FANDOM


Obama tears up remembering Beau Biden

Obama tears up remembering Beau Biden

Bakınız

Şablon:Gözyaşı - d {{Gözyaşı}}


Gözyaşı Gözyaşı yolu
Gözyaşı FM [1]
Gözyaşı nedir
Gözyaşı Vadisi Gözyaşı şiirleri Gözyaşı/Vecizeler
Göz yaşı Göz değmesi Rüyada gözyaşı
Ağlamak
Gözyaşı ve ağlamak [2]
Ağlamak; Anlam ve Mâhiyeti
Kur’ân-ı Kerim’de Ağlama ve Gözyaşı Gözyaşı/Ayetler Gözyaşı/hadisler
Allah Rasûlünün Dilinde ve Gözünde Gözyaşı Saâdet Asrında Gözyaşı İnsanlığın Derdiyle Dertlenip Hüzünlenmenin Göstergesi: Gözyaşı Psikoloji ve Sağlık Açısından Ağlamanın Önemi Gözyaşı Stres Düşmanıdır
Ağlamanın Zıddı; Gülme
Ağlayın, Su Yükselsin; Belki Kurtulur Gemi
Gözyaşıyla Islanmış Düşünceler
Dumû-u istimdad - "imdat gözyaşları"
Ağlarım ağlatamam, hissederim söyleyem Kalbimin dili bağlı ben bundan pek bîzarım Mehmet Akif Safahatın ilk takdim mısraı

Bakınız

Şablon:Ağlamabakınız - d


Ağlama - Ağlamak
Kur'anda ağlamak Hüzünle okuma.. Göz yaşı...
Ağlayan peygamberler
Ağlayan sahabeler
Ağlayan tabiinler - Süleyman bin Yessar [3]
Ağlayan evliyalar

Gözyaşı - Gözyaşı/Vecizeler
Gözyaşı FM
His
Fikir teatisi - His teatisi

Ağla Gözüm Ağla Gülmezem Gayri - Yunus Emre
Gözyaşı Vadisi - Yunus Emre
Safahat şiiri - Mehmet Akif Ersoy

*gözyaşı resimleri *gözyaşı şiirleri **Meşhur gözyaşı şiirleri **Diğer gözyaşı şiirleri * gözyaşı resmi * gözyaşı nedir * gözyaşı geceleri * ağlamak * gözyaşım * gözyaşı nasıl oluşur?
Dünya dillerinde gözyaşı
ar:دموع -arc:ܕܡܥܬܐ ay:Jacha Yaşa ca:Llàgrima cs:Slzy da:Tårevæske de:Träne dv:ކަރުނަ en:Tears es:Lágrima fa:اشک Eşk fi:Kyynelneste fr:Larme gl:Lágrima gn:Tesay he:דמעות id:Air mata io:Lakrimo it:Lacrima ja:涙 jv:Luh ko:눈물 la:Lacrimae lt:Ašara ml:കണ്ണുനീർ nl:Traan no:Tårer pl:Łza pt:Lágrima qu:Wiqi ro:Lacrimă ru:Слеза scn:Làcrima sv:Tårar te:కన్నీరు th:น้ำตา tl:Luha uk:Сльози ur:آنسو yi:טרערן zh:淚

Gözyaşı , omurgalıların göz boşluğundaki bezlerin salgıladığı berrak, tuzlu sıvıya verilen isimdir.

Göz çukurunda kayganlığı sağlayan, bazı bakteri türlerini parçalayıcı enzimler içeren gözyaşı, toz, bakteri vb. yabancı cisimcikleri ya yanağa ya da gözyaşı kanalından buruna sürükler. Kimyasal ve mekanik tahriş, ağrı yoğun duygusal değişiklikler, gözyaşı salgılamasını arttırır.

