FANDOM


Durmayalım Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Geçinme Belâsı


3'lü iki beyitin tablo sunumuEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme

Geçende, Yayla civârında bir ufak cevelân

Bahânesiyle, bizim eski âşinâlardan

Geçende, Yayla civarında bir ufak gezinti

Bahanesiyle, bizim eski tanıdıklardan

İngilizce Tercüme Buraya

Bir attar azıcık gitmek istedim yanına,

Ki her zaman beni da´vet ederdi dükkânına.

Bir attarın azıcık gitmek istedim yanına,

Ki her zaman beni davet ederdi dükkânına.

İngilizce Tercüme Buraya

Biraz müsâhabeden sonra söktü müşteriler:

-Ver ordan on paralık zencefıl, çörek otu, biber.

Biraz sohbetten sonra söktü müşteriler:

-Ver ordan on paralık zencefil, çörek otu, biber.

İngilizce Tercüme Buraya

Geçenki beş para borcumla on beş etmedi mi?

-Silik bu yirmilik almam...

Geçenki beş para borcumla on beş etmedi mi?

-Silik bu yirmilik almam...

İngilizce Tercüme Buraya
-Uzatma gör işimi!

-Oğul, çabuk...

Bana tîrak...

Okunmuş olmalı ha!

-Uzatma gör işimi!

-Oğul, çabuk...

Bana tîrak...

Okunmuş olmalı ha!

İngilizce Tercüme Buraya

Bizim çocuk, adı batsın, yılancık olmuş...

-Ya?

-Sübek kadar yüzü hütdağı kesildi!

Bizim çocuk, adı batsın, yılancık olmuş...

-Ya?

Sübek kadar yüzü hütdağı kesildi!

İngilizce Tercüme Buraya

-Vah vah vah!

-Hanım, geçer, nefes ettir...

-Geçer mi? İnşallah.

-Vah vah vah!

-Hanım, geçer, nefes ettir...

-Geçer mi? İnşallah.

İngilizce Tercüme Buraya

-Bi yirmilik paket amma sabahki tozdu bütün...

Ayol, hep içtiğimiz toz... Bozuldu eski tütün!

-Bi yirmilik paket ama sabahki tozdu bütün...

-Ayol, hep içtiğimiz toz...Bozuldu eski tütün!

İngilizce Tercüme Buraya

-Efendi amca, sakız ver... Biraz da balmumu kes.

-Kızım, parayla olur ha! Peşinci bak herkes.

-Efendi amca, sakız ver...Biraz da balmumu kes.

-Kızım parayla olur ha! Peşinci bak herkes.

İngilizce Tercüme Buraya

Beşer onar paralar hepsi yaklaşıp deliğe,

Süzüldüler oradan bir kilitli çekmeceye.

Beşer onar paralar hepsi yaklaşıp deliğe,

Süzüldüler oradan bir kilitli çekmeceye.

İngilizce Tercüme Buraya

Epeyce fâsıladan sonra geldi başka biri:

-Genişçe bir hasırın var mı? Neyse hem değeri,

Epeyce aradan sonra geldi başka biri:

-Genişçe bir hasırın var mı?Neyse hem değeri,

İngilizce Tercüme Buraya

Cenâze sarmak içindir, eziyyet etme sakın!

Mahallemizde beş aydır yatan o hasta kadın

Cenaze sarmak içindir, eziyet etme sakın!

Mahallemizde beş aydır yatan o hasta kadın

İngilizce Tercüme Buraya

Bugün, sabahleyin artık cihandan el çekmiş...

-Ne çâre! Kısmeti bir böyle günde ölmekmiş.

Bugün sabahleyin artık dünyadan el çekmiş...

-Ne çare! Kısmeti bir böyle günde ölmekmiş.

İngilizce Tercüme Buraya

-Yanında kimse de yokmıış... Aman bırak neyse...

Ecel gelince ha olmuş, ha olmamış kimse!

-Yanında kimse de yokmuş... Aman bırak neyse...

Ecel gelince ha olmuş, ha olmamış kimse!

İngilizce Tercüme Buraya

-Dokuz kuruş bu hasır, siz, sekiz verin haydi...

Pazarlık etmiyelim bir kuruş için şimdi!

