FANDOM



Olacak O Kadar ( Boşanma davası ) Hakim ve Mahkeme duruşma salonu espirileri-0

Olacak O Kadar ( Boşanma davası ) Hakim ve Mahkeme duruşma salonu espirileri-0

A D A L E T (Çığlığı)

A D A L E T (Çığlığı)

Ağlanacak halimize gülüp sonra birden öfkelenip ardından ani bir tebessümle derin düşüncelere dalarken gözyaşınıza hakim olamayacağınız bu video, ADELET'e susamış tüm masum ve onurlu insanlara ithafen hazırlanmıştır. (Videoda rahmetli Sadri Alışık'ın oynadığı Şaka ile Karışık nam-ı diğer Ofsayt Osman filminden görüntüler ve Bora Ayanoğlu'na ait Çöpçüler Kralı film müziği kullanılmıştır. Video ticari bir amaçla hazırlanmamıştır. Yayınlarımı beğeniyor ve desteklemek istiyorsanız; https://www.patreon.com/MustafaSaritas Diğer sosyal mecralardan da takip etmek isterseniz; www.facebook.com/MMustafasaritas https://www.twitter.com/MMustafaSaritas https://www.instagram.com/mmustafasaritas

Hakîm: Hikmetle muttasıf olan ve mevcudatın hakikatına vâkıf olan. Hikmet mütehasssı. İlm-i hikmette mütebahhir ve mütehassıs olan. İş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan.

Tabib, doktor. Hâkim: Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden, Allah (C.C.)

Memleketi idare eden.

Mahkeme reisi. (Hâkim-i Hakikî, Hâkim-i Ezelî, Hâkim-i Mutlak, Hâkim-i Zülcelâl, Hâkim-i Lemyezel... gibi isimlerle, Cenab-ı Hakk'a âit olan Hâkim sıfatı Kur'ân-ı Kerim'de 86 def'a zikredilir.)

E s k i H u k u m u z d a H A K İ MEdit

Mecellenin(*) on altıncı kitabı “Yargılama hakkındadır”; bir giriş ve dört bölümdür. Aşağıda günümüz Türkçe’sine çevirerek özgün metinleriyle birlikte sunduğum bu “Kitab”ın, “Giriş” ile birinci bölümünün ilk üç ayrımı, özellikle hakimlerin nitelikleri ve adabı hakkındaki hükümler, adli yaşantımızda uzun süre etkili olmuştur. Bir bakıma,hakimliğin “meslek kuralları”dır. Şimdilerde nasıldır bilmiyorum, Ellili,altmışlı yıllarda,”Hâkim,hakîm,fehîm,müstakim ve emîn,mekîn,metîn olmalıdır”(Hakim;bilge,anlayışlı,doğru ve güvenilir,saygın,metin olmalıdır) tanımı,adliye koridorlarında,başta hakimlerimiz,çok sık tekrarlanırdı.

O N A L T I N C I K İ T A P KİTAB – SADİS - AŞER Y A R G I L A M A K İ T A B I KİTAB - ÜL - KAZA 

Yargılama hakkındadır;bir giriş ve dört bölümdür.  Kaza hakkında olup bir mukaddime ile dört babı müştemildir

G İ R İ Ş  M U K A D D İ M E

Bazı hukuk (fıkh) terimleri hakkındadır. Ba’zı istılâhat-ı fıkhiyye beyanındadır.

Madde 1784.- Yargılama,hüküm ve hakimlik anlamlarına gelir. Madde 1784.- Kaza,hüküm ve hâkimlik ma’nalarına gelir.

Madde 1785.- Hakim,yurttaşlar arasında meydana gelen dava ve husumeti hukuka uygun olarak çözmesi için sultan tarafından atanmış kişidir.

Madde 1785.- Hâkim,beyn-en-nas vuku’ bulan da’va ve muhasamayı ahkâm - meşruasına tevfikan fasl ve hasm için taraf – ı sultanîden nasp ve tayin olunan zattır.

