Leheb Ateşin alevlenmesi. Ateş alevi. Havaya yükselen toz.

Ebu Leheb (Ebi Leheb) Asıl adı: Abduluzza'dır. Güneş gibi, âlemleri aydınlatan Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm'ın nurundan gözünü kapadı ve küfre hizmete çalıştı, iman etmedi. Peygamberimizin amcası idi. Karısı ve oğulları sırf düşmanlık için çalıştılar. Adı "Alev babası" mânasında olan "Ebu Leheb" kaldı.

Ebû Leheb, Bedir'e katılmamış ve yerine Âsî bin Hişâm'ı göndererek Mekke'de kalmıştı. Kureyş ordusu, İslâm ordusu karşısında büyük bir hezimete uğrayıp Mekke'ye dönünce, Ebû Leheb, Ebû Süfyan bin Hâris'i yanına çağırarak, "Ey kardeşimin oğlu, halkın işi nasıl oldu, bana anlat" dedi. Ebû Süfyan bin Hâris, "Vallahi" dedi, "biz o cemaâtle karşılaşınca, bozguna uğradık. Onlar da kimimizi öldürdüler, kimimizi de esir ettiler. Fakat, ben halkı kınamam ve ayıplamam. Zira kır atlara binmiş, ak benizli bir alay süvarî ile karşılaştık ki, onlara karşı koymak mümkün değildi!"

O sırada Hz. Abbas'ın zevcesi Ümmü Fadl ile kölesi Ebû Rafi' de orada bulunuyorlardı. Ebû Refi', "Vallahi, o gördüğün süvâriler, melekler idi" deyince Ebû Leheb hiddetlenip yüzüne şiddetli bir tokat indirdi. Sonra da üzerine çöküp dövmeye başladı.

Ümmü Fadl, gayrete geldi, "Biçâre köleyi, efendisi burada yok diye dövüyorsun" diyerek bir çadır direği ile Ebû Leheb'in başını yardı.

Ebû Leheb, zelil ve perişan bir halde kalkıp gitti.

Hemen sonra da Bedir mağlubiyetinin gam ve kederinden ağır hasta oldu. Bir hafta sonra da Resûlullah ve Müslümanlara yaptığı şiddetli düşmanlığın hesabını vermek üzere ölüp gitti.

Oğulları ölüsünü, iki veya üç gün beklettiler. Evinde cesedi kokmaya başladı. Hastalığının bulaşmasından korktukları için kimse yanına yaklaşmak istemiyordu.

Kureyşlilerden biri bir gün oğullarına, yazıklar olsun size, babanız evinde koktuğu halde, onun yanına uğramaktan utanıyor musunuz?" diye sordu.

Onlar, "Biz, onun hastalığından korkuyoruz" deyince adam, "Haydi gelin ben size yardım edeyim" dedi birlikte gittiler. Fakat yanına yaklaşılacak gibi değildi.

Onu ne yıkadılar ve ne de el sürdüler. Uzaktan üzerine su serptiler. Sonra sürükleyerek götürüp Mekke'nin yukarı taraflarında bir yere gömdüler. Üzerini taşla kapattılar.1

1. Tabakât, 4/74; Taberî, 2/288

EBÛ LEHEB

(?/2 - ?/624)

Hz. Peygamber'in amcası, aynı zamanda onun en şiddetli düşmanı.

Kureyş eşrafından ve Peygamber efendimizin amcası olan Ebû Leheb'in asıl adı, Abdüluzzâ b. Abdulmuttalib b. Hâşim'dir. Onun için "Alev babası" (yani cehennemlik) manasına gelen Ebû Leheb lâkabı müslümanlar tarafından kullanıldığı gibi Kur'an'da da geçmektedir.

Kendisi, Hz. Peygamber'e ve güçsüz müslümanlara eziyetler eder, karısı Ümmü Cemil binti Harb da Rasûlullah'ın geçeceği yollara dikenler atardı. Peygamber efendimiz, "Önce en yakın akrabanı uyar!" (eş-Şuarâ', 26/214) veya "Emrolunduğunu açık açık anlat!" (el-Hicr, 15/94) âyeti nâzil olunca Safâ tepesine çıkarak Mekkelileri uyarmıştı. Bu sırada Ebû Leheb yerden bir çakıl alarak Hz. Peygamber'e fırlatmış ve, "Kahrolasıca (tebben lek)! Bizi bunun için mi topladın?!" demişti. Bunun üzerine şu âyetleri ihtivâ eden Tebbet Sûresi nâzil oldu: "Ebû Leheb'in elleri kurusun, kendisi de kahrolsun! Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi. Yakında kendisi alevli ateşe atılacak. Karısı da boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde odun taşıyacaktır." (Tebbet, 111/ 1 vd.)

