FANDOM


Hain bakışı Hain bakışı

Hain Emanete hıyanet eden. İyiliğe karşı kötülük eden.

HIYANET

Sözlükte "sözünde durmamak, eksiltmek, emaneti yerine getirmemek" gibi anlamlara gelir. Hıyanet eden kimseye hâin denir. Kur'ân'da hıyaneti yasaklayan pek çok âyet vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: "Ey îmân edenler! Allah'a ve Peygamber'e karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz" (Enfâl, 8/27), "...Allah hainleri sevmez" (Enfâl, 8/58). Hz. Peygamber de hıyaneti, nifâk (iki yüzlülük) alâmeti saymıştır (bk. Buhârî, Îmân, 24). Mü'minin içi ve dışı birdir; kötülük ve hainlik düşünmez. Fâcir ise hilekârdır ve düşük duygulara sahiptir (bk. Ebû Dâvûd, Edeb, 5). Ayrıca Hz. Peygamber, "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona hıyanet etmez, dara düşünce yardımsız bırakmaz, ona karşı yalan söylemez..." (Tirmizî, Birr, 18), "Bir kardeşin seni doğru söylüyor sandığı halde senin ona yalan söylemen çok büyük bir hâinliktir" (Ahmed,, IV, 183), "Güvenilir olmayanın îmânı da yoktur." (Ahmed,, III, 135, 154, 210, 251) şeklindeki sözleriyle müslümanın asla başkalarına hıyanet edemeyeceğini belirtmiştir. (M.C.)

Edit

Lupa Sıfat Edit

Ico libri Anlamlar

[1] hain.
[2] acımasız.

Write Yazılışlar

خائن

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Köken

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Bakmak işi veya biçimi

Nuvola apps bookcase Köken

[1] (Türkçe)

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Bakış
[2] Bakışma
[3] Gözle birbirine bakış

