FANDOM


Bakınız

Görüntülü ve mealli enfal suresi bölüm 1 ishak danış

Görüntülü ve mealli enfal suresi bölüm 1 ishak danış

görüntülü ve mealli enfal suresi bölüm 1 ishak danış

Şablon:Enfalbakınız - d
8. Enfal - Nefil - Nefel - Nafile -
Enfal Suresi
Enfal suresi
Surah Anfal
سورة الانفال
Enfal Suresi/Elmalı Orijinal Dosya:8-Enfal.pdf
Enfal Süresi/VİDEO
Enfal Suresi/1-10 Enfal Suresi/11-19 Enfal Suresi/20-28 Enfal Suresi/29-37 Enfal Suresi/38-44
ENFAL - «Nefel » in cem'idir, Esasen nefil ve nafile bir asl üzere ziyade olan şey demektir, nâmaz, oruç ve sair ıbadatta asl olan farz üzerine ziyade bulunanlara nafile denildiği gibi cihadda asıl ecrolan sevabı uhrevî üzerine zâid olan ganimete de «nefel » denilmiştir. Bundan başka bir gaziye hıssai ganimetinden fazla olarak meselâ, şu sipere ilk girene şu verilecektir» gibi tenfil tarikıyle verilmesi şart edilen mâlâ dahi nefel ıtlak edilir. Salisen denilmiştir ki burada enfalden murad alel'umum ganâim değil, humüstür. Rabian denilmiştir ki enfal müşriklerden bilâ kıtâl çıkıb müslimanların eline geçen fey idir.

