FANDOM


ABONMAN SİGORTASI : Dalgalı sigorta. Muhtemel bir ya da bir kaç rizikonun belli bir zaman için belli bir para karşı- şılığı ile sigorta edilmesi. Sigorta edilen değerler, sigorta mukavelesi yapılırken belli değildir. Hasar meydana geldiği za- man belli olur. Örneğin bir emtia mal deposuna bir yıl içinde girip çıkacak em- ta cins ve miktarı önceden Di- linmeden bu yolla sigorta ettirilebilir. Si- gorta belli bir zamana ilişkin olduğu için arada hasar olsa da sigorta devam eder.

ABORTÜZ : (Tıp.) Ana karnındaki çocuğun kendi kendine vaktinden önce düşmesi.

ABUS : (Ar.) Ekşi yüzlü. Çatık yüzlü, asık su- ratlı.

ABUSUS : (Lât.) Malların kullanılmak sure- tiyle yıpranması, bozulması.

ACELE : (Ar.) İvedi.

ACELE İTİRAZ : (fr. Pourvoi immediat). Ce- za Muhakemeleri Usulü Kanununun ba- zi- kararlara karşı kısa süreye bağlı tut- tuğu İtiraz. Bu itiraz bir haftalık süre içinde yapılmalıdır. İtiraz üzerine kararı veren makam kararını değiştirmez. İti- raz hakkında ancak itiraz mercii karar verebilir. (CMUK. 304).

ACEMİ : Deyim olarak, yeni başlıyan, bir işe yeni giren demektir. Eskiden askerliğe yeni giren erlere acemi er denirdi.

ACENTA : (fr. agent, dagence, - ing. Com- mercial agent) Bir ticarethane hesabına, vekâleten ve sürekli olarak iş yapan, kendi başına bir tüccar gibi hareket eden kimse. Acenta ile esas kurum arasında ticari vekâlet hükümleri uygulanır.

ACENTA MUKAVELESİ : Acentaya acenta sı- fatını veren ve acentasında yapılan an- laşmadır. Bu anlaşma şekle tâbi. değil-

gir.

ACEZE : (Ar.) Güçsüz, kuvvetsiz, — muhtaç kimse anlamında kullanılır. Istılahta, yaş- lık, sakatlık, ya da sürekli hastalık he: deniyle iş yapıp kazanamaz hale gele- rek yoksulluğa düşmüş, yardıma muh- taç kimselere denir.

ÂCİL : Geciktirilmez, ivedi. Hukukta vadesi gelmiş vadeye bağlı (BK. 303).

ÂCİLEN : (Ar.) Acele olarak.

ÂCİR : (Es. Huk.) Kiraya veren, icara veren, kiralayan. Mucir.

ÂCİYO : (Agio). Genel olarak bankalarca ya-

pılan işler üzerinden alınan, faiz, komis- yon gibi ücretler anlaşılır.

1) Bir banka tarafından yabancı para ödeme karşılığında alınan ücret.

2) Herhangi bir paranın hakiki değeri ile itibari değeri arasındaki fark.

3) Bir ticari senedin üzerinde yazılı de- ğer İle kırdırıldıktan sonra tutarı arasın- daki değer.

ÂCİZ : Bir şeye gücü yetmemek, zaaf ve kud- retsizlik.

ACİZ : (fr. İnsolvabilite, d&confiture) Bir ki- şinin borçlarını Öödemiyecek — durumda olması. Bir tacirin aczi, iflâsın açılması anında gerçekleşmiş olur. Bu an iflâs hükmünde gösterilir. (İc. İf. Ka. 155- 184).

ACİZ BEYÂNI : Borçlunun, iflâsını istemek üzere borçlarını ödeyemiyecek durumda bulunduğunu yazılı veya sözlü olarak hâkime bildirmesidir.

Aciz beyânında bulunan borçlu tetkik merciine müracaatla konkordato tale- binde de bulunabilir.

ACİZ HALİ : (ing. Insolvency). Borçlunun Vadesi hulül etmiş borçlarını süresi içinde �

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.