io:bakış

Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar

Zina ve gözlerin bakışı SORU: Zinanın hükmü nedir? Toplum üzerindeki olumsuzlukları nelerdir? (Murat Altın/Ankara) Zina, büyük günahlardan birisidir Zina, aralarında meşru bir evlilik olmayan, nikah bağı bulunmayan kimselerin cinsi ilişkide bulunmasıdır Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: “Zinaya yaklaşmayın Çünkü o, şüphesiz bir hayasızlıktır Kötü bir yoldur” Peygamberimiz (sav) de “Müminleri, Allah’tan daha çok fenalıklardan koruyan kimse yoktur Bunun için Allah Teala açık kapalı fuhşiyatı (zinayı) haram kılmıştır” buyurmuştur Zinanın, ahlaki, sosyal, hukuki ve sıhhi pek çok zararları vardır Neslin korunması İslam’ın muhakkak korunmasını emrettiği zarurî maslahatlardan birisi neslin korunmasıdır Nesillerin korunması evlilik müessesesinin sağlamlığı ile mümkündür Nikah gölgesinde, aile teşkilatı içinde terbiye edilmeyen nesiller, hayatı karıştırır Sosyal refahı temelinden yıkar Zira aile, cemiyetin temel taşıdır Bundan dolayı, İslam dini nikaha, nesli yetiştirmeye, çocuk terbiyesine, ailelerin korunmasına büyük bir önem vermiştir Nesillerin birbirine karışmaması için zina haram kılınmış, zina iftirası yasaklanmış, zaruret olmadıkça çocuk düşürmek veya aldırmak, gebeliği önlemek haram kılınmıştır Irz, namus ve neslin korunması toplumun refahını sağlar Zina ile kamil iman bir arada barınmaz Nitekim Peygamberimiz “Zina eden kişi, zina ettiği sıra (tam ve olgun) mümin olduğu halde zina etmez” buyurmuştur Rasuli Ekrem (sav) buyurdu ki: “Her müslümanın diğer müslümana malı, ırzı ve kanı haramdır İnsana kötülük bakımından müslüman kardeşini küçük görmesi yeter” Göz zinası Nitekim Allahu Teala şöyle buyuruyor: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar Ferclerini de haramdan korusunlar” “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ferclerini de haramdan korusunlar” (Nur, 30-31) Rasulullah Efendimiz (sav) buyurdu ki: “Ademoğluna zinadan nasibi yazılmıştır Çaresiz ona erişecektir İki gözün zinası bakmaktır İki kulağın zinası fuhuşla ilgili şeyleri dinlemektir Dilin zinası fuhuşla alakalı sözdür İki elden zina ederler; zinaları, harama el uzatmaktır İki ayak da zina eder; zinaları, fuhşa yürümektir Kalp de zinaya heves eder, yapmayı temenni eder Artık ferc de bunları doğrular, yahut yalana çıkarır” İslam dini, önce harama giden yolları kapatır, önlem alır Sonunda men edilen fiilleri kişi yaparsa, o zaman da cezalandırır Şayet dünyada çekmesi gereken cezaları çeşitli nedenlerden dolayı dünyada çekmez ise o da ahirete kalır Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır Gözlerin nasıl baktığını, kalplerden hangi düşüncelerin geçtiğini en iyi bilendir Ayeti celile buna işaret eder: “Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir” (Mümin, 19) “Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız” (Kaf, 16) İnsan düşünüyor, müminler gaflete düşerek bu haramları nasıl işler ki? Bizi ve kainatı yaratan Allah (cc) görüyor, melekler görüyor ve yazıyor Toprak titreyerek Allah’tan haya ediyor O toprak ki günahkar insan oğluna ağzını açarken şöyle söylüyor: Enes bin Malik der ki: “Yer her gün insana seslenir: Ey Ademoğlu, üzerimde türlü günah işlersin; halbuki içimde azap göreceksin Üzerimde gülüp eğlenirsin; halbuki içimde ağlayacaksın Üzerimde haram yersin; halbuki içimde kurtlar seni yiyecek” Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Mirac’ta bana cehennem gösterildi Nice azap içinde olanların hallerine vakıf oldum Cehennemde cife (pislik) yiyen zinakârı gördüm” Önleyici hukuk: Zerayi İslam hukukunda şeri deliller ikiye ayrılır: a) Asli deliller, b) Feri deliller Feri delillerden olan zerayi, vesile manasını taşır Helal ve harama götüren, onlara vasıta olan şeylerdir Bu duruma