FANDOM



EÇS/1/158 Evliya Çelebi Seyahatnamesi 1.Cilt Evliya celebi
Evliya Çelebi
EÇS/1/160

diye dil uzatıcı bu mektupla elçi alelâcele gelir bakar ki, Süleymân Hân’ın câmii denizler kadar çok usta ve işçi ile yapılagelmektedir. Sultan Süleymân, Şah’ın mektubundaki anlamdan ateşpâre olarak ( pek çok hiddetlenerek ) bin çanta parayı elçinin gözü önünde İstanbul Yahudilerine dağıtıverdi. Ve bir çöğ bile kalmadı. Elçiye de şöyle söyledi: Râfızî rûz-i kıyâmet har bûd ziry-i Yehûd - Öyleyse sizin sırtınıza binecek Yahudi efendinize malınız nasip olsun ki, kıyâmet gününde size bindikleri vakit kamçı vurmasınlar. Yoksa sizler gibi namaz kılmayan insanların câmii yapma hayrıyle ne ilgisi olur?

Ve bir kutu mücevheri de yine elçinin gözü önünde Mimar Sinan’a vererek:

Bu kıymetli diye gönderdiği taşlar benim câmiimin taşları yanında kıymetsizdir. Hemen bunları başka taşlar içinde katıp kullan

dedi.

Elçi bunu görünce aklı başından giderek hayretle susup kaldı. Şah’ın mektubuna münâsip sözlerle cevap yazıldı ve elçi memleketine döndü. Beri tarafta üstad Mimar Sinan bu mücevherleri sanatkârlığını gösterek minarenin her altı köşe zıhları (köşe süsleri) arasına konulan mermer gülleri içinde bu mücheverleri süs yapmıştır. Bunun için o minareye hâlâ Cevâhir minaresi denilir. Güneş ışığı bâzı taşlara vurduğu zaman pırıldar ve ışıldar. Fakat bâzı taşlar sıcaktan, kar ve yağmurdan bozulmuş ve ışığı kalmamıştır. Ama câmiin kıble kapısı kat kemeri ortasında bir Nişânbur firuzesi vardır ki, yuvarlak bir kâse kadardır. Parlamasından insanın gözü bozulur. Bu câmiin iki tarafında abdest almak için kırkar tane musluklar vardır.


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.