FANDOM



Hürriyet- mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan-0

Hürriyet- mehmet akif ersoy - safahat - yusuf ziya özkan-0

Bakınız

Şablon:Hürriyet - d


Hürriyet Hür adam Hür Şablon:Muharrir
Hürriyet - Mehmet Akif Ersoy - Safahat
Hürriyet/AUDİO [1] Hürriyet Şiiri Hürriyet şiiri Hürriyet şiiri - Mehmet Akif Ersoy Hürriyet/1 Hürriyet/2 Hürriyet/3 Hürriyet/4 Hürriyet/Osmanlıca Hürriyet/Arapça Hürriyet/İngilizce Hürriyet/İzahı
hürriyet Ar. a. Özgürlük: “Vatan için, hürriyet için birbirine verdikleri şeref sözünü tutacaklar, gerekirse bu uğurda silahlarını da kullanacaklar.” -E. C. Güney.

Bakınız

Şablon:Hürriyetbakınız -d


Hürriyet Hürriyet Şiiri - Mehmet Akif Ersoy - Safahat Hürriyet gazetesi

  • Cehalet + Fakirlik = Şikayet
  • Cehalet + Zenginlik = İsraf
  • Cehalet + Hürriyet = Anarşi
  • Cehalet + Güç = İstibdad
  • Cehalet + Din = İfrat - Tefrit

  • Hürriyet özet bilgi

    Kelime anlamı "bağımsızlık"tır.Teslimiyetin, kulluğun ve belirlenmenin olmadığını gösterir. Bağımszlık anlamında, hiçbir baskının bulunmadığını ifade eder.Bunlar olumsuzlukların bulunmadığını belirtirler.Bu çerçevede, kişinin kendisi olduğu anlatılmak istenir.Kişi kendisi olarak hareket ettiğine göre iradi bir şekilde davranıyor demektir. Buna göre de, hürriyet ile irade arasında bir ilişki vardır.İnsani varlık ve iradenin mevcut olduğu fikri ortaya çıkar.Yani kişinin tabiiliğini gösterir.

    HÜRRİYET (ÖZGÜRLÜK)

    HÜRRİYET (ÖZGÜRLÜK) Nedir İslami Sözlük

    Hür olanın niteliği. Hür, kölenin karşıt anlamlısıdır. Bununla birlikte hürriyet, köleliğin karşıtı anlamından çok daha geniş ve neredeyse tanımlanamaz bir kavramdır. Tutuklu olmayan bir varlığın durumu, zorlamanın yokluğu, bir eylemi yapma ya da yapmama gücü gibi tanımlar, kapsamlılık ve kuşatıcılıktan çok uzak tanımlama girişimleridir. Hürriyet, zaman zaman, ihtiyar, ihtiyarîlik, serbestlik, güç, muhtar irade, Şer'î ruhsat, istiklâl, serazatlık gibi kelimelerle ifade edilir ya da bu kelimelerin yerine kullanılır. Belli bir alanla ilgili hürriyet anlatılmak istenildiğinde de özel olarak belirtme gereği duyulur. Sözgelimi insanın seçme özgürlüğü manevî hürriyet, fiziki hürriyet, maddî ya da cismânî hürriyet, vatandaşlık alanındaki hürriyet, medenî hürriyet, siyâset alanındaki hürriyet, siyâsî hürriyet biçiminde ayrıca belirlenerek ifade edilir. Bu durum, bir bütün olarak tanımlanamayan hürriyet kavramının bir takım sınıflamalar içinde tanımlanması ihtiyacından doğmuştur.

    Hürriyet kavramının tanımlanabilmesi için tarih boyunca çeşitli sınıflamalara gidilmiştir. Felsefi planda yapılan temel sınıflama, hürriyetin seçme ve eylem hürriyetleri biçimindeki sınıflanmasıdır. Eylem hürriyetinin toplumsal hayat içindeki tezâhürlerini tanımlayabilmek için de ayrı bir sınıflama yapılmıştır. Toplumsal plandaki hürriyetler önce kamu hürriyetleri ve ferdi hürriyetler olarak ikiye ayrılmıştır. Kamu hürriyetleri, kişinin kamu fonksiyonlarına katılma hakkı ile siyâsi haklardan doğan hürriyetleridir. Ferdi hürriyetler de kendi içinde maddî hürriyetler ve manevi hürriyetler olarak ikiye ayrılmıştır. Maddi hürriyetleri, fizikî hürriyet, barınma hürriyeti, mülk edinme hürriyeti, çalışma hürriyeti, üretim hürriyeti, tüketim hürriyeti gibi hürriyetlerden oluşur. Manevî hürriyetler de din ve vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti, basın ve söz hürriyeti, öğrenim hürriyeti, toplanma ve örgütlenme gibi hürriyetleri içine alır. İslâm kültüründe seçme ve eylem hürriyeti, kamu hürriyetleri ile ferdi hürriyetler gereğince ele alınmış ve belirlenmiştir.

    İnsanın seçme ve eylem hürriyetinin mâhiyeti, sınırları üzerindeki tartışmalar düşünce tarihi içinde önemli bir yer tutar. Seçme ve eylem hürriyetinin mâhiyet ve sınırlarının belirlenmesi, "insan seçerken bütünüyle kayıtsız mıdır, yoksa birtakım neden ve etkenlerle bağlı mıdır? Eğer seçimde kimi neden ve etkenler etkili oluyorsa, bir seçme hürriyetinden söz edilebilir mi? Seçimi doğrultusunda amacına ulaşmak için eyleme geçen kişi tam anlamıyla hür müdür, yoksa kimi kısıtlayıcı, sınırlayıcı engeller var mıdır?" gibi sayısız sorunun araştırılmasını gerektirir. Bütün bu araştırmalar insanın ne seçme, ne de eylem hürriyetinin sınırsız olmadığı gerçeğini ortaya koymuştur. İnsan seçerken tam belirleyici olmasa da kimi nedenlere bağımlıdır. Eylem aşamasında da kişi kendinden, fiziki çevreden, toplumdan, toplumun dinî ve ahlâkî inanç ve kabullerinden' gelen birçok engelle karşılaşır. Bu nedenle hiçbir alanda sınırsız bir insan hürriyetinden sözedilemez. Buna karşılık bağımlı, sınırlı olsa da insanın seçme ve eylem hürriyetine sahip bir varlık olduğu da inkâr edilemez.

