FANDOM


ADALET EMRİ : Doğruluk, haktan ayrılma- mağı sağlamak için verilen emir. Os- manli Devleti idaresinde halka karşı fe- na muamele yapılmaması, mal ve can güvenliğinin sağlanması gibi güvenliğe taallük eden konularda hükümet başkan- İliği makamını işgal eden sadrâzamlar tarafından Valilere yazılan yazılar, emir- ler.

ADALET MAHKEMELERİ : Genel mahkeme- ler; İdari ve Anayasa Mahkemeleri dışın- da kalan mahkemelerdir. Hüküm mahke- meleri, hukuk ve ceza mahkemeleri ola- rak ikiye ayrılır. Hukuk mahkemeleri, as- liye hukuk ve sulh hukuk; ceza mahke- meleri ise, sulh ceza; asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleridir.

ADALETTEN KAÇINMA : Devletler hukukunda bir dâvaya bakmama, uluslararası mah- keme ya da hakemlik organları, milli mah- kemelerden farklı olarak, — uyuşmazlığa,

uygulanacak kural bulamadıkları Zza- man dâüvaya bakmama durumunda olduk-

larını ileri sürebilirler.

ADAM KALDIRMAK : (Enlevement de per- sonne, rapt.) Her kim para ve eşya veya hukukça hükmü haiz bir senet al- mak için bir kimseyi hapseder yahut da- ğa veya tenha bir mahalle kaldırırsa suç işlemiş olur. (T.C.K. 499). Bu suça İşti- rak veya teşvik halleri dışında evvelce hükümete haber vermeksizin adam kal- dırmak cürmünden maksut olan şeyi el- de etmek için sözlü veya yazılı muhabe- re nakledenler de cezai takibata maruz kalır. (T.C.K. 500). j

ADAM ÖLDÜRMEK : (fr. Homicider) Bir kim- senin hayatını söndürmektir. Beraat veya

- muafiyet sebeplerinden birine dayanıyor- “sa faile ceza verilmez. (C.K. 448, 450) Fiil,

- bir suç kastina dayanmamakla beraber, “tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sanat- ta acemilik, nizamlara emirlere, talimata

riayetsizlik ile işlenmişse ölüme seba- biyet suçunu teşkil eder. (C.K..455),

Fiil, öldürmek kastı dışında müessir fiil neticesi olarak vukua gelmişse cezası hafifletilerek verilir. (C.K. 452). Fiil te- şebbüs halinde kalmışsa ceza azalır. Hedefte hata varsa ceza tam verilir. (C, K. 52).

Kasıtlı işlenen öldürme fiilinde ölenin hal ve şahsına göre ceza verilir. (C.K. 448, 449, 450, 463).

Kanunumuz bazı hallerde cezayı hafif- leterek vermiştir. (C.K. 455, 461, 462 ve 50, 51, 59).

ÂDAP : Bak. Âdab.

ADAPTASYON : Fransızca asıllı bir kelime- dir. Yabancı bir memleket için hazırlan- mış bir şeyi, yerli örf ve âdete uyacak şekilde değiştirerek uygulamak.

ADAPTE : Uyma, uyarlama, uyarlanmış.

Â'DAT : (Ar.) Adetler, sayılar. Bankacılıkta, faiz hesaplanmasında kullanılan ve faize esas olacak miktarla, gün adedinin çÇar- pımı sonucunu belirten bir rakkamdır.

Â'DAT : (Ar.) Âdetler, gelenekler.

Â'DÂT-I TİCARİYE : Ticari âdetler, ticari örf ve âdet, Ticaret Kanunları dışında ticari hayatı düzenleyen kurallardır.

ADÂVET : Düşmanlık, O'nun bana adaveti vardır.

ADAY : Namzet. Bir seçimde, kanunların yaz- dıkları niteliklere sahip olup, seçilmek | İsteğinde bulunan ya da başkaları td- rafından gösterilen kimse.

ADA YAZILI : (fr. nominatif - ing. order). Üze- rinde taşıyanın adı yazılı olan.

ADA YAZILI BORÇ BELGİTİ : (fr. obligation - / Nominative - İng. registered bond). Nama �

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.