Şurası dikkat çekicidir ki Mekke müşrikleri arasında Kur'an-ı Kerim'de ismi açıkça zikredilerek lânetlenilen tek kişi, Ebû Leheb'tir ve Hz. Peygamber'in öz amcası olması ona hiçbir fayda sağlamamıştır.

Daha sonraki dönemlerde de hep İslâm'a karşı müşriklerin yanında, hattâ başında yeralan Ebû Leheb, bazı rivâyetlere göre hasta olduğu için, bazı rivâyetlere göre ise kızkardeşi Âtike'nin gördüğü kötü bir rüya sebebiyle Bedir harbine bizzat iştirak etmemiş, ancak yerine ücretini vererek bir asker göndermiştir. Bedir hezimeti kendisine haber verildiği zaman son derece üzülmüş, yedi gün gibi çok kısa bir süre sonra da Mekke'de ölmüştür. Ölümünde oğulları dahi cesedini kaldırmaya yanaşamamışlar, kokuşuncaya kadar ortada kaldıktan sonra merasim yapmadan alelacele gömmüşlerdir.

Ebû Leheb, son derece zengin, iri cüsseli, kırmızı yüzlü, çabuk hiddetlenen birisi idi.


Kendisine beddualar içeren Leheb suresine Tebbed Suresi de denir.

بسم الله الرحمن الرحيم Bismillāhirahmānirahīm Rahmân Rahîm Allah ismiyle/ adına.

1. تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb Ebû Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu.

2. مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ Ma ağna 'anhü malühu ve ma keseb Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı

3. سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ Seyasla naran zate leheb O, bir alevli ateşe girecektir

4. وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ Vemraetüh hammaletel hatab Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde

5. فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ Fi cidiha hablüm mim mesed sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).

Ebu Leheb (Arapça: أبو لهب‎, anlamı alevlerin babası) (ö. 624), Tam adıyla Ebu Leheb bin Abdulmuttalip veya asıl adıyla Abduluzza, İslam dininin peygamberi Muhammed'in amcasıdır.

Kureyş'in Abduluzzaoğulları kavmi adını bu kişiden almıştır. İslam dinine karşı olduğu için, Muhammed'e karşıt bir tavır almıştır.

Kuran'da Tebbet sûresi Ebu Leheb'den bahseder ve bu sure Ebu Leheb'i kötüler niteliktedir. İslam dünyasınca düşman olarak kabul edilir. Bedir Savaşı'nın sonunda, 624 yılında ölmüştür ve cesedi Kalib Kuyusuna bırakılmıştır. Ebu Leheb alevlerin ya da alevli ateşin babası anlamına gelir. İsim benzerliği sebebiyle Ebu Cehille çok karıştırılır. Muhammed'e hem gizli davet hem de açık davet döneminde engel olmuştur. Muhammed'le arası kötü olduğu için Leheb suresi inmiştir. Bunu duyan Ebu Leheb; "Muhammed beni fena hicvetmiş." demiştir.

Tebbet Suresi'nde Ebu Leheb[düzenle | kaynağı değiştir]

Kuran-ı Kerim'in 111. suresi olan Tebbet Suresi (aslı Mesed veya Leheb Suresi'dir), Ebu Leheb ve karısı için inmiştir. Yeğenine engel olduğu için o ve karısı bu surede şiddetli şekilde kınanmıştır. Müslümanlar tarafından cehennemde çok büyük bir azap göreceklerine inanılır ayrıca peygambere karşı gelenlerin ve onlara yardımcı olanların da aynı akıbete uğrayacaklarına inanılır.

Tebbet Suresi: [1]

1. ayet: تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ (Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya)

2. ayet: مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ ( Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı)

3. ayet: سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ (O, alevli bir ateşe girecektir)

4. ayet: وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ ( Karısı da odun hamalı olarak )

5. ayet: فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ (Boynunda da hurma lifinden bir ip olduğu halde)

Not: Surenin Türkçe anlamı Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'an Dili isimli meal/tercümesinden alınmıştır.

Kaynakça[düzenle | kaynağı değiştir]

  1. Surenin tefsiri (yorumu) için, multimediaquran.com

Şablon:İslam-biyo-taslak


ar:أبو لهب bn:আবু লাহাব ca:Abu-Làhab de:Abū Lahab en:Abū Lahab fa:ابولهب fr:Abu Lahab id:Abu Lahab nl:Abu Lahab ibn abd al-Muttalib pl:Abu Lahab pnb:ابو لہب ur:ابولہب

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.