    İslâm kelâmcıları, seçme ve eylem hürriyetinin mahiyet ve sınırlarının araştırılmasını felsefeye bırakarak onların ulaştığı sonuçlardan hareket etmişlerdir. Bu nedenle kabul edilen biçimiyle insan hürriyetlerinin Allah'ın sonsuz hürriyeti, gücü ve takdiri karşısındaki yerini belirlemeye çalışmışlardır. Bu çaba ister istemez hürriyet kavramının irade, yaratma, kader, sorumluluk gibi konularla bağlantılı olarak ele alınması, incelenmesi gereğini doğurmuştur . İslâm kelâmcıları insanın seçme ve eylem hürriyeti konusunda belli başlı dört görüş çevresinde kümelenmişlerdir. İlk görüş, Cehm b. Safvân (ö. 745) tarafından kurulan Cebriyye ekolü ve bu ekole bağlı kelâmcılarca savunulur. Buna göre insan hür bir varlık değildir. İnsan için ne seçme, ne de eylem hürriyetinden söz edilebilir. Her varlık gibi insan da Allah'ın mutlak iradesine bağlıdır; hayatını O'nun kendisi için belirlediği kadere göre sürdürür. Cebriyye ekolü bu görüşüyle insanı cansız bir cisim durumuna indirgemiş, insanın sorumluluğunun açıklanması imkânını da ortadan kaldırmıştır.

    İkinci görüşü, Vasıl b. Ata (ö. 748) tarafından kurulan Mu'tezile ekolü temsil eder. Bu ekole mensup kelâmcıların savunduğu görüş Cebriyye ekolünün görüşünün tam karşısında yer alır. Bu ekole göre insan irade sahibi hür bir varlıktır. Hür iradesiyle seçer, Allah'ın kendisine verdiği yapabilme gücü (istitaat) ile eylemini yapar. İnsanın seçimini Allah belirlemediği gibi eylemini de O yaratmaz. İnsan kendi eyleminin yapıcısı, yaratıcısıdır. İnsanın sorumluluğu da buradan gelmektedir. Allah insana bazı şeyleri yapmasını, bazı şeyleri de yapmamasını buyurmuştur. İnsan hür iradesiyle bu buyruklara uyar ya da uymaz. Uyması durumunda mükâfatını, uymaması hâlinde de cezasını görür. Dolayısıyla mükâfat da, ceza da insanın sorumluluğunun, seçme ve eylem özgürlüğünün bir sonucudur.

    Üçüncü görüş, Ebu'l-Hasan Ali b. İsmail el-Eş'arî (ö. 936) tarafından kurulan Eş'ariyye ekolü tarafından savunulur. Eş'arî kelâmcılar, Cebriyye mensuplarının insanın sorumluluğunu açıklama imkanını kaldıran Cebr görüşüyle insanı yaratıcı konumuna çıkaran mu'tezile'nin mutlak hürriyet anlayışı uzlaştırmaya, her iki görüşün de sakıncalarını gidermeye çalışmışlardır. Buna göre, insanda bir irade gücü, seçme gücü vardır. Fakat bu gücün yaptığı işler üzerinde bir etkisi yoktur. İşleri belirleyen ve yaratan Allah'tır. Öyleyse insan niçin sorumludur? Eş'arî kelâmcılar bunu kesb (kazanma) kuramı ile açıklamaya çalışırlar. Kesb, insanın belirlenmiş olan işe yönelmesidir. Bu yöneliş insana o işle ilgili bir sorumluluk yükler. Biçimsel bir farklılıktan başka, Eş'arî görüşün Cebrî görüşten bir farkının bulunduğu söylenemez. Bu nedenle Mezhepler tarihçileri bu görüşü cebr-i mutavassıt (orta cebr) olarak nitelendirmişlerdir .

    Dördüncü görüşü de Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 944) tarafından kurulan Mâtürîdiyye ekolü üyeleri temsil eder. Mâtüridi kelâmcılara göre insan tam bir irade hürriyetine sahiptir. Fakat eyleminin yaratıcısı Allah'tır. Yapacağı iş ve eylemler Allah tarafından belirlenmiş değildir; insan yapacağı eylemi kendisi seçer. Buna karşılık eyleminin yaratıcısı değildir. Mâtürîdiyye ekolü de Allah'ın yaratıcılığı ile insanın sorumluluğunu uzlaştırmak için kesb kuramına başvurur. Ancak kesb anlayışları Eş'arîlerden farklıdır. Mâtürîdîlerce kesb, yapılmasına kesin biçimde karar verilmiş kasıttır. Kesin bir kararlılıkla eyleme yönelince Allah, bu eylemi yaratır. Ancak burada da Eş'arî görüşten önemli bir fark görülür. İnsan, Eş'arîlerin söylediği gibi belirlenmiş olan eylemi seçmez; tersine, Allah insanın hür iradesiyle seçtiği eylemi bu iradeye bağlı olarak yaratır. Sorumluluk da eylemin olmasının, yaratılmasının bir sonucu değil, insanın seçmesinin ve eylemi için gücünü kullanmasının bir sonucudur. Mâtürîdiyye ekolünün görüşü, Cebriyye ve Eş'ariyye ekollerinden daha çok Mu'tezile ekolünün görüşüne yakındır.

    İslâm hukuku, insanın toplumsal hayata ilişkin bütün hürriyetlerini tanımış ve garanti altına almıştır. İnsanın temel hakları olarak değerlendirilen bu hürriyetler siyasî haklar ve genel haklar olmak üzere iki başlık altında toplanır. Genel haklar da eşitlik ve hürriyetler başlıkları altında incelenir. Bu haklarla, bu haklardan doğan hürriyetler insanın tüm kamusal hürriyetleri ile ferdî hürriyetlerini içine alır.

    Siyâsî haklar, ferdin siyâsî bir toplumun üyesi olması bakımından doğal olarak kazandığı haklardır. Kişi bu haklarıyla tüm kamu fonksiyonlarına katılma hak ve hürriyetine sahip olur. Siyasî hakların başlıcaları seçme hakkı, danışma hakkı, denetleme hakkı, görevden alma hakkı, seçilme ve adaylığını koyma hakkı ve kamu görevleri alma hakkıdır. Genel haklar, insanın toplumun bir üyesi olması bakımından sahip olduğu vazgeçilmez haklarıdır. Bu hakların birinci bölümünü eşitlik oluşturur. İslâm'a göre bütün insanlar, insan olmaları bakımından eşittir. Eşitlik, kanun önünde, yargı önünde ve fırsatlar önünde eşitliği biçiminde tezahür eder.

