Kutahyada-yapilan-evliya-celebi-heykeli-torenle-acildi-IHA-20110324A240313C-01.jpg

D Şablon:EÇS Şablon:EÇS2Şablon:EÇS3Şablon:EÇS4Şablon:EÇS5Şablon:EÇS6Şablon:EÇS7Şablon:EÇS8Şablon:EÇS9Şablon:EÇS10Şablon:EÇS11Şablon:EÇS12Şablon:EÇS13Şablon:EÇS14Şablon:EÇS15 EÇS/İndex Evliya Çelebi ve eserleri hakkında Evliya Çelebi Seyehatnamesi/1.Cilt Evliya Çelebi Seyehatnamesi/2.Cilt Evliya Çelebi Seyehatnamesi/1.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/2.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/3.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/4.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/5.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/6.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/7.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/8.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/9.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/10.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/11.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/12.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/13.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/14.Kitap Evliya Çelebi Seyehatnamesi/15.Kitap Osmanlıların ülkelere ve halklara formel bakışı veya Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi Evliya Celebi Evliya Çelebi Evliyâ Çelebi Katip Çelebi Evliyâ Çelebi Seyâhatnâmesi Seyahatnâme (Evliya Çelebi) Evliya Çelebi/Olağanüstülükler Evliya Çelebi ve Kavimler Evliya Çelebi/Tatarlar Evliya Çelebi ve Ülkeler Evliya Çelebi/Türkiye Evliya Çelebi/Türk dili Evliya Çelebi ve Bölgeler Evliya Çelebi/Rumeli Evliya Çelebi ve Vilayetler Evliya Çelebi/Mersin Evliya Çelebi/İstanbul Evliya Çelebi Seyahatnamesi Evliya Çelebi/Seyahatnamesi 1. Kitap Evliya Çelebi/Dua ve salavatı EÇS/1/16 Evliya Çelebi/Rüyası Evliya Çelebi/Girişi EÇS/Tarihçiliği,tarihçi, Savaş muhabiri, Hakkak, Kuyumcu, Etimolog, Sosyolog, Etnograf, Tarihçi, Mizahçı, Gizli bilimci, Gurme, Mimar, Din adamı, Elçi, Arabulucu, Tıpçı, Asker, Vak'anüvist , Halkın tarihçisi, Binlerce kişiyle beraber, Olayları anlatır, bizim tarihçilerimiz kronolojik , Evliya Çelebi kişileri anlatıyor. Bizim teknoloji kullandığımızı anlatır, bağlı kurşun, İskender Pala (Okullarda poster yok,Evliya Çelebi eseri okurlarda yok, Kısa bir Tuna yolculuğu film olabilir, BBC'de İbn-i Batuta seyahatnamesi belgeseli yaptı, , Caroline Finkel Adamlar oturup sempozyum yapıyor, bu ise atla güzergahını geziyor , Seyit Ali Kahraman , İbni Batuta şehir tarihleri tasviri yok, kaleleri adımlamış, Sponsorları paşalar, Krallar sponsor, Eli açık birisi,elindekileri de dağıtıyor.Paşaların hepsini tanıyor.Özi yi tek analatan tarihçi,Tarihi ete kemiğe büründürüp anlatıyor. Kösedir, ama sakallı tasvir edilir.Beni matruş görünce bana bu hoca değil dediler, , Çocuk yüzlü, Evlenmemiş,Kaza geçirdiğinden evlenmemiş, kullandığı ilaçları bile çekinmeden yazar, Evliya Çelebi insandır, insanlığı zafiyetleri anlatır, espirilidir. Bir kavgada "Kimin arabasına binersem , onun düdüğünü çalarım" der,
Feridun Emecen İÜ adetler muhteşem
Tasvir yasak ama Evliya da o devirde resimli kitaplardan bahseder....
Kronolojiye bağlıyız, ama izinden çıkmıyoruz . Antik tarihten bilgiler veriyor. Girit halkı kimlerden oluşur? Ahlat güzel anlatılır, Ahlat neden harab olur, hukuksuzluktan yıkıldı. Manavgattan fena bahsediyor, kandırıldığından, istanbul sosyetesini anlatır, Halkın dili, kelimeleri verir, Yemek kelimeleri, küfürleri veriyor, muzip biri. Gençler bundan daha iyi bir kitap okuyamaz,
Viyanayı anlatırken, mora patlıcanı gibi burunu var, Himmet Erenler
Evliya Çelebi 400 Etkinlikleri
UNESCO Çok garip bir olay :
Evliya Çelebi ile ilgili çalışmalar Yenişehir ilçemizde Yenişehir İÖO bünyesinde 2010 yılında başladı ve ne enteresandır ki 2011 yılı UNESCO tarafından 2011 Evliya Çelebi Yılı olarak ilan edildi. - Nedendir? dediğimizde bir bilen : - HİMMET ERENLER!!!! dedi. Ben de dedim ki;- erenler nere, bizde ermek nere? Dedi ki sizi kastetmiyorum. eee yani adı üzerine evliya ile uğraşıyorsunuz abi... dedi . Yani, bu yaptığınız erenlerin hoşuna gidiyor..
Not:Evliya Çelebi bir erendir. Yani Evliyadır. Evliya kelimesi ise Veli veya Velî kelimesinin cem'i olup Veliler yani Erenler yani Baba Erenler(Büyük Erenler) demektir.
Eyüp Sabri Kartal
İşte bu konuşma sırasında gelen yazı:
Konu : Evliya Çelebi 400.yıl Etkinlikleri. İlgi : Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün 08.02.2011 tarihli ve 876 sayılı yazısı.
İlgi yazı ekinde alınan Türk Dil Kurumunun 17.01.2011 tarih ve 413 sayılı yazısında; Avrupa Konseyi Evliya Çelebi'yi "21. Yüzyılda İnsanlığa Yön Veren En Önemli 20 Kişiden Biri" olarak ilan ettiği, Birleşmiş Milletler Bilim, Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO)'nun ise anma yıldönümleri programı kapsamında doğumunun 400. yıldönümü olmasından dolayı 2011 yılını Evliya Çelebi'ye ayırdığı bildirilmiştir.

