FANDOM


Taha Suresi/128-135-Taha Suresi/Elmalı/128-135 Enbiya Suresi/1-10 Enbiya Suresi/11-41-Enbiya Suresi Suresi/Elmalı/11-41
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali
Elmalı (Sadeleştirilmiş Meal)
İngilizce (Yusuf Ali Meali )
Yaklaştı nâsa hisabları onlar ise hâlâ gaflette aldırmıyorlar
İnsanların hesab (görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar.
Their reckoning draweth nigh for mankind, while they turn away in heedlessness.
Rablarından kendilerine gelen her yeni ıhtarı mutlak eğlenerek dinliyorlar
Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.
Never cometh there unto them a new reminder from their Lord but they listen to it while they play.
[[ لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ ]]
Kalbleri hep oyunda hem onlar o zalimler şu gizli fısıltıyı sirleştiler: bu sırf sizin gibi, bir beşer artık göre göre sihre mi gidiyorsunuz?
Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?"
With hearts preoccupied. And they confer in secret The wrong doers say: Is this other than a mortal like you? Will ye then succumb to magic when ye see (it)?
Dedi: rabbım söyleneni bilir: Gökte de Yerde de ve o öyle semî, öyle alîmdir
Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi.
He saith: My Lord knoweth what is spoken in the heaven and the earth. He is the Hearer, the Knower.
Dediler: adgâsü ahlâm, yok onu uydurdu, yok o bir şâir, yoksa bize evvelkilerin gönderildikleri gibi bir âyet getirsin
Onlar: "Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler.
Nay, say they, (these are but) muddled dreams; nay, he hath but invented it; nay, he is but a poet. Let him bring us a portent even as those of old (who were God's messengers) were sent (with portents).
Onlardan evvel ihlâk ettiğimiz hiç bir karye iyman etmedi şimdi onlar mı iyman edecekler?
Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman edecekler?
Not a township believed of those which We destroyed before them (though We sent them portents): would they then believe?
Senden evvel de başka değil ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz bir takım ricâl gönderdik, haydin zikr ehline sorun bilmiyorsanız
(Ey -Muhammed!) Biz, senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkek(peygamber)ler gönderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun.
And We sent not (as Our messengers) before thee other than men whom We inspired. Ask the followers of the Reminder if ye know not?
biz onları hem yemek yemez bir cesed yapmadık hemde mühalled değildiler
Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.
We gave them not bodies that would not eat food, nor were they immortals.
Sonra onlara olan va'de sadık olduk da kendilerini ve dilediklerimizi necata çıkarıp müsrifleri helâk ettik
Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; hem onları, hem de dilediğimiz kimseleri kurtardık, aşırı gidenleri yok ettik.
Then We fulfilled the promise unto them. So We delivered them and whom We would, and We destroyed the prodigals.
Şanım hakkı için size bir kitab indirdik ki bütün şanımız onda? hâlâ akıllanmıyacakmısınız?
(Ey Kureyş topluluğu!) And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
Now We have revealed unto you a Scripture wherein is your Reminder. Have ye then no sense?
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.