göre harama götüren şey haramdır Mübaha vasıta olan da mübahtır Mesela zina haramdır Zinaya vasıta olan her şey haramdır İçki haramdır İçkiye vesile olan her şey haramdır Kötülüğün önlenmesi kadar, ona giden yolların kapatılması da önemlidir Erkek ve kadının birbirinin davranış söz ve tavırlarından etkilenmesi kaçınılmazdır Zamanımızdaki okul hayatı ve benzeri kurum ve kuruluşların uygulaması dini açıdan sakıncalıdır Ailevi boyutuna gelince; beraber oturup kalkmalar ölçüsüz hareketler ailelerde pek çok huzursuzluklar ve ayrılıklara, istenmeyen şeylere sebep oluyor Nedenine gelince; Kur’an ve sünnetten uzaklaşmadır Beşerî sistemlerin insanlığı getireceği nokta budur Ahirette ise Allah’ın azabı şiddetlidir Erkek ve kadın, biri diğeri için cinsî uyarıcıdır Bu sebeple yabancı (aralarında evlilik bağı veya devamlı evlenme engeli bulunmayan) erkek ve kadınların birbirlerine karşı ölçülü ve mesafeli davranmaları gereklidir Yine yabancı bir kadının yabancı bir erkekle başbaşa kalması dinen caiz değildir Zira haremlik ve selamlık farzdır Hadisi şerifte Peygamberimiz (sav), “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın Çünkü böyle bir durumda üçüncüleri şeytandır” buyurmuştur (Müslim) Böyle bir durum, karşı cins için tahrik edicidir Zinaya veya dedikoduya ve tarafların iffetinin zedelenmesine yol açabilir Bilhassa kadınların çok dikkatli olması gerekir Yabancı erkeklerle konuşurken kadınların, kalpte şüphe uyandırmayacak ve karşısındaki kişiyi yanlış anlamaya sürüklemeyecek tarzda ciddi ve ağırbaşlı olmaları, hem kendileri, hem de erkekler için güzel olur Hanımlar takva elbiselerini giymeli erkekleri ise onlara yardımcı olmalıdır Mezarda çürüyüp toprak olacak azalarınızı sakın erkeği ile kadını ile günah aleti olarak kullanmayın Her şey fani, baki olan Allah (cc)’tır Her nefis ölümü tadacak, herkes yaptığının hesabını verecek Hesap, mizan, sırat, cennet veya cehennem bizler içindir; biz buna hazır mıyız? Sakın unutmayın Kendi kıymetini bilen, kendini seven, rızai bari için, cennet için amel işler Dünyanın geçici zevkleri bizleri aldatmasın Yanlış yapanlar tevbe etsin Bir daha aynı yanlışa dalmasın Satanizm Gençlerin satanist yapılmasındaki unsurlardan en önemlisi zinadır Günümüzde bazı gençler satanizmin tuzağına düşürülürken doğrudan doğruya gel seni satanist yapalım veya biz satanistiz, gel sen de satanist ol, denilmiyor, aksine biz bir grup arkadaşız, zaman zaman bir araya gelip eğleniyoruz, denilmektedir Bu arada genç kızlar devreye sokularak ve gençlerin istedikleri kızlarla arkadaşlık kurmalarına ve cinsel ilişkiye girmelerine zemin hazırlanarak, bu tür toplantılar daha da cazip hale getiriliyor Çünkü satanizmde serbest seks anlayışı vardır Yani isteyen her erkeğin istediği genç kızla cinsel ilişkiye girme imkanı vardır Genç kızlar da bunu böyle kabul etmek durumundadır Hatta onların bu konuda seçme hakları dahi yoktur Bu anlayışı ihdas eden ve satanist düşüncesini yaymada kadın unsuru birinci derecede kullanılmaktadır (Satanizm, Prof Dr Ahmet Güç, Diyanet Yayınları) Ey ümmeti Muhammed! Çocuklarımız Allah’ın bize bir emanetidir Onlara sahip çıkalım Akaidlerini, ilmihallerini, Allah’a ve Rasulünü sevdirelim Biz çocuklarımıza sahip çıkmaz isek başkaları sahiplenirler Ya misyoner, ya satanist veya benzeri yanlış yollara sevk ederler Zinayı teşvik eden unsurlardan biri de televizyondur Gayri ahlakî, gayri İslamî, gayri insanî nice diziler, çocuklarımızın, hatta bizim edep ve ahlakımızı bozuyor Ailenin ve toplumun bereketini gideriyor Küfür ve şirk sistemlerinde zina suç değildir Zira beşerî sistemler kötülüğü emreder, iyiliği yasaklar, neticede hep cehenneme davetiye çıkarır Ahiret, mahşer, cennet, cehennem mefhumu da yoktur Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et Amin