Başta Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve bağlı kuruluşlarınca gerçekleştirilecek etkinliklerin tüm Türkiye'de tekrara düşmeden ve eşgüdüm içerisinde yapılmasını sağlamak amacıyla Kurumunuzca Kaymakamlığımız bünyesinde "Evliya Çelebi 400 Etkinlikleri çerçevesinde yapmayı düşündüğünüz organizasyonların 23.02.2011 tarihine kadar bildirilmesi hususunda gereğini rica ederim.

Sâde Türkiye'de değil, hemen bütün dünyâda adını duyurmuş olan bu büyük seyyah hakkında, bugüne kadar çeşitli hükümler verilmiştir. Biz, hem Evliyâ'nın şahsiyeti, hem de eseri hakkında dilimizin döndüğü kadar etraflı bilgi vermeğe çalışacağız.

Evliyâ'nın doğuşu ve adı:[düzenle | kaynağı değiştir]

Evliyâ, kendi ifadesine göre (10 Muharrem 1020 - 25 Mart 1611) tarihinde doğmuştur. Vefatı tarihi malûm değildir. Yalnız son yazıları 1681, 1682 yılları sırasındadır. Bu tarihten sonra Evliyâ'ya ait hiç bir kayda tesâdüf edilmemektedir.

Evliyâ Çelebi'nin matbu nüshalarının başında (Evliyâ Çelebi Mehmed Zilli ibn-i Derviş Mehmed) yazılıdır. Halbuki Seyâhatnâmenin iç kısmında bizzat Evliyâ tarafından birkaç yerde (Evliyâ ibni Derviş Mehmed Zilli) yani, (Derviş Mehmed Zilli oğlu Evliyâ) yazılıdır. Esasen Evliyâ babasından bahsederken ekseriyâ (Derviş Memed Zilli veya Derviş Mehmed Ağayı Zilli) der.

Kendisinin (Evliyâ) adı, ihtimal ki, Evliyâ'nın yaşadığı devirde çok tanınmış bir kimse olup Evliyâ Çelebi'ye hocalık etmiş olan sultan imamı Evliyâ-Mehmed Efendiye hürmeten alınmış bir isimdir.

Evliyâ, İstanbul'da Sağırcılar Câmiinın vakıf evlerinde doğmuştur. Şişhane Karakolu yakınındaki Meyyit Yokuşundaki aile mezarlığında gömülü olduğu rivayet edilir.