    Genel hakların ikinci bölümünü hürriyetler oluşturur. İnsanın maddî ve manevî hürriyetlerini içine alan hürriyetler İslâm hukukunda şahsî hürriyetler, inanç ve ibâdet hürriyeti, barınma hürriyeti, çalışma hürriyeti, mülk edinme hürriyeti, düşünce ve söz hürriyeti, öğrenme hak ve hürriyeti, toplumsal sigortadan yararlanma hak ve hürriyeti başlıkları altında incelenir. Buna göre insan, başkalarının hak ve hürriyetlerine zarar vermeme şartı ile serbest hareket imkânına sahiptir. Kanunsuz olarak tutuklanamaz, cezalandırılamaz, hapsedilemez, işkenceye uğratılamaz. Aleyhinde kesin deliller bulunmadıkça kimse suçlu sayılamaz. Seyahat hürriyeti kısıtlanamaz. Hiç kimse dinini değiştirmeye, belli bir dinin kurallarına göre ibadet etmeye zorlanamaz. Evlerin mahremiyet ve dokunulmazlığını zedeleyecek girişimlerde bulunulamaz. Herkes istediği işi yapar, hayatını istediği gibi kazanır İstediği zaman da işini değiştirme hürriyetine sahiptir. Kimsenin mülk edinmesi engellenemez. Düşüncelerini açıklama ve yayma hürriyetine müdahale edilemez. Öğrenme ve sanat edinme hakkı ortadan kaldırılamaz. Her insan gerektiğinde devlete başvurarak yardım taleb etme ve genel sigortadan yararlanma hakkına sahiptir. Bu hak, hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.

    İnsanların fert veya grup olarak, diğer fert veya grupların her türlü tahakküm ve sınırlamalarından uzak bulunması hali, serbestlik. Kelime anlamı "bağımsızlık"tır. Teslimiyetin, kulluğun ve belirlenmenin olmadığını gösterir. Bağımszlık anlamında, hiçbir baskının bulunmadığını ifade eder. Bunlar olumsuzlukların bulunmadığını belirtirler. Bu çerçevede, kişinin kendisi olduğu anlatılmak istenir. Kişi kendisi olarak hareket ettiğine göre iradi bir şekilde davranıyor demektir. Buna göre de, hürriyet ile irade arasında bir ilişki vardır.İnsani varlık ve iradenin mevcut olduğu fikri ortaya çıkar.Yani kişinin tabiiliğini gösterir. Bu bakış açısına göre, hürriyet kavramı, aynı zamanda,değerlerin varlığını, bu değerlere uygun davranışı ve geçekliği ihtiva eder.

    Hürriyet konusunu, insanlar çağlar boyu tartışmışlardır. Hemen her devirde filozoflar, Filozof en genel anlamda, düşünce ve teorileriyle başta kendisi olmak üzere halkının ve insanlığın ufkunu genişletmiş bir şeylerin yepyeni perspektiften görülmesini sağlamış kişi. Biraz daha özel bir anlam içinde, hayata iyi yönleriyle bakan, hoşgörülü, güçlükleri tevekkülle karşılayan kalender kimse. Felsefe yapan kimse kimseye denir.

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.ideologlar, siyaset, Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir. Osmanlı'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün "ceza" ve özellikle "ölüm cezası" anlamında kullanıldığı görülmüştür. Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.bilim ve Bilim (Os. İlim, Mâlumât,. Vukûf, Mârifet, İlmî müdevven, Fen; Fr., İng. Science, Al. Wissen, Wissenschaft; İt. Scienza) Yöntemli bilgi... Önceleri bilgi terimiyle eşanlamda kullanılan bilim terimi, günümüzde olayların yasalarını bulmak amacını güden araştırmaları dile getirmektedir. Bilim, yöntemle elde edilen ve pratikle doğrulanan bilgidir. Bu yüzden de idealizmle bağdaşamaz, çünkü idealist bilgi pratikle doğrulanamaz.

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.din adamları ile sonraki asırlarda iktisatçılar hürriyeti tarif ederek, fert ve cemiyet hayatındaki yerini, sınırlarını tesbit etmeye çalışmışlardır. Eski Yunan ve Roma’nın bilinen târihlerinden bu yana yapılan hürriyet tartışmalarında ortaya konulan pekçok görüş ve fikirlerin, hürriyet anlayışlarının hepsinin birleştiği ortak nokta “Hürriyetin mutlak olmadığıdır.” Yani fert ve cemiyet için kayıtsız şartsız ve hiçbir sınırı olmayan bir hürriyet yoktur. Fert ve cemiyet istese de istemese de bâzı şartlara ve kâidelere kendi arzusunu sınırlayıcı olsa bile uymak mecburiyetindedir. Bunların bâzısı, insanların elinde olmayan tabîata âit (coğrafya, iklim, kimya, fizik kânunları vs. gibi) şartlardır. Bâzıları da medenî olmak ve yaşamak için insanların bir arada, cemiyetler hâlinde bulunma mecbûriyetinin getirdiği sınırlamalar ve kâidelerdir.

    Mutlak hürriyetin olamıyacağının kabûlünden îtibâren, bilhassa cemiyet hayâtında fert ve cemiyete verilecek hürriyetin sınırları, bunun nasıl vekimler tarafından tesbit edileceği konusu, yeryüzündeki fikrî, siyâsî ve fiilî hürriyet tartışma ve mücâdelelerinin esas sâhasını teşkil etmiştir. Filozoflar bu mücâdelenin fikir ve düşünce tarafında, devlet adamları ve siyasetçiler siyâsî tarafında, insan toplulukları da fiilî tarafında yer almışlardır.İdeologlar ise hem fikrî, hem siyâsî, hem de fiilî taraflarda yer alabilmişlerdir. Bütün bu insanlar; bilgileri, anlayış ve kavrayış güçleri ve zamanlarındaki çeşitli şartların tecellisine göre hürriyeti târif ve tanzim etmeye çalışmışlardır.

