FANDOM



EÇS/11/60 Evliya Çelebi Seyahatnamesi 11.Cilt Evliya celebi
Evliya Çelebi
EÇS/11/62
mızı çuha dolamalar ile cevahirli Sinan Paşa mataras ki, kırkbin ku­ruş kıymet biçilmiştir, mücevher nişangâhlı sedef kundaklı dalyan tüfenkler ve başlarında sırmalı üsküfler üzerini beyaz otağalar ile süs­leyerek, paşa da tam bir vekar ile altın sırmalara garkolmuş kühey­lân at üzerinde, başında selimi destar üzerine murassa huma kuşu. sorgucu, sırtında samur kabanice üzerine murassa kılıç ve çarkab tirkeş ile geçti. Ardısıra kırmızı keçe üsküflü silâhdar ve çukadar, sonra yüz çift pürsilâh iç ağaları, ellerinde gümüş sarih, siyah sağrılı mızraklar ile ikişer ikişer geçtiler. Sonra elli çift mehterhaneleri, pa­şa kethüdası adamlarıyla, yedişer kat çalıcı mehterler segah maka­mında peşrev faslı yaparak, sakalar Mlarını çiçeklerle süslemiş olduk­ları halde, kendileri siyah meşin dolamalariyle geçerken, kokulu bal şerbetlerinden İki tarafta sıralanmış olan kâfirlere dağıtarak böylece alay ile Sultan Süleyman Han otağı bahçesi önüne varıldı.


Rodolfos adlı kraldan paşaya bir mücevher eğerli küheylân at ge­tirdiler. Paşanın göğsünü öpüp, diğer sultan-zâdeler, vezir oğulları bütün atlarından inip paşanın eteğini öpüp, paşa da bin haz ve istiğna ile ata binip biraz gittikten sonra attan indi. Çünkü mel'un kâfirler, huysuz bir at getirmişler. Kâfirler bizim alayımızdan ileri gidip, ve­zir de çasara gidip, ancak bizim alayımızda paşa, yedekleri önünde altı vezir ile altı adet kâfir borusu çalınıp, ister istemez paşanın iç ağaları içine vezir oğulları, sultan oğulları ki, her biri güneş parçası, ay gibi parlayan gulâmlar, iç ağaları içinde kaldıar. Böylece, iki tara­fımızda derya gibi keferelerle Peşpehel kapısından içeri girdik. Haki­katen kapı alçak imiş. Sancakları, tuğlan kukalarından çıkarıp, gir­dikten sonra tekrar sancakları açıp (Nasrun minallah ve fethün karib) ile yürüdük. Bütün sokaklar, geçtiğimiz sokaklara açılan pencereler, kapılar, damlar alayımızı seyir içün sıralanmış adamlarla dolu.. Böy­lece kale içinde bir saat dolaştırdılar. Kuzeydeki demir kapılardan yine dışarıya mehterhanemiz kütür kütür çalarak, şehir içi güm güm öterek çıktık Tuna üzerindeki bir ağaç köprüden geçip, ada varoşun­dan paşayı konağına koyup, bütün ağalar, kral vezirlerine —ki onlar bizi alay ile kılavuz olup getirmişlerdi— sultan-zâdelere paşa ile muh­teşem bir ziyafet verdi ki... Yemekten sonra baş komisar ve tercüman? Mikel gelip, çasarın selâmını söylediler ve (yoldan gelmişlerdir. Şu meyvaları, şekerleri, macunları yiyip içip, ipek ve sırmalı çarşaf ve




İÇ LİNKLEREdit

DIŞ LİNKLEREdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.