FANDOM


Dış güçler, milletimizi bölüp parçalamanın fikri temellerini atmayı daha önce tamamlamışlar, Akif’in yaşadığı dönemde sıra bunu fiilen gerçekleştirmeye gelmişti. Milletimizin ve devletimizin parçalanması, yıkılması ve tarih sahnesinden silinmesi konusunda bütün düşmanlarımız hemfikirdi. Ancak üzerinde uzlaşamadıkları tek sorun, ganimetten kimin ne kadar pay alacağı konusuydu.

Osmanlı Devletinin ağır yenilgisiyle sonuçlanan, 1877–1878 Osmanlı-Rus Harbinın yaraları daha tam olarak sarılamadan, İtalyanlar 29 Eylül 1911’de Trablusgarp’a saldırdılar. Trablusgarp Savaşı devam ederken, bu sefer de 8 Ekim 1912’de Balkan Harbi patlak verdi. 1913 yılının Ağustos ayında biten Balkan Savaşı’nın ardından, 1914 yılının Ağustos ayında Birinci Dünya Savaşı başladı. Ardı ardına gelen bu savaşlar, milletimizi birbirinden daha büyük ve ağır acılara, sarsıntılara, yıkımlara ve felaketlere sürüklüyordu. Bu yangınlar, türlü ırk, dil, din ve kültürlere mensup sayısız toplumları 6 asırdan fazla huzur ve barış içinde bir arada tutabilmiş, dalları hala koca bir çınar gibi Umman’dan Tuna boylarına, Kafkasya’dan Cezayir’e kadar üç kıtaya uzanan devletimizi ve milletimizi 46 yıl gibi çok kısa bir sürede yakıp kül ediverdi. Nihai amaç, Türk milletini tamamen yok etmek ve tarih sahnesinden silmekti.

Dış güçler, "Siz ayrısınız, ayrı olmalısınız" yolundaki propagandalarına, daha ondokuzuncu yüzyıl başlarında, Osmanlı Devletinin gayrimüslim unsurları arasında başlamışlardı. Ancak bu tür kulaktan zehirleme faaliyetlerini yalnızca onlarla sınırlı tutmadılar. Daha sonra sıra, asırlardan beri birbirine iyice kaynaşıp karışmış, artık aynı bedenin uzuvları gibi birbirlerinin eli ayağı, gözü kulağı olmuş, birbirleriyle etle tırnak gibi olmuş, aralarında hiçbir ayrılık gayrılık bulunmayan Müslüman unsurlara geldi. Onları da birbirinden koparmak, bölüp parçalamak için akıl almaz oyunlara giriştiler. Aralarına ayrılık gayrılık duyguları sokmak, kin ve düşmanlık tohumları ekmek, birbirlerine düşürüp düşman etmek için ne gerekiyorsa yaptılar.

Kötü yönetimlerin de etkisiyle İslami unsurlar arasında da kıpırdanmalar, hoşnutsuzluklar, ihtilaflar, bağımsızlık sevdaları baş göstermeye başladı. Ülkenin her yanında, ırkçılığı ve etnik milliyetçiliği körükleyen birlikler, ocaklar, cemiyetler, kulüpler pıtırak gibi çoğalıyor, akıllar bulandırılıyor, kalpler birbirinden soğutuluyor, gönüllere ayrılık tohumları ekiliyordu. Devletin ve milletin bünyesinde ve bağışıklık sisteminde çeşitli etkenlerle ortaya çıkan zayıflıklar, bu tür ölümcül otların yetişip büyümesine çok uygun bir ortam hazırlıyordu. Ayırımcılık ve bölücülük fikirleri, sağlam bir beton gibi birbirine iyice karışıp, kaynaşmış milli bünyeyi bir kezzap, bir asit gibi yavaş yavaş eritip çözüyor, bozup dağıtıyordu. Gerçi millet çoğunluğu bunlara itibar etmiyor, bunların yanlış yolda olduklarını biliyorsa da, dertler ve sorunlar her geçen gün daha da büyüyordu. Her tarafta genel bir çılgınlık almış yürümüştü. Bu çılgınlığa kendini kaptıranların çoğu, içine karıştıkları uğursuz tertiplerin en sonunda kendi kanlarına, canlarına, ırzlarına, namuslarına, dinlerine, imanlarına, ırklarına ve vatanlarına mal olacağının farkında bile değillerdi. Bu çılgınlıkların ve deliliklerin ne pahasına olursa olsun önünün alınması gerekiyordu. Fakat ne yazık ki, o zaman sorumluluk mevkilerinde bulunan yöneticiler ve aydınlar arasında milletin ve memleketin içine sürüklendiği büyük tehlikeleri görebilecek, bunlara uygun tedbirler ve çareler bulup uygulayabilecek kimseler yok denecek kadar azdı. Hatta bazıları, bu kötü gidişata karşı koymayı boş bir çaba ve ayrı bir çılgınlık olarak görüp gösterme peşindeydi. İşte Mehmet Akif, milleti ve memleketi yok olmanın eşiğine getiren bu çılgınlıkları ve delilikleri en başından beri görebilen ve bunun önüne geçebilmek için her şeyini ortaya koyan büyük bir mücadele adamıydı.

Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.