FANDOM


Bakınız

Şablon:Elmalıbakınız d


Elmalı Elmalı (Anlam ayırım) Elmalı, Antalya Elmalı kaymakamları Elmalı Kaymakamlığı Elmalı belediye başkanları Elmalı Belediye Başkanlığı
Muhammed Hamdi Yazır Elmalı'lı Muhammed Hamdi Yazır Küçük Hamdi
Elmalı'lı Muhammed Hamdi Yazır/ŞİİRLERİ
Elmalı Tefsiri Elmalı/Mukaddime Elmalılı Orjinal Tefsiri Elmalı Tefsiri (Orjinal) Elmalı Orjinal Tefsir PDF formatında Elmalı Mealini oluşturmak için düzenleme bilgileri Elmalı Orjinal Meali<br
Şablon:Elmalı Template:Elmalı Tefsiri< Template:Elmalı örneği Şablon:ET Şablon:Muhammed Hamdi Yazır
İlk defa Yenişehir Kaymakamlığı İlçe Müftülüğü tarafından Orijinal Elmalı Tefsiri PDF olarak internet ortamına kazandırıldı 1. Fatiha.pdf 2. Bakara.pdf 3.Al-i-Imran.pdf 4. Nisa.pdf Maide.pdf Enam.pdf Araf.pdf Enfal.pdf Tevbe.pdf Yunus.pdf Hud.pdf Hud.pdf Rad.pdf Ibrahim.pdf Hicr.pdf Nahl.pdf Isra.pdf Kehf.pdf Meryem.pdf Taha.pdf Enbiya.pdf Hacc.pdf Muminun.pdf Nur.pdf Nur.pdf Suara.pdf Neml.pdf Kasas.pdf Ankebut.pdf Rum.pdf Lokman.pdf Secde.pdf Ahzab.pdf Sebe.pdf Fatir.pdf Yasin.pdf Saffat.pdf Sad.pdf Zumer.pdf Mumin.pdf Fussilet.pdf Suara.pdf Zuhruf.pdf Duhan.pdf
Casiye.pdf
Ahkaf.pdf
Muhammed.pdf
Fetih.pdf
Hucurat.pdf
Kaf.pdf
Zariyat.pdf
Tur.pdf
Necm.pdf
Kamer.pdf
Rahman.pdf
Vakia.pdf
Hadid.pdf
Mucadele.pdf
Hasr.pdf
Mumtehine .pdf .pdf
Saff.pdf
Cuma.pdf
Munafikun.pdf
Tegabun.pdf
Talak.pdf
Tahrim.pdf
Mulk.pdf
Kalem.pdf
Hakka.pdf
Mearic.pdf
Nuh.pdf
Cin.pdf
Muzemmil.pdf
Muddessir.pdf
Kiyame.pdf
Insan.pdf
Murselat.pdf
Nebe.pdf
Naziat.pdf
Abese.pdf
Tekvir.pdf
Infitar.pdf
Mutaffifin.pdf
Insikak.pdf
Buruc.pdf
Tarik.pdf
Ala.pdf
Gasiye.pdf
Fecr.pdf
Beled.pdf
Sems.pdf
Leyl.pdf
Duha.pdf
Insirah.pdf
Tin.pdf
Alak.pdf
Kadr.pdf
Kadr.pdf
Zilzal.pdf
Adiyat.pdf
Karia.pdf
Tekasur.pdf
Asr.pdf
Humeze.pdf
Fil.pdf
Kureys.pdf
Maun.pdf
Kevser.pdf
Kafirun.pdf
Nasr.pdf
Tebbet.pdf
Ihlas.pdf
Felak.pdf
Nas.pdf

Hanefilik üzerine Ledünnî Bir ManzumesiEdit

Failâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün</p>

Hâke düşmüş katreyiz deryaya girmiş çıkmışız</p>

Gâh serrâya gehi darrâya girmiş çıkmışız

Pür gubâr olsak da pâkiz bir Hanefî meşrebiz

Dâmeni kirletmeden dünyaya girmiş çıkmışız

İmtihan olmuş meleklerle demi tahmirde

Hüccet almış menzil-i esmaya girmiş çıkmışız

Geh sehâb olmuş ser-i gülşende seyrân etmişiz

Geh şehâb olmuş akıp feyfâya girmiş çıkmışız

Geh semenden neş’e gülden bûy sümbülden edâ

Gâh berkten nur alıp minâya girmiş çıkmışız

Geh coşmuş dide-i şeydâda seylâb olmuşuz.

Geh tutuşmuş sine-i Sinâ’ya girmiş çıkmışız

Silmişiz âyine-i idrâki jeng-i ye’sten

Her seherde başka bir meclâya girmiş çıkmışız

Çeşmesâr-ı ma’rifetden akmışız vadilere

Gâh bir suğrâya gâh kübrâya girmiş çıkmışız

Yerden uçsak da sezadır kimseye bâr olmadan

Evliya bezminde hâk-i paya girmiş çıkmışız

Biz ki genciz rengi hunîninden revnak bulmadık

Şöyle yanından geçip hücraya girmiş çıkmışız

Fakrı fahretsek ne var zakkuma rağbet etmeyip

Biz gınâ-yı kalb ile kimyaya girmiş çıkmışız

Asuman görmüş süzülmüş kürsiden inmiş yere

Bu riyasız kubbe-i hadrâya girmiş çıkmışız

Nefsi tenzih etmeyiz tahdisten de geçmeyiz

Ke’s-i nâ-pâk içmeyiz takvaya girmiş çıkmışız

Zülfe el sundurmadık ruhsâra toz kondurmadık

Zulme divan durmadık helvaya girmiş çıkmışız

Çok görülmez mescid ü meyhaneden dûr olmamız

Biz kıyam u ka’deden imâya gitmiş çıkmışız

Ölmeden öldük cevâbın önce verdik Münkerin

Ruh olmuş maşeri ahyâya girmiş çıkmışız

Meh girer âhir mehaka nev-ı hilâl olmak için

Bizde bir ferda için sevdaya girmiş çıkmışız

Ahmed-i Muhtar elinden içmek üzre kevseri

Bezm-i Musa’dan demi İsâ-ya girmiş çıkmışız.