NİŞANDAN ÖNCE KADINA BAKMAK

Nişanda acele edilmemelidir. Yanlış bir karar verilmemesi için dinimiz gözü kapalı evlilik yerine bakmaya müsaade ediyor. Görmeden yapılan nişan ve nikâhtan sonra erkek madden kadında mânen zarar görüyor.

Nişan-nikâh olmadan da iki tarafın birbirini görmesinde herhangi bir sakınca yoktur. “Birbirine bakacaklar, konuşacaklar, nikâh kıydırılsında günaha girmesinler” diyenler oluyor. Bu maksatla nikâh olmaz, batıldır. O zaman bakmanında bir anlamı kalmaz. Peygamberimiz (SAV) evlenecek olanların birbirlerini görmelerini bizzat istemiştir. Mugire bin Şu’be’ye : “Hâlâ evlenmedin mi? demiş, oda: “evleneceğim” deyince, “gördün mü?” diye sormuş : cevap olarak, “hayır” deyince peygamberimiz “git, gör” buyurmuştur. (Müslim Nikâh : 74)

Demek ki, bakmak da, konuşmak da ve anlaşmak da niyet ciddi ise bir sakınca yok. Bakıp bakıp, konuşup konuşup, kararsızlık içinde ortada bırakmak, ümit verip ortada bırakmak günahtır. Karşı tarafa zarar vermemek için daha gizli bir araştırma yapılabilir. Çünkü; İslâmda insana zarar vermemek esastır. İnsanı üzmemek vaciptir.

GÜNAH OLAN BAKMA NEDİR?

İslâm, hâin bakışları, insanı zinaya götüren, yuva yıkan bakışları kesin olarak yasaklanmıştır.

Günaha sokan bakmak kadar baktırmak, bakılmasına sebep olmak da yasaklamıştır.

Allah, peygamber “bakma” derken “Güzele bakmak sevaptır” demek, “yasak olan ikinci bakıştır. Ben baktım mı gözümü çekmeyi veririm” demek insanı, günahı arzulamak ve günahta ısrar etmek olduğundan küfre götüren sözlerdir.

Cenab-ı Allah’ın yarattığı çok daha güzel şeyler vardır. Onlara bakıp “Rabbım ne büyüksün?” demek sevaptır. Nefsi azdıracak, akla kötü şeyler getirecek şeylerden gözü çekmek sevaptır. Bir kutsi hadiste : “Rızam için gözlerini harama bakmaktan men edenlere öyle bir iman veririm ki, zevki ta kalbinde hisseder” buyrulmuştur.

Kötülüğe giden yolda ilk sebep bakmaktır. Şairin dediği gibi : “Önce bakış sonra tebessüm gelir, sonra selâmlaşmak,

Sonra konuşmak, sonra randevu ve sonra karşılaşmak”

Bakmak, cinsel eğilimi arttırır, nefsi azdırır. Bunun için müslüman gözlerini korumakla emrolunmuştur.

Kur’an’da şöyle buyrulmuştur.

-Allah gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min Sûresi : 19)

-“Mü’minlere deki gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar” (Nur Sûresi:30-31)

-Kutsi hadiste : “Kasıtlı bakış iblisin oklarından biri oktur.” (Prof. Dr. İ. Canan Hadis Ans : 2/212) buyrulmuştur.

Peygamber (SAV) Hz. Ali’ye : “İlk bakışı ikincisi izlemesin” (Age : 2/213) buyurmuştur.

Hz. İsa’da : “Gözünü kapadığın müddetçe, fercin zina etmez” demiştir. (Age:2/213)

Eve misafirliğe gelen peygamberimiz Hz. Aişe’ye : “Geri çekil” deyince “o âmâdır bizi görmez ya Rasullallah!” demesi üzerine peygamberimiz : “Sende mi âmâsın” demiştir. (R.S. 3/195)

Hz. Osman (ra) yanına gelen adama : “Senin gözlerinde zina izleri görüyorum” deyince adam gelirken isteyerek bir kadına baktığını itiraf etmiştir.

Bazıları : “Gözün pasını silmek” arzusuyla onu bunu seyretmekten kendini alamıyor. Halbuki peygamberimiz : “İffetinizi muhafaza edin, gözlerinizi harama bakmaktan men edin” buyuruyor.

İncil’de şöyle yazıyor : “Zina etmeyeceksin. Bir kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde onunla zina etmiş olur.” (Matta İncili : 5/28-30)

Nur Sûresi 31. ayette müslüman bakmadığı gibi, ırzını koruyacak, açılıp saçılmayacaktır.

Ahzab Sûresinin 59. ayetine göre inanan kadın, güzelce örtünecektir. Bunu tanınıp eziyet edilmemesi, tâcize meydan vermemek için yapacaktır.