    İlmî ve teknik gelişmeler, ekonomik şartlar, siyâsî hâdiseler, savaşlar ve diğer büyük sosyal olaylar neticesinde bütün bu hürriyeti târif ve tanzimler değişikliklere uğramış, yeni düzenlemeler fert ve cemiyetin hayatlarına şekil ve yön vermiştir. Bugün de dünyâ üzerinde çeşitli hürriyet anlayışları ve hürriyet tanzimleri vardır ve bunlara karşı çıkanlarla tartışmalar sürmektedir.

    Bütün hürriyet târif ve tanzimlerinde, iki unsur muhakkak bulunur. Bunlardan birincisi hâkim güç (otorite), diğeri bu güce itâat etmedir. İşte bu otoritenin (hâkim gücün) tesbiti, hürriyet konusunun en çetin tarafıdır.İnsanlık târihinde bu otorite çok çeşitli şekillerde kabullenilmiştir. Bâzı kavimlerde zâlim krallar, tanrılaştırılan diktatörler, kendisine tapılan büyücüler, papazlar, hükümet adamları, bu otorite yerine konulmuş, fert ve cemiyetin hayatı bunların emirlerine ve sözlerine göre şekillenmiştir. Bu anlayış târihte meşhur zulüm ve istibdat idârelerinin, insanların köleleştirilmelerinin vâsıtası olmuştur.

    Batı dünyâsı için târihe hürriyet mücâdelesi asrı olarak geçen 18. yüzyılın batılı filozof ve inkilapçıları, hürriyetin insana doğuştan verilmiş bir hak olduğu ve bu hakkın hiç bir sûretle elinden alınamıyacağını savunarak hak ve hürriyetler listeleri yayınlayarak ferdin medenî ve siyâsî haklarını bir bir saymış ve bunları hükümetlerin kısıtlamalarından muhfûz tutmaya çalışmışlardır. Ancak sonraki asırlarda iktisâdî gelişmelerle beraber ortaya çıkan acımasız bir kapitalizmin otorite hâline gelmesi, filozofları, halkın hürriyetinin vasıtalı yollardan kısıtlanmaması için tekrar hükümet müdâhalelerinin gerektiğini savunmaya zorlamıştır. Böylece sigortalar, sosyal güvenlik müesseseleri, asgarî ücret tesbiti,sendikalar gibi birçok yeni sistemler kurulmuştur. Devlet müdahalelerinin her sahaya inceden inceye yaygınlaştığı toplumlarda ise devlet kesin otorite olmuş, devleti îdare ve temsil eden küçük bir grubun tahakkümü ortaya çıkmıştır (komünist rejimler).

    Bilhassa 20. yüzyılda demokrasiler için hürriyet mefhumu, rejimin temel taşı sayılmıştır. İnsanların temel hak ve hürriyetleri demokrasinin işleyebilmesi için şart ve lüzumlu olduğundan demokrasi mücâdeleleri ile hürriyet mücâdeleleri aynı kategori içine sokulmuştur. Demokrasi idârelerinde otorite millî irâde (çoğunluk irâdesi)olarak kabul edilmiş; fert ve cemiyet, cemiyet ve devlet, fert ve devlet arasındaki münâsebetlerin ayarlanmasında hürriyetlerin temini ve kullanılmasında millî irâde esas alınmıştır. Ancak demokrasilerde iktidâra gelen partilere hâkim olan grupların veya vâsıtalı çevrelerin otorite yerine geçme veya otoriteyi istismâr etme temayülleri dünyânın her yerinde sık sık görülmekte ve hürriyetlerin sınırları, tanzimi, tevzii ve kullanılması konuları fikrî, siyâsî ve yer yer fiilî olarak tartışılmaktadır.

    Târih boyunca yapılan hürriyet mücâdelesi sonunda, demokratik idâre düzenini benimseyen ülkelerin anayasaları çeşitli hürriyetleri fertlere bir hak olarak tanımıştır. Ülkemizde de anayasa hukûkunun geçirdiği çeşitli merhalelerin sonucunu teşkil eden 1982 Anayasasında, “Temel Haklar ve Ödevler” başlığı altında (mad. 12) ve devamında temel hak ve hürriyetler ile ilgili kavramlar belirtilmiş ve açığa kavuşturulmuştur. Bu hak ve hürriyetlerin bâzıları şunlardır:Kişi hürriyeti ve güvenliği (mad. 19), haberleşme hürriyeti (mad. 22),yerleşme ve seyahat hürriyeti (mad. 23), din ve vicdan hürriyeti (mad. 24), düşünce ve kanâat hürriyeti (mad. 25),düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (mad. 26), bilim ve sanat hürriyeti (mad. 27), basın hürriyeti(mad. 28), dernek kurma hürriyeti (mad. 33), hak arama hürriyeti (mad. 36) vs.

    Hürriyet mefhumu bâzı dinlerde de yer almıştır.Meselâ ilk Hıristiyanların yaptıkları inanç ve ibâdet hürriyeti mücâdeleleri ve bu sebepten uğradıkları zulümler meşhurdur. Hıristiyanlığın doğru şeklinin çabuk ve çok yere yayılamamasında ve kısa zamanda insan eliyle bozularak bugünkü hâline gelmesinde ilk ve doğru hıristiyanların o günkü Roma ve Yunan toplumları tarafından kendilerine inanç ve ibâdet hürriyeti tanınmayarak zulüm ve işkenceler yapılması neticesinde mağaralara ve insanlardan uzak yerlere çekilmelerin çok büyük rolü olmuştur.

    İslâmiyet, hürriyete bütün dinlerden çok daha fazla önem vermiş ve başka dinlerden olan birçok aydınlar tarafından “hürriyet dîni” olarak vasıflandırılmıştır.Hür olmak İslâm dîninde Cumâ ve Bayram namazlarının ve Haccın vücup şartlarından bir tânesidir.Hür kadının hak ve mes’uliyetleri câriyelerden çok farklı ve daha asildir.Kur’ân-ı kerîmde hazret-i Muhammed,“İnsanların sırtlarında olan zincirleri indiren kimse.” (A’râf sûresi: 157) olarak târif ve medh edilmektedir. Hazret-i Ömer, zulüm idârelerini ve zâlimleri tenkit ederken, onlara; “Anaları hür doğurdukları hâlde, siz, insanları köle yaptınız.” diye hitâb etmektedir. Dört büyük imamdanİmâm-ı Şâfiî , rahmetullahi aleyh; “Allah seni hür yarattı, o halde hür yaşa” buyurmuştur.

