FANDOM


Enbiya Suresi/42-50-Enbiya Suresi/Elmalı/42-50 Enbiya Suresi/51-75 Enbiya Suresi/76-93-Enbiya Suresi Suresi/Elmalı/76-93
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik
And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
And We verily gave Abraham of old his proper course, and We were Aware of him,
O vakıt ki babasına ve kavmine ne bu başına toplanıb durduğunuz temasîl dedi
O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
When he said unto his father and his folk: What are these images unto which ye pay devotion?
Atalarımızı bunlara ıbadet ediyor bulduk dediler
Onlar: "Biz atalarımızı bunlaratapar bulduk" dediler.
They said: We found our fathers worshippers of them.
Kasem olsun ki dedi, siz de atalarınız da açık bir dalâl içindesiniz
İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
He said: Verily ye and your fathers were in plain error.
Dediler: ciddi mi söylüyorsun yoksa sen şakacılardan mısın
Onlar : "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
They said: Bringest thou unto us the truth, or art thou some jester?
Doğrusu, dedi: rabbınız o Göklerin ve Yerin rabbıdır ki onları yaratmıştır ve ben buna şehadet edenlerdenim
O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
He said: Nay, but your Lord is the Lord of the heavens and the earth, Who created them; and I am of those who testify unto that.
Ve tallahi siz dönüp gittikten sonra putlarınıza lâhüdd bir tedbir yapacağım
"Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."
And, by Allah, I shall circumvent your idols after ye have gone away and turned your backs.
Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler
Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.
Then he reduced them to fragments, all save the chief of them, that haply they might have recourse to it.
Bunu bizim ilâhlarımıza kim yapmış? Her halde o zalimlerden biri dediler
(Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.
They said: Who hath done this to our gods? Surely it must be some evil doer.
Bir delikanlı işittik bunları anıyor adına İbrahim deniyormuş dediler
(Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline dola dığınıduymuştuk" dediler.
They said: We heard a youth make mention of them, who is called Abraham.
Haydin dediler: getirin onu nâsın gözleri önüne belki şehadet ederler
"O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.
They said: Then bring him (hither) before the people's eyes that they may testify.
Dediler: sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ya İbrahim
62 - (İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler
They said: Is it thou who hast done this to our gods, O Abraham?
Belki dedi şu büyükleri yapmıştır, sorun bakalım onlara eğer söylerlerse
İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.
He said: But this, their chief hath done it. So question them, if they can speak.
Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de dediler: doğrusu siz haksızsınız
Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."
Then gathered they apart and said: Lo! ye yourselves are the wrong doers.
Sonra yine tepeleri üstü ters döndüler, sen cidden bilirsin ki bunlar söylemez dediler
Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.
And they were utterly confounded, and they said: Well thou knowest that these speak not.
O halde dedi: Allahı bırakıp da size hiç bir faide veremiyecek, zarar da edemiyecek nesnelere mi tapıyorsunuz?
(İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"
He said: Worship ye then instead of Allah that which cannot profit you at all, nor harm you?
Yuf size ve Allahdan başka taptıklarınıza! hâlâ akıllanmıyacak mısınız?
"Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
Fie on you and all that ye worship instead of Allah! Have ye then no sense?
Siz bunu, dediler: yakın da ilâhlarınızın öcünü alın, bir iş yapacaksınız
Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
They cried: Burn him and stand by your gods, if ye will be doing.
Ey nâr, serin ve selâmet ol İbrahime dedik
Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
We said: O fire, be coolness and peace for Abraham.
Ona bir dolab kurmak istediler, biz de daha ziyade kendilerini husrâna düşürdük
Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.
And they wished to set a snare for him, but We made them the greater losers.
Ve onu Lût ile beraber kurtarıp içinde âlemîne bereketler verdiğimiz Arza çıkardık
Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.
And We rescued him and Lot (and brought them) to the land which We have blessed for (all) peoples.
Ve ona İshakı ihsan ettik, fazla olarak Ya'kubu da ve her birini salihînden kıldık
Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.
And We bestowed upon him Isaac, and Jacob as a grandson. Each of them We made righteous.
[[وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ ۖ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ]]
Ve hepsini emrimizle yol göteren imamlar ettik ve kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı zekât vermeyi, vahyeyledik ve hep bize âbid idiler
Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
And We made them chiefs who guide by Our command, and We inspired in them the doing of good deeds and the right establishment of worship and the giving of alms and they were worshippers of Us (alone).
[[ وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ]]
Lût, ona da huküm, bir ılim verdik ve onu habasetler işliyen o karyeden kurtardık, hakıkat onlar kötü, fasık bir kavm idiler
Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.
And unto Lot We gave judgment and knowledge, and We delivered him from the community that did abominations. Lo! they were folk of evil, lewd.
Onu ise rahmetimize idhal eyledik, çünkü o cidden salihînden idi
Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o salihlerdendi.
And We brought him in unto Our mercy. Lo! he was of the righteous.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/Enbiya_Suresi/51-75?oldid=137225" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.