FANDOM


Bakınız

D : HS. Hukuk Sözlüğü. Hukuk Sözlüğü/İngilizce S342 İflas yolu ile adi takip
1-100 HS/A. HS/1HS/2HS/3HS/4HS/5HS/6HS/7. HS/8. HS/9HS/10HS/11HS/12HS/13HS/14. HS/15HS/16HS/17HS/18HS/19HS/20HS/21HS/22HS/23HS/24HS/25HS/26HS/27. HS/28. HS/29HS/30HS/31HS/32HS/33 HS/34HS/35HS/36HS/37. HS/38. HS/39 HS/40HS/41HS/44HS/42HS/43 HS/45HS/46HS/47. HS/48. HS/49
101-200 HS/122. HS/123.
201-300 HS/202 - HS/203 - <HS>300 HS/320 . HS/321 HD/342 HS/350-351 HS/352-HS/353HS/354HS/354-355 HS/356-357 HS/358-359HS/360-361 [[]] [[]] [[]]
400 HS/397HS/398HS/399HS/400HS/401HS/402HS/403 . HS.404.HS/404
500
HS/500-509. HS/510-519. HS/520-529. HS/530-539.HS/540-549.HS/550-559.HS/560-569.HS/570-579.HS/580-589.HS/590-599.
600
HS/600-609. HS/610-619. HS/620-629. HS/630-639. HS/640-649. HS/650-659. HS/660-669. HS/670-679. HS/680-689. HS/690-699. HS/698-699. HS/696-697. HS/694-695. HS/692_693. HS/690-691
700
HS/700HS/701HS/702HS/703HS/704 .HS/706HS/707HS/708HS/709HS/710HS/711HS/712HS/713HS/714HS/715 HS/700-709HS/710-719HS/720-729HS/730-739HS/740-749HS/750-759HS/760-769HS/770-779HS/780-789HS/790-799
800
HS/800-809HS/810-819HS/820-829HS/830-839HS/840-849HS/850-859HS/860-879HS/870-879HS/880-889HS/890-899
900
HS/900-901HS/902-903-904• •HD/KısaltmalarHS/AHS//BHD/CHD/D HakHukukAdaletYargıMevzuatArzuhalİstidaDilekce

AĞIR SUÇ : (alm. Verbrechen und vergeher fr. [[Crime et d611t. - İng. Crime; felony offence; misdeanour) Cürüm. Bilerek kötü bir amaçla işlenen ve kişilerin da toplumun töresini doğrudan doğruya bozmaları nedeniyle, cezaları ağır olara gösterilen suçlar. AĞIR VASITA EHLİYETNAMESİ : (Trf.) Kamyon ve otobüs gibi ağır motorlu taşıtlar kullanan kimselere verilen ehliyet bel gesidjr. Bu cins ehliyetnameye sahip olan kimseler otomobil, kaptıkaçtı, minü. büs ve kamyonet gibi hafif motorlu araç ve taşıtları da kullanabilirler.

AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLER : (iş. Huk.) Yapımı fazla insan gücü isteyen veya tehlike derecesi çok olan işler demektir. Bu işferin neler olduğunu tesbit eden bir tüzük vardır. 16 yaşını doldurmamış çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz. (1475 Sa. Ka. 78).

AĞLEP BİR İHTİMÂL : Büyük ' bir olasılık (MK. 840).

AĞNAM : (Es. Huk.) Genel olarak küçük ve büyük baş hayvanlar.

AĞNAM VERGİSİ : Koyun ve keçiden alınan eski bir vergiydi. Bu vergi hayvanlar vergisi arasına alinmiş ve bilâhare kaldırılmıştır.

AGREMAN : (D.H.) Elçi tayininde, elçinin, gideceği devletin razı olması işlemi. Bir devlet kendisine tayin edilen elçiye agreman vermezse o kişi elçi olarak gidemez.

AĞYAR : (Gayr'ın çoğunluğudur.) Başkaları, yabancılar.

AHALİ (fr. Population. - İng. people) Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar, Halk, Umum, nâs.

AHALİ MÜBADELESİ : (Echange des populations). (D.H.) Siyasal mahiyette bir uyrukluk iktisabi yolu olup, bir devlete mensup, bir kısım ahalinin (meselâ Türkiye'deki rum ahalinin). diğer bir devlete mensup bir kısım oholt (nıeaelö Yunonifitonılokl Türk ahali) ile korvllklt otomk doğlvtlrllmooidlr.

AHALİYİ SUÇ İŞLEMEĞE TAHRİK : Moydon. torda vo toplantı yorlorindo olonon oholiyl konunun 172 inci madd08indo goyılon hol, 'erdeki suçları işlomcğo tahrik suçtur. (T.C. K. 172).

AHAR : (Ar.) Başka, boşkoğ', diğer.

AHARA TEMLİK : (Es. Te.) Başkasına mülk olarak vermek. Devretmek.

AHD. : (Ar.) Söz verme, yemin, and, ahit.

AHDE VEFA KAİDESİ : (D.H.) (Pacta sund somanda.) Devletlerin imzaladıkları anlaşmalaro uymak zorunda olduklarını belirten kaide. Kural.

AHDİ : Ahde göre. anlaşmaya göre, anlaşma gereği olan.

AHDİ TARİFE : Bkz. Gümrük Tarifesi.

AHFAD : Bir kimsenin evlâdının evlâdı. Bu terim vakıfda birinci, ikinci, üçüncü ve ilâ... derecelerde bulunan erkek ve kız torunları anlatır.

AHİDNÂME : (D.H.) Yazılı olarak verilen söz. Bir ihtilâfın halli için kabul edilen şartları, kabul edenin (daha ziyade üstün durumda olan taraf), diğer tarafa imzalı olarak bildirmesi.

AHİLİK : Türkler arasında eskidenberi var olan sosyal ve toplumsal bir dayanışma düzenidir, bir zamanlar Anadolu'da gelişmiş sonraları ortadan kalkmıştır.

ÂHiR : 1. Son, sonraki, 2. Başkasının nikâh' lısiyle cinsi münasebette bulunan suçlu. Zina eden.

AHİREN : Son günlerde, bu yakınlarda.

AHİT : (D.H.) Soz verme, sözle bağlanış.

AHİZ : (Es. Te.) Ahzeden, alan, alıcı.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.