    İslâmiyetin bildirdiği hürriyete hâkim güç (otorite) yalnız Allahü teâlâdır. Allah’tan gayri olan bütün mahluklar O’na boyun bükmekle vazifelidirler. Mutlak ve hakîkî hâkim ancak O’dur. Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Allah, hâkimlerin hâkimi değil midir?” (Tîn Sûresi: 8) buyurmaktadır. Hazret-i Muhammed insanları O’na inanmaya çağırarak insanların gönüllerindeki sahte ve yalancı mâbûtlara olan bağlılıklarını kırmış ve yok etmiştir. Mahlûklara (yâni yokken sonradan yaratılmış olanlara) duyulan bu bağlılığı kaldırarak insanları Allah’tan başka şeylere esâretten ve kölelikten kurtarmıştır.“Allah’tan başka ilâh yoktur (lâilâhe illallah)” buyurarak insanları putların, kendilerini tanrılaştırmaya kalkan zâlimlerin, diktatörlerin veher çeşit kaba kuvvetin tahakkümünden kurtarmış, hakîkî hürriyet yolunu açmıştır.İslâmiyette hürriyet; “Allahtan başka ilâh tanımamak” ve yalnız O’nun otoritesine (kudretine) teslim olmak demektir. Bu teslimiyete dinde Müslüman olmak, denir. Bütün Müslümanlar, meslek ve meşrepleri, bedenleri, renkleri, güç ve kuvvetleri ne olursa olsun,Allah’ın kuludurlar.Kullukta ve insanlık hak ve hürriyetlerinde hepsi ortaktır.Hepsi aynı emir ve yasaklara tâbi ve hepsi kulluk yapmakla vazifelidirler.Kavim ve ırk bakımından Arabın Aceme üstünlüğü yoktur.Üstünlük ancak takvâdadır, yâni haramdan kaçmadadır.

    İslâmiyetin yayılmaya başlamasından îtibâren fethedilen memleket ve şehirlerde yaşayan insanlar, dinleri, dilleri, ırkları, renkleri ne olursa olsun bütün bu hak ve hürriyetlerden istifâde etmiştir. Dünyânın diğer memleketlerine ticâret ve istilâ sebepleriyle gidip yerleşen Hıristiyan Avrupalılar ise buralardaki yerli halkı köle olarak kullanmış, birçoğunu başka yerlerdeki esir pazarlarında satarak çiftliklerde, mâdenlerde, tarlalarda ve yer altında olmak üzere, en ağır işlerde boğaz tokluğuna çalıştırmışlardır. Bu insanlar ırk, renk, dil ve dinlerinden dolayı her türlü hakârete ve zulme müstehak görülmüşler, çok defa canları pahasına cezâlandırılmışlardır.

    Dünyânın en büyük sömürgeci imparatorluklarından birini kuran İngiltere’ye karşı,Amerika’da verilen ve uzun yıllar devam eden hürriyet mücâdeleleri zaferle neticelenince, İngiliz sömürgesi olan diğer ülkelerde de başlayan isyanlar yirminci yüzyıl ortalarına kadar sürerek herbiri zaman içinde siyâsî istiklallerine ve hürriyetlerine kavuşmuşlardır. Târihin en büyük devletlerinden biri olanOsmanlılarda ise uzun asırlar boyunca hiçbir kavmin hürriyet mücâdelesi yaptığı görülmemiştir.Osmanlı devlet anlayışı ve idâresinin esaslarının çeşitli din, dil, ırk ve milliyetten insanları bir arada, huzur içinde yaşatabilecek mükemmellikte olması, böyle şeylere itiyaç bırakmamış, fırsat vermemiştir. Ancak 19. yüzyıl ortalarından îtibâren İngiliz, Fransız, ve Ruslar tarafından devamlı ve zorakî yapılan kışkırtmalarla devletin çeşitli bölgelerinde tertib edilen çeteler ve komitacılar eliyle siyâsî İstiklâl mücâdeleleri başlatılmak istenmiştir. Ancak bunlar hiçbir zaman toplu bir halk hareketi hüviyetine bürünemeyen, küçük, isyânkâr parti, komite ve çete olarak kalmışlardır. Fakat bu grupların isyanlarına sonradan bâzı siyâsî sebeplerle hürriyet mücâdeleleri ismi verilmiştir.

    1980’li yılların sonuna kadar insanlara temel hak ve hürriyetlerin devamlı tanındığı ülkelere “hür dünyâ”, bunun tanınmadığı ülkelere de “demirperde ülkeleri” denilmekteydi.Rusya’nın liderliğini yaptığı ve komünizm ile idâre edilen demirperde ülkelerinde yaşayan insanlar, başta olmak üzere pek çok temel hak ve hürriyetlerden mahrum bırakılmışlardı. 1991’den sonra, Çin ve Küba hâriç bütün demirperde ülkeleri komünizmi bırakarak hürriyeti seçmişlerdir.

    Kaynak

    Rehber Ansiklopedisi

    •Din, insanın kutsal saydığı gerçeklikle ilişkisi; bu ilişkinin çerçevesini oluşturan inançlar, öğretiler, değer yargılan, davranış kuralları, tapınma biçimleri ve kurumsal yapılar. Dinlerin temelini oluşturan kutsal gerçekliğin doğaüstü ya da kişileşmiş bir varlık, bu anlamda bir "tanrı" biçiminde tasarımlanması zorunlu değildir; bu tür bir "tanrı" kavramını bütünüyle ya da büyük ölçüde dışlayan dinler de vardır. Dolayısıyla din kavramı, insanın Tanrı'yla ya da tanrılarla ilişkisinden çok

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hürriyet Gazetesi

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. Hürriyet Gösteri Sanat Edebiyat Dergisi

    •Hürriyet Film - Türkiye'de bir film prodüksiyon şirketi.

    •Hürriyet Apartmanı (film) - Yönetmenliğini Talat Artemel'in, başrolünü Şaziye Moral'ın üstlendiği 1944 yapımı Türk filmi.

    •...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hürriyet Şarkısı (film) - Yönetmenliğini Faruk Kenç'in, başrolünü Neriman Köksal'ın üstlendiği

    Neriman Köksal, (d. 1929 - ö. 1999) Türk kadın sinema sanatçısı. Türk sinemasının ilk ve en uzun süreli vamp kadını olarak kabul edilmektedir.

