Yenişehir Wiki
Advertisement
Yenişehir Wiki
80.391
pages


D: Şablon:Hak bakınız


Hak (c Haklar) aslında Türkçede arabi huruftan latino hurufa gecerken q harfi alınmadığından yanlış yazılmaktadır. Şayet q harfi latin harfleri alınırken eksik kalmayıp alınsa idi, şimdi yazdığımız gibi hak değilde Azeriler gibi Haq yazacaktık.
Eski harflerimizde حق yazılırdı. Hakk .
Hâk ise toprak anlamında q ile değil k ile yani kef harfi ile yazılır.حك.
Hâketmek. Haklamak. Haklarında. Hakka Suresi/Elmalı Orijinal. Haklarında koruma, bakım veya barınma kararı verilen çocuklar
Hakikat. حقيقة
Müştakları İhkak احقاق İhkak-ı hak İstihkak استحقاق Tahkikتحقيق Tahakkukتحقق
Terimler İnsan hakları. Hukuk-u insaniye. Human rights. حقوق الالانساني
Hak hukuk Allah'ın hakkını kullarının hukukunu gözet
Hukuk terimleri
Anne baba hakkı
Hukuk-u amme
Hak ehliyeti
Hak ehliyeti pasiftir
Hak ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetidir
Temel haklar
Temel insan hakları Temel insan hakları ve özgürlükleri İnsan hakları Özgürlük hakkı Savunma hakkı Yaşam hakkı Mülkiyet hakkı
Terkipler Hukuk-u insaniye İhkak-ı hak
Deyimler Emr-i Hak gelince Emr-i Hak vaki olunca. Hak ehliyeti pasiftir
Allah.Hakkın ta kendisi. Tam doğrusu. Tam gerçekten. * Hakkı, hakkı ile izhar ve beyan eden. * Varlığı hiç değişmeyen, ibadete lâyık ve her hakkın sahibi, Allah (C.C.) Âdil-i Mutlak ve Vacib-i lizâtihi. *HAK (Bak: Hakk) *HÂK Vasat. Vasatî. Orta. *HÂK f. Toprak. Turab.(Hâk ol ki, Hüdâ mertebeni eyleye âli.Tâc-ı ser-i âlemdir o kim hâkk-ı kademdir.) *HÂK-İ MEZAR Mezar toprağı. *HÂK-İ PÂK Temiz toprak. *HÂK-İ VATAN Vatan toprağı. *HAKAİD (Hakd. C.) Kinler, garezler, hasedler. *HAKAİK (Hakayık) (Hakikat. C.) Hakikatler. *HAKAİK-I NİSBİYE Nisbete, ölçüye göre olan hakikatlar.(Hakaik-ı nisbiye denilen şeyler, kâinatın eczası arasında bulunan rabıtalardır. Ve kâinattaki nizam, ancak hakaik-ı nisbiyeden doğmuştur. Ve hakaik-ı nisbiyeden kâinatın envaına bir vücud-u vahid in'ikas etmiştir. Hakaik-ı nisbiye, büyük bir ölçüde hakaik-i hakikiyeden çoktur. Hattâ bir zatın hakaik-ı hakikiyesi yedi ise, hakaik-ı nisbiyesi yediyüzdür. Binaenaleyh kubuh ve şerde, şer varsa da, kalildir. İ.İ.) *HAKALLED Dar gönüllü, bahil kimse. *HAKAN Eski Türklerde hükümdar mânasınadır. *HAKAN-I MAĞFUR Ölmüş hükümdar. *HAKK حڨ (Bâtılın zıddı) Doğru. Gerçek. Vâcib ve lâzım olan. Her sâbit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki mâlikiyyeti. * Dâva ve iddia. * Hakikate uygunluk. * Geçmiş, harcanmış emek. Pay, hisse. * Münasib * Din. İslâmiyyet. * Kur'an. * Vukuu vâcib, geleceği şüphesiz olan. * Kıyamet. * Mahz-ı hakikat. * Yapacağını yalansız yapan kimse. * Musibet. * Ölüm *HAKK-I ÂMİRİYYET Âmirlik hakkı. *Hakk-ı intihab seçim hakkı *HAKK-I İHTİTAB Ormana yakın olan kimselerin ormandan odun kesmek hakkı. *HAKK-UL YAKÎN (Hakk-al yakîn) Mârifet mertebesinin en yükseği. En yakînî bir surette hakikatı müşahede edip yaşamak hali. Ateşin yakıcı olduğunu bütün hislerimizle yakından duyup yaşadığımız gibi. (Bak: Yakîn) *HAKK حاك , Kazıma. Oyma. Maden üzerine yazı işlemek. *HAKK *Sözlükte "inkârı caiz olmayan sabit şey, doğru, doğruluk, adalet, hikmet, hikmete uygun vuku bulan hüküm, görev, gerekli, ahenk, uyum, uygunluk, pay, hisse, kısmet ve vâr olma" anlamlarına gelen hakk kavramı, Allah'ın isim-sıfatı olarak; gerçekten var olan, varlığında şüphe bulunmayan, varlığı, ilah ve rab oluşu hak olan, eşyayı vâr eden, gerçek anlamda mülk sahibi olan, yok olmayan hakkı ızhar eden ve âdil olan demektir. *"... Gerçekten ancak Allah hak'tır..." (Hac, 22/6, 62, Lokmân, 31/30); "...Gerçekten ancak Allah apaçık hak'tır." (Nûr, 24/25). "Eğer, hak, onların arzularına uysaydı gökler, yer ve bunların içinde bulunanlar bozulur giderdi..." (Mü'minûn, 23/71); "(Allah) buyurdu ki; Hak (benim adımdır) ve ben gerçeği söylerim." (Sâd, 38/84) *Kur'ân'da 221 defa geçen "hak" kavramı ayrıca şu anlamlarda da kullanılmıştır: Kur'ân (Kasas, 28/48), vahiy (Enfâl, 8/5), risalet (Bakara, 2/109), İslâm (Nisâ, 4/170), adalet (A'râf, 7/89), tevhid (Kasas, 28/75), doğru-gerçek (Yûnus, 10/4), gereklilik (Ahkâf, 46/18), ihtiyaç (Hûd, 11/79), mal (Bakara, 2/252), nasip (Me'âric, 70/24-25), beyan (Bakara, 2/71), zekat (En'âm, 6/141), doğru haber (Âl-i İmrân, 3/60), Ka'be'nin kıble olması (Bakara, 2/147), batılın zıddı (İsrâ, 17/81).... *Hakk, "gerçek" anlamında Allah'ın isimlerine sıfat olarak da kullanılmıştır: "İşte gerçek Rabbiniz Allah budur..." (Yûnus, 10/32); "Gerçek melik olan Allah yücedir..." (Tâ-hâ, 20/114); "...O'nun sözü haktır..." (En'âm, 6/73); "Bilin ki gerçekten Allah'ın va'di haktır." (Yûnus, 10/55); "Allah, gökleri ve yeri gerçek olarak yarattı..." (Câsiye, 45/22). *Hakk ismi, Tirmizî ve İbn Mâce'nin el-esmâü'l-hüsnâ ile ilgili rivâyetinde de geçmiştir (Tirmizî, Deavat, 83, İbn Mâce, Dua, 10). (İ.K.) *Hak (Bak: Hakk) *Hâk Vasat. Vasatî. Orta.