-Dokuz kuruş bu hasır, siz sekiz verin haydi..

Pazarlık etmeyelim bir kuruş için şimdi!

İngilizce Tercüme Buraya

Hasır büküldü, omuzlandı, daldı bir sokağa;


Sokuldu kimbilir ordan da hangi bir bucağa.

Hasır büküldü, omuzlandı, daldı bir sokağa;

Sokuldu kim bilir ordan da hangi bir bucağa.

İngilizce Tercüme Buraya

Açıldı bir ölü saklanmak üzre sînesine,

Kapandı ketm-i adem heybetiyle sonra yine!

Açıldı bir ölü saklanmak üzre sinesine,

Kapandı yokluğun sırrındaki heybetle sonra yine!

İngilizce Tercüme Buraya

Beş on fakîre olup bâr-ı dûş-i istiskâl,

Huzûr-i lâlini bir nevha etmeden ihlâl,

Bu işten hoşlanmayan beş on yoksulun omuzlarına yüklenerek,

Dilsiz huzurunun havasını hiç bir feryat bozmaksızın,

İngilizce Tercüme Buraya

Sükûn içinde uzaklaştı âşiyânından.

Geçince sûrunu şehrin, uzattı servistan

Durgun ve dingin uzaklaştı yuvasından.

Şehrin surlarını geçince uzandı serviler dünyasından

İngilizce Tercüme Buraya

Garîb yolcuyu tevkîfe bin bükülmez kol!

Omuzdan indi hasır, yoktu çünkü artık yol.

Kimsesiz yolcuyu durdurmak için bin bükülmez kol!

Omuzdan indi hasır, yoktu çünkü artık yol.

İngilizce Tercüme Buraya

Mezarcının o kürek yüzlü dest-i lâkaydı

İânesiyle nihâyet mezâra yaslandı.

Mezarcının o kürek yüzlü hissiz eli

Yardımıyla sonunda mezara yaslandı.

İngilizce Tercüme Buraya

Hücûm-i mihnet-i peyderpeyiyle dünyanın,

Hayâtı bir yığın âlâm olan zavallı kadın,

Art arda gelen sıkıntılarının saldırısıyla dünyanın,

Hayatı bir yığın üzüntü olan zavallı kadın,

İngilizce Tercüme Buraya

Hasırdan örtüsü dûşunda hufreden indi...

Enîn-i rûhu da artık müebbeden dindi.

Hasırdan örtüsü omuzunda çukurdan indi...

Ruhunun inleyişi de artık sonsuza dek dindi.

İngilizce Tercüme Buraya

Bu hâtırât ile kalbimde başlayınca melâl,

Oturmak istemez oldm, kıyam edip derhal;

Hatırıma gelen bu sahnelerle kalbimde bir keder başlayınca

Oturmak istemez oldum, hemen kalktım ayağa;

İngilizce Tercüme Buraya

Yüzümde aleme nefrin, içim deşevk-i memat;

Gözümde içyüzü dehrin: Yığın yığın zulümat!

-Yüzümde âleme lanet, içimde ölüm hevesi;

Gözümde içyüzü dünyanın:Yığın yığın zulümler!

İngilizce Tercüme Buraya

Bulunduğum o mukassi mahalden ayrıldım,

Bu perde bitti mi? Heyhat! Atmadım bir adım,

-Bulunduğum o kasvet verici yerden ayrıldım.

Bu perde bitti mi?Yazık! Atmadım bir adım,

İngilizce Tercüme Buraya

Ki ruhu eylemesin böyle bin fecia harab!

Hayat namına ya Rab, nedir bu devr-i azab?

Ki ruhu eylemesin böyle bin facia harab!

Nedir hayat denen bu azap devri ya Rab?

İngilizce Tercüme Buraya



Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
-Uzatma gör işimi!


-Oğul, çabuk... Bana tîrak... Okunmuş olmalı ha!


Bizim çocuk, adı batsın, yılancık olmuş...


-Ya?


-Sübek kadar yüzü hütdağı kesildi!


-Vah vah vah!


-Hanım, geçer, nefes ettir...


-Geçer mi? İnşallah.


-Bi yirmilik paket amma sabahki tozdu bütün...