Mensub olduğu aile:[düzenle | kaynağı değiştir]

Evliyâ'nın babası uzun ömürlüdür.Evliyâ babasını, Kanuni Sultân Süleymân'ın bütün seferlerine iştirak etmiş diye gösterirse de yapılan hesaba göre ancak Kanuni'nin son seferlerine iştirak ermiş olduğu anlaşılır. Evliyâ tabasının. Kanuni Süleymân'ın vefâtı sırasında 35 yaşında olduğunu yazar. Şu hale nazaran Evliyâ'nın babasının doğum târihi 1531 dir. 117 sene yaşadığına göre de vefât tarihinin 1648 olması icap eder.


Evliyâ Çelebi’nin babası Sarây – ı âmire (Kuyumcubaşısı – serzergeran) idi. İkinci Selim zamanında Kıbrıs fethinde hâzır bulunmuş ve Pâdişâha Magosa’nın anahtârlarını takdim etmiştir. Birinci Ahmed devrinde bizzat imal eylediği Kâbe ’nin altın oluklarını surre emâneti ile, Hicaz’a götürmüştür.

Yine Birinci Sultân Ahmed’in İstanbul’da yaptırdığı meşhur câmiin iç tezyinatını da Evliyânın babası Derviş Mehmed Zıllî yapmıştır.

Muhtelif yazılardan anlaşıldığına göre Evliyâ'nın babası hoş sohbet, biraz şair tabiatlı idi. Hizmet ettiği pâdişâhlarca sohbeti makbul görülerek musâhiplik pâyesine kadar yükselmişti.

Evliyânın babası, Kanunî Sultan Süleymân, İkinci Selim, Üçüncü Murad, Üçüncü Mehmed, Birinci Ahmed, Birinci Mustafa, İkinci Osman, Dördüncü Murad, Sultan İbrahim, Dördüncü Mehmed devirlerini idrâk etmiştir.

Evliyâ Çelebi'nin seyâhatnâmesi'nin muhtelif yerlerindeki kayıtlarına göre şeceresi şöyle olmak icap eder:Evliyâ Çelebi İbni Derviş Mehmed Zıllîbni Derviş Mehmed Zıllî, ibni Kara-Ahmed, ibni Demirci-zade Kara-Mustafa, Paşa el-şehid, ibni Durhan Bey, ibni Yavuz-er, ibni Ece-Yakup, ibni Allahverdi Akay, ibni Mehmed Kirmanî, ibni Hoca Ahmed Yesevi.. Fakat Evliyâ da bu şecerenni bâzı isimlerini zaman zaman başka şekillerde yazar, ve bazı takdim tehirler yapar.Evliyâ Çelebinin ecdadı aslen Kütahya'lıdır. Fethi müteâkıp İstanbul'a yerleşmişlerdir.

Kütahya 'daki evleri Zeregen mahallesindedir. Ayrıca Bursa'nın İnebey mahallesinde ve Manisa'da da birer evleri vardır.

Evliyâ Çelebinin Unkapanı'ndaki evinden başka aynı mahallede 4 dükkânı ve Kadıköyü'nde de bir bağı olduğu zikredilmektedir. Anası, Birinci Ahmed zamanında saraya getirilmiştir. Abazadır. Çeşitli kayıtlara göre Evliyâ'nın anası, devrin tanınmış devlet adamlarından Melek-Ahmed Paşanın anaası ile kardeştir, yâhut Evliyâ'nın anası, Melek-Ahmed Paşanın teyzezadesidir. Evliyâ Çelebi ana tarafından Defterdar-zade Mehmed ve İbşir-Mustafa Paşalarla da akraba olduğu yazar.