Bakmak âfettir, insanın kalbini bozar, düşüncesini değiştirir. Kalp, resim çeker. Ondan sonra da gönül, ibadetten bile zevk almaz olur. İddia edildiği gibi ne gözün pası silinir, ne de güzele bakmak sevaptır...

Bir kadın peygamberimize soru sorarken Fazl ile bakışırlar. Peygamberimiz Fazl’ın başını elleri ile başka tarafa çevirmiştir. Fazl sorar: “Niçin başımı çevirdin?”

Hz. Peygamber :

-“Siz bakışınca şeytani duygalardan korunabileceğinizden emin olmadım” demiştir.

Kur’an’da :

-“Kulak, göz, gönül hepsi yaptıklarından sorumludur” (İsra Sûresi : 36)

-“Allah gözlerin hâin bakışını ve gönüllerde gizleneni bilir” (Gafir Sûresi:19) buyrulmuştur.

İslâm’da bakma yasağı herhangi bir kötülüğün önlenmesi için tedbirdir. İslâm, haramı yasaklamış ve harama giden yollarıda yasaklamıştır.

Şunu da ifade edelim ki, görmenin, göz ilişmesinin ve ansızın bakmanın bir vebâli yoktur. Yeterki, bakışa bakış eklenmesin.


Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini korumak içindir. Ayette şöyle buyurulur:

"Mu'min erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir" (Nûr, 24/ 30)

Kadınların örtünmesi konusunda da şöyle buyurulur: "Mu'min kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz ALLAH'a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin" umduğunuza nail olasınız" (Nûr, 24/31).

kadın yaşlanıp ay halinden kesilir ve cinsel yönden erkeklere istek duymaz olursa, bunun için örtünmede bazı kolaylıklar getirilmiştir. Ayette şöyle buyurulur:

Ay halinden kesilmiş ve evlenme için ümidi kalmamış olan yaşlı kadınlar zinet yerlerini erkeklere göstermemek şartıyla dış elbiselerini bırakmalarında onlar için bir günah yoktur. Bununla birlikte yine de sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır" (Nûr, 24/60).

Kadınların ev dışında veya yabancı erkeklerin yanında normal ev içi elbisesinin üstüne bir dış elbise daha giymeleri gerekir. Ayette şöyle buyurulur:

"Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. ALLAH çok yarlığayıcı ve çok esirgeyicidir" (Ahzâb, 33/59) .

"Evlenmekten umudunu kesmiş yaşlı kadınların, cinsel cazibelerini sergilemeksizin elbiselerini çıkarmalarında sizin için bir sakınca yoktur, bununla beraber iffetlerini korumaya özen göstermeleri kendileri için daha hayırlıdır." (Nur 60)

Bu ayetin açıklamasından önce geçen 30- ve 31. ayetlerde iffetin korunması ve bir tedbir olarak örtünme konusu ele alınmıştı; örtünme ile ilgili istisnalar arasında çocuklar, yaşlılar, ev halkı ile içli dışlı yaşamak durumunda olan hizmetçiler vardı. Şimdi bu ayette de istisnalar; yani amaca aykırı düşmediği için örtünme yükümlülüğünün hafifletilmesi ile ilgili bir başka hüküm daha vardır. Buna göre yaşlanmış, âdet görmez hale gelmiş, cinsel cazibesini kaybetmiş, normal şartlarda kendisine izdivaç teklifi yapılmaz olmuş kadınlar, gençlere nisbetle daha az örtünebilecekler, bir başka ifade ile bazı giysilerini çıkarabileceklerdir.

Âyetin sonundaki uyarı, kadınlar yaşlı da olsalar kendilerine ilgi duyulması ihtimali bulunduğu için bu ruhsatı kullanırken dikkatli olmalarına, amaca göre hareket etmelerine yöneliktir.