Gözyaşı şiirleriEdit

Şiirlerden alıntılarEdit

Ey hayâlün halveti nakd-ı revânum mahzeni
Gözyaşı olur revân her dem hayâl itsem seni

Ağlayın su yükselsin/
Belki kurtulur gemi/
Anne, seccaden gelsin/
Bize dua et e mi. -Necip Fazıl Kısakürek

Ağla ey gözlerim, gülmesem ayruk,
Dost iline varup, gelmesem ayruk.

Kavuşmak için ağlamak ve kavuşmuş olmaktan ötürü ağlamak...

Bu ağlayış, bir yetimin, bir ümitsizin ağlayışı da değil... Bu ağlayış tam bilemeden, öze eremeden veya visâlin neşesinden, huzurun heybetinden doğup gelen bir ağlayıştır.

Sular gibi çağlasan, Eyyûb gibi ağlasan,
Ciğergâhı dağlasan ahvalini sormaz mı?

Güzel sözlerEdit

  • koyu bir yalnızlıktır, bir tek kendiniz şahitsiniz eğer içinize doğru yol alıyorsa gözyaşlarınız..
  • yeni umutlara yelken açmak...
  • Gözden çıkıp yanaklardan aşağı süzülen sıvı, sadece bir su damlası değildir.

Gözyaşı kimi zaman üzüntünün, kimi zaman da sevincin bir ifadesi olarak akar.:'

  • Gözyaşı, merhametin, kalpteki sevgi ve şefkâtin eseridir..

MakalelerEdit

Diyanet dergisi başyazı - GÖZYAŞI Edit

Göz ve gözyaşı Yüce Yaratıcı’nın tüm canlılara en büyük bahşişidir. Dünyayı görüp de, zaman zaman kendisini göremeyen bu ufacık et parçası, bakmasını ve görmesini bilenlerin elinde vezir; kalpleri mühürlü, ruhları zincire vurulmuşların elinde rezil ve âsi olur.

Gözün sermayesi, yaşıdır. Onu kurumaktan kurtarmakla kalmaz, ona kudret ve kuvvet verir. Gerçek sahibine daha da yaklaştırır.

Gözyaşının kuruması bir bedbahtlık âlametidir. Gözleri kuruyan insanın içi de, ruhu da kurumuştur. Gözyaşı, duaların en üstünüdür. İnsanoğlunun helâl lokmasına, içtiği suyuna, her nefesine, sağlığına ve varlığına katıktır. Gözyaşından büyük temizleyici yoktur. Bedeni de, ruhu da ap-ak eder.

Siyim siyim inen gözyaşının her damlası, ruh inceliğinin şahididir. Şerha şerha yaraların, gece-gündüz açılan kolların, kurumuş dil ve dudakların merhemi, kevseridir. Dudaklarından duayı, yüzünden tebessümü eksik etmeyen ince, merhametli, duygulu insan, yüzünü ve gönlünü gözyaşları ile yıkayan insandır. Hoyrat, acımasız, hissiz, duygusuz, içi sızlamayan ve kirpiği ıslanmayanlar, ‘kem talih’ hoyratlardır.

Gözyaşı bir kültürdür. Gözyaşının vatanı Doğu'dur derler. Doğu'dan kasıt İslâm’dır. İslâm medeniyetinin temelidir. İslâm’ın ruhunda gözyaşı vardır. Gözyaşı; İslâm’ın buluşu, Müsümanlığın duyuşu, şefkât ve merhamet pınarı, peygamberlik motifidir.

Nitekim İki Cihan Güneşi; ‘Allahım, gözyaşları ile kalbe şifa veren, sel gibi akıcı iki göz ver bana’ diyor.

Gözyaşı insanın miracı, cehennem ateşinin sigortası, zırhıdır.

Gözyaşını anneler daha iyi tanır. En çok da onlar ağlar. Şehit düşen Mehmed’ine, Aslı’sını verip aldığı Kerem’ine, garipliğine, ihmal edilmişliğine, kem talihine ağlar.