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1951 yapımı Türk filmi.

    •...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hürriyet İçin Şahlanan Belde (film) - Yönetmenliğini Mümtaz Ener'in, başrollerini Bakiye Fayasof ile Siret Akar'ın üstlendiği 1952 yapımı Türk filmi.

    •...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hürriyet Uğrunda Mukaddes Yalan (film) - Yönetmenliğini Muharrem Gürses'in, başrollerini Bülent Ufuk ve Gönül Ülkü'nün üstlendiği bkz. Gönül Ülkü Özcan

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız. 1954 yapımı Türk filmi.

    •...Tümünü okumak için linke tıklayınız.İki Günlük Hürriyet (film) - Yönetmenliğini Mehmet Ezici'nin, başrollerini Mehmet Ezici ve Neslihan Acar'ın üstlendiği 1989 yapımı Türk filmi.

    •...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hürriyet İçin (film) - Yönetmenliğini Norton Rodrigues'in, başrollerini Oscar Torres ve Tony Pacheso'nun üstlendiği 2000 yapımı orijinal adı Libertad olan ABD filmi.

    •...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hürriyet Aleyhine İşlenen Suçlar (kitap) - Osman Yaşar'ın Seçkin Yayıncılık tarafından yayımlanmış kitabı.

    •İfade Hürriyeti Herkese Serbest Reklama Yasak Öyle Mi? (kitap) - John Gray'in Plato Film Yayınları tarafından yayımlanmış kitabı.

    •Hürriyet Abidesi

    hürriyet Ar.

    a. Özgürlük: “Vatan için, hürriyet için birbirine verdikleri şeref sözünü tutacaklar, gerekirse bu uğurda silahlarını da kullanacaklar.” -E. C. Güney.

    İstibdâd Safahat Bayrak
    Mehmet Akif Ersoy
    Kocakarı ile Ömer

    2'li iki beyitin tablo sunumuEdit

    Şiir Metni
    Güncel Türkçesi
    Beyaz entârisiyle kar gibi kız,

    Sanki Cennet´ten inme zâde-i hûr

    Beyaz entarisiyle kar gibi kız,

    Sanki Cennet'ten inme huri kızı;

    Ya seher pâredir ki perrandır
    Dûş-i nâzında bir sehâbe-i nûr.
    Seherin bir parçası gibi uçmakta

    Işıktan bir bulut nazlı omuzlarında.

    Kuşanıp bir nitâk-ı hürriyyet

    Geziyor hâk-dânı dûrâ-dûr!

    Kuşanıp hürriyet kuşağını

    Geziyor durmaksızın dünyayı!

    Bu kadar dil-nişîn olur ancak.
    Ayı hâleleyince şafakBu kadar gönül alıcı olur ancak.
    Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan

    Ki fezâlar gelir sürûruna dar;

    Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan

    Ki gökler sevincine gelir dar;

    Taşıyor sanki sığmıyor kabına...

    Kendisinden büyük de bayrağı var!

    Taşıyor sanki sığmıyor kabına...

    Kendisinden büyük de bayrağı var!

    Geçti mâzî denen o devr-i melâl,

    Haydi feth et: Senindir istikbâl.

    Geçti mazi denen o sıkıntılı devir,

    Haydi feth et: Gelecek senindir!

    Koşuyor el ele vermiş iki kardeş; birinin

    Yaşı beş yoksa da, var altı kadar dîgerinin.

    Koşuyor el ele vermiş iki kardeş; birinin

    Yaşı beş yoksa da, var altı kadar diğerinin.

    Bakıyor arkalarından dayanıp değneğine

    Hayli düşkün bir adam:

    Bakıyor arkalarından dayanıp değneğine

    Hayli düşkün bir adam:

    -Kız o ne? Düştün mü yine!

    Sana bin kerre dedim koşma, yavaş git, yaramaz!

    -Kız o ne? Düştün mü yine!

    Sana bin kere dedim koşma, yavaş git, yaramaz!

    Haydi kalk ağlama... Söz dinlesen olmaz mı biraz?

    Silkiver üstünü, Ahmed, bakıver ağlamasın.

    Haydi kalk ağlama... Söz dinlesen olmaz mı biraz?

    Silkiver üstünü, Ahmet, bakıver ağlamasın.

    Ağlamam ağababa...

    Artık yetişir, oynamayın.

    Ağlamam ağababa...

    -Artık yetişir, oynamayın.

    Söktü baktım ki hemen bir alay eftâl öteden,

    O nasıl mevkib-i şradî, o ne âlem, görsen!

    Söktü baktım ki hemen bir alay eftâl öteden,

    O nasıl mevkib-i şradî, o ne âlem, görsen!

    Her çocuk bir kocaman bayrak edinmiş, geliyor;

    " Yaşasın!" sesleri ef lâke kadar yükseliyor:

    Her çocuk bir kocaman bayrak edinmiş, geliyor;

    " Yaşasın!" sesleri göklere kadar yükseliyor.

    Görerek yapma değil hem, ne tabî?ı etvâr!

    Şu yumurcaklara bak: Sanki ezelden ahrâr!

    Görerek yapma değil hem, ne tabii tavırlar!

    Şu yumurcaklara bak: Sanki ezelden hürriyetçiler!

    -Bağırın haydi çocuklar...

    -Yaşasın hürriyyet!

    -Bağırın haydi çocuklar...

    -Yaşasın hürriyet!

    Derken alkış geliyor; sonra da nevbet nevbet,

    Ya Vatan Şarkısı, yahut ona benzer bir şey

    Derken alkış geliyor, sonra da nöbet nöbet,

    Ya Vatan Şarkısı, yahut ona benzer bir şey

    Okunup her köşe çın çın ötüyor... Hey gidi hey!

    Bir mezarlık gibi dalgın yatıyorken daha dün,

    Okunup her köşe çın çm ötüyor... Hey gidi hey!

    Bir mezarlık gibi dalgın yatıyorken daha dün,

    Şu sokaklarda bugün dalgalanan rûhu görün!

    -Biz de gitsek azıcık, ağababa, olmaz mı?

    Şu sokaklarda bugün dalgalanan ruhu görün!

    Biz de gitsek azıcık, ağababa, olmaz mı?

    -Gidin.

    Çok koşup terlemeyin ha!Amanın dikkat edin.

