FANDOM


Dosya:Abraham recevant Agar.jpg
Dosya:Abraham renvoyant Agar.jpg

Hacer, Acer olarak da bilinir, (Arapça: هاجر, İbranice: הָגָר Hagar), İslam ve Musevi kaynaklarına göre Hacar, İbrahim'in karısı, İsmail'in annesi.[1]

İslam kaynaklarına göre Mısır firavunlarından Senan bin Ulvan'ın, İbrahim'in karısı Sara'ya hediye ettiği Etiyopyalı, mümine bir kadın, müslim bir eş ve şefkatli bir anne olan Hz. Hacer validemiz siyahi bir köledir.

İbrahim, çocuğu olmayan Sara'nın izniyle Hacer'le evlenir ve bu evlilikten İsmail doğar. Ama Sare, ilerlemiş yaşına ve bu arada kendisinin de bir çocuğu (İshak) olmasına karşın Hacer'i kıskanır. Bunun ardından İbrahim ilahi emir üzerine Hacer ve İsmail'i o dönemde kimsenin yaşamadığı Mekke vadisine getirip bırakır.[2] Hacer Allah'nın yardımıyla güçlüklere göğüs gererek oğlunu yetiştirir. Kitabı Mukaddes'te ise Hacer'in daha gebeyken Sara'nın eziyetinden kaçtığı, ama Tanrı'nın bir meleğinin uyarısıyla geri döndüğü anlatılır (Tekvin 16: 1-16). Tekvin'e göre Hacer'in daha sonra yerleştiği yer ise Beer-seba Çölüdür (21:8-21).[kaynak belirtilmeli]Hz. Hacer validemizin siyah yüzü ise şefkat ve teslimiyet duygularıyla güneş gibi parlamakta!.

Köle kökenli olmasına karşın Hacer, güçlü imanı dolaysıyla daha İslam öncesinde soyluluk simgesi durumuna gelmiştir. Hacer'in, yiyecek ve içeceklerinin tükenmesi üzerine ağlayan İsmail'e su bulmak için yakındaki iki tepe (Safa ve Merve) arasındaki koşuşmasının müminlerce de tekrar edilmesi İslam'da hac ibadetinin gerekleri arasında yer alır. Zemzem suyu da Hacer ile İsmail'e bağışlanan ve o günden beri hiç tükenmeyen bir armağan olarak görülür. Zemzemin bulunması üzerine Mekke bir yerleşim yeri olmaya başlar.[2] İslam inanışına göre daha sonra Mekke'ye dönen İbrahim burada Kabe'yi inşa eder. Evlilik çağına giren İsmail, komşuları Cürhum kabilesinden önce Mudad'ın kızı Seyyide, sonra da Amr'ın kızı Ra'le ile evlenir. Bu evliliklerden doğan 12 oğlunun, Mekke çevresini dolduran Arapların ataları olduğuna ve (Yahudiler de İsmail'in Filistin'in güneyindeki Bedevi halklarının atası olduğuna inanırlar.) Hacer bu nedenle Arab-ı Tabia adı verilen bu Arapların büyük annesi sayılır. Muhammed'in Hacer için Araplara İşte bu kadın sizin annenizdir dediği söylenir. Hacer'in Kabe içinde Hıcr, Hatim ya da Hazire denilen bölümde gömülü olduğuna inanılır.

Ayrıca bakınız Edit

Kaynaklar Edit

Şablon:İslam-biyo-taslak Şablon:Yahudilik-taslak


ar:هاجر az:Hacər ca:Agar cs:Hagar da:Hagar (Bibelen) de:Hagar el:Άγαρ en:Hagar eo:Hagar es:Agar fa:هاجر fi:Haagar fr:Agar (Bible) he:הגר hu:Hágár id:Hagar it:Agar (Bibbia) ja:ハガル ko:하갈 ml:ഹാജറ ms:Siti Hajar isteri Nabi Ibrahim nl:Hagar no:Hagar pl:Hagar (postać biblijna) pt:Agar (Bíblia) ro:Hagar ru:Агарь sv:Hagar uk:Агар (наложниця Авраама) ur:ہاجرہ wo:Ajara zh:夏甲


