baba < ata
ata - baba farkı
Türkçe'de akrabalık terimleri
Tasavvuf babaları
Habib Baba/menkıbeleri

Babanın duası hiç bir engelle karşılaşmadan Allah'ın huzuruna çıkar Hz.Muhammed

Babaya itaat Allah'a iaattır. Babaya isyan Allah'a isyan gibidir hadisi şerif

Baban_ile_münasebetin_senin_kişiliğini_yansıtır

Baban ile münasebetin senin kişiliğini yansıtır

Babasına saygısı olmayan adamla iş yapılmaz

Şablon:Bababakınız - d


Baba Dede Tete Cece Bebe Nene Cici Dudu
Dede Baba Dedebaba Dedebabalık
Baba Erenler Dede Erenler Alevi Dedesi Dedeler Bektaşi Dedesi
Hammâmizâde İsmâil Dede Efendi Bedri Noyan Ata Kaynata
Baba şiirleri Seyfi Baba
Babalar günü
Kur'an da baba kavramı bütün ayetler
R1a Habib Baba Somuncu Baba Koyun Baba

örnekler[kaynağı değiştir]

ليس الفتى من يقول كان أبي إن الفتى من يقول ها أنا ذا Yiğit, benim babam şöyleydi diyen değil, Gerçek yiğit İşte ben buyum diyendir. Şair Mütenebbi

Baba_the_Turk

Baba the Turk

http://www.youtube.com/watch?v=fgPq7XbxB4E

Asim_Yildirim_-_HABIB_BABA

Asim Yildirim - HABIB BABA

Gönül insanı, Allah dost Habib Baba'nın başından geçen, yaşanmış bir olay. Hikaye, aynı zamanda Osmanlı padişahlarının ne kadar hassas olduğunu gösteren önemli bir örnek....

HABİB BABA Türbesi, Erzurum'da Taşhan'dadır : [1] [2]

Erzurum'daki askeri kumutanlardan Müşir Hacı Kamil Paşa bu türbeyi 1844 yılında Timurtaş Baba adına yeniden yaptırmıştır. Önceleri Timutaş Baba olarak isimlendirilen türbe,1847 vefat eden Habib Baba'nın Türbeye defnedilmesiyle Habib Baba Türbesi adını almıştır. Kadiri şeyhlerinden olan Habib Baba Buhara Müftüsünün oğludur. Habib Baba kulaklarına küpe taktığı için Küpeli baba diye de anılır. Küpeleri türbenin kolon başlarında asılıdır.


Kimdir?[düzenle | kaynağı değiştir]

Ali Paşa Mahallesi’ndedir. Diğer bir adı da Timurtaş Baba olan Habib Baba Türbesini Erzurum’daki askeri komutanlardan Müşir Kemal Pasa 1844 yılında yaptırmıştır.


Timurtaş Baba için yaptırılan türbeye dört yıl sonra vefat eden Habib Baba defnedilmiştir.


Türbe, mescid ve mezarların yer aldığı iki bölümden oluşmaktadır.


Habib Baba 19. yüzyıl mutasavvıflarındandır. C. Server Revakoğlu; Buhara müftüsünün oğlu olan Habib Baba'nın, Sultan Abdülmecit’in tahta çıkması üzerine Erzurum'a geldiğini kaydetmektedir. Prof.Dr. İbrahim Hakkı Konyalı ise, Habib Baba'nın pederi ile birlikte Hindistan'dan Bitlis'e geldiğini ve burada kalarak Uşşaki Ali Baba'ya intisab ettiğini ve mürşidinin işaretiyle bir ara Şam'a gittiğini bildirmekte ve Nusret Efendi'nin Tarihçe-i Erzurum'undan telif ettiği şu bilgileri vermektedir.

"Bir gün murakabe şeyhi Erzurum'a gitmesini emretmiş ve derhal bu emre uyarak Erzurum'a gelmiştir. Burada irşad ile meşgul olmuştur. Tekkesi Yegenağa mahallesinde idi. Rüsum ulemasının hücumlarına uğrardı. (Resmi din görevlilerince tenkit edilirdi.) Eli açıktı. Her sene muharrem ayının birinci günü Hazret-i Selman'ın sünnetini yapardı. Kendisine mühim miktarda para verilirdi. Fakat Habib Baba akşama kadar bu paraları rast geldiği fakirlere dağıtır, cebinde bir akçe bile kalmazdı. Ney'i çok severdi. Cezbe halinde iken kendisine Abdi isimli müridi ney üfleyerek ayıltırdı."

Türbenin asıl ismini taşıdığı Timurtaş Baba ile ilgili olarak; M.Sadi Çöğenli ve Ali Bayram'ın hazırladıkları "Erzurum'da Bulunan Meşhur Ziyaretgâhlar ve Kabir Ziyaretinin Adabı" isimli eser dışında bilgi alınabilecek bir kaynak yok.

Erzurum Müşiri Kamil Paşa tarafından 1844 yılında yazdırılan kitabede: "Sultan-ı müellifinden kutb-ül arifin gavs-ül vasilin Timurtaş Baba Hazretlerinin; medfuni hâk-i tırnâk oldukları türbe-i şerifleriyle hem civar olan ehlullah ve sai şüheda ervah-ı şerifeleri için fatiha" ibaresi yer almaktadır. Kitabede bugünkü Türkçe ile, "İnsanları nefiylerinin arzu ve isteklerinden kaynaklanan ihtiraslardan arındırarak bir araya toplayan, birleştiricilerin sultanı, ariflerin başı, ruhani himaye istenen kişilerin temsilcisi Timurtaş Baba'nın defnedilmesiyle; ruhları cezbeden, cennetten gelen bir kokuya kavuşan bu toprağının yer aldığı türbe ve civarında defnedilmiş bulunan Allah dostları ve şehitlerin yüksek ruhları için fatiha" istenmektedir.