NAMAHREME BAKMA :

İbnu’l-Kayyim, el-Cevabu’l-Kâfi adlı eserin 129-130 sayfalarında şunları söylemektedir:

“Bakışlara gelince, bunlar şehvetin önderi ve elçisidirler. Harama bakmaktan korunmak, mahrem yerini korumanın esasıdır. Etrafına serbestçe bakan bir kimse kendisini tehlikeli yollara salmış olur. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Ey Ali, bir bakışın ardından bir diğer bakış salma. Çünkü ancak birincisi senindir”

Bununla kastedilen de maksat gütmeksizin ve aniden gerçekleşen bakıştır. Musned’de Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’ın şöyle buyurduğu kaydedilmektedir: “Bakış İblis’in oklarından zehirli bir oktur” …Bakış aslında insana gelip çatan genel olayların esasını teşkil eder. Çünkü bakış kalpte duyguyu doğurur, bu duygu düşünceyi meydana getirir, düşünce daha sonra şehveti uyandırır, şehvet arkasından iradeyi doğurur, sonra bu güçlenir ve nihayet kesin bir karar haline gelir, arkasından fiil gerçekleşir. Bunu engelleyecek bir husus olmadığı takdirde bütün bunlar olur. Bundan dolayı şöyle denilmiştir: "Gözü harama karşı korumaya sabretmek, ondan sonrasından gelecek acılara sabretmekten daha kolaydır…”

Kadının Açık Olarak Yanına Çıkabileceği Kimseler

Müslüman bir kadının diz kapağı ile göbeği arası, karın ve sırtı dışında diğer yerlerini yanlarında örtmek zorunda bulunmadığı hısımları ya da birlikte yaşanacak durumunda olduğu kimseler Nûr sûresi 31. ayette sayılmıştır. Bunlar yedi sınıf olup şunlardır:

1- Kocası: Kadın kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir.

2- Babası

3- Kayınpederi

4- Oğlu

5- Kocasının oğlu

6- Erkek kardeşi:

7- Erkek kardeşinin oğlu: Yeğen

8- Kız kardeşinin oğlu : Yeğen

9- Müslüman kadın: Çünkü mümin bir kadın, gayri müslim kadınların yanında diğer yakın hısımlarının yanında açıldığı gibi açık oturamaz. Burada, gayri müslim kadının kendi erkeklerinin yanında Müslüman kadını tasvir etmesi ve onu anlatması engellenmek istenmiştir. Hz. Ömer, Ebû Ubeyde (r.a)'ye yazdığı bir mektupta şöyle demiştir:

"Bana, Müslüman kadınların hamamlara müşrik kadınlarla birlikte girdikleri haberi ulaştı. Bu, daha önceden kalma bir âdettir. ALLAH'a ve ahiret gününe inanan hiç bir kadının kendi dininden olmayanın avret yerine bakması helal olmaz" (İbn Kesîr, Muhtasaru't-Tefsîr, II, 600, 601).

10- Kölesi ve câriyesi: Bir kadın, köle veya câriyesinin yanında örtüsüz kalabilir, çünkü Hz. Peygamber, Fâtıma (r.an)'ya bir köle bağışlamıştı. Bu sırada Hz. Fâtıma'nın üzerinde başını örtse ayakları, ayaklarını örtse başını açık bırakan bir elbise vardı. Hz. Peygamber bu durumu görünce şöyle buyurdu: "Senin için bir sakınca yoktur. Çünkü bu köle senin baban ve oğlun yerindedir" (Ebû Dâvud, Libâs, 32).

11- Erkekliği kalmamış hizmetçiler: Denk olmama, yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle kadınlara karşı istek duymama veya hadım olma gibi nedenlerle evin sahibi kadına cinsel bakımdan zararı dokunmayacak hizmetçiler, bahçıvan ve aşçı gibi kimseler, kadın için diğer hısımlar gibidir.

