FANDOM


Enbiya Suresi/76-93-Enbiya Suresi/Elmalı/76-93 Enbiya Suresi/94-112 Hac Suresi/1-10-Hac Suresi/Elmalı/1-10
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
İmdi her kim mü'min olarak salihattan bir amel işlerse onun sa'yine küfran yok ve her halde biz onun hisabına yazarız
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.
Then whoso doeth good works and is a believer, there will be no rejection of his effort Lo! We record (it) for him.
İhlâk ettiğimiz karyeye dahi haramdır ki rücu' etmiyecek olsunlar
Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkansızdır.
And there is a ban upon any community which We have destroyed: that they shall not return,
Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc açılıb da her tepeden saldırdıkları Ye'cüc
Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.
Until, when Gog and Magog are let loose, and they hasten out of every mound.
[[ وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ]]
ve hak va'd yaklaştığı vakıt, o zaman işte o küfredenlerin derhal gözleri belerecek «eyvah bizlere biz bundan gaflet ettik, hayır kendimize zulmetmiş olduk» diyecekler
Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.
And the True Promise draweth nigh; then behold them, starring wide (in terror), the eyes of those who disbelieve! (They say): Alas for us! We (lived) in forgetfulness of this. Ah, but we were wrong doers!
Haberiniz olsun ki siz ve Allahdan başka taptığınız nesneler hep Cehennem mermisisiniz, siz, ona vürud edeceksiniz
Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
Lo! ye (idolaters) and that which ye worship beside Allah are fuel of hell. Thereunto ye will come.
Onlar ilâh olsalardı ona vürud etmezlerdi, halbuki hepsi onda muhalled kalacaklar
Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.
If these had been Gods they would not have come thither, but all wilt abide therein.
Öyle ki onların orada bir zefîri var, bunlar da orada iken işitmiyecekler
Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.
Therein wailing is their portion, and therein they hear not.
Şübhe yok ki haklarında bizden husnâ sebkedenler, bunlar, ondan uzaklaştırılmışlardır
Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.
Lo! those unto whom kindness hath gone forth before from Us, they wilt be far removed from thence.
ve bunlar canlarının istediğinde muhalled kalacaklardır
Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
They will not hear the slightest sound thereof, while they abide in that which their souls desire.
O fezeı ekber bunlarımahzun etmiyecek ve bunları Melekler şöyle karşılayacaklar: bu işte sizin o gününüz ki va'dolunuyordunuz
O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
The Supreme Horror will not grieve them, and the angels will welcome them, (saying): This is your Day which ye were promised;
[[ يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَا ۚ إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ]]
O gün ki Semâyı kitablar için defter dürer gibi düreceğiz evvel başladığımız gibi halkı iade edeceğiz, uhdemizde bir va'd, şübhe yok ki biz yaparız
Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.
The Day when We shall roll up the heavens and a recorder rolleth up a written scroll. As We began the first creation, We shall repeat it. (It is) a promise (binding) upon Us. Lo! We are to perform it.
Şanım hakkı için zikirden sonra Zeburda da yazmıştık: ki her halde Arz, ona benim salih kullarım vâris olacaktır
And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
And verity We have written in the Scripture, after the Reminder: My righteous slaves will inherit the earth:
Şübhe yok ki bunda âbid bir kavm için kâfi bir öğüd vardır
Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.
Lo! there is a plain statement for folk who are devout.
Ve seni sâde âlemîne rahmet olarak göndermişizdir
(Ey -Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
We sent thee not save as a mercy for the peoples.
De ki: bana sade vahyolunuyor ki: ilâhınız ancak bir ilâhdır, şimdi siz müsliman oluyor musunuz?
De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"
Say: It is only inspired in me that your God is One God. Will ye then surrender (unto Him)!
Bunun üzerine aldırmazlarsa o halde de de ki: size düpedüz ı'lân ettim, ve bilmem bu size edilen va'dvaîd pek yakın mi, yoksa uzak mı?
Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."
But if they are averse, then say: I have warned you all alike, although I know not whether nigh or far is that which ye are promised.
Şübhe yok ki o, söylenenden, açığa vurulanı da bilir gizlediğinizi de bilir
Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
Lo! He knoweth that which is said openly, and that which ye conceal.
Ve bilmem belki bu-mühlet-sizin için bir imtihan ve vakta kadar bir istifadedir
Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.
And I know not but that this may be a trial for you, and enjoyment for a while.
Dedi: ya rabb! hakka hukmet ve rabbımız rahmandır ancak isnadlarınıza karşı sığınılacak müstean
(Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "
He saith: My Lord! Judge Thou with truth. Our Lord is the Beneficent, whose help is to be implored against that which ye ascribe (unto Him).
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/Enbiya_Suresi/94-112?oldid=137227" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.