Madde 1786.- Hüküm,hakimin taraflar arasındaki davayı çözüp,bitirmesidir. Bu da ikiye ayrılır Birinci kısım: Hâkimin hüküm verdim,iddia olunan şeyi ver demek gibi sözler ile davalıyı dava konusu isteği yerine getirmekle yükümlü kılmasıdır. İşte buna yükleyici yargı,hak verici yargı (davanın kabulü) denir.  İkinci kısım: Hakkın yoktur, davan yersizdir demek gibi sözler ile hâkimin davacının davasını görmemesidir ( önlemesidir) . Buna da yargılamanın reddi denir. 

Madde 1786.- Hüküm,hâkimin muhasamayı kat’ ve hasmeylemesidir. Bu dahi iki kısımdır. Kısm-ı evvel : Hâkimin,hükmettim,iddia olunan şey’i ver demek gibi sözler ile mahkûm-un-bihi mahkûm-un-aleyhe ilzam etmesi,ya’ni lâzım kılmasıdır. İşte buna kaza-i ilzam ve kaza-i istihkak denir. Kısm-ı sâni: Hakkın yoktur,münazeadan memnu’sun demek gibi sözler ile hâkimin müddeiyi münazeadan men’ etmesidir. Buna dahi kaza-i terk denir.

Madde 1787.- Hükmün konusu ,hâkimin aleyhine karar verilene yüklediği şeydir. Bu davanın kabulünde davacının hakkının yerine getirilmesi,davanın reddinde ise davacının davasından vazgeçmesidir.

Madde 1787.- Mahkûm-un-bih,hâkimin mahkûm-un-aleyhe ilzam ettiği şeydir ki kaza-i ilzamda müddeinin hakkını ifa etmesi ve kaza-i terkde müddeinin münazeadan vazgeçmesidir.

Madde 1788.- Aleyhine hüküm verilen kimse,davayı kaybedendir. Madde 1788.- Mahkûm-un-aleyh,aleyhine hükmolunan kimesnedir.

Madde 1789.- Lehine hüküm verilen kimse,davayı kazanandır. Madde 1789.- Mahkûm-un-leyh,lehine hükmolunan kimesnedir

Madde 1790.- Tahkim,tarafların aralarındaki husumet ve davalarını çözümlemesi için rızaları ile bir başka kimseyi hâkim tayin etmelerinden ibarettir. Bu kimseye kelimenin iki harfinin üstün olması ile hakem ve mim harfinin eklenmesi ha harfinin üstün olması ve kaf harfinin daha da üstün olması ile muhakkem (belirleyeci,tayin edici) denir. Madde 1790.- Tahkim,hasmeynin husumet ve da’avaları fasl için rızaları ile âhar kimseyi hâkim ittihaz eylemelerinden ibarettir. Ol kimseye fethateyn ile hakem ve mim’in zammı ve ha’nın fethi ve kâfı’ı müşeddede- i meftuha ile muhakkem denilir.

Madde 1791.- Mahkemeye getirilemeyen davalıya hakim tarafından tayin edilen kişiye görevlendirilmiş vekil denir.  Madde 1791.- Vekil-i musahhar,mahkemeye ihzar olunamayan müddeaaleyhe h”akim tarafından nasp olunan vekildir.

B İ R İ N C İ B Ö L Ü M BAB-I EVVEL 

Hakimlere dairdir, dört ayrımı içerir Hükkâma dair olup dört faslı havidir.

Birinci Ayrım  Fasl-ı Evvel

Hâkimin nitelikleri hakkındadır Hâkimin evsafı beyanındadır

Madde 1792.-Hakim; bilge,anlayışlı,doğru ve güvenilir,saygın, metin olmalıdır.

Madde 1792.- Hâkim,hakîm,fehîm,müstakim ve emîn,mekîn,metîn olmalıdır.


Madde 1793.- Hakim, hukuk kuralları ve yargılama usulü konularında bilgili olmalı,bilgisini dava konusu olaylara uygulayabilmeli,bir çözüme varabilmelidir.