12- Kadınların gizli yerlerine bakmaktan anlamayan küçük çocuklar: Kadınların yanında bulununca onların konuşma, yürüme ve giyimlerinden cinsel bakımdan etkilenmeyecek derecede küçük yaştaki çocukların yanında örtünme zorunluluğu bulunmaz. Ancak çocuk erginlik çağına yaklaşmış olursa, artık yabancı kadınların yanına girmemelidir, çünkü, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

"Kadınların yanına girmekten sakının"

"Ey ALLAH'ın Rasulu! kocanın erkek kardeşi için ne buyurursunuz?" diye sorulunca, "Kayın birader ölümdür" buyurmuştur. (Tirmizî, Radâ, 16; Ahmed b. Hanbel, IV, 149, 153).

Zeyneb (r.anhâ) annemizin düğün ziyafeti tesettür ayetlerinin nüzûlüne de vesile oldu.

Davetliler yemekten sonra kalkıp gitmişti. Üç kişi vardi ki, onlar oturmuş çene çalıyorlardı. İki Cihan Güneşi Efendimiz onların kalkıp gitmesi için odaya girip çıkıyordu. Fakat onlar bu hareketten anlamıyorlardı. Efendimiz (s.a) annelerimizin odalarını ayrı ayrı dolaştı geldi yine onlar konuşuyordu. Can sıkıcı bu hadise üzerine ALLAH Teâlâ Ahzab Sûresi: 53. ayet-i celileyi nâzil buyurdu. Meâlen:

"Ey iman edenler! Peygamberin evlerine yemeğe dâvet olunmadan vaktine de bakmadan girmeyin. Ancak davet edildiğiniz zaman girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamberi üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama, ALLAH hakkı söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından birşey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin ALLAH’ın Rasûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız aslâ câiz olamaz. Çünkü bu, ALLAH katında büyük bir günahtır."

Buhârî, Tefsîru'l-Kur'ân, 33/8; Taberî, age. XXI1,27.

O günden itibaren Rasûl-u Ekrem (s.a.v) Efendimizin âileleri, mu’minlerin anneleri, perde arkasına çekildiler. Kıyamete kadar gelecek islâm hanımefendilerine örnek teşkil ettiler. İnsanlık haysiyet ve şerefini böyle muhafaza ettiler. İffet timsâli nezih bir hayat sürdüler. Gözler ve gönüller islam’ın bu güzellikleriyle huzur ve sükûn buldu. İnsanlık bu ölçülerle mutlu oldu. İnsan kıymeti ancak bu şekilde bilindi. İnsan insanlığının şerefine erdi.

Yukarıdaki hadisenin başka bir rivayetinde ise ( ahzab 53 nüzul sebeblerinden biri) Cuveybir'in İbn Abbâs'tan rivayetine göre

Birisi Hz. Peygamber (sa)'in hanımlarından birinin yanına geldi. Yanına geldiği hanımın amcasının oğlu idi. Hz. Peygamber (sa): ona: "Bu günden sonra bir daha buraya gelme, burada durma." buyurdular.

"Ey ALLAH'ın elçisi, o benim amcamın kızıdır, ne ben ona kötü bir şey söyledim, ne de o bana." dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.): "Bunu biliyo­rum. Fakat hiç kimse ALLAH'tan daha kıskanç değildir ve hiç kimse de benden daha kıskanç değildir." buyurdular.

Adam bırakıp gitti, giderken de: "Amcamın kızıyla konuşmamı engelliyorsun ha? O'ndan sonra mutlaka onunla (amcamın kızıyla) evleneceğim." dedi ve işte bunun üzerine ALLAH Tealâ bu âyet-i kerime­yi indirdi. Bu adam söylediği o kelimeden tevbe olarak bir köle azat etti, ALLAH yolunda on deve yükledi ve yürüyerek hacca gitti. [Suyûtî, Lübâbu'n-Nukul, n,81]

Herhalde bu iki rivayette de Hz. Peygamber (sa)'in vefatından sonra Hz. Aişe ile evleneceğini söyleyen kişi aynı yani Talha ibn Ubeydullah olmalıdır Esbabı Nuzul - Bedreddin Çetiner , Ahzab suresi 53. ayet tefsirinden