Ağlayan sadece insanlar değildir. Her canlı ağlar. Bitkilerin, ağaçların, hayvanların ağlaması bir başkadır. İrfan ve izan sahibi olana/olanlara çok şey anlatırlar.

Dünyaya adımını atan her yavru da, büyük dünyadan küçüğüne gelmenin; çile, ızdırap çekeceğinin, ihmal edileceğinin, başına geleceklerin sancısı ile ağlar.

Bulutlar da ağlar. Rüzgarın önünde savrulan, sıcak ve soğuklar içinde kavrulan salkım saçlı bulutlar; yaz demez kış demez, bahar demez güz demez daima ağlar. Ağladıkça da bereket saçarlar.

Gözyaşını seccadeler iyi tanır. Sabahın şafağında kalkıp yüzlerini yıkayacak olanlar için dikilirler, açılmayı beklerler. Allahım, yarattığın her türlü canlıyı, Sana daha da yaklaştıracak olan gözden ve gözyaşından mahrum etme. Bizleri her iki dünyada mesut ve mutlu eyle!... Amin.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/avrupa/2003avrupa/ekim/y12.html


Hakk rahmetinin insan gözünde damla damla olmasıdır gözyaşları.

Dilin, duygunun ve gönlün el ele, yüz yüze birleştiği, iç içe girdiği ânın çiçekleşmesi üzerinde jâledir gözyaşları...

Cennet hûrilerinin kulaklarındaki küpeler, göz damlalarının yanında toprak kadar aşağı ve değersiz kalır..!

Heybet, korku, saygı ve sevgi gibi insanı duygulandıran, gönül tasını yakan ve kalpten sefil arzuları sıyırıp atan, ulvî hislerin çepeçevre ruhu sardığı ânın beyânıdır gözyaşları...

Bulut bulut yükselip, Hakk rahmetinin eteklerinde dudak gezdiren, bu fani âlemin bekâya mazhar pırlantalarıdır gözyaşları...

Bu tuzak ülkesinde, böylesine pervaz edişlerle arşiyeler yapıp, nazlı nazlı lâhut âleminin kapısını çalmak başka hangi fâniye müyesser olmuştur..?

Eserinde esrarını izlemek; buldukça aramaya istek kazanmak ve Yunus diliyle 'Deryada mâhî ile sahrada âhû ile' O'nu 'anmak', inlemek... Her yerde O'nun haberini sormak ve sonra çözülen her düğüm karşısında buzlar gibi erimek... Sel olup çağlamak, başını taştan taşa vurup ağlamak... Tıpkı Yunus gibi, Celâleddin-i Rumî gibi. Devrin 'Büyük dertlisi' gibi yanmak, kavrulmak... Hangi saadet bundan daha tatlı, hangi haz bundan daha içten olabilir?

Annenin ağlaması içten içedir; riyâsız, âri ve durudur. Onun her iniltisinde binlerce ney feryadı gizlidir. Yavru da ağlar. Hem de dünyaya gelir gelmez... İyi güne ereceğine, saadet göreceğine, yahut başına geleceklere, ihmâl edilişine belki de atalarının günahına ve çevresinin körlüğüne...

Ak alınlı, ak duvaklı geline, ananın en kıymetli hediyesi ayrılık gözyaşlarıdır. İnce gelin, hayatının sonuna kadar, o saflardan saf, inci danesi gözyaşlarını unutamaz. Onları unuttuğu gün, anayı da unutur, atayı da...

Bir düşünün, gözü dolu bulut ana, üzerimize ağlamasa, nice olur hâlimiz? Ya o da denizler gibi cimri olsaydı; güneş vurmadan incelmese, buharlaşmasa ve yukarı uçmasaydı! Ya o, öyle mi? Yaz demez, kış demez; bahar demez, güz demez daima ağlar...

Nebîsinin diliyle Hakk; millet haysiyetini, memleket namusunu görüp gözeten göze denk tutar ağlayan gözü. Zaten 'Ağlamayan gözden sana sığınırım' dememiş miydi..? Tıpkı şeytanın hilelerinden, hasis duyguların ezip geçmesinden Allah'a sığındığı gibi...

