FANDOM



EÇS/1/258 Evliya Çelebi Seyahatnamesi 1.Cilt Evliya celebi
Evliya Çelebi
EÇS/1/260

şiirlerden bahr-i tavill (aruzda bir ölçü), kasideler terci-i bend , terkib-i bend, mersiye, iydiye, muaşşer (onlu), müsemmen (sekizli), müsebba, (yedili), müseddes (altılı), muhammes (beşli, penc beyt) (beş beyit), gazeller, kıt’a, müselles, dü beyt (iki beyit), müfredat, maammeyât ve ilâhilerden ne murad-ı şerifiniz olursa bir işaret buyurun okuyayım dedim.

O anda buyurdular ki:

-Bre şu rençper (köylü) ne acayip davâ murad etti! İş düzen midir, yoksa bu söyledeklerini yapmağa muktedir midir?

Buyurduklarında, ben de:

-Padişâhım! Eğer af ile muamele edip serbest bırakırsanız, huzurunuzda emânet olmak üzere nedim-i hâslık edip Padişâhı eğlendirdim.

Dedim. Buyurdular ki:

-Nedimlik ne demektir? Cevap verdim:

-Padişâhım! Bir adam herkes ile iyi geçinip, sohbet etse ona nedim derler. Şarâb meclisine girip sohbet edenlere de Nedîm-i nab derler. Bu lûgatin iştikakı (menadim)’dendir ki, (müdam) kelimesinden çevrilmedir ve müdam lûgatte şaraba derler. O hâlde müdamın da mânası şarap içmek olur. Yani mest-i müdam derler. Sözün kısası, musahip mânasında gelir ki, Padişâh nedimi derler. Allah Padişâhıma ömür versin, dedim.

Hemen Hünkâr:

-Âferin işidir, revanî değildir, dedikte ben de:

-Padişâhım, işidir, Reranı veren, Revanı vâkiada (rüyada) görür. Bu, Revan Han’ı, Yusuf Paşa kulundur.

Hemen Hünkâr kahkaha ile dizelerine öyle vurarak güldüler ki, yanbakları pembeleşti.Mîr Gûn’a hitaben

-Ne dersin şu şeytan çırağına? Dedikte Recan Hânı:

-Hey Şâhım! Bu çocuğu göreceksin, yeryüzü kayserini


_______

(94)Emîr Güne Hân, İran’ın Revan kalesi kumandanı idi. Sultan Murad’a teslim olup onunla birlikte İstanbul’a gelip Padışâhın en yakın sohbet arkadaşı olmuştur.


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.