FANDOM


Disambig Bakınız: geçe

Güneş battıktan, gün ağarmaya başlayıncaya dek geçen süre, tün. Bu sürenin genellikle uykuya ayrılan bölümü. Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı. Gece avlanan, geceleri uyumayan hayvan. Türlü nedenlerle oluşan karanlık. Sıkıntılı, zor dönem

Edit

Edit

Durum Tekil Çoğul
Yalın gece geceler
Belirtme (-i) geceyi geceleri
Yönelme (-e) geceye gecelere
Bulunma (-de) gecede gecelerde
Çıkma (-den) geceden gecelerden
Tamlayan gecenin gecelerin

Ico libri Anlamlar

[1] Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre.
[2] Bu süre içindeki karanlık.
[3] Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı.

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Köken kéç (gecikmek).

Balance icon Eş Anlamlılar

[1] tün, şeb, gündüz karşıtı.
<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Diğer dillerdeki karşılıkları">Crystal Clear app internet Çeviriler

|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri

Edit

Lupa Zarf Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Gece vakti, geceleyin.

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddeyle ilgili deyimleşmiş sözler">Crystal Clear app Login Manager Deyimler

gece gündüz dememek

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddeyle ilgili atasözleri">Crystal Clear app Community Help Atasözleri

Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma
Gece işi kör işi
Gece yağar gündüz açar, yıl düzgünlüğü; erkek söyler kadın susar, ev düzgünlüğü
Gündüz yağar gece açar, yıl bozgunluğu; kadın söyler erkek susar, ev bozgunluğu
Komşu boncuğunu çalan gece takınır
Köre şimdi gece demişler; ne zaman gündüzdü demiş

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddenin düzenlenmesinde yararlanılan kaynaklar">Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar


Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] gece
Vahdet Gölgeler Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Hicran
Şiir Metni Güncel Türkçesi İngilizce tercüme Osmanlıca

Bütün kandillerin tehlîle dalmışlar... Şaşırdım ben:

Nasıl ma´bed ki sun´un, sermedi bir secde gökkubben!

Kapanmış, titriyor dünyâların haşyetle karşında;

Melekler, sanki baş kesmiş durur dâmân-ı Arş´ında.

Ne rengâreng ubûdiyyetle, yâ Rab, herc ü merc âfâk:

Karanlıklar, ışıklar, gölgeler, lebrîz-i istiğrâk.

Bu istiğrâk uyandırmaz mı, devrettikçe, ekvânı,

Perişan rûhumun inler harâb evtâr-ı îmânı.

Perîşan: çünkü, yükselmiş değil feryâd-ı gümrâhım;

Şu mahşer mahşer envârın biraz yol verse, Allah´ım!

Evet, milyarla âlem vecde gelmiç bu´d-i mutlakta;

Benim bîçâre gölgem çırpınır bir damla toprakta!

Samîmîdir bütün gûş ettiğin âvâz hilkatten,

Niçin gözyaşlarım haybetle dönsün sermediyyetten?


Diyorlar, hep senin şemsinden ayrılmış, bu ecrâmı...

İlâhî, onların bir ân için olmazsa ârâmı;

Nasıl dursun, benim bîçâre gölgem, senden ayrılmış?

Güneşlerden değil, yâ Rab, senin sînenden ayrılmış!

Henüz yâdındadır bezminde medhûş olduğum demler;

O demlerdir ki yâdından kopar beynimde bin mahşer!

Tutundun kibriyâdan bir nikâb, uçtun nigâhımdan.

İlâhî, bin tecelli berk ururken kıble-gâhımdan,

Vurur mihrâbdan mihrâba alnım şimdi hüsranla;

Tesellî bulmanın imkânı yok ferdâ-yı gufranla.

Serilmiş, secdemin inler durur yerlerde mi´râcı!

Semâlardan gelir ummanların tehlîl-i emvâcı!

Karanlıklar, ışıklar, gölgeler sussun ki, Allah´ım,

Bütün dünyâyı inletsin benim secdem, benim âhım.