Ermişin nazarında gözyaşları, cennet pınarlarından daha değerlidir. Zira o damlalar, 'tamu'yu söndürecek bir iksir sayılır Rahmet-i Sonsuz'un katında...

Hakk'ın sâfî Nebîsi Âdem (as), saadet kâsesini gözyaşları ile doldurup içmedi mi?..

Dertli Nebî tûfan Peygamberi (as) o katrelerle âlemi sele vermedi mi? Yaradılış esrarına ilk dokunan Mevlâ'nın Halîl'i 'Hasbî, Hasbî' diyerek gözyaşlarıyla ateşi 'berd ü selâm' [1] etmedi mi?

O incelerden ince, Hakk esrarının merkezleştiği, Faraklit müjdecisi Ruhullah'ın hâli hep ağlamak değil miydi?

Mâsum Resûl Dâvut'un (as) ağlamalı feryadı değil miydi ki, insan derûnunda lâhûtî âhenk ve sızlanışın adı olan Zebur'u tilâvet ederken, en ince gönül telleri üzerinde yüzlerce mızrabın âhı duyulurdu...

Ve, son durakta, en doğru yolun başında, büyük muammanın Keşşâf'ı, yaradılışın Özü aziz Ruh, kördüğümü çözer gibi bu esrarı gözyaşlarıyla çözmedi mi? Tâ ana kucağında bin niyaz ile: 'Ümmetim, Ümmetim...' dediği andan, ba'sü badelmevt'e [2] ve ötesine kadar hep aynı şey için inlemedi mi?

Şâir İkbal, bir yüksek toplulukta, ruhların huzurunda, Nebîler Sultanı'na: 'En muteber hediye' deyip, bir bardak şehit kanı takdim etmişti. Ben gökler ötesi o âlî meclise çağrılsaydım, günahına ağlamış kimselerin gözyaşlarını alır götürürdüm.

'Ağla ey gözlerim, gülmesem ayruk, Dost iline varup, gelmesem ayruk.'

Kavuşmak için ağlamak ve kavuşmuş olmaktan ötürü ağlamak...

Bu ağlayış, bir yetimin, bir ümitsizin ağlayışı da değil... Bu ağlayış tam bilemeden, öze eremeden veya visâlin neşesinden, huzurun heybetinden doğup gelen bir ağlayıştır. Sonunda rahmetin tebessümü olduğu için de, tatlıdır. Ve yine bu ağlayış, bulup bildiğini buldurma ve bildirme yolunda olduğu için de hüsransızdır.

'Sular gibi çağlasan, Eyyûb gibi ağlasan, Ciğergâhı dağlasan ahvalini sormaz mı?'

Anadolu insanı bu manâda ağladı. Kurduğu umranların çamurunu hep böyle gözyaşlarıyla yoğurdu.

Gözyaşları ruh inceliğinin şâhitleridir. İnce insan, yüzünü gözyaşları ile yıkayan insandır. İçi sızlamayanlar, kirpiği ıslanmayanlar kem talih hoyratlardır. Bu incelik bir havârî inceliği de değildir. Şecaat ve cesaret arz edeceği yerde, o birden bire tunçlaşır, demirleşir; aşılmaz ve bükülmez hâle gelir. İşte o en büyük devlet adamı Ömer, Peygamber hâlesinde en büyük devlet adamı... Şiddeti, öfkesi ve nefretiyle beraber, bir kalbi kırığın yanında, bir 'yerdeki yüz' karşısında çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlar ve etrafını da ağlatırdı.

O manzumede daha niceleri vardır ki, haykırışı arslanın ödünü koparmış, ormanı velveleye vermiş; harp meydanlarında bir haykırışla bin hânümânı harap etmiştir. Fakat, Hakk'ın huzurunda, muhasebe ânında öylesine incelerden ince bir hâl almıştır ki, ancak Cennet hûrîleri o kadar incelikten haberdar olabilirdi.

