FANDOM


HS/698-699 Edit

hakkümünü tesis ve sosyal bir sınıfı orta- | dan kaldırma, devletin siyasi ve hukuki ni- zamını kaldırma, Anayasa haklarını kaldır- ma hedefini güden derneklere girme gibi suçlar (C.K. 141).

SOSYAL SİGORTA : (ing. Social insurance) İçtimai sigortalar. Çalışanların durumunu düzeltmek, emeğin geleceğini garanti altı- na almak için kurulan sigortalar, iş kanunu- na tâbi yerlerde bütün işçileri kapsayan Sİ- gortalardır. Mecburidirler. Şimdilik bizdeki sigorta çeşitleri şunlardır : 1) İhtiyarlık si- gortası. Primlerin bir kısmını işveren, bir kısmını işçi verir. 2) Hastalık sigortası. İş- verenle işçi beraber prim öder. 3) Hastalık ve analık sigortası. Primleri işveren öder. 4) İş kazaları ve meslek hastalıkları sigorta- sı. Primleri işveren öder (4792 sayılı ka.).

SOSYAL SİGORTALAR KURUMU : Çalışanla- rı sosyal güvenliğe kavuşturmak için kanun- la kurulmuş bir Kurumdur. Sigortadan yarar- lanabilmek için istisnalar dışında, bir hiz- met akdine dayanarak bir ya da bir kaç İiş- verenin yanında çalışmak gerekir. Sosyal yardımlardan sigortalılar, eş ve çocukları ve sigortalının ölümü halinde kanuna göre hak sahibi olanlar yararlanır.

SOSYAL YARDIM : Yoksul kimselere yiyecek, giyecek, yakacak, tedavi ve ilâç sağlayarak yapılan yardım.

SOSYETE : Toplum, cemiyet. SOSYOLOJİK : Toplumsal, içtimat

SOVYET : Rus komünistlerinin kurduğu hü- kümet şekli.

SOY ADI : Family name) Aile ismi,

(fr. Nom de famille - ing. Surname, soyadı K. 1934.

Madde. İ. Her Türk adından başka s Soyadı. “kullanmaya mecburdur. Madde 7 ve 8/0 a; re, rütbe ve memuriyet, aşiret ve yab ırk ve millet isimleriyle umumi edebe uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan Soya ları kullanılamaz.








“len

SOYUT : Mücerret. SOYUT OLARAK : Mücerret olarak.

SÖĞME : Bir kimseye belli bir şey isnot be

meden, sözle — hakarette bulunmak

490).

SÖMÜRGE : nüfusla birlikte bağımsız bir devlet resine bağlı ve o devletin ayrılmaz

çası sayılan arazi. SÖMÜRME : İstismar. Gabin.

SÖNDÜRME :

söndürülmesi.

İtfa. Senetlerin itfası. Sel etleri

SÖVME : (C. Huk.) Bir kimsenin ret, vakar ve haysiyetine lisane

taarruz demektir. (C.K. 480: 485)

Hakaret ve sövme suçlarını bir tırmamak İüzımdır. Bak. Haka ve sövme. Diy

SÖVÜŞÇÜLÜK : Bazı ahlâk dişi ler için anlaştıkları kimseleri ma usulüdür. Bu usulde sebette bulunacağı erkeğe, ; aanını teslim et» der. Böyler tüye getirilir. Bazan kadınla retle soygun yapılır.

SÖYLEME : Beyan.

söz ATMA : (fr. Decocher) Kadınlara ve genç erkeklere sözle sarkıntılık yapmak. Âdabı umumiyeye karşı işlenen cürümlerden biri- dir (T.C.K. 421): i

SÖZE BAĞLI YORUM : Lâfzi tefsir. (D.H.) (Convention)

SÖZLEŞME : Nisbeten

ehemmiyeti az olan hukuki ve iktisadi me- |

selelerin tanzimi için

devletler arasında ckdolunan anlaşmadır. . :

SÖZLEŞME : (fr. Contrat - ing. Contract) Akit, mukavele. Anlaşma. - f

SÖZLEŞMEDEN CAYMA TAZMİNATI : Bkz. Cayma tazminatı. i

SÖZLEŞMEDEN DOĞAN BORELAR Akitten doğan borçlar.

SÖZLEŞMELİ PERSONEL : (İd. Huk.) Yurtta yapılamıyan özel ihtisas öğrenimine ihti- yaç gösteren belirli istisnai görevlerde Ku- rumların 657 sayılı kanundaki esaslara uy-

sun olarak görev kanunları ile alacakları

yetkiye dayanılarak, geçici süreli ve söz: 4/B).

Sözleşmeli ve geçici personel hakkında 657 sayılı Kanunda belirtilen özel hükümler uy- gulanır (Kanun hükmünde 12 sayılı Karar- Fame R.G. 31 Mayıs 1974 tarih, 14991 sayı).

SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ |: Bkz. Akit serbes- tisi,

SÖZLÜ SORU : Bir parlemento mensubunun Fer hangi bir Bakandan sorduğu sorudur.

Si ÖZLÜ VASİYETNÂME - Bkz. Sifahi vasiyet- nâme,


leşmea ile çalıştırılan İİŞİlerdir (657 Sa. Ka.

SPERMA

ÜL roaaacriöxi Ky Sözlü. YARGILAMA YÖNTEMİ ; Bkz. S7ON muhakeme SU, sözlü yargılama usulü.

SÖZLÜ YARGILAMA USULÜ : : Şifahi muha-

keme usulü. (İş Mahkemeleri Kanunu mad- de) i

Sözlü yargılamada ilk itiraz için 10 günlük

süre şartı yoktur. Dâvalı ilk celsede esasa, girmeden ilk itirazlarını toptan bildirme hak- kını haizdir (HEK. 46.1. 1963, AŞI).

Sözlü yargılama! usulünde dahi verileri ka- Tarla, kararın bildirme şeklinin duruşma tu- tanağında gösterilmesi GOTU

SPEKTAKÜLER : (Er) Gösteri, gösteriş. Güşe /teriş kabilinden şeyler, hareketler. )

SPEKÜLÂSYON : : (Fr) 1) Kazanciyle orantılı.

olarak tehlikeli ticari faaliyet. Hava oyunu,


borsa oyunu. 2) İş alanına geçmeyip yalın “bilmek ve açıklamak amacı güden düşüne 3) Piyasadaki darlıktan faydalanarak fazl kazanç için kurulan | düzen. 2) Barka, t Tet işleri. — Süğ





-SPEKÜLÂTÖR : yonu Ya

ter) Banka, .tcafet spekü




(Tıp) “Meni. masın sonunda kamıştan HUZUÇİ mayi.

se

SPESİAL : Özel, t hus si. �

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.