Ömürler geçti, sen yoksun, gel ey bir tânecik Ma´bûd,

Gel ey bir tânecik gâib, gel ey bir tânecik mevcûd!

Ya sıyrılsın şu vahdet-gâhı vahşet-zâr eden hicran,

Ya bir nefhanla serpilsin bu hâsir kalbe itmînan.

Hayır, îmanla, imtînanla dinmez rûhumun ye´si:

Ne âfâk isterim sensiz, ne enfüs, tamtakır hepsi!

Senin mecnûnunum, bir sensin ancak taptığım Leylâ;

Ezelden sunduğun Şehlâ-nigâhın mestiyim hâlâ!

Gel ey sâkî-i bâkî, gel, Elest´in yâdı şâd olsun:

Yarım peymâne sun, bir cür´a sun, tek aynı meyden sun!

O lâhûtî şarâbın vahyi her zerremden inlerken,

Bütün âheng-i hilkat bir zaman dinsin enînimden.

Gel ey dünyâların Mevlâ´sı, ey Leylâ-yı vicdânım,

Senin yâd olduğum sînende olsun, varsa, pâyânım!

Hikmet sahibi üstadım Ferid Beyefendi'ye (1)

Bütün kandillerin tehlile dalmışlar... (2) Şaşırdım ben:

Nasıl bir tapınak ki eserlerin, sürekli bir secde gök kubben!

Kapanmış, titriyor dünyaların korkuyla karşında;

Melekler, sanki baş kesmiş durur Arş'ının eteklerinde.

Ya Rab, ufuklar ne rengarenk kulluklarla altüst olmuş;

Karanlıklar, ışıklar, gölgeler hep manâ alemine dalıp gitmiş

Bu dalıp gitme bütün evreni devrettikçe gafletten uyandırmaz mı varlık âlemlerini?

Benim de öylece perişan ruhumun inlemekte harab iman telleri.

Perişan, çünkü yükselmiş değil, yolunu şaşırmış olan feryadım;

Şu mahşer mahşer ışıkların biraz yol verse Allah'ım!

Evet, milyarlarca âlem vecde gelmiş sonsuz uzaklıklarda

Benim çaresiz gölgem çırpınır bir damla toprakta!

Allah'ım, samimîdir elbet işittiğim sesler varlık evreninden,

Niçin gözyaşlarını eli boş dönsün o sonsuzluk âleminden?


Diyorlar ki hep senin güneşinden ayrılmış bu gök varlıkları...

Allah'ım, onların bir an için bile yoksa duru durağı

Nasıl dursun, benim çaresiz gölgem, senden ayrılmış?

Güneşlerden değil, yâ Rab, senin sinenden ayrılmış!

Henüz hatırımdadır meclisinde ürperdiğim anlar;

O anlardır ki hatırladığımda kopar beynimde bin mahşer!

Ululuk sıfatından bir örtüye bürünüp uçtun bakışlarımdan

Ey Allah'ım, bin tecellî çakıp geçmekteyken kıblemden,

Yokluğunun acısıyla mihrabdan (3) mihraba vurur alnım şimdi;

Yarınki rahmet ve bağışlamanla avunmanın yoktur imkânı.

Serilmiş, secdemin inler durur yerlerde miracı!

Okyanusların göklere yükselir, döner dalga dalga tehlili!

Karanlıklar, ışıklar, gölgeler sussun ki Allah'ım,

Bütün dünyayı inletsin benim secdem, benim ahım.


Ömürler geçti, sen yoksun, gel ey bir tanecik Tanrı,

Gel ey bir tanecik bilinmez, gel ey bir tanecik varlık!

Ya şu birlik yuvası olan kalbi bir ıssız yurda döndüren ayrılık bitsin,

Ya bir esintinle bu özleyen kalbe bir inanç, bir güven gelsin.

Hayır inanıp güvenmekle sona ermez ruhumun ümitsizliği:

Nefsin ve onun dışındakilerin sensiz anlamı yok, tamtakır hepsi.