Madde 1793.-Hâkim,mesail-i fıkhiyyeye ve usul-i muhakemeye vâkıf ve deâvi-i vakıayı anlara tatbikan fasl ve hasme muktedir olmalıdır.


Madde 1794.- Hâkimin ayırt etme gücünün tam olması gerekir. Bu sebeple küçük ve bunak ve âmâ ve tarafların yüksek sesli konuşmalarını duymayacak derecede sağır olan kimselerin yargılamaları geçerli olmaz.

Madde 1794.-Hâkimin temyiz-i tâmme muktedir olması lâzımdır. Biaenaleyh sagir ve ma’tuh ve a’ma ve tarafeynin savt-ı kavilerini işitemeyecek mertebe sağır olan kimesnenin kazası caiz değildir. 

İkinci Ayrım Fasl – ı Sâni

Hakimin adabı hakkındadır Hakimin adabı beyanındadır


Madde 1795.- Hakim duruşma sırasında alış veriş ve şakalaşma gibi duruşmanın saygınlığını etkileyecek fiil ve hareketlerden kaçınmalıdır.

Madde 1795.- Hakim;meclis-i muhakemede alış veriş ve mulatafe gibi mehâbet-i meclisi izale edecek ef’al ve harekâtdan içtinâp etmelidir.


Madde 1796.- Hakim iki taraftan hiç birisinin hediyesini kabul etmez. 

Madde 1796.- Hakim iki hasmdan hiç birisinin hediyesini kabul etmez.


Madde 1797.- Hakim taraflardan hiç birisinin ziyafetine gitmez.

Madde 1797.- Hakim mütehasımeynden hiç birisinin ziyafetine gitmez.


Madde 1797.- Hakim;dava görülürken ,evinde taraflardan yalnız birisini kabul etmek, karar sırasında birisiyle yalnız kalmak veya ikisinden birine el,göz veya baş ile işaret etmek veya taraflardan birine gizlice yahut diğerinin bilmediği dil ile söz söylemek gibi kötü anlaşılmalara ve suçlamalara sebep olabilecek tutum ve davranışlarda bulunmamalıdır. 

Madde 1797.- Esna-yı muhakemede hâkim tarafeynden yalnız birisini hanesi kabul etmek ve meclisi hükümde biriyle halvet veyahut ikisinden birine el ya göz veya baş ile işaret eylemek veya anlardan birisine gizli lâkırdı yahut diğerinin bilmediği lisan ile söz söylemek gibi töhmet ve su-i zanna sebep olabilecek hal ve hareket de bulunmamalıdır.


Madde 1798.- Her iki tarafa adil davranmak hakimin görevdir. Bu nedenle, taraflardan biri eşraftan diğeri de halktan biri olsa dahi duruşma sırasında tarafları oturtması ve duruşma gereği bakışlarını ve sözlerini taraflara yöneltme gibi zorunlu durumlarda tam bir şekilde adil ve eşit davranması gerekir.

Madde 1798.- Hâkim,beyn-el-hasmeyn adl ile me’murdur. Bianaenaleyh tarafynden biri her nekadar eşraftan ve diğeri ahad-ı nasdan olsa bile hîn-i muhakemede tarafyni oturtmak ve kendilerine imal-i nazar ve tevcih-i hitap etmek gibi muhakemeye müteallik muamelâtda tamamiyle adl ve müsavata riayet etmesi lâzımdır.

Üçüncü Ayrım Fasl -ı Sâlis  Hakimin görevleri hakkındadır. Hâkimin vezaifi beyanındadır.

Madde 1800.- Hakim sultan tarafından davaları görmeye ve hüküm vermeye yetkili kılınmıştır. 

Madde 1800.- Hâkim,tarafı sultaniden icra-yı muhakemeye ve hükme vekildir. 

Madde 1801.-Yargılama,yer ve zaman , veya istisna olarak bazı özel görevler ile sınırlanır, özellik gösterir.

