FANDOM


Kalem Suresi/34-52-Kalem Suresi/Elmalı/34-52 Hakka Suresi/1-37 Hakka Suresi/38-52-Hakka Suresi/Elmalı/38-52
Önemli!!! düzenlenen sayfalar ayn harfli fasılalara kadar yapılması gerekmektedir. Elmalı Tefsiri (Orjinal)
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
O Hâkka
(Gerçekleşecek) Kıyamet!
The Reality
Ne Hâkka?
Nedir, o Kıyamet?
What is the Reality
Ve ne bildirdi sana dirayetle? Nedir o Hâkka?
Gerçekleşenin (Kıaymetin) ne olduğunu sen nerden bileceksin?
Ah, what will convey unto thee what the reality is!
İnanmadı Semud-ü Âd o karıaya
Semûd ve Âd, kapılarını çalacak olan o felaketi yalan saymışlardı.
(The tribes of) Thamud and Aad disbelieved in the judgment to come.
Amma Semud ihlâk ediliverdiler o tâgıye ile
Semûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi.
As for Thamud, they were destroyed by the lightning.
Ve amma Âd onlar da ihlâk ediliverdiler bir sarsar rüzgârı, azgın bir fırtına ile
Âd kavmi ise gürültülü ve azgın bir fırtına ile yok edildiler.
And as for Aad, they were destroyed by a fierce roaring wind,
[[سَخَّرَها عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ ]]
müsellat etmişti Allah onun üzerlerine yedi gece sekiz gün husûm halinde: köklerini kesmek üzere müstemirren. Bir de görürsün ki o kavmı o müddet zarfında yıkıla kalmışlar. Ve sanki içleri kof hurma kütükleri imişler
Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti. Öyle ki, o kavmi içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
Which He imposed on them for seven long nights and eight long days so that thou mightest have seen men lying overthrown, as they were hollow trunks of palm trees.
Bak şimdi görebilirmisin onlardan bir bekıyye
Bak şimdi görebilir misin onlardan bir kalıntı?
Canst thou (O Muhammad) see any remnant of them?
Firavin de geldi, ondan evvelkiler de, mü'tefikeler de hep o hatâ ile
Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler.
And Pharaoh and those before him, and the communities that were destroyed, brought error,
Hep rablarının Resulüne âsî oldular o da onları alıverdi mütezayid bir tutuş (kahir bir kabza) ile
Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
And they disobeyed the messenger of their Lord, therefor did He grip them with a tightening grip.
Halbuki biz o su tuğyan ettiği vakıt sizi akan gemide taşıdık
Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.
Lo! when the waters rose, We carried you upon the ship
Onu sizlere bir anid yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye
Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.
That We might make it a memorial for you, and that remembering ears (that heard the story) might remember.
Çünkü sur üfürülüp de bir tek nefha
Sûr'a bir tek üfleme üflendiği,
And when the trumpet shall sound one blast
O yer ve dağlar yükletilip arkasından da bir çarpılış çarpıldılar mı bir daf'a
Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,
And the earth with the mountains shall be lifted up and crushed with one crash,
İşte o gün o vâkıa vukua gelmiştir
İşte o gün olacak olur.
Then, on that day will the Event befall.
Ve Semâ yarılmış o da o gün sarkmıştır,
O gün gök yarılmış, sarkmıştır.
And the heaven will split asunder, for that day it will be frail.
öyle ki melekler, kenarları üzerindedir ve üstlerinde o gün rabbının Arşını sekiz hâmil olur
Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.
And the angels will be on the sides thereof, and eight will uphold the Throne of their Lord that day, above them.
O gün arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz
O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz.
On that day ye will be exposed; not a secret of you will be hidden.
İşte o vakıt kitabına sağıyle irdirilmiş olan kimse der ki: ha alın okuyun kitabımı
Kitabı sağından verilen, "alın okuyun kitabımı.."
Then, as for him who is given his record in his right hand, he will say: Take, read my book!
Çünkü ben sezmiştim ki ben kavuşacağım hisabıma
"Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der.
Surely I knew that I should have to meet my reckoning.
Artık o, hoşnud bir hayatta
Artık o hoşnut bir hayattadır.
Then he will be in blissful state
Yüksek bir Cennettedir
Yüksek bir cennettedir.
In a high Garden
Divşirimleri yakında
Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır.
Whereof the clusters are in easy reach.
Yeyin için afiyet olsun, takdim ettiklerinize mukabil geçmiş günlerde
"Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için." (denir).
(And it will be said unto those therein): Eat and drink at ease for that which ye sent on before you in past days.
Amma kitabına soliyle irdirilmiş olan da der ki: eyvah keşke erdirilmese idim kitabıma
Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de,
But as for him who is given his record in his left hand, he will say: Oh, would that I had not been given my book
Ve vâkıf olmasa idim ne imiş? Hisabıma
Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim,
And knew not what my reckoning!
nolurdu iş bitiren olaydı o ölüm
Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı.
Oh, would that it had been death!
Hiç bir şey'e yaramadı benden yana malım
Malım bana hiç fayda vermedi.
My wealth hath not availed me,
Mahv oldu benden saltanat-ü sâmanım
Gücüm de benden yok olup gitti."
My power hath gone from me.
Tutun onu hemen bağlayın onu
(Zebanilere şöyle denir): "Onu yakalayın da bağlayın."
(It will be said): Take him and fetter him
Sonra ancak Cahîme yaslayın onu
"Sonra cehenneme atın onu."
And then expose him to hell fire
Sonra bir zincirde, ki boyu yetmiş arşın, yollayın onu
"Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun."
And then insert him in a chain whereof the length is seventy cubits.
Çünkü o Allahu azîmüşşana inanmıyordu
Çünkü o, büyük Allah'a inanmıyordu.
Lo! he used not to believe in Allah the Tremendous,
Ve fukaranın yiyeceğine hiç bakmıyordu
Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu.
And urged not on the feeding of the wretched,
bu gün de ona yok kanı sıcak bir hısım
Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
Therefor hath he no lover here this day,
Ne de bir taam, bir «gıslîn» den başka
Bir irinden başka yiyecek de yok.
Nor any food save filth
Ki onu kimse yemez hatâkâr canîlerden başka.
Onu günahkârlardan başkası yemez.
3Which none but sinners eat.
Disambig Bakınız: HakkaSuresi, HakkaSuresi/MEALHakkaSuresi/VİDEO, HakkaSuresi/TEFSİR, HakkaSuresi/TEZHİB, HakkaSuresi/HAT, HakkaSuresi/FAZİLETİ, HakkaSuresi/HİKMETLERİ, HakkaSuresi/, HakkaSuresi/KERAMETLERİ, HakkaSuresi/AUDİO, HakkaSuresi/HADİSLER, HakkaSuresi/NAKİLLER, HakkaSuresi/EL YAZMALARI, HakkaSuresi/VP
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/Hakka_Suresi/1-37?oldid=110823" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.