Rasûlullah(s.a.v)ın hanımları sonsuza kadar müminlerin anneleridir. Rasûlullah(s.a.v)ın vefatındna sonra hanımları bu yüzden nikah kıyılmamıştır. Müminlerin her birinin annesi olanlara karşı bile Perde arkasından konuşup , istemekle emrediliyorkan , birbirlerine haram olanların , o an evliylken, ileride boşanıp birbirlerini almaları (nikahlamaları) helal olanların ayrı ayrı odalarda oturmaları İslami olandır . Ki bu durumları görüyoruz. Evliyken bekarken bir araya gelen akrabaların zamanla evlendiklerini !

Başka bir hadisi şerifte de . Hz. Âişe diğer bir rivâyette de Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in perde gerisinden kendisine uzatılan bir mektubu almak için elini uzattığı sırada, "Bu kadın eli mi erkek eli mi bilemiyorum" diyerek mektubu almaksızın elini geri çektiğini, uzatan kimsenin: "Kadın eli yâ RasûlALLAH" demesi üzerine de: "Eğer kadın olsa idin tırnaklarını (kına ile) değiştirirdin" cevabında bulunduğunu haber verir. Bununla kına yakmayı kastetmişti. (Ebu Davud, Tereccül 4, (4166); Nesai, Zinet 18, (8, 142))

Ey iman edenler! Sizin köleleriniz ve henüz bulüğ yaşına gelmemiş olan çocuklarınız şu 3 zamanda sizden izin almadan yanınıza girmesinler.

1-Sabah namazindan önce

2-Öyle vakti elbiselerinizi çıkarıp gaylule yapacağınız zaman 3-Yatsı namazından sonra yani yatma zamanında bu zamanlar sizin için mahrem zamanlardır. Bunun dışında kalan vakitlerde bir beis yoktur. nur 57

Bakınız bu ayeti celilede yakın akraba oldukları halde bile içeri girmeyi ALLAH c.c. izine bağlamistir.

Rasûlullah(s.a.v)ın ikinci muezzini A'ma (2 gözü görmeyen) Ummu Mektum ; Bir gün Rasûlullah(s.a.v) ile sohbet etmek üzere hane-i saadete gelir. İçeride sohbete başlayınca Mu´minlerin annesi Aişe validemiz: "Ya RasulALLAH şuracıkda bende dinlesem müsade varmı? der.

Rasûlullah(s.a.v) s.a.v. : " hayır ya aişe olmaz " deyince, Aişe validemiz neden ya rasulALLAH? onun gözleri zaten aama görmüyor ki deyince Rasûlullah(s.a.v) efendimiz şöyle buyurmuştur : Ummu mektum seni görmüyorsa sende ummu mektumu görmüyormusun buyurmustur.

Bununlada hem kadının erkeğe ,hem erkeğin kadına bakmasını yasaklamıştır. Riyazu's salihin 1624

Abdu'l-Habîr İbnu Kays İbni Sabit İbni Kays İbni Şemmâs an ebîhi an ceddihi (radıyALLAHu anh) anlatıyor:

"Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a Ummu Hâlid adında bir kadın yüzü örtülü olduğu halde gelerek ALLAH yolunda öldürülmüş olan oğlu hakkında sormak istedi.

Ashab'tan biri kadına: "Sen, yüzü örtülü olduğun halde gelip oğlundan mı soracaksın?" dedi. Kadın: Oğlumu kaybetti isem de hayamı kaybetmedim" dedi.

Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kadına: " Oğlun iki şehid mükâfatı elde etmiştir!" dedi. Kadın: "- Bunun sebebi nedir, ey ALLAH'ın Rasûlü?" diye sorunca şu cevabı verdi:

" Çünkü onu Ehl-i Kitap öldürdü!"

Ebu Dâvud, Cihâd 8, (2488).Kutub-i sitte :996

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.