Evliyâ Çelebi'nin Mahmud adında bir erkek ve İnal adında bir kızkardeşi vardır. Bu kızkardeşi Dördüncü Murad devrinde isyan ettiği için idam edilen İlyas Paşanın karısıdır. Ayrıca adlarını bildirmediği diğer iki kızkardeşleri ile üvey anasından bahseder. Evliyâ Çelebi her halde oldukça iyi bir tahsil görmüştür. İlk tahsilini mahallesindeki Sıbyan Mektebinde yapmış olması mümkündür. Daha sonra Unkapı civarında Fil-Yokuşunda, Şeyhül'islam Hâmid Efendi Medresesinde hücreneşin olmuş, müderris Ahfes Efen-


di'den 7 sene ders görmüştür.(Garip tesadüftür ki ders şeriki de, sonradan büyük bir şöhret kazanıp saraya intisap eden Safranbolulu Softa-Hüseyin yani Cinci Hocadır.)Evliyâ, muhtelif Hocalardan ders almıştır. Evliyâ Mehmed Efendi'den hıfza çalışmıştı. (Sâdi-zade Dârülkurrasında kendi rivayetine göre 11 sene ders okumuştur). Bunlardan başka kendi babasından taş üzerine yazı yazmak gibi hünerler öğrenmiştir.Daha sonra Evliyâ'mızı Enderun'u Hümayunda görüyoruz. Hıfzı dinlenmiş, yani hafız olmuş, sesinin güzelliği, musiki makamlarına âşinalığı ile mecleislerde tanınmış, aranır bir genç hâline gelmiş olan Evliyâ Çelebi 1043(1635) senesi Kadir gecesi Büyük Ayasofya camiinde Silahtar Mele-Ahmed Ağa (paşa) vasıtasıyle Dördüncü Sultan Murad'a takdim edilmiştir.Seyâhatnâme'nin metninde Evliyâmız, Dördüncü Murad'la olan bu ilk karşılaşmasını pek hoş bir ifade ile hikâye eder. Pâdişah'ın emri mucibince Evliyâ saraya alınır. 1640 yılına kadar burada kalır ve tahsilini tamamlar.Sultân Murad kendisine kiler-i hasta yer tayin eder. Kıymetli kitaplar hediye eder. Evliyâ Enderun'da meşhur Maan-oğlu ile kapı yoldaşlığı yapar. Enderun'da Turşucu-başı Ahmed Ağa ve Hadım Gazanfer Ağaların nezâreti altında terbiye edilir. Saraya girdiği vakit 24 yaşındadır. Seyâhatnâmesinin bir yerinde 20 yaşında olduğunu söylerse de doğru değildir).Enderun'da Güğüm-başı Mehmed Efendi'den yazı, Musâhip Derviş Ömer Gülşenî'den musiki, Keçi-Mehmed Efendi'den nahiv ilmi ve kâfiye, Evliyâ Mehmed Efendi'den tecvid dersi almıştır. Evliyâ, Seyâhatnâmesinde, babasının çırağı olan Rumdan Rumca öğrenmeğe çalıştığını da yazar.Şu malûmat gösterir kş Evliyâ, tam ve muntazam bir tahsil görmemiştir. Fakat öğrendikleri kullanmasını iyi bilen, daha ziyâde asıl ders ve tahsili hayattan alan bir adam bir adam olan Evliyâ, her telden çalan bir kimsedir. Bilhassa musikiye vukufu oldukça fazladır. Ondaki öğrenmek merakı, onu pek çok kitap okumağa da sevk etmiş, asıl tahsilini kitaplardan ve hayatan yapmıştır.


Evliyâ nasıl adamdı? [düzenle | kaynağı değiştir]

Evliyâ'nın fizik yapısını, Seyâhatnâme'sinde zaman zaman kaydettiği notlardan öğreniyoruz. Delikanlılık zamanında, zayıf nahif, ince ve çocuk yapılıdır. Fakat çevik ve hareketlidir. Gayet güzel ata biner, cirit oynar. Hatta 1647 de Erzurum'da Seyid Ahmet Paşa ile oynadığı bir cirit sırasında Paşanın attığı bir cirit ile dört kişi kırılmıştır. Yine Uyvar seferinde Kıbleli-zâdenin ciridi ile üç dişi daha sakatlanmış, bunun neticesi olarak bâzı harfleri telâfuz etmekte güçlük çeker olmuştu. Bir müddet sonra Viyana’da dişlerini bir dişçiye yaptırdığını yazar. Gençliğinde, hattâ kırk yaşlarından sonralara kadar Evliyâ’mız sakalsızdır. Yine kendi rivayetine göre hiç evlenmemiştir. Her halde evliliğinin, seyâhate engel olacağı endişesi buna sebep olsa gerektir. Seyâhatnâme’sinin bir yerinde Bosna seyâhatinde iken pek çok yol zahmete çektiği için akamete uğradığında ve bu yüzden çocuğu olmasından ümidini kestiğinden bahseder.