Örneğin bir yıl için görevli olan hakim ancak o yıl içersinde hüküm verebilir. O yıl başlamadan veya geçtikten sonra karar veremez. Keza belirli bir kazada hüküm vermek üzere tayin olmuş hakim o kazanın her yerinde hüküm verebilir,ama,diğer bir kazada hüküm veremez. Belirli bir mahkemede hüküm vermek üzere tayın edilmiş olan hakim ancak o mahkemede hüküm verebilir,başka bir mahkemede hüküm veremez. Bunun gibi padişah tarafından kamu yararı düşüncesiyle filan konuya ait davaya bakılmaması emredilirse hakim o davayı görüp karar veremez. Bir mahkeme hakimi bazı belirli özel konularda yetkili olup da diğer konularda olmasa,ancak yetkili olduğu konulardaki davaları görüp,karar verebilir, onun dışındaki davaları görüp,karar veremez. Keza bir hukukçunun(müçtehit),bir konudaki düşüncesinin halka daha yumuşak daha uygun gelmesi ve asrın dirlik ve düzenine yönelik bulunması nedeniyle padişah tarafından onun düşüncesiyle işlem yapılması emredilirse hakim o hukukçunun düşüncesine aykırı bir başka hukukçunun düşüncesiyle işlem yapamaz,yaparsa hükmü geçerli olmaz.

Madde 1801.- Kaza,zeman ve mekân ile ve ba’zı hususatın istisnası ile tekayyüd ve tahassus eder.

Meselâ bir sene müddetle hükme me’mur olan hakim ancak o sene için hükmeder. Ol senenin hulûlünden evvel veya mürurundan sonra hükmedemez. Ve keza muayyen bir kazada hükmetmek üzere nasp olunun hâkim ol kazanın her mahallinde hükmeder,amma diğer kazada hükmedemez. Ve bir mahkeme-i muayyenede hükmetmek üzre nasp olunan hâkim anca ol mahkemede hükmedip diğer bir mahalde hükmedez. Ve kezalik maslâhat-i âmme mülâhaza-i adilesine binaen  Filân hususa müteallik da’va istima’ olunmaya deyu emr-i sultani sâdır olsa hâkim ol da’vayı istima’ ve hükmedemez,veyahut bir mahkeme hâkimi bazı hususat-ı muayyene istiamına me’zun olup da maadasını istimaa me’un olmasa ol hakîm ancak me’zun olduğu hususatı istima’ ve hükmeder. Maadasını istima’ ve hükmedemez. Ve kezalik bir müctehidin bir hususda re’yi nâs’a efrak ve maslâhatı asra evkaf olduğuna binaen anın rey’i ile amel olunmak üzre emr-i sultani sâdır olsa ol hususda haîm ol müctehidin re’yine münafi diğer bir müctehidin re’yi ile amel edemez,ederse hükmü nâfiz olmaz.

Madde 1802.- Bir davayı birlikte görmek ve hüküm vermek üzere tayın olunun iki hakimden yalnız birisi o davayı görüp,hüküm veremez,verirse hükmü geçerli olmaz.

Madde 1802.- Bir da’vayı ma’an istima’ ve hükmetmek üzre nasb olunuan iki hakimden yalnız birisi ol da’vayı istima’ ve hüküm edemez,ederse hükmü nafiz olmaz. (1465.maddeye bak)

Madde 1803.- Birden çok hakimi olan bir beldede taraflardan birisi bir hakimin diğeri öbür hakimin huzurunda duruşma isteyip aralarında bu konuda ihtilâf çıkarsa davalı tarafın seçtiği hakim tercih olunur.

Madde 1803.- Müteaddit hâkimi olan beldede hasmeynden birisi bir hâkimin ve diğeri obir hâkimin huzurunda murafaa olmak isteyip bu veçhile beynlerinde ihtilâf vaki olsa müddeaaleyhin ihtiyar eylediği hâkim tercih olunur. 

Madde 1804.- Azledilen bir hakimin,azil ile azil haberinin bildirilmesi arasında geçen zaman aralığında gördüğü davalar,verdiği kararlar geçerlidir. Azlin bildirilmesinden sonra verilen kararlar geçerli olmaz.