    -Gidin.

    Çok koşup terlemeyin ha!Amanın dikkat edin.

    İki kardeş dalarak lücce-i etfâle hemen,

    İki dürdâne-i ismet gibi yüzmekte iken;

    îki kardeş dalarak çocuk deryasına hemen,İki iffet incisi gibi yüzmekte iken;
    Bakarak arkalarından bu güzel yavruların,

    Döndü birdenbire sîmâsı, duran ihtiyarın.

    Bakarak arkalarından bu güzel yavruların,

    Peğişti birdenbire yüzü, duran ihtiyarın.

    Ne için ağladı? Bilmem. Şunu duydum yalınız:

    Ah bir kerre gelip görse Yemen´den babânız!

    Ne için ağladı? Bilmem. Şunu duydum yalınız:

    -Ah bir kere gelip görse Yemen'den babanız



    3'lü iki beyitin tablo sunumuEdit

    Şiir Metni
    Güncel Türkçesi
    İngilizce Tercüme
    Beyaz entârisiyle kar gibi kız,

    Sanki Cennet´ten inme zâde-i hûr·

    Beyaz entarisiyle kar gibi kız,

    Sanki Cennet'ten inme huri kızı;

    İngilizce Tercüme Buraya
    Ya seher pâredir ki perrandırDûş-i nâzında bir sehâbe-i nûr.
    Seherin bir parçası gibi uçmaktaIşıktan bir bulut nazlı omuzlarında.
    İngilizce Tercüme Buraya
    Kuşanıp bir nitâk-ı hürriyyet

    Geziyor hâk-dânı dûrâ-dûr!

    Kuşanıp hürriyet kuşağını

    Geziyor durmaksızın dünyayı!

    İngilizce Tercüme Buraya
    Hâle-dâr eyleyince bedri şafakBu kadar dil-nişîn olur ancak.
    Ayı hâleleyince şafakBu kadar gönül alıcı olur ancak.
    İngilizce Tercüme Buraya
    Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan

    Ki fezâlargelir sürûruna dar;

    Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan

    Ki gökler sevincine gelir dar;

    İngilizce Tercüme Buraya
    Taşıyor sanki sığmıyor kabına...

    Kendisinden büyük de bayrağı var!

    Taşıyor sanki sığmıyor kabına...

    Kendisinden büyük de bayrağı var!

    İngilizce Tercüme Buraya
    Geçti mâzî denen o devr-i melâl,

    Haydi feth et: Senindir istikbâl.

    Geçti mazi denen o sıkıntılı devir,

    Haydi feth et: Gelecek senindir!

    İngilizce Tercüme Buraya
    Koşuyor el ele vermiş iki kardeş; birinin

    Yaşı beş yoksa da, var altı kadar dîgerinin.

    Koşuyor el ele vermiş iki kardeş; birinin

    Yaşı beş yoksa da, var altı kadar diğerinin.

    İngilizce Tercüme Buraya
    Bakıyor arkalarından dayanıp değneğine

    Hayli düşkün bir adam:

    Bakıyor arkalarından dayanıp değneğine

    Hayli düşkün bir adam:

    İngilizce Tercüme Buraya
    '-Kız o ne? Düştün mü yine!

    Sana bin kerre dedim koşma, yavaş git, yaramaz!

    -Kız o ne? Düştün mü yine!

    Sana bin kere dedim koşma, yavaş git, yaramaz!

    İngilizce Tercüme Buraya
    Haydi kalk ağlama... Söz dinlesen olmaz mı biraz?

    Silkiver üstünü, Ahmed, bakıver ağlamasın.

    Haydi kalk ağlama... Söz dinlesen olmaz mı biraz?

    Silkiver üstünü, Ahmet, bakıver ağlamasın.

    İngilizce Tercüme Buraya
    Ağlamam ağababa...

    Artık yetişir, oynamayın.

    Ağlamam ağababa...

    -Artık yetişir, oynamayın.

    İngilizce Tercüme Buraya
    Söktü baktım ki hemen bir alay eftâl öteden,

    O nasıl mevkib-i şradî, o ne âlem, görsen!

    Söktü baktım ki hemen bir alay eftâl öteden,

    O nasıl mevkib-i şradî, o ne âlem, görsen!

    İngilizce Tercüme Buraya
    Her çocuk bir kocaman bayrak edinmiş, geliyor;

    " Yaşasın!" sesleri ef lâke kadar yükseliyor:

    Her çocuk bir kocaman bayrak edinmiş, geliyor;

    " Yaşasın!" sesleri göklere kadar yükseliyor.

    İngilizce Tercüme Buraya
    Görerek yapma değil hem, ne tabî?ı etvâr!

    Şu yumurcaklara bak: Sanki ezelden ahrâr!

    Görerek yapma değil hem, ne tabii tavırlar!

    Şu yumurcaklara bak: Sanki ezelden hürriyetçiler!

    İngilizce Tercüme Buraya
    -Bağırın haydi çocuklar...

    -Yaşasın hürriyyet!

    -Bağırın haydi çocuklar...

    -Yaşasın hürriyet!

    İngilizce Tercüme Buraya
    Derken alkış geliyor; sonra da nevbet nevbet,

    Ya Vatan Şarkısı, yahut ona benzer bir şey

    Derken alkış geliyor, sonra da nöbet nöbet,Ya Vatan Şarkısı, yahut ona benzer bir şey
    İngilizce Tercüme Buraya
    Okunup her köşe çın çın ötüyor... Hey gidi hey!

    Bir mezarlık gibi dalgın yatıyorken daha dün,

    Okunup her köşe çın çm ötüyor... Hey gidi hey!

    Bir mezarlık gibi dalgın yatıyorken daha dün,

    İngilizce Tercüme Buraya
    'Şu sokaklarda bugün dalgalanan rûhu görün!'
    -Biz de gitsek azıcık, ağababa, olmaz mı?
    Şu sokaklarda bugün dalgalanan ruhu görün!

    Biz de gitsek azıcık, ağababa, olmaz mı?

    İngilizce Tercüme Buraya
    -Gidin.

    Çok koşup terlemeyin ha! Amanın dikkat edin.

    -Gidin.

    Çok koşup terlemeyin ha! Amanın dikkat edin.