Neş’emizden feyz alır toprak da bir gün şüphesiz

Bir ledünnî nağmeyiz kim nâya girmiş çıkmışız

Vech-i Hakk’dan başka her şeyde helaki görmüşüz

Biz bu istisna için eşyaya girmiş çıkmışız

Hamdi nisyân etme yavrum âhır i dava odur

Bil livaü’lHamdi ’yiz imzaya girmiş çıkmışız.[1]

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLEEdit

Toprağa düşmüş damlayız deryaya girmiş çıkmışız

Geh doruklara gehi çukurlara girmiş çıkmışız

Tozlar içinde olsak da temiz bir Hanefî [2] meşrebiz

Eteği kirletmeden dünyaya girmiş çıkmışız

İmtihan olmuş meleklerle toprağımız yoğrulduğu zaman

Hüccet almış menzil-i esmaya [3] girmiş çıkmışız

Geh bulut olmuş üstünde gül bahçesinde seyrân etmişiz

Geh göktaşı olmuş akıp çöllere girmiş çıkmışız

Geh yaseminden neşe, gülden koku, sümbülden edâ

Gâh şimşekten nur alıp derinliklere girmiş çıkmışız

Geh coşmuş divane gözünde taşkın su olmuşuz.

Geh tutuşmuş göğüs Sinâ’sına [4] girmiş çıkmışız

Silmişiz idrâk aynasından ümitsizlik kirini

Her seherde başka bir hal aynasına girmiş çıkmışız

Gürül gürül ma’rifet pınarından akmışız vadilere

Gâh bir küçüklere gâh büyüklere girmiş çıkmışız

Yerden uçsak da layıktır kimseye sıkıntı olmadan

Evliya meclisinde ayak tozuna girmiş çıkmışız

Biz ki defineyiz rengi hunîninden parlaklık bulmadık

Şöyle yanından geçip hücreye girmiş çıkmışız

Fakrı öğünsek ne var dünyaya rağbet etmeyip

Biz kalb zenginliği ile kimyaya girmiş çıkmışız

Gökyüzünü görmüş süzülmüş kürsiden inmiş yere

Bu riyasız kubbe-i hadrâya[5] girmiş çıkmışız

Nefsi tenzih[6] etmeyiz şükürden de vaz geçmeyiz

Kadeh-i içki içmeyiz takvaya girmiş çıkmışız

Zülfe el dokundurmadık yüze toz kondurmadık

Zulme divan durmadık tatlılığa girmiş çıkmışız

Çok görülmez mescid ve meyhaneden uzak olmamız

Biz kıyam u ka’deden[7] işaretle gitmiş çıkmışız

Ölmeden öldük cevâbın önce verdik Münkerin

Ruh olmuş dirilme günü topluluğuna girmiş çıkmışız

Ay girer sonunda karanlığa yeni hilâl olmak için

Bizde bir ahiret için bu sevdaya girmiş çıkmışız

Ahmed-i Muhtar [8] elinden içmek için kevseri

Musa meclisinden İsâ zamanına girmiş çıkmışız.

Neş’emizden feyz alır toprak da bir gün şüphesiz

Bir ledünnî nağmeyiz kim neye girmiş çıkmışız

Hakk yüzünden başka her şeyde yok oluşu görmüşüz

Biz bunu anlamak için dünyaya girmiş çıkmışız

Hamdi unutma yavrum son dava odur

Bil, livaü’l Hamdi’yiz [9] imzaya girmiş çıkmışız.[10]


DipnotlarEdit

[1] Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR sempozyumu, TDVY/109, Ankara, 1993, s.333 [2] Hanif: (ara.) er. l. Tek Allah Teâlâ’ya, Allah Teâlâ’nın birliğine inanan. 2. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin tebliğinden önce Mekke’de tek Allah Teâlâ’ya inananlar. [3] “Allah Âdem’e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.” Bakara, 31 [4] Sina: Allah Teâlâ kelâmına Musa aleyhisselâmın nâil olduğu, Süveyş ile Akabe Körfezi arasındaki bir yer ve bir dağ ismi. [5] Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin kabri saadetinin bulunduğu yer [6] Tenzih: Suç ve noksanlıktan uzak saymak. Allah Teâlâ’yı her çeşit kusur, noksan, şerik gibi hallerden uzak bilip söylemek. Kabahati yok olduğu anlaşılmak ve onu ifade etmek. [7] kıyam ve ka’deden: namazdaki ayakta ve durma [8] Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem [9] Liva-ül hamd: Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin bayrağı. Ona inananlar kıyametten sonra bu bayrağın altında toplanacaklardır. [10] Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR sempozyumu, TDVY/109, Ankara, 1993, s.333

[[Muhammed Hamdi Yazır'ın Rahman suresini şiirsel tefsiri]] Şablon:MHY

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.