Emâneti Ehline Veriniz![düzenle | kaynağı değiştir]

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Kâbe’ye geldiğinde Mescid-i Harâm’ın bir köşesinde oturmuştu. Mücâhidler de çevresine oturmuşlardı. Allâh Rasûlü, Kâbe’nin anahtarını getirmesi için, Hazret-i Bilâl’i Osmân bin Talha’ya gönderdi. Hazret-i Bilâl, Osmân -radıyallâhu anh-’a gidip:

“–Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Kâbe’nin anahtarını getirmeni emrediyor!” dedi. Osmân:

“–Olur!” diyerek anası Sülâfe’nin yanına gitti. O zaman anahtar onun yanında bulunuyordu:

“–Ey anacığım! Anahtarı bana ver! Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana adam gönderdi ve anahtarı kendisine getirmemi emretti.” dedi.

Sülâfe:

“–Kavminin şereflendiği, övündüğü bir şeyi götürüp elinle teslîm etmenden Allâh’a sığınırım! O, bu anahtarı sizden alınca, bir daha hiçbir zaman geri vermeyecektir!” dedi. Osmân -radıyallâhu anh- biraz uğraştıktan sonra anahtarı anasından alıp Peygamber Efendimiz’e getirdi ve:

“–Bunu Sana Allâh’ın emaneti olarak veriyorum!” dedi. Anahtarın kendisine geri verilmeyeceğinden korkuyordu. (Vâkıdî, II, 833; Heysemî, VI, 177)

Âlemlerin Efendisi Kâbe’yi açtı. İçeri girerek kapının, üzerine kapatılmasını emretti. Uzunca bir müddet orada kaldı. İki rekât namaz kıldı. (Vâkıdî, II, 835; İbn-i Sa’d, II, 137)

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Kâbe’den çıktı. Fetih hutbelerini îrâd buyurduktan sonra:

“–Osmân nerede?” diye sordu. Osmân bin Talha ayağa kalktı. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

[[إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤدُّواْ الأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُواْ بِالْعَدْلِ إِنَّ اللّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا]]

“Allâh, size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allâh, size böylece ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allâh, işiten (ve) görendir.” (en-Nisâ, 4/58) âyetini okuduktan sonra:

“–Ey Ebû Talha Oğulları! Allâh Teâlâ’nın emânetini, sürekli sizde kalmak ve dürüst hareket etmek üzere alınız! Onu, zâlim olmadıkça hiç kimse elinizden alamaz! Bugün, iyilik ve ahde vefâ günüdür.” buyurdu. (İbn-i Hişâm, IV, 31-32; Vâkıdî, II, 837-838; İbn-i Sa’d, II, 137)

Şu hâdisede de görüldüğü gibi emânetlerin ehline verilmesi, çok mühim bir meseledir. Zîrâ emânetler ehline verildiği zaman, fertte, âilede ve devlette huzur ve sükûn devâm etmiş, aksi durumlarda ise büyük imparatorluklar bile yerle bir olmuştur. Târih, bunun nice misâlleriyle doludur.

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- emânet husûsunun hassâsiyet ve ehemmiyetini bir hadîs-i şerîfinde ne güzel aksettirir:

Emânet ehline verilmediği zaman, işte o zaman kıyâmeti bekle!” (Buhârî, İlim, 2; Ahmed, II, 361)

Hulâsa, emânetin ehline verilmemesi, kıyâmet alâmetlerinin en mühimlerinden birini teşkîl etmektedir.

Kendisinde önceden beri sikâye (hacılara su ikrâm etme) vazîfesi bulunan Hazret-i Abbâs -radıyallâhu anh-, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den Hicâbe vazîfesini de istemişti. Peygamber Efendimiz, amcasına:

“–Ben size insanların Beytullâh’a göndereceği örtü gibi şeylerden geçiminizi sağlayacağınız şeyi değil, hacıların su ihtiyaçlarını karşılamak üzere servetinizden harcayarak bu yüzden hayra nâil olacağınız zahmetli vazîfeyi veriyorum!” buyurdu ve hacılara su ikrâm etme vazîfesine devâm etmesini söyledi.