    İngilizce Tercüme Buraya
    İki kardeş dalarak lücce-i etfâle hemen,

    İki dürdâne-i ismet gibi yüzmekte iken;

    îki kardeş dalarak çocuk deryasına hemen,

    İki iffet incisi gibi yüzmekte iken;

    İngilizce Tercüme Buraya
    Bakarak arkalarından bu güzel yavruların,

    Döndü birdenbire sîmâsı, duran ihtiyarın.

    Bakarak arkalarından bu güzel yavruların,

    Peğişti birdenbire yüzü, duran ihtiyarın.

    İngilizce Tercüme Buraya
    Ne için ağladı? Bilmem. Şunu duydum yalınız:

    Ah bir kerre gelip görse Yemen´den babânız!

    Ne için ağladı? Bilmem. Şunu duydum yalınız:

    -Ah bir kere gelip görse Yemen'den babanız

    İngilizce Tercüme Buraya

    4'lü iki beyitin tablo sunumuEdit

    Şiir Metni
    Güncel Türkçesi
    İngilizce Tercüme
    Osmanlıca
    'Beyaz entârisiyle kar gibi kız,'Sanki Cennet´ten inme zâde-i hûr·
    'Beyaz entarisiyle kar gibi kız,'Sanki Cennet'ten inme huri kızı;
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Ya seher pâredir ki perrandır'Dûş-i nâzında bir sehâbe-i nûr.
    'Seherin bir parçası gibi uçmakta'Işıktan bir bulut nazlı omuzlarında.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Kuşanıp bir nitâk-ı hürriyyet'Geziyor hâk-dânı dûrâ-dûr!
    'Kuşanıp hürriyet kuşağını'Geziyor durmaksızın dünyayı!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Hâle-dâr eyleyince bedri şafak'Bu kadar dil-nişîn olur ancak.
    'Ayı hâleleyince şafak'Bu kadar gönül alıcı olur ancak.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan'Ki fezâlargelir sürûruna dar;
    'Ya şu oğlan, şu tostopaç afacan'Ki gökler sevincine gelir dar;
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Taşıyor sanki sığmıyor kabına...'Kendisinden büyük de bayrağı var!
    'Taşıyor sanki sığmıyor kabına...'Kendisinden büyük de bayrağı var!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Geçti mâzî denen o devr-i melâl,'Haydi feth et: Senindir istikbâl.
    'Geçti mazi denen o sıkıntılı devir,'Haydi feth et: Gelecek senindir!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Koşuyor el ele vermiş iki kardeş; birinin'Yaşı beş yoksa da, var altı kadar dîgerinin.
    'Koşuyor el ele vermiş iki kardeş; birinin'Yaşı beş yoksa da, var altı kadar diğerinin.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Bakıyor arkalarından dayanıp değneğine'Hayli düşkün bir adam:
    'Bakıyor arkalarından dayanıp değneğine'Hayli düşkün bir adam:
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    '-Kız o ne? Düştün mü yine!'Sana bin kerre dedim koşma, yavaş git, yaramaz!
    '-Kız o ne? Düştün mü yine!'Sana bin kere dedim koşma, yavaş git, yaramaz!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Haydi kalk ağlama... Söz dinlesen olmaz mı biraz?'Silkiver üstünü, Ahmed, bakıver ağlamasın.
    'Haydi kalk ağlama... Söz dinlesen olmaz mı biraz?'Silkiver üstünü, Ahmet, bakıver ağlamasın.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Ağlamam ağababa...'Artık yetişir, oynamayın.
    'Ağlamam ağababa...'-Artık yetişir, oynamayın.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Söktü baktım ki hemen bir alay eftâl öteden,'O nasıl mevkib-i şradî, o ne âlem, görsen!
    'Söktü baktım ki hemen bir alay eftâl öteden,'O nasıl mevkib-i şradî, o ne âlem, görsen!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Her çocuk bir kocaman bayrak edinmiş, geliyor;'" Yaşasın!" sesleri ef lâke kadar yükseliyor:
    'Her çocuk bir kocaman bayrak edinmiş, geliyor;'" Yaşasın!" sesleri göklere kadar yükseliyor.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Görerek yapma değil hem, ne tabî?ı etvâr!'Şu yumurcaklara bak: Sanki ezelden ahrâr!
    'Görerek yapma değil hem, ne tabii tavırlar!'Şu yumurcaklara bak: Sanki ezelden hürriyetçiler!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    '-Bağırın haydi çocuklar...'-Yaşasın hürriyyet!
    '-Bağırın haydi çocuklar...'-Yaşasın hürriyet!
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Derken alkış geliyor; sonra da nevbet nevbet,'Ya Vatan Şarkısı, yahut ona benzer bir şey
    'Derken alkış geliyor, sonra da nöbet nöbet,'Ya Vatan Şarkısı, yahut ona benzer bir şey
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Okunup her köşe çın çın ötüyor... Hey gidi hey!'Bir mezarlık gibi dalgın yatıyorken daha dün,
    'Okunup her köşe çın çm ötüyor... Hey gidi hey!'Bir mezarlık gibi dalgın yatıyorken daha dün,
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Şu sokaklarda bugün dalgalanan rûhu görün!'-Biz de gitsek azıcık, ağababa, olmaz mı?
    'Şu sokaklarda bugün dalgalanan ruhu görün!'Biz de gitsek azıcık, ağababa, olmaz mı?
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    '-Gidin.'Çok koşup terlemeyin ha!Amanın dikkat edin.
    '-Gidin.'Çok koşup terlemeyin ha!Amanın dikkat edin.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'İki kardeş dalarak lücce-i etfâle hemen,'İki dürdâne-i ismet gibi yüzmekte iken;
    'îki kardeş dalarak çocuk deryasına hemen,'İki iffet incisi gibi yüzmekte iken;
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Bakarak arkalarından bu güzel yavruların,'Döndü birdenbire sîmâsı, duran ihtiyarın.
    'Bakarak arkalarından bu güzel yavruların,'Peğişti birdenbire yüzü, duran ihtiyarın.
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    'Ne için ağladı? Bilmem. Şunu duydum yalınız:'Ah bir kerre gelip görse Yemen´den babânız!
    'Ne için ağladı? Bilmem. Şunu duydum yalınız:'-Ah bir kere gelip görse Yemen'den babanız
    İngilizce Tercüme Buraya
    örnek osmanlıca مقدمة
    Safahat logo

    Şablon:Düz liseler için safahat projesi
    Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
    Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
    Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
    Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

    Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.