratmış yaradan!

You how many earthquake; felt no shake;

Big lion, you know, also praised the Creator has created!

Öyle bir tövbe geçirdin ki, hakîkat, değdi;


Az belâ mıydı, seher vakti, o tûfan neydi?

Öyle bir tövbe geçirdin ki, gerçekten, değdi;

Az belâ mıydı, seher vakti, o tufan neydi?

You had such a repetance that, indeed, wasworth;

Was it less scourge, dawn, it was the flood?

Çiğnedin dalgayı, girdâbı çıkardın daraya;

Postu Cûdî'ye yanaştırdın, atıldın karaya.

Çiğnedin dalgayı, girdabı, çıkardın daraya


Postu Cûdîye yanaştırdın, atıldın karaya.

Broken wave, vortex, give no value

Lambskin come closer to Cudi, was thrown ashore

Sallamış tekmeyi bir mülke, diyorlar, Edhem;


Yumruk atmış mı yarım binliğe? Hiç zannetmem!

Sallamış tekmeyi bir mülke, diyorlar, Edhem:


Yumruk atmış mı yarım binliğe? Hiç zannetmem!

Send a kick to property, they say, Edhem;

Do you punch thrown five hunread? I don’t think so

Hak erenler, iyi bak kendine, mikdârını bil:


Sendedir nühsâ-i kübrâ, okumuşlarda değil!

Hak erenler, iyi bak kendine, dereceni bil:


Sendedir nüsha-i kübrâ, okumuşlarda değil!

Saint, take good care yourself, new your greade

You bear Nüsha-i Kübra, is yours not the educated ones

Sen ne cevhersin, a devletli, ne cansın, bilsen!


Aba altındaki sultanlara sultansın sen.

Sen ne cevhersin, a devletli, ne cansın, bilsen


Aba altındaki sultanlara sultansın sen.

You are what matter, a state, what is liiteless, you know

Aba underthe Sultans the sultan to you

Sen ki Kevser dağıtan Haydar'a kulsun ancak,

Sana ısmarlamıyan, kimlere ısmarlıyacak?

Sen ki Kevser dağıtan Haydar'a kulsun ancak,

Sana içki ısmarlamayan, kimlere ısmarlayacak?

But you are bondman to Haydar who distrubute river in Eden

The one who ofer you a drink to whom he will ofer

Hadi evlâd, Dede Sultan ne içer, bir sor ki...

Doldurun dervişe benden iki binlik Yorgi!

Hadi evlât, Dede Sultan ne içer, bir sor ki...

Doldurun dervişe benden iki binlik, Yorgi!

Come on, son, what does Dede Sultan drink just ask

Fill me in two thousen darwish, Yorgi!

Video
Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.