Abbâs -radıyallâhu anh-’ın Tâif’te üzüm bağı vardı. İslâm’dan önce de sonra da oradan kuru üzüm taşır, Zemzem’in içine katarak hacılara ikrâm ederdi. Kendisinden sonra oğulları ve torunları da hep böyle yaptılar. (İbn-i Hişâm, IV, 32; İbn-i Sa’d, II, 137; Vâkıdî, II, 838)

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- fethin ikinci günü öğle namazından sonra insanların arasında ayağa kalktı. Allâh Teâlâ’ya hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Şüphe yok ki Allâh, göklerle yeri, güneş ile ayı yarattığı gün, Mekke’yi de haram ve dokunulmaz kılmıştır!

Kıyâmet gününe kadar da haram ve dokunulmaz olarak kalacaktır!

Şüphesiz Allâh Fil ordusunu Mekke’ye girmekten alıkoymuş, Rasûlü’nü ve mü’minleri ise buna muvaffak kılmıştır.

Mekke benden sonra hiç kimseye helâl değildir.

Mekke’nin avı ürkütülmez, dikeni kesilmez, bulan kimsenin, sâhibini araması için alması hâriç, kaybolan eşyâsını almak helâl olmaz.

Bir kimsenin yakını öldürülürse iki şeyden hangisi hayırlı ise onu isteyebilir:

Ya diyet ya da kısas.”

Bunun üzerine Hazret-i Abbâs -radıyallâhu anh-:

“–İzhir (otunun koparılması) müstesnâ olsun. Çünkü kabirlerimiz ve evlerimizde onu kullanıyoruz.” dedi.

Peygamber Efendimiz:

“–İzhir müstesnâ!” buyurdu. (Buhârî, Lukata, 7; Meğâzî, 53; Ahmed, IV, 31-32; II, 238)

Mekke’nin fethi günü yaşanan şu manzara da, ashâbın yıldızlaştığı gönül ufkunu sergilemektedir:

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Mescid-i Harâm’da otururken, Hazret-i Ebû Bekir, babası Ebû Kuhâfe’yi getirdi. Allâh Rasûlü onu görünce:

“–Ey Ebû Bekir! İhtiyar babanı buraya kadar yormasaydın, ben onun yanına gelseydim!” buyurdu.

Ebû Bekir -radıyallâhu anh-:

“–Yâ Rasûlallâh! Onun Sana gelmesi, Sen’in ona gitmenden daha münâsiptir.” karşılığını verdi.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ebû Kuhâfe’yi önüne oturttu, elini kalbinin üzerine koydu ve:

“–Ebû Kuhâfe! Müslüman ol, selâmet bulursun!” dedi. O da müslüman oldu, samîmî olarak şehâdet getirdi. (İbn-i Sa’d, V, 451)

Ebû Kuhâfe -radıyallâhu anh-, bey’at etmek üzere elini Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek eline uzatınca Peygamber âşığı Ebû Bekir -radıyallâhu anh- kendini tutamayıp ağlamaya başladı. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hayretle niçin ağladığını sorunca Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- gözyaşları içinde:

“–Yâ Rasûlallâh, Sana bey’at etmek üzere uzanan şu el, benim babamın eli değil de Sen’in amcan Ebû Tâlib’in eli olsaydı da bu vesîleyle Allâh Teâlâ benim yerime Sen’i sevindirseydi, kim bilir ne târifsiz bir sevince nâil olurdum. Çünkü Sen, onu çok seviyordun.” dedi. (Heysemî, VI, 174)

İşte o şânı yüce Peygamber’in yüksek ahlâkından lâyıkıyla istifâdenin ve O’nda fânî olmanın, kâbına varılmaz, seyrine doyulmaz bir manzarası…

Böylesine ulvî bir hayranlık, ihtirâm ve muhabbet çağlayanını acabâ târih kaç kere seyredebilmiştir?

