FANDOM



EÇS/14/212 Evliya Çelebi Seyahatnamesi 14.Cilt Evliya celebi
Evliya Çelebi
EÇS/14/214
yüksekçe yere çıktım. O gün başta hekimbaşı, Nazır ağa, Evkaf kâtibi,

mürşidi,hekimbaşının on adet halifesi, duacı, 12 adet yılan avcıları, pişiriciler, kasaplar, tamamı 30 kişi sıralandılar. Hepsi abdest alıp ikişer rekât namaz kıldılar, âletlerini meydana koydular. Evvelâ yüz kadar kütük, yüz kadar dahhak kılıcına benzer kasap satırları, yüz kadar çer çeveli büyük toprak müeverler ki her birine birer adam sığar, su ile dolu birçok kalaylı tepsiler, bir erdeb kadar ince tuz, 50 kadar sırçalı su küpleri... Her şey hazır olunca herkes ayağa kalktı besmele, hamdele ve tasliyeden sonra padişahı, kıladanlı, hekimleri, ve orada olanları yâd edip dua ve fatiha okudu. Sonra koca yılan avcı başısı ve üç yüan ka sapları, avlunun ortasında duran 12 zenbilden birinin ağzını açınca yılan göründü. Hakirin aklım başımdan gitti. Yılan sıçrayıp, ıslık ça larak, kendilerini duvara vururken hekimbaşı, Faruk ile bulanmış san ihramlar vardır, onların içine koyunca yılanlar hareketsiz kaldı. Sonra tomrukların yanına koca avcı ve üç kasap geldiler. İhramın içinden birer birer yılanları çıkardılar. Bir nevi beyaz yılanlardı. Onların misk kokuları beni mest etti. Hekimbaşıya sordum. O (bunlar misk yılanl rıdır, bunlardan Faruk olmaz. Başka ilâç yaparız) dedi. Sonra bir gölge yere bir ip gerdi. O misk yılanlarını boğazlarından gaytanla sıra ile ipe dizdi. Ağızlarına pamuk ile susa zeytinyağından damlatınca, yılancıklar öldü. Her biri şişmeğe başladı. Bunlar kırk gün ve kırk gece asılı kaldı. Hepsi kakule içi gibi dane dane misk oldu. Sonra küçük, kısa munkaşır yılanlar çıkardı. Başlan ceviz gibi yuvarlaktır. Sordum. (Bunlara Hay yetüs safî derler. Hazreti Âdem ile cennetten sürülen yılanlann nes lindendir. Bunlardan da Faruk olmaz. Başka derde devadır) dedi. He sini hakladı. Sonra bütün Faruk yılanlarını saydılar. Tam 8300 yılan olup sekiz yüz kuruşluk yılan olduğunu kâtipler deftere kaydettiler. Sonra koca avcı ve üç yılan kasabı tomruklann başına oturdular. (Bismillah, şifa niyetine) diyerek bir büyük yılanı tomruk üstüne koydular. Sol eliyle yılanın başını ve kuyruğunu tutup, sağ eliyle satın vurdu. Yılan başsız ve kuyruksuz mermer üzerinde sıçramağa başladı. Elindeki yıl nın başını satur ile ezdi. Bir kere (vahdehû Allah) dedi. Orada olanlar (Lâilâhe illallah) diye haykırdılar. Kesilen yılanların bir kasap karı larını yarıp barsaklarını, yumurtalarını çıkardı, öteki kasaba attı. O da derisini tırnağiyle soydu. Deriden zırpadak bir beyaz et çıkar. Fakat yılan yine sıçrar. Hekibaşı bu soyulmuş yılanlan müeverler içinde y kayıp, sırçalı küplere tuzlayarak koyar. Sonra ateşe koyarlar. Hekim-

İç linklerEdit

Dış linklerEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.