Habib Baba için Kamil Paşa 12 satır halinde Farsça bir kitabe yazdırmıştır. Abdulbaki Gölpınarlı'nın tercüme ettiği metinde şu ifadeler yer alır: "Marifet cihanı, tarikat piri, olgun mürşid, birlik sırrının da emini; Hazret-i Mevla'nın sırrını bilen; birlik ashabının başı, birlik ashabı halkasının başında oturan zat… Yaşadığı müddetçe bir geceyi bile, ona ibadetle meşgul olmadan geçirmedi. Bir adım attıysa, mutlaka ibadete attı, bir söz söylediyse mutlaka hakkı andı. Bu yokluk yurdundan usanıp da cennete yönelince Rıdvan'dan: "Merhaba, yücel" diye bir ses geldi. Gayb âleminden biri geldi de, tarihini okudu: Habib Baba tesbih ederek cennetler gül bahçesine geçip gitti. Türbenin ayak taşında ise Ankaralı Ali Namık Efendi tarafından yazılmış bulunan: "Yediler eşkimle tahrir etti tarihin; Habib Baba yürüdü geçti zâr-i kulb-i lâhute" ibareleri bulunmaktadır. Türbede,Timurtaş Baba ve Habib Baba'dan başka, Habib Babanın eşi Hatice Hanım'ın da kabirleri bulunmaktadır. 1841—1845 yılları arasında Erzurum valiliği yapan Hacı Halil Kamil Paşa'da , Habib Baba diğer adıyla Timurtaş Baba Türbesi'ni ihya edip, kitabelerini yazdırmıştır.

Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş

Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."

Yavuz Sultan Selim

HABİP BABA'DAN MESAJ VAR

Habib Baba hazretleri, IV. Murat devrinde, gemiyle Hacca gidebilmek için İstanbul’a gelir. Fakat ne yazık ki, hacca giden gemiyi kaçırır. Hayırlısı der içinden... aylarca yol yürüdüğünden vücudu toz toprak içerisinde kalmıştır. Uyuz olur, sırtı yaralar içinde kalır. “Bir hamama gidip güzelce yıkanayım,ondan sonra da memlekete döneyim” diye düşünür. Hamama gider, yıkanmak istediğini söyler. “Olmaz!” der hamamcı... Sebebini sorar, Habib Baba. “Celalli sultan 4. Murat’ın vezirleri hamamı kapattı, başka kimseyi almamamı tembihlediler.” der hamamcı ve devam eder: “Baba hışımlarına uğramayayım, benim kellemle oynama.” “Şuracıkta, sessiz sedasız yıkanırım, onlara görünmem.” der Habib Baba. Hamamcı, Habib Baba’nın ısrarına dayanamaz, yüzü yumuşak bu Anadolu insanını geri çeviremez ve kabul eder. Bir köşede görünmeden yıkanmasını tembihler. Biraz sonra hamama tebdil-i kıyafet, celâlli sultan 4. Murat gelir. Hamamcıya yıkanmak istediğini söyler. Hamamcı bu gence de durumu anlatır, “Aman başıma iş açma” der. Genç: “Şuracıkta, babanın yanında sessizce yıkanırım.” diye ısrar edince, hamamcı aynı tembihlerle tanımadığı 4. Murat’ı da kabul eder. Beraber yıkanırken, bir ara Habib Baba gencin sırtını keseler. İnsan iyiliğin kölesi... Mukabele etmek ister 4. Murat ve o da Habib Baba’nın sırtını keseler. Keselerken âdeta bir yoklama çeker ve “Baba” der “Kader de, vezir olmak da varmış. Bak, insana Allah’ın suyunu bile çok görecekler...” “A be evladım!” der Habib Baba, “Öyle bir sultana vezir ol ki, vezirlerin bile karşısında titrediği sultana senin uyuzlu sırtını keseletsin!”


Menkıbeleri[düzenle | kaynağı değiştir]

IV. Murad ve Habib Baba[düzenle | kaynağı değiştir]

Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.


Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda Erzurum'dan İstanbul'a gelmiştir. Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.


Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.


'Bugün' der, 'Sultan Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.'


Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır...


'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek ...


'Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'


Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad'dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.


'Hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?'


Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir. Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır.. .


Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:


'Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sende sar peştemali beline gir yanına... Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın... Ve ekler: 'Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler. '


Sonra 4.Murad da Habib babanın yanına süzülür. Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır. ..


Habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona... Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmiştir...


Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib baba yumuşak bir sesle konuşur:


'Evladım' der, 'Sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim. '


Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve bü yük bir haz duyar... Haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.

Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken: 'Buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin' Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. Habib baba, 4.Murad'ın sırtını bir güzel keseler... Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.

'Baba' der, 'gel Ben de senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.'

Habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle;

Olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib babayı yoklar, ağzını arar...

'Baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı... Sultan Murad'a vezir olmak varmış... Bak adamlar içerde def, dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...'

Habib baba Sultan Murad'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... Sultan Murad'ın Habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:

'Be evladım' der, Habib baba, 'Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan Murad'a keselettirir. ..

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.