FANDOM


FAZİLET (Fazl)

Fazilet kelimesi fazl kelimesinden türetilmiştir. Fazl masdar olarak artmak, üstün olmak, isim olarak ise artık, fazlalık, ihsan, eksikliğin zıddı gibi anlamlara gelmektedir.

Fazl terim olarak, Allâh'ın çok yönlü lütuf, ihsan ve keremi demektir. Kur'ân'da fazlın Allah'ın elinde bulunduğu, onu dilediğine verdiği (Âl-i İmrân, 3/73; Hadid, 57/29) ifade edilmekte, O'nun fazlına engel olabilecek kimsenin olmadığı belirtilmektedir (Yûnus, 10/107). Çeşitli âyetlerde dünya ve âhiret mutluluğu, cennet ve cennet nimetleri, Allah'ın bazı günahkârları cezalandırmada acele etmemesi, günahlarını bağışlaması ya da azaplarını hafifletmesi, hüsrandan koruması, hidâyete erdirmesi, bilmediğini öğretmesi, iyiliklere fazlasıyla sevap vermesi, İslâm, îman, vahiy, şefaat ve Peygamberlik gibi Allah'ın insanlığa büyük lütuf ve ihsanları, çeşitli varlık ve imkânlar fazl kavramı içerisinde gösterilmiştir (bk. Nisâ, 4/69, 70, 83, 95; Neml, 27/15-16; Hucurât, 49/7-8).

Fazl kelimesinden türeyen fazilet kelimesi ise, kişinin iyilik yapmasını ve kötülüklerden uzak durmasını sağlayan ruhî yetenekler anlamında kullanılmaktadır. Âyet ve hadislerde adalet, i'tidal, doğruluk, takvâ, hoşgörü, dostluk, kardeşlik, sevgi ve dayanışma, barışçılık, tövbe, tevekkül, kanaatkârlık, hikmet, hayırda yarışma, ölçü ve tartıda dürüst davranma, ağır başlılık, selamlaşma, cesaret ve kahramanlık gibi birçok faziletli tutum ve davranış üzerinde durulur ve mü'minlerin bu erdemlere sahip bulunması ısrarla vurgulanır (bk. Bakara, 2/177; Âl-i İmrân, 3/133 -135). (M.C.)

Tafdil

Bir şeyi üstün kılmak. Birisini ötekisinden mühim görmek. Gr: Bir şeyi "en üstün, daha üstün daha çok, en iyi, daha iyi" gibi mânâ ifâde etmesi için mukayese ve üstünlük gösteren ismini söylemek ki, buna "ism-i tafdil" denir. Ef'al () vezninde; efdal (daha faziletli), ekber; (en büyük), ahsen; (en güzel, daha güzel) gibi. Türkçede; kelimenin başına daha, en, pek, pek çok gibi kelimeler getirilerek yapılır. Farsçada ise; kelimenin sonuna "ter, terin" gibi ekler getirilir. Bed. den; bedter, bedterin (daha kötü, en kötü) gibi.

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Birini diğerinden üstün tutma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

Nuvola apps bookcase Köken Farsça

Fazıl (Fâdıl) Fazilet sâhibi. Üstün kimse.

FAZİLET (Fazl)

Fazilet kelimesi fazl kelimesinden türetilmiştir. Fazl masdar olarak artmak, üstün olmak, isim olarak ise artık, fazlalık, ihsan, eksikliğin zıddı gibi anlamlara gelmektedir.

Fazl terim olarak, Allâh'ın çok yönlü lütuf, ihsan ve keremi demektir. Kur'ân'da fazlın Allah'ın elinde bulunduğu, onu dilediğine verdiği (Âl-i İmrân, 3/73; Hadid, 57/29) ifade edilmekte, O'nun fazlına engel olabilecek kimsenin olmadığı belirtilmektedir (Yûnus, 10/107). Çeşitli âyetlerde dünya ve âhiret mutluluğu, cennet ve cennet nimetleri, Allah'ın bazı günahkârları cezalandırmada acele etmemesi, günahlarını bağışlaması ya da azaplarını hafifletmesi, hüsrandan koruması, hidâyete erdirmesi, bilmediğini öğretmesi, iyiliklere fazlasıyla sevap vermesi, İslâm, îman, vahiy, şefaat ve Peygamberlik gibi Allah'ın insanlığa büyük lütuf ve ihsanları, çeşitli varlık ve imkânlar fazl kavramı içerisinde gösterilmiştir (bk. Nisâ, 4/69, 70, 83, 95; Neml, 27/15-16; Hucurât, 49/7-8).

Fazl kelimesinden türeyen fazilet kelimesi ise, kişinin iyilik yapmasını ve kötülüklerden uzak durmasını sağlayan ruhî yetenekler anlamında kullanılmaktadır. Âyet ve hadislerde adalet, i'tidal, doğruluk, takvâ, hoşgörü, dostluk, kardeşlik, sevgi ve dayanışma, barışçılık, tövbe, tevekkül, kanaatkârlık, hikmet, hayırda yarışma, ölçü ve tartıda dürüst davranma, ağır başlılık, selamlaşma, cesaret ve kahramanlık gibi birçok faziletli tutum ve davranış üzerinde durulur ve mü'minlerin bu erdemlere sahip bulunması ısrarla vurgulanır (bk. Bakara, 2/177; Âl-i İmrân, 3/133 -135). (M.C.)