Ayol, hep içtiğimiz toz... Bozuldu eski tütün!


-Efendi amca, sakız ver... Biraz da balmumu kes.


-Kızım, parayla olur ha! Peşinci bak herkes.


Beşer onar paralar hepsi yaklaşıp deliğe,


Süzüldüler oradan bir kilitli çekmeceye.


Epeyce fâsıladan sonra geldi başka biri:


-Genişçe bir hasırın var mı? Neyse hem değeri,


Cenâze sarmak içindir, eziyyet etme sakın!


Mahallemizde beş aydır yatan o hasta kadın


Bugün, sabahleyin artık cihandan el çekmiş...


-Ne çâre! Kısmeti bir böyle günde ölmekmiş.


-Yanında kimse de yokmıış... Aman bırak neyse...


Ecel gelince ha olmuş, ha olmamış kimse!


-Dokuz kuruş bu hasır, siz, sekiz verin haydi...


Pazarlık etmiyelim bir kuruş için şimdi!


Hasır büküldü, omuzlandı, daldı bir sokağa;


Sokuldu kimbilir ordan da hangi bir bucağa.


Açıldı bir ölü saklanmak üzre sînesine,


Kapandı ketm-i adem heybetiyle sonra yine!


Beş on fakîre olup bâr-ı dûş-i istiskâl,


Huzûr-i lâlini bir nevha etmeden ihlâl,


Sükûn içinde uzaklaştı âşiyânından.


Geçince sûrunu şehrin, uzattı servistan


Garîb yolcuyu tevkîfe bin bükülmez kol!


Omuzdan indi hasır, yoktu çünkü artık yol.


Mezarcının o kürek yüzlü dest-i lâkaydı


İânesiyle nihâyet mezâra yaslandı.


Hücûm-i mihnet-i peyderpeyiyle dünyanın,


Hayâtı bir yığın âlâm olan zavallı kadın,


Hasırdan örtüsü dûşunda hufreden indi...


Enîn-i rûhu da artık müebbeden dindi.


Bu hâtırât ile kalbimde başlayınca melâl,


Oturmak istemez oldm, kıyam edip derhal;


Yüzümde aleme nefrin,içimdeşevk-i memat;


Gözümde içyüzü dehrin: Yığın yığın zulümat!-


Bulunduğum o mukassi mahalden ayrıldım,


Bu perde bitti mi? Heyhat! Atmadım bir adım,


Ki ruhu eylemesin böyle bin fecia harab!


Hayat namına ya Rab, nedir bu devr-i azab?




Biraz sohbetten sonra söktü müşteriler:


-Ver ordan on paralık zencefil, çörek otu, biber.


Geçenki beş para borcumla on beş etmedi mi?


-Silik bu yirmilik (3)almam...


-Uzatma gör işimi!


-Oğul, çabuk... Bana tiryak...(4) Okunmuş olmalı ha!


Bizim çocuk, adı batsın, yılancık olmuş...


-Ya?


Sübek kadar yüzü hütdağı kesildi!


-Vah vah vah!


-Hanım, geçer, nefes ettir...


-Geçer mi? İnşallah.


-Bi yirmilik paket ama sabahki tozdu bütün...


-Ayol, hep içtiğimiz toz...Bozuldu eski tütün!


-Efendi amca, sakız ver...Biraz da balmumu kes.


-Kızım parayla olur ha!Peşinci bak herkes.


Beşer onar paralar hepsi yaklaşıp deliğe,


Süzüldüler oradan bir kilitli çekmeceye.


Epeyce aradan sonra geldi başka biri:


-Genişçe bir hasırın var mı?Neyse hem değeri,


Cenaze sarmak içindir,eziyet etme sakın!


Mahallemizde beş aydır yatan o hasta kadın


Bugün sabahleyin artık dünyadan el çekmiş...


-Ne çare! Kısmeti bir böyle günde ölmekmiş.


-Yanında kimse de yokmuş... Aman bırak neyse...


Ecel gelince ha olmuş, ha olmamış kimse!


-Dokuz kuruş bu hasır, siz sekiz verin haydi..


Pazarlık etmeyelim bir kuruş için şimdi!