Madde 1804.- Bir hâkimin azli vuku bulup fakat bir müddet haber-i azil kendine vasıl olmamakla ol müddette bazı deâvi istima’ ve fasl etmiş olsa sahih olur. Amma haber-i azlin vusulünden sonra vuku’ bulan hükmü sahih olmaz. 


Madde 1804.- Hakim,eğer izin verilmiş ise bir diğer kimseyi kendisi yerine yetkili kılabilir (naip),azledebilir. Eğer izin verilmemiş ise yetkili kılamaz. Kendisinin görevine son verilmesi veya ölmesi halinde yerine yetkili kıldığı kimsenin görevi son bulmaz. Bu sebeple bir ilçenin hakimi vefat ederse yerine bir başka hakim gelinceye kadar o ilçedeki davalara,ölen hakimin yetkili kıldığı kişi bakabilir,sonuçlandırabilir.

Madde 1805.- Hâkim eğer nasp ve azl-i naibe mezun ise diğer kimseyi kendisine naip nasb ve anı azl edebilir;değilse edemez;ve kendisinin ma’zul ya fevt olması ile naibi naibi mün’azil olmaz. (1460 maddeye bak)  Binaenaleyh bir kazanın hâkimi vefat ettik de yerine diğer hâkim gelinceye dek ol kazada vuku’ bulan dâ’vayı hâkimi müteveffanın naibi istima’ ve hüküm verebilir. 

Madde 1806.- Hakimin topladığı deliller ile yetkili kıldığı kişi (naip), yetkili kıldığı kişinin(naip) topladığı deliller ile kendisi karar verebilir. Şöyle ki; bir davada hâkim delilleri toplayarak yetkili kıldığı kimseye (naip) durumu bildirse,yetkili kılınan kimse toplanan delilleri geri çevirmeksizin,bu delillere göre karar verebilir. Bunun gibi karar vermeğe yetkili kimse bir hususta topladığı delilleri hakime karar vermek üzere önerse,hakim,delilleri iade etmeksizin önerisi üzerine karar verebilir. Sadece tetkik ve araştırma görevli olup,karar vermeye izinli olmayan yetkilinin (naip) önerisiyle hakim karar veremez,delilleri kendisinin toplaması lâzımdır. 

Madde 1806.- Hakimin istima’ eylediği beyyine ile naibi ve naibin istima eylediği beyyine ile kendisi hükmedebilir. Şöyle ki,hâkim bir da’va hakkında beyyine istima’ ve naibe ihbar eylese naibi iade-i beyyine etmeksizin hâkimin ihbarı ile hükmedebilir ve hükme me’zun olan naib bir hususta beyyine beyyine istim’a edip de hâkime inha eylese hâkim iade-i beyyine etmeksizin naibin inhası ile hükm edebilir amma hükme me’zun olmayıp da ancak tetkik ve istikşaf için beyyine istimaına memur olan kimsenin inhası ile hâkim hükmedemeyip bizzat istima-ı beyyine etmesi lâzımdır 

Madde 1807.- Bir ilçe hakimi bir başka ilçedeki arazi davasını görebilir,bunun için dava kitabında açıklandığı üzere şer’i sınırının bildirilmesi gerekir.

Madde 1807.- Bir kaza hâkimi başka bir kaza dahilindeki arazi davasını istima’ edebilir. Fakat kitab-ı da’vada beyan olunduğu veçhile hudud-i şerriyesinin beyanı lâzım gelir.


Madde 1808.- Yararına karar verilen kişinin;hakimin, alt ve üst soyundan birisi, eşi , dava konusu maldaki ortağı , özel hizmetçisi ve yardımıyla geçinen adamı olmaması şarttır.  Bu sebeple hakim bunlardan birisinin davasını göremez,yararına karar veremez.