Hak -Hukuk- Adalet

Yalakalık

YSK başkanı seçime girecek.jpg

Bu gün Allah için ne yaptın? - Allah'ın dediği olur - Adalet mülkün temelidir - Tayyip mülkün temelidir - Tayyibin dediği olur - Bugün Tayyip için ne yaptın?

  • Allah. Cenab-ı Hak
  • Hakkın ta kendisi.
  • Tam doğrusu.
  • Tam gerçek.
  • Hakkı, hakkı ile izhar ve beyan eden.
  • Varlığı hiç değişmeyen, ibadete lâyık ve her hakkın sahibi, Allah (C.C.) Âdil-i Mutlak ve Vacib-i lizâtihi.

HAK (Bak: Hakk)

HÂK Vasat. Vasatî. Orta.

HÂK f. Toprak. Turab.(

Hâk ol ki, Hüdâ mertebeni eyleye âli.
Tâc-ı ser-i âlemdir o kim hâkk-ı kademdir.)

HÂK-İ MEZAR Mezar toprağı.

HÂK-İ PÂK Temiz toprak.

HÂK-İ VATAN Vatan toprağı.

HAKAİD (Hakd. C.) Kinler, garezler, hasedler.

HAKAİK (Hakayık) (Hakikat. C.) Hakikatler.

HAKAİK-I NİSBİYE Nisbete, ölçüye göre olan hakikatlar.

(Hakaik-ı nisbiye denilen şeyler, kâinatın eczası arasında bulunan rabıtalardır. Ve kâinattaki nizam, ancak hakaik-ı nisbiyeden doğmuştur. Ve hakaik-ı nisbiyeden kâinatın envaına bir vücud-u vahid in'ikas etmiştir. Hakaik-ı nisbiye, büyük bir ölçüde hakaik-i hakikiyeden çoktur. Hattâ bir zatın hakaik-ı hakikiyesi yedi ise, hakaik-ı nisbiyesi yediyüzdür. Binaenaleyh kubuh ve şerde, şer varsa da, kalildir. İ.İ.)

HAKALLED Dar gönüllü, bahil kimse.

HAKAN Eski Türklerde hükümdar mânasınadır.

HAKAN-I MAĞFUR Ölmüş hükümdar.

HAKK (Bâtılın zıddı) Doğru. Gerçek. Vâcib ve lâzım olan. Her sâbit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki mâlikiyyeti.

  • Dâva ve iddia.
  • Hakikate uygunluk.
  • Geçmiş, harcanmış emek. Pay, hisse.
  • Münasib
  • Din. İslâmiyyet.
  • Kur'an.
  • Vukuu vâcib, geleceği şüphesiz olan.
  • Kıyamet.
  • Mahz-ı hakikat.
  • Yapacağını yalansız yapan kimse.
  • Musibet.

