FANDOM


Emin Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz.

Kendisinden korkulmayan.

Kendine inanılan. İtimat edilen.

İnanan, güvenen.

Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.

EMÂN

Sözlükte "güven, güvence, güvenlik, emniyette olmak, korkusuz olmak" gibi anlamlara gelen emân; bir fıkıh terimi olarak, İslâm ülkesine girmek isteyen gayrimüslim yabancıya, can ve mal güvencesi sağlayan taahhüt ve akdi ifade etmektedir. Tanımda yer alan gayrimüslim yabancıdan, barış antlaşması bulunmayan yabancı devlet vatandaşı kastedilmektedir. Emân isteyen kimseye müste'min, eman verilene müste'men, emân veren kişiye de müemmin denir. Hadislerde emân kelimesi ile birlikte, ahd ve zimmet tabirleri de kullanılmaktadır.

Emân isteyen taraf kadın veya erkek, herhangi bir dine mensup tek bir kişi ya da bir topluluk olabilir. Bir erkeğe verilen emân, hem kendisinin hem de yanında bulunan aile fertlerinin can ve mallarını hukukî güvence altına alır. Emân isteyen kişide casusluk, sabotaj, kışkırtıcılık gibi zarar vermeye yönelik bir kastın olmaması şartı aranmaktadır.

Klasik fıkıh literatüründe, belli bir şahsa veya sınırlı sayıdaki yabancıya verilen özel emânın (emânu'l-hâs) yanında, bir şehir, bölge, kale veya ülke halkı gibi geniş topluluklara tanınan genel emândan (emânu'l-âmm) da bahsedilmektedir. Zaman ve mekân bakımından sınırlanabilir olan emân akdi, müste'menin kendisine emân verildiğini öğrenmesinden veya kabulünden sonra başlar ve ülkesine dönmesi veya sürenin dolmasıyla sona erer.

Günümüz toplumlarında milletler arası örf ve âdetlerin değişmesi sebebiyle emân ve emânnamelerin yerini tamamen devlet kontrolünde olan pasaport, vize, ikâmet izni gibi uygulamalar almıştır. (İ.P.)

EMAN Korkusuzluk. * Af ve yardım dileme. Eminlik. (Bak: Aman)

EMANAT (Emanet. C.) Emanetler.

EMANET Eminlik. İstikamet üzere bulunmak. * Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. * Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen. * Osmanlılar Devrinde bazı devlet dairelerine verilen isim. Şehr emâneti, Rusumat emâneti gibi...(Dinimiz, emaneti ehline bırakmamızı emreder. İdare makamları da birer emanettir. Hz. Ömer (R.A.) halifelik makamına getirilince şöyle demiştir: "Ey insanlar! Ben Allah ve Peygamberimize itaat ettiğim sürece, siz de bana uyun ve itaat edin. Doğru yoldan saparsam, kılıçlarınızla beni doğrultun." Demek ki müslüman hata ve haksızlık karşısında pasif kalamaz.)

EMANETDAR f. Kendisine birşey emanet edilen kimse, emanetçi.

EMANETDARÎ f. Emanetçilik.

EMANETEN Emanet yoluyla, emanet olarak. * Bir resmî daire tarafından bizzat, ihale şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak.

EMAN-HAH f. Eman isteyen, eman diliyen, aman diyen.

EMANİ Emniyetler. Niyetler, gayeler, istekler. Arzular, dilekler. * f. Eminlik, korkusuzluk.

EMANİ-İ MAHSUSA Hususi arzular, özel maksatlar.

Edit

Lupa Sıfat Edit

Ico libri Anlamlar

[1] güvenilir.
[2] emniyetli.

Write Yazılışlar

امين

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Kökenku:emîn

Edit

Lupa Fiil (çekilmiş) Edit

Ico libri Anlamlar

[1] güvenilmek fiilinin bildirme kipi geniş zaman 3. teklik şahıs olumlu çekimi

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

ky:güvenilir

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.