Senin Mecnûn'unum, bir sensin ancak taptığım Leylâ;

Ezel'den lütfettiğin şehlâ bakışın sarhoşuyum hâlâ!

Gel ey ölümsüzlük şerbetini sunan, gel ki Elest (4) sevinçle hatırlansın:

Yarım kadeh sun, bir yudum sun, tek aynı içkiden olsun!

Her zerremde inlerken o ilahî içkinin kutlu ilhamı,

Varlıktaki bütün ahenk bir zaman durup dinlesin ahlarımı.

Gel ey dünyaların Mevlâ'sı, ey vicdanımdaki Leyla,

Adımın anıldığı senin sinen olsun, olursa, son durak bana!


Hilvan 5 Ocak 1925


(1) Ferid Kam (1864-1944): Dârülfünûn'da ve

Ankara'da Tâceddin Dergâhında Mehmet Akifle

birlikte bulunmuş, Akif in çok takdir ettiği

filozof ve şair yaradılışlı bir âlim.

(2) Tehlile dalmak Lâilâhe illallah sözünü tekrarlamak.

(*) Dostun gözleri gönlüme tâ ezelden mehraba dedi,

Öyle mest oldum ki başkalarının merhabasını duymadım.

Ahmet Paşa (? -1497)

(3) Mihrabı Camilerde kıble yönündeki duvarda bulunan ve

imama ayrılmış olan girintili yer.

(4) Elest: Allah'ın ruhları yarattıktan sonra

"Elestü bi Rabbiküm—Ben sizin Rabbiniz değil miyim?"dediği an

For Ferid Beyefendi who is wise master


I was shoked:


How it works in a temple, a prostrate continuous thunder dome


Closed, your worlds are trembling with fear in front of you


Angels, as if it stops the head was cut off in heavens


Oh God! Horizons were upset with colorful servitude


Darkness, lights, shadows dive into spiritual realm


That’s diving


Devastated wires of my miserable soul was moaning


Miserable, because it isn’t up, scream which go awry


My God!I wish that your armageddon lights would give me the wall(yol vermek)


Yes, billions realm fell in love infinite distances


My helpless shadow struggles in slight soil


My God! Certainly voices which I hear from the universe of assets is sincere


Why does your tear failure to share from infinity world






They say, assets of the sky (ayrılmak) from your sun


My God!If they have no time to stop


My helpless shadow doesn’t stop, because seperated from you


Oh God! It left from you, not from sun!


I remembered that I chill moments in your parliament


Moments that when I remember that my brain thousand armageddon break


Wrapped in a fly mask on employee in awe stare


Oh God!


I am knocking my forehead from mihrab to mihrab now;


No possibility of being distracted with tomorrow's mercy and donate


Spread, Mirac of my prostration moans where


The oceans rise to skies, circles as waves with allotment


My God Darkness, lights, shadows should hush


Whole World is moaned with my prostration, with my scream






Lives have passed, you aren’t here, come my unique God


Come unique unknown, come unique asset


Separation which rotate into the heart of the union slot to desert country will end


Or heart which is misses faith, trust should come with a breeze


No, despair of my soul doesn’t end with faith and trust in


Without you, except there is no sense of self and his


I fall in love you, one that I adore you Leyla


Time immemorial (ezelden) I’m still drunk of wiev which you donate


2) Tehlile Lâilâhe nuts fall to repeat the word. (*) Your friend's eyes the dawn of time Ta mehraba my heart said, I was so enchanted merhabasını heard of others. Ahmed Pasha (? -1497) (3) direction of the qibla wall of the niche in mosques and imam of the recessed space separated. (4) Elest: After creating the souls of God "Elestü bi-Rabbiküm Can I not your Lord?" Is said.

Suffer -

Buraya


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

'Latin harflerine transkriptli metin Sadeleştirilmiş metin İngilizce Tercümesi
Üstâd-ı hakîmim Ferid Beyefendi´ye
.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.