4/58 Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤدُّواْ الأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُواْ بِالْعَدْلِ إِنَّ اللّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا ﴿٥٨﴾

İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).

1. inne : muhakkak 2. allâhe : Allah 3. ye'muru-kum : size emrediyor 4. en tueddû : iade etmeniz, teslim etmeniz 5. el emânâti : emanetler 6. ilâ : ...'e 7. ehli-hâ : onun ehli, sahibi 8. ve izâ : ve ... olduğu zaman 9. hakemtum : siz hakemlik yaptınız, hüküm verdiniz 10. beyne : arasında 11. en nâsi : insanlar 12. en tahkumû : hükmetmeniz 13. bi el adli : adalet ile 14. inne : muhakkak 15. allâhe : Allah 16. niımmâ : ne güzel 17. yeızu-kum : size vaaz ediyor, öğüt veriyor 18. bi-hî : onunla 19. inne : muhakkak 20. allâhe : Allah 21. kâne : oldu, idi, ...dır 22. semîan : en iyi işiten 23. basîran : en iyi gören


1 - İmam İskender Ali Mihr: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.

2 - Diyanet İşleri: Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

3 - Abdulbaki Gölpınarlı: Şüphe yok ki Allah, emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten de Allah, size ne de güzel öğüt vermede. Şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, görür.

4 - Abdullah Parlıyan: Gerçekten Allah size, emanetleri ehil olanlara vermenizi ve her ne zaman insanlar arasında hüküm verecek olursanız, adaletle hükmetmenizi emreder. Evet Allah size ne güzel öğüt veriyor. Allah mutlaka herşeyi işiten ve herşeyi görendir.

5 - Adem Uğur: Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.

6 - Ahmed Hulusi: Muhakkak ki Allâh emanetleri ehillerine vermenizi ve insanlar arasında âdil olarak (herkesin hakkını vererek) hükmetmenizi emreder. Muhakkak Allâh bununla size ne güzel öğüt veriyor. Kesinlikle Allâh Semi'dir, Basıyr'dir.

7 - Ahmet Tekin: Allah size, emanetleri, kamu görevlerini, devlet işlerini, sorumluluk gerektiren meseleleri mutlaka ehline, kabiliyetli, liyâkatli, bilgili, dürüst ve güvenilir kimselere vermenizi, insanlar arasında hakem-hâkim, idareci olduğunuz zaman, adâletle icraat yapmanızı, hüküm vermenizi emrediyor. Allah size ne güzel öğütler veriyor, sorumluluklarınız konusunda sizi uyarıyor. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir, görür; doğru olanı duyurur, doğruları gösterir.

8 - Ahmet Varol: Allah emanetleri sahiplerine teslim etmenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emretmektedir. Allah ne güzel öğüt veriyor! Allah duyandır, görendir.

9 - Ali Bulaç: Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.

10 - Ali Fikri Yavuz: Gerçekten Allah, size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hüküm vermenizi emreder. Hakikaten Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphe yok ki Allah, hükümlerinizi hakkıyle işitici, emanete ait işlerinizi hakkıyle görücüdür.

11 - Ali Ünal: Allah, size (umumî ve hususî görevler, kamu hizmetleri, makam ve mevkiler dahil) bütün emanetleri ehillerine vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Böylece Allah, size gerçekten ne güzel öğüt veriyor, ne güzel yol gösteriyor! Hiç şüphesiz Allah, (söylediğiniz sözler, verdiğiniz hükümler dahil) her şeyi hakkıyla işitendir; her şeyi hakkıyla görendir.

12 - Bayraktar Bayraklı: Allah size, mutlaka emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir; her şeyi görendir.[77]

13 - Bekir Sadak: Hic suphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasinda hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emreder. Allah size ne guzel ogut veriyor. suphesiz Allah isitir ve gorur.