Çok sonraları, 65 yaşında ve Mısır’da bulunduğu sırada da Kalavun hastanesinde aldığı bir ilaç ile gençleştiğini iddia eder.


Evliyâ’nın şahsiyeti:[düzenle | kaynağı değiştir]

Evliyâ’da iki karakter çok bârizdir. Herşeyi öğrenmek, herkesi tanımak ve seyâhat.. Ve esâsen seyâhat arzusu, birinci isteğini tamamlamağa da vesile olur. Çocuk yaşından itibâren pek çok kimseleri tanımış, bilhassa kendisinden yaşça büyük, çok ihtiyar kimselerin meclisinde bulunmaktan zevk almış, onların, geçmiş günlere, vakalara, bilhassa tarihi vakalara ait olarak anlattıkları hikayeleri büyük bir dikkatle dinlemiştir. Denilebilir ki Evliyâ’da seyâhat arzusu, herkesi, her yeri görmek hevesi, tâ Kanuni Sultân Süleymân devrini yaşamış olan babasının anlattığı hatıralarını, babasının arkadaşlarının sohbetlerini dinlemek suretiyle uyanmıştır.

Evliyâ’nın bu gezmek ve öğrenmek ihtirası, hayatının son günlerine kadar sönmemiştir. Hattâ ihtiyarlığında uzun müddet kaldığı Mısır’da o zamanın büyük bilginlerinden Şeyh Ali Sabramallisinden üç sene, bir çocuk gibi ders almıştır. Evliyâ yalnız gezip görmeye meraklı değildir. Onun çok kuvvetli bir muhayyelesi vardır. Sergüzeştlere, mâcerâlara atılmağı sever, birçok harplere iştirâk etmiştir. Aynı zamandı Evliyâ, çok müdekkik bir kimsedir.

Yeni tanıdığı bir devlet adamının hal tercümesini muhakkak öğrenir ve yazar. Onun bütün hususiyetlerini araştırır. Enteresan taraflarını bulur. Velhâsıl devrinin devlet adamlarını, hâdiselere dayanarak gayet güzel tasvir eder. Öyle ki, siz de onunla beraber o adamla beraber yaşadığınızı zannedersiniz.

Evliyâ insanları çok sever. Sâf yüreklidir. Bütün insanları da kendi gibi telâkki eder ve bu yüzden her anlatılana inanır ve işittiklerini olduğu gibi yazar. Evliyâ’nın kitabını okurken, hiç olmayacak rivayetlerle karşılaşırsınız. Böyle bir şey olmadığına yüzde yüz ka- 1/9 nisinizdir. Ama yine zevkle okursunuz. Fakat bu mübalâğalı ve gayrivaki olan rivayetlerin de büyük bir fa

ydası olduğu muhakkaktır. Bu suretle Evliyâ, devrinin her sınıf halkı arasında dolaşan bütün rivayetleri toplamış olmakta, yani, devrinin düşünüş tarzını bize samimiyetle nakletmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan Evliyâ’yı mübalâğacıdır diye taan etmek büyük haksızlık olur.

Evliyâ sâf ve temiz yüreklidir. Herkesi sever ve herkes tarafından sevilir. Fakat bu halleriyle onu bir dalkavuk sanmamalıdır. O, yalnızca geçim erbâbıdır. Herkesle, her toplulukla iyi geçinmelidir ki, insanları yakından tanıyabilsin.. Hoş sohbettir.

Çok sevdiği insanların iyi taraflarını yazmaktan zevk aldığı gibi, kötü ve çarpık taraflarını da belirtmekten hiç çekinmez. Mükemmel tenkitçidir. Haksızlığa aslâ tahammülü yoktur. Hazırcevaptır. Bulunduğu mecliste herkese kendisini dinletir. Çünkü çok gezdiğinden çok ve enteresan hikâyeler, mâcerâlar bilir ve bunları gayet güzel anlatmasını becerir.