Edit

Lupa Sıfat Edit

Ico libri Anlamlar

[1] (eskimiş) Faziletli, erdemli (kimse)

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Köken

Edit

Lupa Sıfat Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Erdemli
Disambig Bakınız: Erdemli

Edit

Lupa Sıfat Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Erdemi olan, faziletli

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Ahlâkın övdüğü iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin genel adı, fazilet
[2] İnsanın ruhî olgunluğu

Nuvola apps bookcase Köken

[1] (Türkçe)
Disambig Bakınız: Erdem
</table> 1 .Ahlakın övdüğü iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin genel adı, fazilet: "Spor, alçak gönüllülük gibi bir erdem aşılar sporcuya."- N. Cumalı. 2 .felsefe İnsanın ruhsal olgunluğu. 3 . Erdem, Şerefli olmanın temel ögelerinden her biridir.

Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar

  • Türk Dil Kurumu: "Fazl"

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

ERDEM NEDİR?

FARABI: Kişiyi erdemli kılan Tanrı'dır.

Friedrich HEGEL: Erdem, varlığın bilincidir.

KALLIKES: Erdem, güçsüzün işine gelendir.

SPINOZA: Erdem akla uygun davranmaktır.


VOLTAIRE: Erdem, benzerine iyilik etmektir.

HUTCHESON: Erdem bir eğilimdir, iç güdüdür.

ARISTIPPOS: Erdem, haz almada ölçülü olmaktır.


ORIGENES: Erdem, Tanrı karşısında ölçülü olmaktır.

Joseph BUTLER: Kişinin kendi kendinin yargılamasıdır.

GEULINCX: Erdem, Tanrı'nın düzenine boyun eğmektir.

Immanuel KANT: Erdem bir içgüdü işi değil bir akıl işidir.

Max STIRNER: Erdem, kendi isteklerime benim uygunluğumdur.

SCHOPENHAUER: Erdem denmeye değer tek eğilim acımaktır.

BERKELEY: Erdem, sonsuz güçlü ruhun idrak ettirdiği bir fikirdir.

LEIBNIZ: Erdem bir zorunluluktur şu halde erdemsizlik mümkün değildir.

Samuel CLARKE: Erdem nesnelerin doğal niteliklerine uygun davranmaktır.


SARTRE: Hiç bir şey kişi oğlunu, kendinden, kendi benliğinden kurtaramaz.


Friedrich NIETZSCHE: Erdem, insanın insanüstüne ulaşmak için harcadığı çabadır.


KONG FU TSEU: İnsanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. Bunun içinse erdem gerekir.


GOTAMA: İnsan yüreğinden yaşamak isteğini çıkartmalıdır, ancak yok olarak acıdan kurtulabilir...


KSENOFANES: Varlık her şeydir. Değişiklik görünüşten ibarettir, gerçekte değişen hiçbir şey yok.


Francis BACON: Erdemler ülkesini yöneten Süleyman Evi bir başka adıyla Altı Günlük İşler Koleji'dir.


DESCARTES: Erdem düşünce ölçüsünü kullanmaktır. İyi sandığımız şeyleri işlemekte gösterdiğimiz karardan ibarettir.

MACCHIAVELLI: Sözünde durmak büyük bir erdemdir, ama bütün büyük işleri sözünde durmayanlar başarmışlardır.


EMPEDOKLES: Devinim bir gerçektir ama oluş diye bir şey yoktur. Sevgi sonunda tiksinmeyi yenecektir. Sevgi Tanrı'dır...

HERAKLEITOS: Evren, yaratmayla yok olmanin sonsuza kadar birbirini kovalamasıdır. Herşey ancak karşıtların kavgasından doğar...


MAHAVIRA: İnsan, hiçbir canlı varlığa kötülük yapmadan yaşamalıdır. Çok sıkı bir perhiz yapmalı, mümkünse çıplak gezmelidir. Aç kalarak ölmek en büyük erdemdir.


PARMENIDES: Varlık eğer var olmaya başlamışsa, ya bir varlıktan ya da bir yokluktan çıkıyor demektir. Üçüncü bir oluş düşünülemez. Varlık eğer bir varlıktan çıkıyorsa, kendi kendini doğurmuş oluyor ki bu da yeni bir şey olmaması demektir. Varlığın yokluktan çıkması akla uygun değildir. Varolan değişmez. Çünkü değişmek ya bir varlığa ya da bir yokluğa geçmek demektir. Bu kuruntudan ötürü akıl için bir birlik olan evren, biz insanlara ikililik olarak görünüyor...


SOKRATES: Tek kesinlik, erdem bilgisindedir. Erdem öğrenilir. Kişiler bilmedikleri için kötüdürler. Erdem birdir, bölünmez, ayrılmaz. Erdem insanın kendini bilmesi, tanımasıdır.


MONTAIGNE: Biz insanlar, kendimizi kötülemede gösterdiğimiz zekayı hiç bir yerde göstermeyiz. Kafamızın o herşeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir. İnsanı öldürmek için gün ışığında geniş meydanlar ararız. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev onu öldürmesini bilmekse bir çok erdemleri içine alan bir şereftir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.