HİDAYETİ GİZLEYENLER RAPORLARI Hidayet; insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşmasıdır. Hidayet, İslâm'ın en önemli kavramıdır. Çünkü bir insan ancak Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ'nın cennetine girmeye hak kazanabilir. Hidayeti gizleyenler, Kur'ân'ın aslında olan "O'na ulaşır", "Allah'a ulaşmak" gibi ifadeleri meâllerinde değiştirerek Allah'a ulaşmayı gizleyen kişilerdir. HİCR-41 için Hidayeti Gizleyenler Raporu

Âyete ekledikleri ve çıkardıkları kelimelerle Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştıran yol olduğunu belirtmemiş olan mütercimlerimiz HİDAYETİ GİZLEMİŞLERDİR. Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştıran yol ol... Raporun devamı... 14 - Celal Yıldırım: Şüphesiz ki Allah emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt verir! Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten ve görendir.

15 - Cemal Külünkoğlu: Allah size, mutlaka emanet (ve iş)leri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla görendir.

16 - Diyanet İşleri (eski): Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür.

17 - Diyanet Vakfi: Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.

18 - Edip Yüksel: ALLAH emaneti sahiplerine vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. ALLAH size ne güzel öğüt veriyor. ALLAH İşitendir, Görendir.

19 - Elmalılı Hamdi Yazır: Haberiniz olsun ki Allah size şunları emrediyor: Emanetleri ehline veresiniz ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakıt adaletle hükmedesiniz, hakikat Allah size ne güzel va'z veriyor, şüphesiz ki Allah semi', basir bulunuyor.

20 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah işiten ve bilendir.

21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

22 - Gültekin Onan: Şüphesiz Tanrı, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi buyuruyor. Bununla Tanrı, size ne güzel öğüt veriyor... Doğrusu Tanrı, işitendir, görendir.

23 - Harun Yıldırım: Muhakkak ki Allah size emanetleri sahiplerine vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor! Muhakkak ki Allah’ın size kendisiyle öğüt verdiği şey ne güzeldir. Muhakkak ki Allah Semi’ ve Basir olandır.

24 - Hasan Basri Çantay: Şübhesiz ki Allah size emânetleri ehil (ve erbâb) ına vermenizi, insanlar arasında hükmetdiğiniz zaman adaletle hükmeylemenizi emreder. Allah bununla size, gerçek, ne güzel öğüd veriyor! Şübhe yok ki Allah (sözlerinizi, hükümlerinizi) hakkıyle işidici, (bütün yapdıklarınızı) hakkıyle görücüdür.

25 - Hayrat Neşriyat: Şübhe yok ki Allah size, emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder! Doğrusu Allah, bununla size ne güzel nasîhat veriyor! Şübhesiz ki Allah, Semî' (herşeyi işiten)dir, Basîr (hakkıyla gören)dir.

26 - İbni Kesir: Şüphesiz ki Allah; size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah; bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah; Semi', Basir olandır.



27 - İlyas Yorulmaz: Allah, size sorumlulukları ehillerine vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zamanda, adaletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel tavsiyelerde bulunuyor. Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.

28 - Kadri Çelik: Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size pek de güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

29 - Muhammed Esed: Allah, size emanet edilen (şey)leri ehil olanlara tevdi etmenizi ve her ne zaman insanlar arasında hüküm verecek olursanız adaletle hükmetmenizi emreder. Allahın size yapılmasını tavsiye ettiği (şey), mutlaka en güzel (şey)dir: Allah, kesinlikle her şeyi işitendir, her şeyi görendir.

30 - Mustafa İslamoğlu: Allah, size emanet edilen şeyleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verecek olursanız adaletle hüküm vermenizi emrediyor. Allah size ne de güzel öğüt veriyor; zira Allah akıl sır ermez bir biçimde her şeyi işiten, her şeyi görendir.