HAKK-I ÂMİRİYYET Âmirlik hakkı.

HAKK-I İHTİTAB Ormana yakın olan kimselerin ormandan odun kesmek hakkı.

HAKK-UL YAKÎN (Hakk-al yakîn) Mârifet mertebesinin en yükseği. En yakînî bir surette hakikatı müşahede edip yaşamak hali. Ateşin yakıcı olduğunu bütün hislerimizle yakından duyup yaşadığımız gibi. (Bak: Yakîn)

HAKK Kazıma. Oyma. Maden üzerine yazı işlemek.


HAKK: Sözlükte[]

"inkârı caiz olmayan sabit şey, doğru, doğruluk, adalet, hikmet, hikmete uygun vuku bulan hüküm, görev, gerekli, ahenk, uyum, uygunluk, pay, hisse, kısmet ve vâr olma" anlamlarına gelmektedir.


Allah'ın isim-sıfatı olarak;[]

Gerçekten var olan, varlığında şüphe bulunmayan, varlığı, ilah ve rab oluşu hak olan, eşyayı vâr eden, gerçek anlamda mülk sahibi olan, yok olmayan hakkı ızhar eden ve âdil olan demektir.

Nass'da hak kavramı[]

"... Gerçekten ancak Allah hak'tır..." (Hac, 22/6, 62, Lokmân, 31/30); "...Gerçekten ancak Allah apaçık hak'tır." (Nûr, 24/25). "Eğer, hak, onların arzularına uysaydı gökler, yer ve bunların içinde bulunanlar bozulur giderdi..." (Mü'minûn, 23/71); "(Allah) buyurdu ki; Hak (benim adımdır) ve ben gerçeği söylerim." (Sâd, 38/84)


Kur'ân'da 221 defa geçen "hak" kavramı ayrıca şu anlamlarda da kullanılmıştır:[]

  • Kur'ân anlamında :(Kasas, 28/48),
  • vahiy (Enfâl, 8/5),
  • risalet (Bakara, 2/109),
  • İslâm (Nisâ, 4/170),
  • adalet (A'râf, 7/89),
  • tevhid (Kasas, 28/75),
  • doğru-gerçek (Yûnus, 10/4),
  • gereklilik (Ahkâf, 46/18),
  • ihtiyaç (Hûd, 11/79),
  • mal (Bakara, 2/252),
  • nasip (Me'âric, 70/24-25),
  • beyan (Bakara, 2/71),
  • zekat (En'âm, 6/141),
  • doğru haber (Âl-i İmrân, 3/60),
  • Ka'be'nin kıble olması (Bakara, 2/147),
  • batılın zıddı (İsrâ, 17/81)....

Hakk, "gerçek" anlamında Allah'ın isimlerine sıfat olarak da kullanılmıştır:

  • "İşte gerçek Rabbiniz Allah budur..." (Yûnus, 10/32);
  • "Gerçek melik olan Allah yücedir..." (Tâ-hâ, 20/114);
  • "...O'nun sözü haktır..." (En'âm, 6/73);
  • "Bilin ki gerçekten Allah'ın va'di haktır." (Yûnus, 10/55);
  • "Allah, gökleri ve yeri gerçek olarak yarattı..." (Câsiye, 45/22).

Hakk ismi, Tirmizî ve İbn Mâce'nin el-esmâü'l-hüsnâ ile ilgili rivâyetinde de geçmiştir (Tirmizî, Deavat, 83, İbn Mâce, Dua, 10). (İ.K.)

  • Hak (Bak: Hakk)
  • Hâk Vasat. Vasatî. Orta.
  • Hâk Farsça
Disambig.svg Bakınız: Hak, hâk

Eş Anlamlılar[]

ülev

|} |}

|}

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

  • az:doğruluq

Gagavuzca[]

[1] hak

Balkarca[]

[1] hak
[2] ücret, kazanç
[3] o

Türkmence[]

Ico libri.png Anlamlar

[1] doğru, gerçek, hak, hakikat
[2] pay, ücret, hak


af:hak en:hak fi:hak fr:hak hr:hak io:hak is:hak it:hak ku:hak ky:hak li:hak lo:hak ms:hak nl:hak pl:hak ru:hak sv:hak zh:hak

Disambig.svg Bakınız: hak, hâk

Atasözler[]

Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hak
Çiftçiye yağmur,yolcuya kurak,cümlenin muradını verecek hak
Dört atanın dördü de hak
Hak deyince akan sular durur
Hak doğrunun yardımcısıdır
Hak yerde kalmaz
Hak yerini bulur

Deyimler[]

hak getire


  • az. Haqq
  • az haqq


ky:Hak

Disambig.svg Bakınız: hak, hakk


[1] toprak
[2] vasat, orta
[3] doğruluk, insaf

Nuvola apps bookcase.svg Köken

Nuvola apps bookcase.svg Köken

Toprak. Turab. (Hâk ol ki, Hüdâ mertebeni eyleye âli.Tâc-ı ser-i âlemdir o kim hâkk-ı kademdir.)