Uzun senelerden beri ne kadar hasretiz gözyaşlarına..! Onu, bu memleketin taşına, toprağına, evine, mâbedine sormalı. Sormalı şu dağlara, taşlara ve üzerinde uçuşan kuşlara... Ve bütün bir mâziye sormalı, bağrına kaç damla gözyaşı düştüğünü. Sonra mabetlerdeki sütunlara, geniş kubbelere ve çevredeki cidarlara da sormalı, ne zamandan beri hıçkırığa hasret olduklarını. Seccadelere de sormalı, kaç defa gözyaşlarıyla ıslandıklarını. Bu kadar içten uzaklaşılan, bu kadar gönüle yad kalınan ikinci bir devir gösterilebilir mi...?

Şimdi sizler, ey bütün bir tarih boyunca ağlamayı unutmuşlar! Gamsızlar, dertsizler ve ağlanacak hâllerine gülenler! Gelin; şu çıkmazın başında durup asırlık gamsızlığımıza bir son vererek beraber ağlayalım! Cehaletimize ağlayalım! Kaybettiğimiz şeylerden habersizliğimize ağlayalım! Kusurdan bir heykel hâline gelmiş mahiyetimize, duygularımızın dumura uğrayışına ve hoyratlaşan gönlümüze ağlayalım! Bu vaziyette öleceğimize, öldüğümüz gibi dirileceğimize, tasmalı ve prangalı büyük imtihanda, en büyük merasimde fevç fevç geçecek olan mâzinin şanlıları arasında yer bulamayacağımıza ağlayalım! Daldan kopan bir meyve gibi, yalnız düşüşümüze, ayaklar altında ezilişimize, rahmetten cüdâ kalışımıza ağlayalım..!

Yukarılara doğru güvercinler gibi kanat çırpalım ve çok yükseklerde öyle bir 'ÂH' edelim ki, ünümüz, gözyaşlarından meydana gelen bulutları harekete getirsin. Sonra ateşimizi söndürecek o damlalar, yağmurlar gibi başımızdan aşağıya insin ve ateşimizi söndürsün! Kin ve nefret ateşini. Bütün dünya ve ukbâ ateşini...

Allah'ım! Sen'den diliyor ve dileniyoruz: Gözlerimize yaş ver ve bizi ağlat! Merhamet etmen için. Sen'den uzak kalış hasretini duyamayışımıza ağlat! Gönlün şâk şâk oluşuna, ağyar ateşine yanışına, öyle ağlat ki, sîneler kebâp olsun; ondan bir bir feryat çıksın, meleği ve feleği velveleye versin.

Beni de ağlat; gece kadar karanlık ruhuma şefkat et de ağlat! Ağlamalarıma dahi ağlamam lâzım geldiği için ağlat! Bükülmüş şu kaddime, solgun ve ölgün rengime, burulmuş boynuma ve kırık kalbime merhamet et de ağlat! Şu en sâkin anda, sızlanışlara cevap verdiğin dakikalarda, kapkara gönlümle değil, senden başkasına secde etmeyen başımla sana dönüyor, titreyen dudaklarımla ağlatmanı diliyorum.

Heyhât ki 'merhamet merhamet' diyeceğim an, bir hâil gibi günahlarım karşıma dikiliyor ve içimde yığın yığın burkuntu meydana getiriyor. Allah'ım! Benim uzaklığım itibariyle değil, Sen'in yakınlığın hürmetine kalbime rikkat ver ve öyle ağlat ki, kendimi kaybedeyim, yolunda ar ve haysiyetten geçeyim, tâ 'Bu delidir' desinler...

'Gidip boynumda zincir ile ol Ravza-ı Pâk'a, o denlü ağlayayım ben ki, görenler hep beni dîvâne sansın.'