31 - Ömer Nasuhi Bilmen: Muhakkak Allah Teâlâ size emrediyor ki, emanetleri ehline veriniz ve nâs arasında hükmedince adâletle hükmediniz. Şüphesiz Allah Teâlâ size bununla ne güzel öğüt veriyor. Şüphe yok Allah Teâlâ bihakkın işitici ve bihakkın görücüdür.

32 - Ömer Öngüt: Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor. Şüphesiz ki Allah işitendir, görendir.

33 - Şaban Piriş: Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman da adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.

34 - Sadık Türkmen: Allah size, görevleri mutlaka ehline (uzmanına) vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah; hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

35 - Seyyid Kutub: Allah size emanetleri, onları taşıyabilecek olanlara yüklemenizi ve insanlar arasında hüküm verirken adalete uygun hüküm vermenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor! Hiç kuşkusuz Allah işiten ve görendir.

36 - Suat Yıldırım: Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adalete uygun tarzda hüküm vermenizi emreder. Allah bununla, size ne de güzel öğüt veriyor! Şüphe yok ki Allah semî ve basîrdir (sözlerinizi de, hükümlerinizi de hakkıyla işitir, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görür).

37 - Süleyman Ateş: Allâh, size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allâh size böylece ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu, Allâh işiten, görendir.

38 - Tefhim-ul Kuran: Hiç şüphe yok Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.

39 - Ümit Şimşek: Allah size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hüküm verdiğinizde de adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten de Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz ki Allah herşeyi işitir, herşeyi görür.

40 - Yaşar Nuri Öztürk: Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür.

Bu ayet bir hidayet ayetidir, aşağıdaki meallerde ayetin sadece hidayet ile ilgili bölümü yer alıyor olabilir, dikkatinize sunarız.

Abdullah Aydın: Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaleti yerine getirmenizi emreder. Bu Allah'ın güzel bir öğüdüdür. Şüphesiz Allah her şeyi işiten ve görendir.

Ahmet Davudoğlu: Allah, size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emreder. Gerçekten Allah bununla size ne güzel nasihat veriyor. Şüphesiz Allah, (söylenenleri) işiten, (yaptıklarınızı) görendir.

Ali Arslan: Şüphesiz ki Allah, sizlere emanetleri sahiplerine teslim etmeyi emrediyor.

Arif Pamuk: Gerçekten Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.

Ayntabî Mehmet Efendi: Allahû Tealâ, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder. Allah Teala, bununla size ne güzel nasihat ediyor. Allahü Azîmü'ş-şan (sözlerinizi ve hükümlerinizi) işitici ve (bütün yaptıklarınızı) görücüdür.

Bahaeddin Sağlam: Muhakkak Allah, emanetleri sahiplerine ödemenizi emreder.

Diyanet Vakfı (1993): Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi emreder.

Hasan Tahsin Feyizli: Muhakkak ki Allah size, emanet (ve görev)leri ehline vermenizi emreder.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay: Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi emreder.

Hüseyin Kaleli: “Şüphesiz ki Allâh size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Muhakkak ki Allâh bununla size ne güzel öğüt veriyor. Elbette Allâh, (hakkıyla) işiten ve görendir.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen: Muhakkak ki Allah, Kendisine ortak koşulmasını affetmez; bundan başka günahları dilediği kimse için bağıslar. Allah'a ortak koşan ise, pek büyük bir günah ile iftirada bulunmuştur.

Nedim Yılmaz: Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adaletle hüküm vermenizi emrediyor. Allah’ın size verdiği bu öğüt ne güzeldir. Allah hakkıyla işitici ve görücüdür.

Ömer Rıza Doğrul: Allah size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmederken adaleti gözetleyip onunla hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Allah (her yaptığınızı) duyucu ve görücüdür.

Talat Koçyiğit: Allah, size emanetleri ehline vermenizi emrediyor.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan: Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder.

Bir Heyet: Gerçekten Allah size, emanetleri ehil olanlara vermenizi emreder.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.