İnsan, Evliyâ’nın bu kadar geniş bir ülkeyi nasıl dolaştığını hakkıyla merak eder. Buna para yetişmez.. Fakat Evliyâ bu inanılmayacak kadar uzun seyâhatleri için esâsen para sarfetmez.. Bilâkis bu seyâhatler ona para kazandırır.

Bu nasıl olur diyeceksiniz.

Evliyâ’nın sesi güzeldir, sohbeti hoştur, hazır cevaptır. Bu hasletleriyle devrin devlet adamları arasında tanınmıştır. Rumeli, Anadolu, Irak veya Suriye ve Arabistan taraflarına tayin olunan herhangi bir paşaya kapılanır. Onun imamlığını, müezzinliğini kabul eder. Eğer bu paşa sefere gidiyorsa, o da bu sefere iştirak eder. Harplere de mükemmelen silâh altında girer. Bu suretle paşanın maiyeti olarak masrafsız seyâhat eder. Fakat zamanın teâmülü icabı beğenilen hareketleri karşılığında, çok zaman para veya altın veya gümüş birtakım hediyeler almaktan çekinmez. İştirâk ettiği harplerden bol ganimet malı ile döner. Hissesine düşen esirleri satarak paraya tahvil eder.

Bu, onun meşru hakkıdır. Yalnız bunları söylerken Evliyâ’nın paraya düşkün olduğunu sanmamalıdır. Parayı sever, fakat tamahkâr değildir. İstanbul’daki akrabalarına durmadan yardım eder.

Evliyâ dindardır, fakat aslâ mutaassıp değildir. Kerametlere fala, rüyâya, tılsıma yıldız ilmine samimiyetle inanır. Hele rüyâ, onun başlıca hareket noktasıdır. Güzele ve güzelliğe bayılır. Sâza, güzel sese hayrandır. Rind tabiatlıdır. Alçak gönüllüdür. Paşa ile paşa meclisinde ve o meclisin âdâbına riâyet ederek bulunmasını bilir, sarhoşla ona göre konuşur, zenginle zengin, fakirle fakirdir. Eğlenceden hoşlanır. Ondaki öğrenmek merakı onun her deliğe girmesine sebep olmuştur.

<<Dindar olan, kerametlere inanan Evliyâ aslında başıboş, rindmeşrep, hayatın her türlü zevkini tatmış, İstanbul’un gezinti yerlerini, meyhânelerini, bütün sâz ve söz âlemlerine dolaşmış, gününden kâm almış bir zevk ehlidir. Şu tarife göre Evliyâ, tam bir İstanbul hovardasıdır. Şehrin ne kadar meddahı, mukallidi, sâzende ve hânendesi bilir, tanır ve yazar. Bütün içkileri evinde bulundurduğunu kaydeder. Yalnız derhal kendisinin bunlardan hiçbirisini aslâ kullanmadığını, tadına bile bakmadığını, sırf evine gelen dostlarına ikram için bulundurduğunu kaydetmediği ihmal etmez.

Bâzen Kağıthane’de ahbapları ile çadır kurup, İstanbul’un bütün eğlence düşkünü mirasyedileri ve hoppa çelebileri arasında çırağanlar, donanma şenlikleri, sâz fasılları içinde ömür sürer. Hattâ eserinin birinci cildinin 645 inci sayfasında:

<<… ve bir de gavvas-ı bahr-i aşk olup (aşk denizine dalıp) alüfte ve aşiftelik ettiğinimizden, bütün hânende, sâzende, mutrib ve meddahlar ile buluşarak sâzlar, sözler ettik…>>

demekten de çekinmez.

Evliyâ’nın eseri, bir seyâhatnâme olmakla beraber, çok çeşitli bilgileri ihtiva etmektedir.Onda tarih, coğrafya, hal tercümeleri, kitâbeler, dil, folklör, iktisadi hayat ve daha pek çeşitli malûmat vardır.

Denebilir ki, onun yaşadığı asrı tam olarak tahlil edebilmek için, Evliyâ’nın Seyâhatnâmesini mutlak surette tetkik etmek zaruridir.