Hacer, Mısır padişahının İbrahim'in karısı Sare'ye bağışlamış olduğu kerametli, vefalı, itaatkâr ve emin bir cariye idi. Sare, yaşlanmış ve İbrahim'e (a.s) bir çocuk verememiş olduğu için kocasına Hacer ile evlenmesini önerdi. Bu izdivacın meyvesi, İsmail adında tertemiz bir erkek çocuğu oldu. Bu olay Sare'yi üzdü. Hasreti ve hüznü, Hz. İbrahim'in de üzülmesine sebep oldu. Hz. İbrahim (a.s) yüce Allah'tan bu sorunu halletmesini istedi. Allah ona, Hacer ve İsmail'i başka bir yere götürmesini vahyetti. İbrahim sordu: "Allah'ım! Onları nereye götüreyim?" Allah buyurdu: "Yeryüzünde ortaya çıkardığım ilk kara parçasına." Cebrail, İbrahim'e eşlik edip kılavuzluk yapmakla görevlendirildi. İbrahim, İsmail ve Hacer'i alıp susuz, kıraç ve sıcak bir çöl olan Bi'r-i Şiye' vadisine götürdü ve bir tulum su ve azıcık yiyecekle onları orada bıraktı. Çölün misafiri olan tek ağaç, üzerine atılan çarşafla beraber, yakıcı güneşe karşı Hacer ve İsmail için gölgelik oldu. Hacer ve İsmail'in yerleşmesinin ardından İbrahim (a.s) geri dönmek istedi. Hacer, İbrahim'in eteğine asıldı; gözyaşı dökerek İbrahim'in duygularını tahrik etmeye çalıştı. Acıklı bir sesle: "Bizi bu susuz bitkisiz çölde bırakıp nereye gidiyorsun İbrahim?!" dedi. Hacer'in ağlayıp sızlaması, İbrahim'in kararlı iradesine halel getirmedi. "Beni, sizi buraya yerleştirmekle görevlendiren Allah, sizin velâyetinizi de üstlenmiştir." dedi. Bu söz, Hacer'in yüreğinin ateşine serpilmiş soğuk bir su gibi oldu. İçi rahatladı ve eşine şöyle dedi: "Eğer bu iş Allah'ın emri ve iradesiyle yapılıyorsa, nereye istersen git; benim şüphem yok ki Allah bizi, hor ve zayi etmez." İbrahim yola koyuldu ve gitti. Zî Tuva'daki Kuda dağına yetiştiğinde döndü ve uzaktan Hacer ile İsmail'e bakıp şöyle dedi: "Rabbim! Ben zürriyetimden bazılarını senin saygın evinin yanında, susuz ve ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbim! Namazı ayakta tutsunlar diye. Sen insanlardan bir kısmının kalbini onlara yönelt ve onlara meyvelerden rızk ver. Umulur ki sana şükrederler." Hacer ve yavrusu, daha sonralar Kâbe adıyla ve Müslümanların kıblesi olarak meşhur olan Bi'r-i Şiye' çölünde kaldılar ve sabırla yaşamlarını sürdürdüler. Nihayet su ve yiyecekleri bitti. Susuzluk, İsmail'e galip geldi. Çocuk, susuzluğun şiddetinden ağlıyordu. Anne yüreği bu duruma dayanamadı. Bu sıkıntıdan kurtulmak için bir yol aramaya başladı. Her geçen an çocuğun susuzluğu artıyordu. Neredeyse can kuşu beden kafesinden uçacaktı. Anne, çocuğu yalnız bıraktı ve bir köşeye çekildi ki İsmail'in can çekişme manzarasını görmesin! Çocuğun ağlama sesi uzaktan da Hacer'in kulağına yetişiyordu ve onu telâşlı bir şekilde su aramaya zorluyordu. Sefa tepesine çıkıp etrafa bir göz gezdirdi. Çölde bir serap gördü. Serap peşice Merve'ye kadar koştu. Merve'den de serabın peşinde Sefa'ya döndü ve yedi kez bu işi yaptı. Bütün bu süre içinde İsmail ağlıyor ve küçücük ayaklarını yere sürtüyordu. Çığlıklarıyla annesinin kalbini pare pare ediyordu. Hacer, Merve'nin üstünden yavrusuna baktı ve İsmail'in ayaklarının altından su aktığını gördü. Bir çeşme kaynamaya başlamıştı ve ondan berrak bir su akıyordu. Hacer, yorgun ve bitkin bir bedenle yavrusunun yanına geldi, onu kucağına aldı ve dudaklarını suyla ıslattı. Çocuğunun yavaş yavaş canlandığını görüyor olmaktan zevk alıyordu. Çocuğunun kurtulduğundan emin olduktan sonra, kendisi de o sudan doya doya içti. O çeşme, bugün de kaynamaktadır ve Zemzem Kuyusu adıyla meşhurdur. İsmail büyüyüp evlendikten sonra Hacer vefat etti ve Allah'ın evinin yanında defnedildi. Onun ve oğlunun kabri, bugün Kâbe etrafında tavaf ederek Mabut'larına yönelen milyonlarca ziyaretçinin ziyaret mahallidir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.