Ola ki, düşen damlalardan bir tanesi aşkına düşmüş olur; işte o, benim için ummanlara bedeldir. Şehit kanı kadar aziz gözyaşları içinde nefesim kesilirken varlık sırrını bana duyur! Şu kararsız gönlümü doyur! Hicabımdan yüzümü saklamaya çalışayım. Habibine görünmek istemeyeyim. Pişdarım ve âli Rehberimden kaçayım. Sonra bir âli dîvân kurulsun. Ben zülüfleri dağınık, hıçkırıkları gırtlağında düğümlenmiş, yüzü karaların uğramadığı o dîvâna çağrılayım 'Lâ tüâhiznâ' kalkanıyla huzura varayım. Kirlerime göz yumup, 'Bu da bizdendi' desinler; dilenciye bir mülk bağışlasınlar! Çöl yolcusunu sevindirip bir bulut ve bir meltemle imdadıma yetişsinler! Sevincimden orada yığılıp kalayım! Gözyaşlarım içinde boğulayım...! [1] Berd ü selâm: Serin ve emniyetli [2] Ba'sü badelmevt: Öldükten sonra dirilme

Kur'an'da gözyaşlarını öven onlarca ayet var. Özünde Allah korkusu, Allah sevgisi, kıyamet ve hesap duygusu gibi uhrevi duygular varsa insan konuşurken biraz ürpermeli. En azından Kur'an'a kulak vermeli: "Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secde ederler." (Meryem Sûresi, 58), "O Rabbaniler, kitaplarında geleceği vadedilen Peygamber'i dinlediklerinde ağlayarak çeneleri üzerine kapanırlar." (İsra Sûresi, 109), "Onlar, Kur'an'ı dinlediklerinde ondan anlayıp zevk ettikleri haktan ötürü sen onların gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün". (Mâide Sûresi-83)... Benzer ayetler sıralanmaya kalkılsa bu sütun yetmez.

Hadis-i şeriflerde ağlamanın yeri yok mu? Elbette var; hem de tafsilatıyla. Gözyaşları üzerine söylenen hadis-i şerifleri toplasak bir kitap olur. Sadece şu hadis-i şerif bile kafidir: "İki göz vardır ki ahirette onlara ateş dokunmaz. Biri Allah karşısında haşyetle (korkuyla) yaş döken göz, diğeri de hudut boylarında ve düşman karşısında uyanık kalan göz". (Tirmizi ve Nesai'nin cihad bölümü)

Gözyaşından korkulur mu? Rakik kalpten endişe edilir mi?

Hazret-i Adem cennetten çıkarıldığında ağlıyordu. Hazret-i Yakup, Yusuf'u için gözyaşı döküyordu. Hazret-i Davud'un gür sadası yalçın kayalarda yankılanırken hıçkırıklara boğuluyordu, Hazret-i Muhammed, annesinin kabrini ziyaret ettiğinde yanaklarından yaşlar süzülmüştü. Ölen torunu için döktüğü gözyaşını Buhari'den okumak mümkün...

İslam tarihinden derlenecek yüzlerce misal bile yufka yüreğe verilen değeri ortaya koyar. Bu yüce dinde tebessümün, latifenin, esprinin de yeri vardır; doğru sözden ayrılmamak ve gönül kırmamak kaydıyla...

Zor bir bayramı idrak ettik. Bombaların masum insanlar üzerine dolu gibi yağdığını gördük. Çaresizliğin acısını duyduk. Bayramın sevinci de olmasaydı belki bir karamsarlığa teslim olacaktı ruhlarımız. Bunca elem ve hüzne rağmen fıkraların arkasına sığınarak gözyaşlarına hücum edenlere aldırış etmeyin siz. Merhum Üstad'ın şu veciz kıtasına kulak verin yeter: Ağlayın su yükselsin/Belki kurtulur gemi/Anne, seccaden gelsin/Bize dua et e mi.

İç linklerEdit

Dış linklerEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.