Hasır büküldü, omuzlandı, daldı bir sokağa;


Sokuldu kim bilir ordan da hangi bir bucağa.


Açıldı bir ölü saklanmak üzre sinesine,


Kapandı yokluğun sırrındaki heybetle sonra yine!


Bu işten hoşlanmayan beş on yoksulun omuzlarına yüklenerek,


Dilsiz huzurunun havasını hiç bir feryat bozmaksızın,


Durgun ve dingin uzaklaştı yuvasından.


Şehrin surlarını geçince uzandı serviler dünyasından


Kimsesiz yolcuyu durdurmak için bin bükülmez kol!


Omuzdan indi hasır, yoktu çünkü artık yol.


Mezarcının o kürek yüzlü hissiz eli


Yardımıyla sonunda mezara yaslandı.


Art arda gelen sıkıntılarının saldırısıyla dünyanın,


Hayatı bir yığın üzüntü olan zavallı kadın,


Hasırdan örtüsü omuzunda çukurdan indi...


Ruhunun inleyişi de artık sonsuza dek dindi.


Hatırıma gelen bu sahnelerle kalbimde bir keder başlayınca


Oturmak istemez oldum, hemen kalktım ayağa;


-Yüzümde âleme lanet,içimde ölüm hevesi;


Gözümde içyüzü dünyanın:Yığın yığın zulümler!


-Bulunduğum o kasvet verici yerden ayrıldım.


Bu perde bitti mi?Yazık! Atmadım bir adım,


Ki ruhu eylemesin böyle bin facia harab!


Nedir hayat denen bu azap devri ya Rab?


(1)Yayla: istanbul'da Fatih'e yakın bir semt.


(2)Attar: Mahalle arasında bazı baharatla


iğne-iplik vs. satan dükkün sahibi.


(3)Yirmilik: Eski bir madenî para.


Bunların üzerindeki yazı ve


tuğralar çok kullanılmaktan dolayı


aşınıp silinirdi.


(4)tiryak: Eskiden bazı hastalıklara karşı


Kullanılan bir cins macun.

THE MAT

Recently I wanted to go to our old familiar who is sold spiece with small navigation around upland He has always invited met o his shop

Customers come after a little conversation Give me ten worth from there ginger nigella pepper

Isn’t rany debt fifteen with this five? The wisdom is dimmed, ı don’t get

Don’t extend, do my job Son be quick. Give my some tiryak. It must be blessed?

Our child, blast him, was erysipelas Really? His little face suvelled as a Hütdağı

What a pity He recovers! Get him blessed

Does he recover? I hope Make a package but the one bought this morning was all powder

Oh ! the powder which we always smoke . old tobacco has gone bad Give me gum . cut some wax , too

My girl it would be with the Money. Look! Everyone pays in cash All of five and ten bucks approached the hole and perched in a locked drower from there

Someone else come then Do you have a wide mat? Whatever value is

It’s to hold a funeral don’t grint That sick woman lying for five months in our neighbour hood passed away tihs morning

What remedy ! her faith is to die at such a day There’s no one with her . oh! Leave anyway

When that comes no matter anyone is there or not This mat is nine cents but you give me eight now let’s not bargain for a cent

The mat was twisted sholdered entered into a street Who knows where was it put then

İt was opened to hide a dead in it’s bosom then closed again


By being loaded on the shoulders of a few poor,Who doesn’t like this work without disturbing the peace quietly and calmly go away from her slot

When it passed walls of the city thousand stiff arm reached out to stop the lonely passenger from the world of the cypresses

The mat went down from shoulder because there was no way any more At the end leaned agains the grave with the help of grave digger’s shovel faced numb hand

With the attack of world’s one after another trouble The poor woman whose life is a heap of sadness

She landed into the hole with the mat on her shoulder the meaning of her soul ended forever

when a grief began in my heart by the scenes come to my mind ı did not want to sit, I standed up immediately

a curse to realm on my face, enthusiasm to death inside. The iner face of the world in my eyes: Pile of persecution.

I left the gloomy place where ı had been Has the scene ended? Sorry! I did not even step

So her soul would not be a disaster ruin Oh God! What is that life called a rev of torment



örnek osmanlıca مقدمة



Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi

Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi
Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.