FANDOM


“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM”‌

“Rahman ve Rahîm olan Allah adıyla”


1- Görmedin mi? Rabbin fil sahiplerine nasıl yaptı?

“Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?” Fil sahipleri kıssası meşhurdur. Fil olayı, Resulullah’a (s.a.v) yakın bir zamanda meydana gelmişti. Olay, Allah’ın gücünü gösteren büyük delillerden, O’nun dokunulmaz kıldığı bir şeyi çiğneme cüretini gösteren kimselere yönelik öfkesinin sonuçlarından biridir. Kuşlara ve vahşi hayvanlara ilham etmekle insana ilham etmek birbirine yakın mahiyettedir. Çünkü söz konusu varlıkların nefisleri yalındır. Ayrıca, yüce Allah’ın kendilerine verdiği özellikler itibariyle taşların bir varlık üzerinde etkili olmaları da görülmemiş, garip, akıl almaz bir şey değildir. Bir kimse kudret âlemine muttali olur, gözlerinin önünden hikmet perdesi açılırsa, buna benzer birçok şey görecektir.

Nitekim, günümüzde de buna benzer bir olay meydana geldi. Şöyle ki: Eyburd şehri, farelerin istilasına uğradı. Bunlar şehrin bütün ekili arazilerini mahvettiler. Sonra Ceyhun ırmağının kıyısına doğru çöle yöneldiler. Her biri ırmak kıyısındaki ormandan bir odun parçası alarak üzerine çıkıp ırmağın öbür kıyısına geçti. Bu olay, kıyamet sahneleri ve benzerleri gibi tevil kabul etmeyen bir gerçektir.

Fil olayının teviline gelince: Bil ki, Habeşli nefis Ebrehe’si, Allah’ın gerçek evi olan kalp Kâbesini yıkmak ve istila etmek üzere harekete geçti. Ruhani kuvvetler hacılarının, kendisi tarafından bina edilen cismani tabiat kilisesine yönelip ona saygı sunmalarını istedi. Derken ameli akıl Kureyşlisi, akli gıda fazlasının kalıntılarıyla bu kilisenin içine pisledi. Bu, tıpkı güzel adetler ve övgüye değer adap gibi tabii olgulara özgü bir tedip yöntemiydi. Kureyş kafilesinin tutuşturduğu ruhani kuvvetlerin şevk ateşinin kıvılcımları kiliseye sıçradı ve riyazetle onu yaktı.


Bunun üzerine nefis Habeşi Ebrehe’si askerlerini harekete geçirdi, nefsani kuvvetlerden, onların gazap, şehvet gibi tabiatları itibariyle karanlık olan sıfatlarından oluşan ordularını seferber etti. Vehim şeytanının akıl orduları karşısında yenilmeyen ve savaşta onlara karşı koyan fili ordunun önüne geçti. Muaz’ın (r.a) rivayet ettiği gibi şeytan, Resulullah (s.a.v) zamanında en çok fil şekline girerdi. Nitekim Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Şeytan, hortumunu Adem oğlunun kalbinin üzerine koyar, Adem oğlu Allah’ı anınca, hemen geri çekilip gizlenir.”

2- Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? 3- Onların üstüne ebabil gönderdi.

4- Onlara taşlardan atıyorlardı.

5- Böylece yenilip çiğnenmiş onları ekine çevirdi.

Allah, “onların tuzaklarını” planlarını boşa çıkardı. “Onların üstüne…gönderdi.” Ruh nuruyla aydınlanmış bembeyaz fikir ve zikir “ebabil” kuşlarını üzerlerine gönderdi. Kıyas suretleri ve zekâ çoklukları gibi hızlı toplulukları üzerlerine saldı. O kuşlar, “onlara…” üzerlerine hızla isabet eden “taşlardan atıyorlardı.” Her biri için tescil edilmiş, her birine tahsis edilmiş riyazetler atıyordu. Her birinin üzerine, şeriat ve akıl kalemiyle, onu atan kişinin adı yazılıydı. “Bu riyazet, falan kuvveti yerinden söküp helak eder” diye belirtilmişti. Ezilme ve teshir edilme riyazetinin gazap kuvvetini, oruç riyazetinin şehvet kuvvetini, tevazu riyazetinin kibir kuvvetini, zelillik riyazetinin zorbalık kuvvetini yerinden söküp helak etmesi gibi. “Böylece…onları…çevirdi.” hareketsiz, durmuş halde helak edilmiş olarak bıraktı. “Yenilip çiğnenmiş ekin” gibi. Yani tıpkı bitkisel kuvvetler gibi öldürülmüş, gücü ve özellikleri yok edilmiş, riyazet aracılığıyla kendine özgü hareketlerini yapamaz hale getirilmiş kıldı. Allah, doğrusunu herkesten daha iyi bilir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.