Madde 1808.- Mahkûm-un-leh hâkimin usul ve füruudan biri ve zevcesi ve hükmolunacak malda şeriki ve ecir-i hassı ve hâkimin infakıyla teayyüş eder adamı olmamak şarttır. Binaenaleyh,hâkim bunlardan birisinin davasını istima’ ile lehine hüküm veremez


Madde 1809.- Bir belde hakiminin ya da önceki maddede yazılı ilgililerinden birinin o belde halkından bir kimse ile davası olduğu takdirde o beldede bir başka hakim varsa dava onun tarafından görülür. Eğer o beldede bir başka hakim yoksa tarafların karşılıklı rızaları ila tayin edecekleri hakem yahut o hakim yetkisi varsa, onun yetkili kılacağı kişi (naip) yahut civardaki diğer bir kaza hakiminin huzurunda mahkemeleşirler. Taraflar bu yollardan birine razı olmadıkları takdirde Sultanlıktan,yalnız bu davayı görmeğe yetkili hakim talep ederler. 

Madde 1809.- Bir belde hâkiminin yahut madde-i ânifede mezkûr mensubatından birinin ol belde ahalisinden bir kimesne ile da’vası olduğu surette ol beldede diğer bir hâkim varsa anın huzurunda murafaa olurlar. Ve eğer ol beldede diğer Hâkim yoksa tarafeyn kendi rızaları ile nasp edecekleri hakemin yahut ol hâkim naip nâsbına me’zun olduğu takdirde tarafından mansûp naibin veyahut civardaki diğer bir kaza hâkiminin huzurunda murafaa olurlar.  Ve tarafyen bu suretlerde birine razı olmadıkları suretde tarafı sultaniden müvella istida’a ederler.


Madde 1810.- Hakim davaların görülmesinde eskisinden yenisine doğru kuralına uygun davranmalıdır. Fakat gelişi yeni de olsa bir davaya öncelik tanınması halin ve işin gereği olarak görülürse o davanın görülmesi öne alınır. 

Madde 1810.- Hâkim rü’yeti da’vada el-akdem-ü fel-akdem kaidesine riayet etmelidir. Fakat vürudu mauhhar olan bir da’vanın ta’cili icab-ı hal ve maslahatdan görüldüğü haldeanın rü’yetini takdim eyler.

Madde 1811.- Hakim, gerektiğinde başkalarından şer’i bir sorunun çözümünü sorabilir. Madde 1811.- Hâkim ledelhace ahardan istifta etmesi caizdir.

Madde 1812.- Hakim, üzüntü ve kaygı ve açlık ve uyku basması gibi sağlıklı düşünmeye engel olabilecek bir sakatlık ile aklı karışık olduğu zaman hüküm vermeye girişmemelidir. Madde 1812.- Hâkim,gam ve gussa ve açlık ve galeb-i nevm gibi sıhhat-ı tefekküre manii olabilecek bir ârıza ile zihni müşevveş olduğu halde hükme tasaddi etmemelidir.

Madde 1813.-Hakim, tetkiklerini duruşmalarda yürütmeli, işi çok sürdürüp,uzatmamalıdır. Madde 1813.- Hâkim murafaatda icrayı tedkikat etmekle beraber işi sürencemede bırakmamalıdır.

Madde 1814.- Hakim, mahkeme sicilleri defteri tutup,vereceği ilâmları,senetleri bu deftere kaydeder,her türlü hile ve kötülükten korur,saklar. Kendisi ayrılmak zorunda kalınca ya bizzat ya da güvendiği bir kişi vasıtası ile bu sicilleri halefi olan hakime devir ve teslim eder. Madde 1814.- Hâkim,mahkemeye sicillât defteri vaz’edip vereceği ilâmat ve senedatı hile ve fesaddan sâlim olabilecek muntazam bir suretde ol deftere kayd ve tahrir ve anın hıfzına dikkat ve i’tina eder. Ve kendisinin azli vuku’ buldukta ya bizzat veya emini vasıtası ile siçiliâtı halefi olan hâkime devr ve teslim eyler.


Dördüncü Ayrım


Fasl –ı Râbi Mahkemenin yürütülüşü (yönetimi) hakkındadır. Suret-i muhakemeye dairdir.