Herkesçe söylenen bir tek kusur var gibi görünür. O da mübalâğacıdır oluşudur. O geniş muhayyeleli adamın mübalâğacı olması hoş görülmelidir. O, bütün ömrü boyunca bir hayâl âleminde yaşamıştır. Mübalâğaları, saflığının, samimi oluşunun neticesi olsa gerektir. Herkese inandığı için, kendisine anlatılanları hiç tetkik etmeden aynen bize nakletmiştir. Vakıâ hakikaten hiç inanılmayacak, çok garip mübalâğaları vardır. Bunlar esâsen okuyan tarafından derhal anlaşılacağı için zararı azaltılabilir fakat ihtimâl ki Evliyâ’nın asıl büyük değeri, bu, herşeye inanarak kitabına geçirişindedir. Böylece yaşadığı asrın bütün düşünürlerini aynen bize aktarmış olmaktadır.

Fakat, bütün bunlara karşı, Evliyâ’nın asıl büyük bir değeri vardır ki, Evliyâ’yı ve eserini edebileştiren de budur. Evliyâ, şâyânı hayret bir müdekkiktir.

O, gezdiği bu geniş ülkede gördüğü her şeyi sormuş, öğrenmiş, tetkik etmiş ve kitabına geçirmiştir. Uğradığı bir kasabada bulunan bütün sarayları, köşkleri, hanları, hamamları, sebilleri, çeşmeleri, eski eserleri, âbideleri birer birer sayılarıyla birlikte eserine geçirir. Sâde bu kadar değil.. Bütün bu binaların büyüklüğünü, tezyinâtını, bu binaların kimler tarafından yaptırıldığını, mimarlarını, kaça mal olduğunu, her birisinin kapısı üzerinde, içinde olan kitâbeleri, tarihleri bir bir kaydeder.

Sâde bu kadar değil.. Uğradığı kasabanın ahalisi hakkında enteresan malûmat toplar. Dinlerini, âyinlerini, lisanslarını (bâzı telâffuz nümuneleri vererek), giyinişlerini, yiyip içtiklerini, âdet ve ananelerini tetkik eder. Öyle ki, bunları okurken o devirde o kasabada yaşadığınızı zannedersiniz.

Evliyâ’nın, geçmiş zamanlara ait olup, başkalarından dinleyerek, veya başka kitaplardan alarak yazdığı malûmatı ihtiyatla telâkki etmek gerekir. Çünkü Evliyâ bu hususta fazla titiz değildir. Fakat bizzat görüp yazdıkları, adetâ bir fotoğraf gibidir.

Seyâhatnâmenin tamamı, Pertev Paşa Kütüphanesindeki nüsha esas alınarak 1314 de (1896) Necip Asım Bey’in çalışmaları ve İkdam gazetesi sahibi Ahmed Cevdet Bey’in gayreti ile basamağa başlanmış, ilk dört cildi aynı sene içinde basılmıştır.

Beşinci cilt 1315 de (1897) tamamlanmıştır. Altıncı cilt, Macar Akademisinin yardımı ve Dr. Karacson’un bâzı tashihleri ile 1318 de (1900) de neşrolunmuştur.

Bu ilk 6 cildin neşri sırasında memlekette sıkı bir sansür idaresi mevcuttu. Bu yüzden eserden bir çok parçalar çıkarılmış, aynı zamanda dil bakımından da bir hayli değişiklikler yapılmıştır.

1928 senesinde T.T.B. tarafından tenkitli olarak tabolunan yedinci ve sekizinci ciltlerden sonar Maarrif Vekâleti 1935 de dokuzuncu cildi, 1938 de (Pîri Reisin Kitâb-ı Bahriyesinden naklen Kahire ve İskenderiye haritası ile) onuncu cildi bastırmıştır.

Bu son iki ciltteki okunuş ve transkripsiyon hatâları, eserden istifadeyi azaltmaktadır. (İslam Ansiklopedisi. Cavid Baysun>>. Ilk altı ciltte sansür tarafından çıkarılan parçaların bir kısmı Mustafa Nihad Özön’ün himmetiyle kitap haline neşredilmiştir. Reşad Ekrem Koçu tarafından da takriben 3000 sayfalık ilk altı cilt Evliyâ Çelebi, 700 sayfalık bir kitap halinde neşrolunmuştur. _______________

Evliyâ Çelebi Seyâhatnâmesi’nin birkaç tane yazma nüshası mevcuttur. Bunlar da:

1-Fatih’de Millet Kütühâneside, Pertev Paşa kitapları arasında 458-462 numaralar araında kayıtlıdır.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.