Enfal Suresi Meali

Enfal Suresi Meali

Enfal Suresi Meali

Mahmoud siddiq al Minshawi surah Enfal

Mahmoud siddiq al Minshawi surah Enfal

mahmoud siddiq al Minshawi surah Enfal

Mahir il Maigli - Enfal Suresi

Mahir il Maigli - Enfal Suresi

Mahir il Maigli - Enfal Suresi

Ibrahim Jibreen Surah Anfal Part 1

Ibrahim Jibreen Surah Anfal Part 1

Ibrahim Jibreen Surah Anfal Part 1

008 Surah Al Anfal -- Siddiq Minshawi سورة الانفال - صديق منشاوي

008 Surah Al Anfal -- Siddiq Minshawi سورة الانفال - صديق منشاوي

008 Surah Al Anfal -- Siddiq Minshawi سورة الانفال - صديق منشاوي

Surah al ANFAAL full chapter by AbduL Rahman Al Sudais

Surah al ANFAAL full chapter by AbduL Rahman Al Sudais

Surah al ANFAAL full chapter by AbduL Rahman Al Sudais

Enfal Suresi Meali

Enfal Suresi Meali

Enfal Suresi Meali


Enfal Suresi/1-10                Mealini dinle Edit

Araf Suresi/189-206-Araf Suresi/Elmalı/189-206 Enfal Suresi/1-10 Enfal Suresi/11-19-Enfal Suresi/Elmalı/11-19
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
[[يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْأَنْفَالِ ۖ قُلِ الْأَنْفَالُ لِلَّهِ وَالرَّسُولِ ۖ فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ ۖ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ ]]
Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid, onun için siz gerçekten mü'minlerseniz Allahdan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin, Allaha ve Resulüne ıtaat edin
Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.
They ask thee (O Muhammad) of the spoils of war. Say: The spoils of war belong to Allah and the messenger, so keep your duty to Allah, and adjust the matter of your difference, and obey Allah and His messenger, if ye are (true) believers.
[[إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ]]
Gerçekten mü'minler ancak o mü'minlerdir ki Allah, anıldığı zaman yürekleri ürperir, karşılarında âyetleri okunduğu zaman iymanlarını artırır, ve rablarına tevekkül ederler
Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.
They only are the (true) believers whose hearts feel fear when Allah is mentioned, and when the revelations of Allah are recited unto them they increase their faith, and who trust in their Lord;
O kimseler ki nemazı dürüst kılarlar ve kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden infak eylerler,
Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlar.
Who establish worship and spend of that We have bestowed on them.
işte hakka mü'minler onlar, onlara rablarının yanında dereceler var, bir mağfiret ve bir rizkı kerîm var
İşte gerçekten mümin olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, bağışlanma ve değerli rızık vardır.
Those are they who are in truth believers. For them are grades (of honour) with their Lord, and pardon, and a bountiful provision.
Nasıl ki: rabbın seni hakk uğruna evinden çıkardı ve mü'minlerden bir kısmı ise istemiyorlardı
Nitekim Rabbin seni, hak uğruna savaşmak için evinden çıkarmıştı. Oysa müslümanların bir kısmı o zaman bundan hoşlanmamışlardı.
Even as thy Lord caused thee (Muhammad) to go forth from thy home with the Truth, and lo! a party of the believers were averse (to it),
Tebeyyün etmişken hakta seninle münakaşa ediyorlardı, sanki göre göre ölüme sevkolunuyorlardı
Ve gerçek, gün gibi açığa çıktıktan sonra bile seninle münakaşaya devam etmişlerdi; sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlardı.
Disputing with thee of the Truth after it had been made manifest, as if they were being driven to death visible.
[[وَإِذْ يَعِدُكُمُ اللَّهُ إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ أَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ اللَّهُ أَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ ]]
Ve o vakıt Allah, size iki taifenin birini va'dediyordu ki sizin olsun, siz, ise arzu ediyordunuz ki şekvetsiz olan sizin olsun, halbuki Allah, kelimatiyle hakkı ihkak etmek ve kâfîrlerin arkasını kesmek dileyordu
İşte o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureyş ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki, şanı ve şerefi olmayan şey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerin arkasını kesmek istiyordu.
And when Allah promised you one of the two bands (of the enemy) that it should be yours, and ye longed that other than the armed one might be yours. And Allah willed that He should cause the Truth to triumph by His words, and cut the root of the disbelievers;
Ki hakkı hak tanıtsın ve bâtılı ibtal etsin, varsın mücrimler istemesin
Ki, hakkın hak olduğunu tanıtsın ve batılı büsbütün yok etsin, varsın o günahkârlar istemesin.
That He might cause the Truth to triumph and bring vanity to naught, however much the guilty might oppose;
O vakıt siz, rabbınızdan istimdad ediyordunuz da size ben işte ardı ârdına bin Melâike ile ımdad ediyorum diye icabet buyurmuştu
O vakit siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: "Ben işte ardarda bin melekle size yardım ediyorum" diye duanızı kabul buyurmuştu.
When ye sought help of your Lord and He answered you (saying): I will help you with a thousand of the angels, rank on rank.
[[وَمَا جَعَلَهُ اللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ ۚ وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ]]
Ve bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbelirniz ıtmi'nan bulsun diye yapmıştı, yoksa nusrat Allahın kendindendir, hakıkat Allah azîzdir hakîmdir
Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.
Allah appointed it only as good tidings, and that your hearts thereby might be at rest. Victory cometh only by the help of Allah. Lo! Allah is Mighty, Wise.

8
ﻳَﺴْﺌَﻠُﻮﻧَﻚَ ﻋَﻦِ اﻟْﺎَﻧْﻔَﺎلِ ﻗُﻞِ اﻟْﺎَﻧْﻔَﺎلُ ﻟِﻠّٰﻪِ وَاﻟﺮَّﺳُﻮلِ ﻓَﺎﺗَّﻘُﻮا اﻟﻠّٰﻪَ وَاَﺻْﻠِﺤُﻮا ذَاتَ ﺑَﻴْﻨِﻜُﻢْ وَاَﻃٖﻴﻌُﻮااﻟﻠّٰﻪَ وَرَﺳُﻮﻟَﻪُٓ اِنْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻣُﻮْٔﻣِﻨٖﻴﻦ
Edit

Enfal Suresi/11-19 Edit

Enfal Suresi/20-28 Edit

Enfal Suresi/29-37 Edit

-

Enfal Suresi/38-44 Edit

-

Enfal Suresi/45-48 Edit

-

Enfal Suresi/49-58 Edit

-

Enfal Suresi/59-64 Edit

-

Enfal Suresi/65-69 Edit

-

Enfal Suresi/70-75 Edit

Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.