FANDOM



EÇS/1/265 Evliya Çelebi Seyahatnamesi 1.Cilt Evliya celebi
Evliya Çelebi
EÇS/1/267


Hünkârımız bu hakîrle o kadar senli benli olmuştu ki, biraz üzgün olsa bütün musahipler:

"Bre meded! Evliyâ’yı getirin!"derlerdi.

Huzuruna vardığımda Allah’ın emriyle kederi defolur ve tebessüm ederlerdi.Cenâb-ı Hak hakîre (Evliyâ’ya) o kadar ârifâne söz ve konuşma güzelliği ihsân etmiştir ki, hiç düşünmeden nice tumturaklı sözler, kendi icadım olan çeşitli şakalı kelimeler, fikrimden el değmemiş mânalar çıkardı. Bir kere söylediğim sözü tekrar etmezdim. Meğer kendileri arzu edeler.. (Karahisâsrî) biçimindeki yazı yazmağı arzularım. Hâlâ Harem-i hâsta birçok yadigârlarım vardır. Her fende çok bilgili idim. Padişâhımızın iltifat ve ihsânından her vakit memnundum. Nice kereler sohbetleriyle şereflenip öyle şânı büyük bir Cem mertebeli Padişâhın hayır duâlarını almışımdır. Eğer bütün sohbetlerimizde aramızda geçen konuşmaları yazsam koca bir kitap olur.

Sözün kısası bir ahlâklı şecâatli, cesur bir padişâh idi. Parmakları kalın ve muntazamdı. Pazuları kalındı. Pençesi, zorlu bir pehlivanı çevirmeğe muktedirdi. Her zaman elbiseleri levendâne ipekten yapılı idi. Pulat kumaşlar giymeği severlerdi. Ata çok süratli binerlerdi. Velhâsıl kuvvetli, yiğit, bahâdır, zaptu rapta kadir, vekarlı padişâh idi.

Böyle iken yine küçük büyük herkesle vasıtasız konuşurdu. Hattâ cennet gibi Bağdad’a giderken Kayseri’den kalkıp Develi Karahisar dağlarından geçerken bir vahşi keçi görüp üzerine şimşek gibi at sürüp, mübârek ellerinde olan kirman mızrağına benzeyen bir ibşir mızrağı ile o keçiye yetişip, ister istemez o keçiyi mızrak ile vurunca - iplik ipekten geçer gibi - bir anda geçip şâhin gibi avını alıp kesti. Bütün vezirlere o kurbandan hisse verdi. Asker, o dağlara at sürüp yükseldiğini görünce, parmakları ağızlarında kaldı. Doğrusu pehlivanlıktır.

Yine bir gün Efendimiz Melek Pala ile Silâhtar Musâ ağa - ki her birerleri birer ejderhâya benzer pehlivan idiler-


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.