Madde 1815.- Hakim mahkemeyi açık olarak yürütür. Fakat hükümden önce ne yönde karar verileceğini açıklamaz Madde 1815.- Hâkim,muhakemeyi alenen icra eder. Fakat kabl’el hüküm ne veçhile hükm edileceğini ifşa etmez.

Madde 1816.- Taraflar yargılanmak üzere hakimin huzuruna çıktıklarında,hakim önce davacıya davasını anlattırır. Dava önceden yazılı olarak kayda geçirilmiş ise okunur,içeriği kendisine onaylatılır. Sonra da davalı sorgulanır.  Sorgulama;davacı seni şu bakımdan (şu yönden) dava ediyor ne dersin? sorusu yöneltilerek yapılır.

Madde 1816.- Tarafeyn il ecl-il-muhakeme huzur-i hâkime geldiklerinde hâkim evvelen müddeiye da’vasını takrir ettirir. Ve eğer evvelce da’vası tahriren zabt olunmuş ise kıraat ile mazmunu kendisine tasdik ettirilir ve sâniyen müddeaaleyhi isticvap eyler. Şöyle ki müddei senden şu veçhile da’va ediyor ne dersin deyu suâl eder. 


Madde 1817.- Davalının ikrar etmesi halinde hakim onu ikrarı ile bağlı tutar, inkar etmesi halinde ise hakim davacıdan delillerini ister. Madde 1817.- Müddeaaleyh ikrar ederse hâkim anı ikrarıyla ilzam eder eğer inkâr ederse hâkim müddeiden beyyine ister.

Madde 1818.- Davacı delilleri ile davasını kanıtladığı takdirde hâkim onun yararına karar verir. Kanıtlayamadığı takdirde ise,bir tek yemin hakkı kalmıştır,istemesi halinde hâkim onun talebi üzerine davalıya yemin teklif eder. Madde 1818.- Müddei bilbeyyine da’vasını ispat ettiği suretde anın üzerine hükmeyler. Ve ispat edemediği suretde bir yemin hakkı kalmağla talip olur ise hakim anın talebi üzerine müddeaaleyhe yemin teklif eyler.

Madde 1819.- Davalı yemin ederse veya davacı yemin verdirmezse hâkim davacının davasını reddeder. Madde 1819.- Müddeaaleyh yemin ederse yahut müddei yemin verdirmezse hâkim müddeiyi müddeaaleyhe muarazadan men’ eder.

Madde 1820.- Davalı yeminden kaçınırsa hâkim bu kaçınmaya göre karar verir. Yeminden kaçınmaya göre karar verildikten sonra yemin ederim derse,artık,buna değer verilmez. Madde 1820.- Müddeaayeyh yeminden nükûl ederse hâkim nükûlü ile hükmeder. Ve nükûlü ile hükmettikten sonra yemin ederim dese artık iltifat olunmaz.

Madde 1821.- Usulüne uygun, sahtelik veya hile ile düzenleme şüphesi bulunmayan, bir mahkeme hakimi tarafından verilmiş olan ilâm ve senedin, başkaca delil gerekmeksizin,içeriğine göre işlem yapılıp,karar verilebilir. Madde 1821.- Usulüne muvafık ve şüphe-i tezvir ve tasni’den sâlim olarak bir mahkeme hâkimi tarafından verilen ilâm ve senedin bilâ beyine mazmunu ile amel ve hüküm caizdir.

Madde 1822.- Davalı yukarıda yazılı olduğu gibi sorgulanması sırasında evet veya hayır gibi bir cevap vermeyip,susmakta ısrar ederse, susması, inkar anlamına gelir. Bunun gibi ikrar da etmem inkar da etmem diye cevap verirse,bu cevabı da inkar sayılır. Her iki halde de ,yukarıda açıklandığı gibi davacıdan delilleri sorulur.

Madde 1822.- Müddeaaleyh berveçh-i bâlâ led-el isticvap lâ ve neâm bir cevap vermeyip de sükûtunda israr ederse sükûtü inkâr addolunur. Ve kezâlik ikrar da etmek inkâr da etmem deyu cevap verirse bu cevabı dahi inkâr addolunur,ve iki surette dahi müddeiden berveçh-i bâlâ beyine talep kılınır. 

Madde 1823.- Davalı ikrar ya da inkar edecek yerde davacının davasını giderecek (def’edecek) bir dava ileri sürerse dava kitabı ile deliller kitabında açıklanan hükümlere göre işlem yapılır.

Madde 1823.- Müddeaaleyh ikrar ya inkâr edecek yerde müddeinin da’vasını def’edecek bir da’va dermeyan ettikde kitab-ı da’avada ve kitab-ı beyyinaâtta beyan olunan mesâile tevfikan muamele olunur. 

Madde 1824.- Taraflardan birisi sözlerini tamamlamadan diğeri söze başlayamaz, başlayacak olursa hakim tarafından susturulur.  Madde 1824.- Tarafeynden birisi ifadesini tekmil etmedikçe diğeri ifadeye tesaddi edemez, edecek olursa hâkim tarafından men’olunur.

Madde 1825.- Mahkemede,taraflardan dil bilmeyen kimsenin ifadesinin çevrisi için, ehliyetli,güvenilir bir tercüman bulundurulur. Madde 1825.- Tarafeynden lisan bilmeyen kimesnenin ifadesini terceme için mahkemede mevsûk ve mü’temen tercüman bulundurulur. 

Madde 1826.- Akrabalar arasında meydana gelen veya sulh olma eğiliminde bulunan taraflar arasındaki davalarda hakim bir veya iki defa taraflara uzlaşmalarını önerir,ihtar eder,kabul edelerse sulh kitabında yazılı hükümlere göre sulh yapılır,kabul etmezlerse mahkemeyi tamamlar.

Madde 1826.- Akriba beyninde vuku’ bulan veyahut tarafeynin sulha rağbetleri me’mul olan muhasamada hâkim bir veya iki defa tarafeyne musâlehayı tavsiye ve ihtar eder;muvafakat ederlerse kitab-ı sulhde münderiç olan mesâile tevfikan müsaleha eder ve muvafakat etmezlerse muhakemeyi itmam eder.

Madde 1827.- Hakim duruşmayı tamamladıktan sonra gereken kararı verir, taraflara açıklar ve gerekçesiyle birlikte hüküm ve uyarıları içeren bir ilâm düzenleyerek bir nüshasını lehine karar verilene,gerekirse bir nüshasını da aleyhine karar verilene verir.

Madde 1827.- Hâkim muhakemeyi itmam ettikden sonra muktezasını hükm ve tarafyne tefhim eyler ve esbab-ı mucibesi ile beraber hükmve tenbihi havi bir ilâm tanzim edip mahkûm-un-lehe ve ledel icap bir nüshasını dahi mahkûm-uh-aleyhe i’ta eder.

Madde 1828.- Hükmün sebep ve şartları tamamlandıktan sonra hakimin hükmü geciktirmesi uygun olmaz. Madde 1828.- Hükmün sebeb ve şartları tamamiyle bulunduktan sonra hâkimin hükmü te’hir etmesi caiz değildir.

------------- (*)Resmi ve tam adıyla “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye” Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanmıştır. Bir “Mukaddime” (Başlangıç) ve Satım, Kira, Kefalet, Havale, Rehin ve Vedia, Emanet, Hibe, Gasp ve İtlâf, Hacr ve İkrah ve Şufa, Şirket, Vekalet, Sulh ve İbra, İkrar, Dava, Beyyinat ve Yemin, Kaza(Yargılama), olmak üzere 16 kitaptan oluşmaktadır, toplam 1851 maddedir. Günümüzün Borçlar Kanunu ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa karşılık gelmektedir. İlk kitabı 20.Nisan.1869 tarihinde kanunlaşmıştır. Yeni Medeni Kanun ile Borçlar Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine, 864 Sayılı Tatbikat Kanunun 43 maddesiyle 4.Ekim.1926 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.


-“Güncel Hukuk” Ocak/2005,Şubat/2005,Mart/2005

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.